Ortadoğu Gazetesi

BIST
91,387
%1,48
USD
5,3453
%0,22
EUR
6,0748
%0,03
Altın
213,3720
%-0,44
SON DAKİKA

Ağa Hüseyin

KÖŞE YAZILARI / 2018-02-19 07:50:24

Ağa Hüseyin

         Nüfus idaresinin soyağacı hizmeti, herkesin soyunu-sopunu öğrenmesi için önemli bir hizmet olmuştur. Atasını, dedesini, geçmişini öğrenmek herkesin en doğal hakkıdır. Merak eden bunu zaten öğrenme imkanına sahipti. Devlet arşivleri olmasa dahi, kendi aile büyüklerine sorarak en azından bir fikir edinme fırsatı her zaman vardı. Nitekim, bizim geçmişimizi öğrenmemiz bu yolla olmuştur ve nüfus idaresinin verdiği bilgelerin çok daha ilerisinde, çok daha detaylı şekilde aile büyüklerimi biliyordum. Yine de verilen hizmetten son derece memnunum ve dikkatimizden kaçan bazı ayrıntılara da bu yolla öğrenme ve değerlendirme imkanı bulduk.

                                     

AİLE BÜYÜKLERİM                  

         Tamamı Kars ili Sarıkamış ilçesi Balabantaş köyüne ait nüfus kayıtlarında babamın babasına yani dedeme kadar ayrıntı var. Dedem Şevki'nin babasının adının İrnafi olduğu bilgisi de mevcut, ama doğum ve ölüm tarihleri bulunmuyor.Ben aile büyüklerimden İrfani dedemin babasının adının Osman, onun babasının, yani dedemin dedesinin adının da Hüseyin olduğunu yıllar önce, çocuk sayılacak yaşta öğrenmiştim. Anne tarafım için de nüfus idaresinde benzer bilgiler mevcut ve benim bildiklerimle birebir örtüşüyor.

                           

İSİMLERDEKİ AYRINTI

               Dikkatimi çeken bir önemli ayrıntı da hem anne, hem baba tarafımdaki isimlerdeki ayrıntıdır. Ayşe, Fatma, Osman, Rıfat, Arif, Münüre gibi Türk ve Müslüman isimleri öne çıkıyor. Mesala babamın adı Rüstem, amcalarımın adı Osman ve İdris. Tamamının ortak tarafı Türklerde büyük kabul gören, ama aynı zamanda dinimizde de özel yeri olan isimler olmaları. Buna karşılık halalarımın isimleri Gülzade, Gülbeyaz ve Gülsüme. Tamamen Türk ve Türkçe isimler. Mustafa, Ahmet ve Mehmet gibi isimlere neredeyse hiç rastlanmıyor. Sadece Anneannemin babasının adı Ahmet ve bir istisna gibi duruyor. Bunun sebebi Peygamber efendimize duyulan saygı olmalı.                       

         Kayıtlarda bazı küçük yanlışlıklar veya eksiklikler de dikkat çekiyor. 1879 doğumlu olan ve 1972'de rahmete kavuşan anneannem hala sağ olarak görülüyor. Dayımın 1960'lı yılların ortalarında göç edip Konya Ereğli'ye yerleşmesi sebebiyle, kayıt bildirimlerinde bir yanlışlık veya eksiklik yaşandığı anlaşılıyor.

                                 

OSMANLI RUS SAVAŞI

         Yazının başlığındaki Ağa Hüseyin meselesine gelince: Sarıkamış Balabantaş köyüne kayıtlı bulunan ve soyadı Karadaş veya yazım farkı sebebiyle Karataş olan herkes Ağa Hüseyin sülalesine tabidir. Nitekim, şimdi unutulmuş olsa da, eskiden sülaleye ait her hangi birinden söz edilirken, "Ağa Hüseyingillerden" denilirdi. Yukarıda da belirttiğim gibi Ağa Hüseyin dedemin dedesidir. "Ağa" lakabı zenginlik belirtisi gibi görünse de, işin aslı öyle değildir ve bütün Karataş sülalesi için onur ve şeref duyulacak bir hikayesi vardır. Ben dedelerimi hiç görmedim. Her ikisi de ben dünyaya gelmeden yıllar önce rahmete kavuşmuşlar. Ancak rahmetli babaannemden ve babamdan, hatta sülalemizin bugün birçoğu hayatta olmayan büyüklerinden Ağa Hüseyin'in kim olduğunu defalarca dinledim. Anlatılanlardan anlayabildiğim kadarıyla olay Osmanlı-Rus savaşına dayanıyor. Muhtemelen 1877 civarındaki yıllar olmalı. Osmanlı askeri kış aylarında zor durumdadır. Askerin yiyecek sıkıntısı sebebiyle civar köylerden erzak toplanmaktadır. Bir müfreze başında bir zabitle, yani subayla birlikte bizim köyümüz Balabantaş'a da gelirler. Köy meydanında topladıkları ahaliden erzak yardımı talep ederler. Fakat köylü zor durumdadır ve gerçekten de kimsede verecek bir şey bulunmamaktadır. Elde olan, kendi çoluk-çocuğunun rızkı ve bahar aylarında tarlaya ekilmek üzere ayrılmış bir miktar tohumluktan ibarettir.Müfrezenin boş dönmesini içine sindiremeyen dedem, zabitin kendisini takip etmesini söyler. Evin önüne gelirler ve üzeri karla kaplı bir yeri göstererek kazılmasını ister. Ayırdığı tohumu evinin önündeki bir kuyuya gömmüştür.

       Tohumu kuyuya gömme o yıllarda son derece yaygındır. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi ağır kış şartlarında arpa veya buğdanın donmadan ve bozulmadan kalmasıdır. İkincisi ve en önemlisi de her hangi bir düşman baskınında bulunamamasıdır. Çünkü kuyuların üzeri kapatılır ve yerini sadece sahipleri bilir.

                               

AĞALIK BÖYLE OLUR

         Müfreze birkaç kazma ve kürek darbesiyle kuyuyu ortaya çıkarır. İçinde birkaç teneke denilecek kadar buğday vardır. Zabit bunun tohumluk için ayrıldığını anlar ve almak istemez. Dedem ısrar eder ve ekler: Asker olmazsa biz bu tohumu nereye ekeceğiz? Son derece duygulanan zabit, dedeme ismini sorar ve Hüseyin cevabı alır. Sırtını sıvazlayarak, senin adın bundan sonra "Ağa Hüseyin" diye tembihte bulunur. İşte Hüseyin dedemin Ağa'lığı budur.

                           

ŞEVKİ DEDEM

         Ağa Hüseyin'in torunu olan Şevki dedem, 1914 yılı sonlarındaki Sarıkamış harekatına katılmış ve esir düşmüştür. 3 yıl Sibirya'da sürgün kaldıktan sonra bir mübadele ile tekrar köyüne dönmüştür. Esaret hayatı yaşamış olan herkes gibi Şevki dedemin Sibirya hayatıyla ilgili de aile büyüklerimden çok sormama rağmen fazla bir şey öğrenemedim.Sadece rahmetli ninemden dedemin sırtında yumruk gibi bir kabartı olduğunu ve bunun nasıl meydana geldiğini dinlemiştim. Ruslar esir aldıkları Türkleri Sarıkamış'ta hangarlarda toplar, boş trenlerle Sibirya'ya gönderirlermiş.Sarıkamış'daki Rus askerleri bazen bir esiri hangardan çıkarır "katana" denilen atların önüne atarlarmış. At esiri ısırır ve yere vururmuş. Rus askerler ölüp ölmediği üzerine iddiaya girerlermiş. Dedem de böyle bir zulme uğramış, ölmemiş ama atın ısırdığı yeri bir yumruk gibi hayatı boyunca sırtında taşımış. Bir de, dedemin Sibirya'dan bir miktar bozukluk Rus parası getirdiğini duymuştum. Daha sonra başka bir kaynaktan Sibirya'daki esirlerin ilk esaret yılında çok büyük zorluklar yaşadıklarını, ancak daha sonra baskının azaldığını ve civardaki köylerde ve çiftliklerde çalışıp para kazanma imkanı bulduklarını öğrendim. Bu durum dedemin getirdiği o zamanki bozukluk Rus paralarının izahını kolaylaştırıyor.

         Nüfus idaresinin hizmeti, bize sadece geçmişimizi değil, bu toprakların nasıl vatan yaptığını da hatırlattı.