Ortadoğu Gazetesi


SON DAKİKA  MHP BU ÜLKENİN SON VE TEK ŞANSIDIR   |  17-25 Aralık haftası asrın yolsuzluğu olarak tarif edilecek   |  Merdiven altı üretimlere dikkat   |  Her 5 araçtan 1'i İstanbul'da   |  Yağmurlar İstanbul barajlarını doldurdu   |   Kaçak Saray'ın sigortası yok   |  'Mehdiyim' deyip dehşet saçtı   |  İktidar, ülkeyi PKK ile bölüşüyor   |  Bakan Yılmaz'dan uzun menzilli füze açıklaması   |  Tunceli'de olaylı gece   |

Azerbaycan'dan Gelmişem Ay Balam !

ARAŞTIRMA / 2009-05-26 11:05:37

Sanatçı Ahmet ŞAFAK, Azerbaycan'ı anlatıyor... 

 
ERMENİSTAN sınır meselesinin yarattığı gerilimli gündem bir gerçeği daha gözler önüne serdi. Türkiye kamuoyu ne yazık ki Azerbaycan'ın ifade ettiği kıymeti henüz bilmiyordu. Azerbaycan hakkındaki bilgiler bulmaca çözümünde kullanılacak kadar bile yeterli değildi. En popüler bilgi ise Erovizyon Müzik Yarışması'nda bize peşinen 12 puan veren kardeş ülke seviyesinde idi.
 
Bu kardeş ülke kelimesi de bazen dost ülke ile yer değiştiriyor," bir millet iki devlet " sözünün duygusal bir sahiplenişe bile henüz ulaşmadığını açıklıkla gösteriyordu. İlgimizin nihai boyutunu daha bir elle tutulur halde belirlemek için Azerbaycan kanallarında izlediğimiz yabancı filmlere Azeri Türkçesiyle yapılan dublajı komik bulduğumuzu ve sevimlilik ambalajı ile sarmaladığımız ama hafif küçümsemeyi de ihmal etmediğimiz ironik bakış açısını da unutmayalım. Halbuki Azerbaycan Türklerinin konuştuğu bu lehçe bizim de temel lehçemiz olan Çağatay lehçesinin bir değişik halidir. Doğrusu bu ilişkiyi Azerbaycan açısından ve tersinden okuduğumuzda şöyle çelişkili tablo ortaya çıkmaktadır.

AZERBAYCANLI TÜRKİYEYİ SARSILMAZ BİR DUYGUYLA SEVMEKTEDİR

Azerbaycan Türkleri açısından Türkiye önemli bir ögedir; izlenilen televizyonların istikameti yüzyıllık alışkanlığa ve hayatın içine sindirilmiş kültür emperyalizmine karşı Rusya yönünde değil hala Türkiye'ye çevrilidir.Bir azeri için Azerbaycan Futbol takımının yanısıra mutlaka bir Türk Futbol takımı tutulur.Türk Milli takımının başarısı kendi başarılarıdır, Bakü'nün merkezinde ya da periferisinde yer alan büyük restaurantların adları İzmir, İstanbul, Ankara, Çanakkale'dir.
 
Bakü'nün 1918'de ki düşman işgalinden kurtuluşu halkın sinesinde yer etmiştir; Nuri Paşayı bilmeyen yok gibidir. Azerbaycan'da ki azatlık hareketini bastırmak için 1990 yılının 20 Ocak'ında Rus tanklarının haince, zalimce ezdiği Azerbaycan halkı ile Karabağ Savaşı'nda şehit düşenlerin ebedi istirahat uykularına yattıkları Şehitler Hıyabanı ile Mehmetçik Anıt Mezarı yan yanadır.
 
Hıyabana bir gül koyan el gelip bir gülü kardeşi Mehmet'in anıt mezarına iliştirir. Türkiyeli popüler sanatçıların hepsinin hayat hikayeleri Azerbaycan'da bilinir. Türk işadamları, takip edilir. Türk Politikasındaki gelişmeler Azerbaycan televizyonlarında öncelikli haberdir. Bütün bunlar müstakil, bağımsız bir ülkenin sosyal yaşamında gerçekleşmektedir.
 
Bu tabloyu Türkiye'ye oturtun bakalım nasıl bir sonuçla karşılaşırız. Elbette belirttiğimiz gibi müstakillikten gelen ulusal ayrışma realitesi söz konusudur. Azerbaycan ve Türkiye real politik anlamda iki müstakil devlettir ve kamuoyu kendisini ifade ederken duygusal söylem kullanamaz. Bu doğal bir durumdur. Ama ikinci bir öge kamuoyunun kozmopolitik karakterinden yansıyan bir tutuş biçimidir.
 
Bu tutuş biçiminin en önemli tarafı aydınların, hükmünü bizde de sürdüren dışsal faktörlere bağlı mantık yürütme alışkanlığıdır. Nasıl biz de genelde batıcı eğilimler kamuoyunu üretenlerin genel karakteristiğini ortaya koyuyorsa Azerbaycan'ın da kendi batıcı elitizmi vardır ve bu elitizm şartlar gereği hem Rusya'nın hem de total olarak Avrupacı ve Amerikanist batının seyrinde hareket eder. 

AZERBAYCAN ELİTİZMİ MİLLETÇİ GELENEĞİN ETKİSİNDEDİR

Ancak bu elitizm Türkiye'ye ilişkin suni mesafeleri derinleştirme noktasında istekli olsa da başarılı olamaz. Neden mi? Çünkü bizdeki elitizmin tersine Azerbaycan elitizminin yolbaşçıları yüzyılın başında yönlerini Türkiye'ye çeviren romantik türkçülerdir. 19. yüzyılda muasırlaşma hareketini başlatan ve yönlendiren Türkçü aydınların açtığı derin, büyük, karizmatik damar çok güçlüdür.
 
Bu damar 1937'de başlayan komünist dönemin baskılarını ihtiva eden hükümet terörüne rağmen günümüzde varlığını sürdürmektedir. Çarlık döneminde Türkiye'ye yanaşan,Türkiye'de tahsil gören, Türk aydınlarıyla oturup kalkan, Türk okullarında eğitim gören, Türk edebiyatçılarının yazılarını, şiirlerini gizli açık okuyan Azerbaycan romantikleri çağdaş Azerbaycanın inşa edicileri olarak hem halkın hem de aydınların tefekkür dünyasını etkilemeyi başarmıştır. Bizde durum ne yazık ki bunun tam da tersidir. Bunun sebepleri ayrıca tartışılmalıdır. 

ÇIRPINIRDI KARADENİZ'İ KİM YAZDI?

HÜSEYİN CAVİT KİMDİ?

ALİBEY HÜSEYİNZADE'Yİ TANIYORMUSUNUZ?

Azerbaycanın Türkçü romantiklerinin açtığı elitleşme, aydınlaşma ve kamuoyu aktörlerini belirleme çabası başarılı olmuştur. Bunlardan özellikle Hüseyinzade Ali Bey ve adaşı Hüseyin Cavit ile birlikte " Çırpınırdın Karadeniz'şiirinin yazarı Ahmet Cevat'ı ayrıca değerlendirmek gerekir.
 
Azerbaycan'da doğup büyüyen Dr. Hüseyin Zade Ali Bey İstanbul'da Tıbbiye'de okumuş Türkçü fikirleri jöntürkler arasında yaymak için çaba sarfetmiştir. İttihat-terakkinin bir şubesinide Bakü'de kuran Ali bey Hüseyinzade teşkilatın genel Türk edebiyat dili oluşturma amacını da büyük bir cesaretle hayata geçirmiş ve Osmanlı Türkçesinin temel şive ve lehçe olarak kabulu çalışmalarında bulunmuştur. 

EDEBİ LİSAN KURULDU İSE MİLLİ DAYANIŞMA KOLAYDIR

Edebi dil kavramı üzerinde duran Ali Bey bir makalesinde okuyucularına şöyle seslenmiştir: Edebi lisana sahip olmayan milletler müstakil olarak yaşayabilmezler. Osmanlıların bugün kullandıkları lisanın aslı Çağatay lehçesidir. Ama kendileri buna güzel süs vermişler, mükemmel bir lisan sahibi olmuşlardır. Lisanımızla Osmanlı Türklerini taklit etmeliyiz.
 
Hüseyinzade Ali bey'in bu tutumu, Türkçü yolun muhkemleşmesi tereddütünü gidermeye yöneliktir. Zira Çağatay Lehçesi Azerbaycan Türkleri'nin de lehçesidir. Burada İmparatorluk aşamasının yakalamış Osmanlı Türkleri ile Azerbaycan Türkleri arasındaki kardeşliği, ayniliği, benzerliği, soydaşlığı, etnik merkezliği vurgulaması dikkat çekicidir.
 
Kan Hafızası kendi kurallarını koymakta aydınlar bu hafızanın çağrısına kulak asmaktadırlar. Çarlık Emperyalizminin baskılarına karşı milli köklerine sarılan aydınların kendilerini ifade ettiği topraklar bu nedenle İstanbul yani kardeş Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olmuştur.
 
Azerbaycan'da doğup büyüyen bir aydınların İstanbul'da gerçekleşen inkişafa, gelişmeye, canlanmaya ve Türkleşme ideolojisine ortak olması, bu ilerlemeyi benimsemesi, gerçekleşen bu hasılayı en ufak bir yabancılaşmaya mahal vermeden almak istemesi bugün de aranan,ö zlenen, istenen ve real politiğe damga vuran aydın duruşu olmalıdır. 

YARIN: BALKAN FACİASI  BALKAN FACİASI AZERİ TÜRK AYDINLARININ FEDAKARLIK ZEMİNİDİR

1912 Balkan Faciası sadece biz Anadolu Türklerinin değil,Azerbaycan Türklerinin faciasıdır.Bu nedenle İstanbul'da Kafkas Gönüllüleri adı altında bir teşkilat kuranlarda Azerbaycanlı Türk aydınlarıdır.Ali Bey Hüseyinzade 'nin öncülük ettiği bu teşkilatın fertleri Balkan harbinde Osmanlı Üniforması giyerek kahramanca çarpışmışlardır.Yetinmemiş bakü'de dayanışma cemiyetleri kurmuş Balkan Harbine Azerbaycan İçtimai ruhunu hazırlamışlardır.Kardeş Kömeyi isimli dergi oluşturarak muharebede zarar görenlere ithaf etmişlerdir.
 
Bunu kim yapar,hangi millet kim için yapar.bunu yapan ruh Türk ruhudur.Bunu yapanların bugün karşılaştığı Karabağ faciasında müstehzi eda takınarak küçük harflerle canım onlarda el kadar Ermenistana topraklarını verdiler lakırdılarını savurmaları ne kadar vicdanlıdır.Ki doğru bir tespit değildir.Karabağ Faciasının mimarı Rusyadır;Rus Tank birliklerinin Karabağın işgalindeki rolünü artık dünya bilmektedir.
 
Sovyet İmparatorluğu süresince Askeri yapılanmadan,Silahlı kuvvetler gücünden mahrum bırakılan Soydaşlarımız petrolün etrafında teçhiz edilmiş,sadece kültür sanat faaliyetleriyle meşgul edilerek milli kalkışma hamlesinden uzak tutulmak politikasına maruz bırakılmıştır.
 
Azerbaycan Türklüğünün Anadolu Türklüğüne duyduğu muhteşem sevginin somuTt örneklerinden biri de Kafkas Türklüğünün yiğit kalemi Ahmet Cevat Ohundzadedir.Ohundzade'yi biz muhteşem eser olan " Çırpınırdın Karadeniz bakıp Türkün bayrağına " isimli şiiri ile tanıyoruz.Ahmet Cevat ve arkadaşları Balkan harbinin yüreklerinde bıraktığı acı ile hem savaşmış hem de şiirler yazarak bu acının kalplerdeki ızdırabını dile getirmişlerdir.Ahmet Cevat Ohundzade Anadolu ile Azerbaycan arasındaki sevdanın karakterlerinden biridir.
 
Aynı zamanda Azerbaycan Milli marşının sözlerini de yazan Ahmet Cevat,Türkiye'ye olan sevgisi,Türklüğe olan aşkı ile yaşamış,hayatı boyunca bu aşka hizmet etmiş ve bu aşkla şehid olmuştur.Türklük mücadelesinin kahramanlarından olan Ahmet Cevat'ın eserleri Türk Milliyetçiliğinin kitabını yazmış olan büyük fikir adamı Ziya Gökalp tarafından da kabul görmüş,desteklenmiş ve Türk Yurdu dergisinde şiirlerine yer verilmiştir.İşte bu Ahmet Cevat ,Türkiye'nin ajanı,Kemalist,Pantürkist suçlamaları ile Stalin zulmü sonucu kurşuna dizilerek şehit edilmiştir.Ya büyük yazar,şair,filozof Hüseyin Cavit?Hüseyin Cavit,mektebini İstanbul'da okumuş,Darülfünün Filoloji bölümünü bitirmiştir.
 
Yazdığı eserlerle Azerbaycan Türk ruhunu canlandırmış muhteşem oyunlar kaleme almıştır.Bunlardan Topal Timur,İblis,Sinan eserleri mutlaka günümüz gençliği tarafından okunmalıdır.O da bu yüksek ruhunun diyetini Stalinizmin zalimce politikasına ödemiş,sürüldüğü Sibiryada kurşuna dizilerek şehit edilmiştir.Çanakkale Muharebesi üzerine yazdığı şiir muhteşemdir.

Yığın yığın beşeriyet ölümle penceleşir

Fedayi nefs ederek hak için koşar,güleşir

Yakar yıkar,ezilir,mehv olur ,basar ,basılır

Veten yolunda ölür,öldürür,asar ,asılır

Nedar bu kgahtı felaket nedür bu gehtü gela

Nedür şu kini edavet nedir bu derdü bela

Bir Mehmet Akif lezzeti almadınız mı?Alınır ,çünkü aynı ruh farklı iklimlerle kaleme almış gibidir.Hüseyin Cavit'in aziz naaşı yıllar sonra Haydar Aliyev tarafından Sibiryadan Nahcivan'a getirilir,ve memleket topraklarına kavuşur.

Kimleri anlatalım,bu riyasız,bu fedakar sevgiyi anlatmak için hangi örnekleri verelim daha.Azerbaycan ve Türkiye birbirinin ayrılmaz ve sarsılmaz kardeşidir.Yalın bir dikkat,basit bir merak bu kardeşliğin derin izlerini görecektir.Bu kardeşlik her iki ülke için hem bir nasip,hem de bir gerçekliktir.Devletlerin birbirine münasebeti sadece mantıkla,diplomasiyle olmaz.Bu münasebet duyguylada olur,olmalıdır.
 
Eğer o duyguların alt yapısı,kaynağı,referansı,güçlü ise neden olmasın.Sevgi illede protokole niçin mağlup olsun.Atlas Okyanusunu birleştiren bir ilişki var,adına Anglo-saksonizm diyoruz.Yani Amerikanın ve İngilterenin oluşturduğu bileşke.Bunun ardında sadece Anglo saksonizmin pragmatik faydacılığını aramak basitlik olur.Bunda kültür,medeniyet bileşkesi de vardır.
 
Tıpkı Fransa'nın Kanada içlerindeki Qebek eyaleti iyle kurduğu ilişki gibi.Bu ilişkiler kurulabilir.Yeter ki son tahlilde kardeşliğimizi unutmayalım ve bu kardeşliğin aynı zamanda bir reel politik olarak karşımıza çıktığını hatırlayalım.Bu siyaset üstü bir gerçekliktir ama siyasetçiler de politik görüşleri ne olursa olsun bu gerçekliğe katkı sağlamalıdırlar.Bu ilişkiye katkı sağlayan, bu ilişkiye zeval vermeyen,güçlendiren,sevdiren ve seven herkese selam olsun.Azerbaycan'dan gelmişem ay balam. Azerbaycanı sevmişem ay balam.


 


Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

MHP'de siyaset yapmak ayrıcalıktır

MHP'de siyaset yapmak ayrıcalıktır

  Kamuoyunun yakından tanıdığı başarılı oyuncu, işadamı ve MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Mehmet Aslan, gazetemiz ORTADOĞU'ya önemli açıklamalar yaptı...

DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER

DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER

ARAŞTIRMA / 2008-11-02  Yayınladığımız söyleşi. Söyleşi: İsmail ÖZDEMİR   Türkiye Doğu Türkistan'ın Hep Yanında oldu   ...

'Bir hilâl uğruna Yârab ne güneşler batıyor'

'Bir hilâl uğruna Yârab ne güneşler batıyor'

Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sıras...

Derin güçlerin taşeronu DHKP/C

Derin güçlerin taşeronu DHKP/C

  TSK kendi içerisinde temizliğe başlamış ancak aylardır darbeye uygun ortam hazırlamak için beslenen sol ve sosyalist örgütler ortada ve sahipsiz kalmıştı...

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Türk askeri ve komutanının kahramanlığıyla kazanılan Çanakkale savaşları, dünyada benzeri görülmemiş bir destan yarattı.    "HASTA adam&...

ATA YURTLARIMIZ, TUVA VE HAKASYA

ATA YURTLARIMIZ, TUVA VE HAKASYA

 SİBİRYA, ANADOLU GİBİ 300 milyonluk dili dini irki aynı olan bir TÜRK Birliği kurulmalı   Yaradan buyuruyor; -Akrabaların senin en yakınlarındır, onlara g...

TÜRK DÜNYASININ DEDE KORKUT'U

TÜRK DÜNYASININ DEDE KORKUT'U

  Profesör Dr. Orhan Gedikli Hocanın kültür ekibi ziyaret ettikleri yerlerde Türklerin ayak izlerini takip ediyorlar. Müzeler. Üniversite yö...

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜYDÜ?

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜYDÜ?

ALİ ÖNCÜ'NÜN KALEMİNDEN...   Orda, KANDAŞLARIMIZ var uzakta. Onlar TÜRK. Bazıları TÜRK adını duymak istemese de. ATA köklerimiz orada. VE kalbi...

AKP'nin çakma Yavuz politikası işe yaramadı

AKP'nin çakma Yavuz politikası işe yaramadı

CUMHURİYET düşmanlığını siyasal İslamcılığın, ümmetçiliğin bir gereği sayanlar, Cumhuriyet'in İslam'a darbe indirdiği düşüncesiyle, üniter de...

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ RODOS

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ RODOS

  Yaşadığım ve çok sevdiğim dünyanın incisi Marmaris'e 50 km uzaklıkta olan Rodos, (Bozburun Yarımadasında bulunan Bozukkale Mevkiine ise mesafe 18 km) Ülkemi...