Ortadoğu Gazetesi

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

ARAŞTIRMA / 2014-03-18 11:31:18

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Türk askeri ve komutanının kahramanlığıyla kazanılan Çanakkale savaşları, dünyada benzeri görülmemiş bir destan yarattı. 

 

"HASTA adam" gözüyle bakılan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'u işgal ederek 1. Dünya Savaşı'nda safdışı bırakmayı amaçlayan İngiltere ve müttefikleri, Çanakkale Boğazı'nda karşılarında "iradece üstün" Türk ordusunu buldu.Kara savaşlarının da nüvesini teşkil eden, kahraman Türk  askerinin 18 Mart 1915'de yazdığı destan, İstanbul'un işgalini ve vatan topraklarının düşman çizmeleriyle ezilmesini önleyen büyük bir zaferdi.Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan savaşlar sonucunda, dünya yeni bir liderin doğuşuna ve dehasına da tanıklık etti: Anafartalar Grup Komutanı Miralay Mustafa Kemal Bey...

 

"Eğer (bir dünya savaşında) Osmanlı  İmparatorluğu Almanya'nın tarafını tutarsa, İngiliz filosu Çanakkale  Boğazı'nı zorlayıp geçecek ve İstanbul'u alacaktır..." 

İngiliz devlet adamı Winston Churchill'in, 1. Dünya Savaşı'ndan  birkaç yıl önce Londra'yı ziyaret eden Enver Paşa'ya söylediği bu  sözler gerçekleşmiş, Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yanında bu büyük savaşa dahil olmuştu. Sıra, İstanbul'u işgal ederek, "Düşmanların en zayıfı" sayılan Osmanlı Devleti'ni safdışı bırakmaya gelmişti. Bunun yolu da, Çanakkale Boğazı'ndan geçiyordu. Zira, Türk'ün kahramanlığını göz önünde tutmayanlar, boğazları zorlamayı "nispeten" kolay sayıyordu.

Uzun bir ön hazırlıktan sonra 19 Şubat 1915'de başlayan ilk saldırıyla öncelikle boğazın girişini koruyan Anadolu yakasındaki Kumkale ile Orhaniye ve Rumeli yakasındaki Ertuğrul ile Seddülhisar tabyalarının yok edilmesi planlıyordu. İkisi Fransız, dördü İngiliz olmak üzere altı zırhlı bu işi başarmak için görevlendirilmişti. Bu gemiler 10-12 bin metreden bataryalar üzerine ateşe başlamıştı.

İlk günün sonunda atışlarını isabet ettiremeyen denizciler durumdan pek memnun değildi. Sahildeki Türk tabyalarının vurulması için daha yakın mesafeden atış yapmaları gerekiyordu. Hava şartları buna fırsat vermeyince, 26 Şubat'ta denizin düzelmesiyle atışlara tekrar başlayabildiler.

Müttefik gemileri en fazla "boynuzlu canavar" denilen mayınlardan çekiniyordu. Boğazın en dar yerine kadar olan sahanın temizlenmesi şarttı. Bunun için Mart ayı başına kadar top atışları vekaraya asker çıkarma girişimlerinde bulunan müttefikler, boğazın kolaylıkla geçilir olduğuna inanmaya başladılar. Şimdi önlerinde boğazın merkez savunmasını kırmak kalmıştı. 

 

SALDIRI GÜNÜ: 18 MART- 

Güneşli ve ılık 18 Mart 1915 sabahı Amiral donanmaya hareket emrini verdi. Saat 10.30'da sahildeki Türk savunma tesisleri net bir şekilde görülüyordu.

İlk 10 savaş gemisi boğaza girer girmez Türk askerinin havan ve sahra toplarının atışıyla karşılaştı. Bir saat sonra Queen Elizabeth ve yanındakiler diğer gemilerin koruması altında yoluna devam etti.

A hattındaki gemiler, karar verilen noktaya gelerek beklemeye başladılar. Saat 11.00'de saldırı atışları tekrar başladı. Queen Elizabeth toplarıyla Çanakkale'yi dövmeye başladı. Aynı anda Agamemnon, Lord Nelson ve Inflexible da karşı sahildeki Kilitbahir kalesini top atışına tuttu. Bunlara karşılık vermek isteyen Türk askerinin atışları etkili değildi. Kalelerin topa tutulması 11.50'ye kadar devam etti. Bu sırada boğazın her iki yanındaki Türk bataryalarının artan atışından İngiliz gemileri isabet almaya başladı.

Öğle vakti Queen Elizabeth'te bulunan Amiral de Robeck, boğazı geçme zamanının geldiğini düşünerek, Amiral Guepratte'ye Fransız  gemilerinin öne geçmesini bildirdi. Zira Fransız amirali, daha önce boğazın geçişinde kendi gemilerine öncelik verilmesini istemişti.

Amiral Guepratte, tüm Gelibolu harekatını renklendirecek bir  kişiliğe sahipti. Geri planda kalmaktan hoşlanmaz, hep saldırmak  isterdi. Şimdi yaşlı gemilerini İngiliz teknelerinin arasından  geçirecek, yaklaşık yarım mil yukarıya, Türk topçusunun yoğun ateşininaltına götürecekti.

Savaş yerlerine varan Fransız gemileri yelpaze gibi açılarak  gerideki İngiliz topçusuna atış açısı bıraktı. Bundan sonraki 45  dakikada ise tarihin en yoğun topçu ateşlerinden biri yaşandı.

Çanakkale Boğazı'nda müttefik donanmasıyla boğazı savunan Türk  birlikleri arasında korkunç bir top atışı başladı. Bombalanan batarya  ve tabyalardan yükselen toz bulutları, sağa sola savrulan parçalar, düşman gemilerinin Türk mermileriyle dövülmesi ortalığı cehenneme  çevirmişti. Türk topçularının menzilindeki Gaulis, Flexible ve  Agamemnon isabet aldı.

Asker zaiyatı olmayan müttefik filosundakiler Türk savunmasının  çökmek üzere olduğunu düşündüler. Fransızların geride kalmasını  isteyen de Robeck, kendi gemilerinin öne geçmesini emretti. Suffren sancak tarafa dönerek diğer gemilerin Erenköy körfezi sahiline doğru kaymasını sağladı.

 

BOUVET'İN BATIŞI  

13.54'de Suffren'in arkasındaki Bouvet savaş gemisi büyük bir patlamayla sarsıldı. Güverteden yükselen kara duman gökyüzüne  yükselirken, gemi önce kıçının üstüne kalktı, daha sonra da alabora  olup iki dakika içinde battı. Geminin komutanı Albay Rageot ve 639 denizci yaşamını yitirdi. Bir görgü tanığına göre gemi "Su dolu bir  banyo teknesinde batan bir tas gibi suya gömüldü".

Bouvet'in batışını seyrederek moralleri yerine gelen Türk  askerleri, top atışlarını şiddetlendirdi. Karşılıklı atışlar iki saat  devam etti. Yan yana seyreden Ocean-Irresistible, Albion Vengeance ve  Swiftsure-Majestic sahilden yapılan isabetli atışlar üzerine geri döndüler. 

Bu sırada Amiral de Robeck, mayın tarayıcılarının devreye girerek, boğazın ağzının temizlenmesini emretti.

Queen Elizabeth'i geçtikten sonra işe başlayan tarayıcılar, üç mayın yakalayarak imha etti. İşler iyi giderken, sahildeki  bataryaların ateşine tutuldular. Bir taraftan mayın yakalamanın  verdiği korku, öte yandan Türk ateşi morallerini iyice bozdu ve  verilen emirleri dinlemeden geriye kaçtılar.

Bouvet'in battığı yerde başka bir mayına çarpan Inflexible'da çok  sayıda denizci hayatını kaybederken, boğazın Anadolu sahiline en yakın durumda seyreden Irressistible torpido hücumuna uğrayarak ağır  yaralandı. Geminin çoğu ölü ve yaralı 600 denizcisini alan Wear geri  dönerken, Irressistible'a yardıma giderken mayına çarpan Ocean da top  atışına tutuldu.

Fransızların batan Bouvet gemisinden başka Suffren ve Gaulois  gemileri de mayınlardan veya sahil atışlarından yaralandı.  Gemilerin battığı ve yara aldığı sahanın defalarca mayın  gemilerince tarandığını ve güvenli olduğunun bildirildiğini göz önüne  alan müttefikler, bundan Türk askerlerinin yukardan denize saldıkları  mayınları sorumlu tutmaya başlamışlardı. Ancak bunun gerçek olmadığını çok sonra öğreneceklerdi.  

ZAFER TÜRKLERİN 

18 Mart, müttefik donanması için yenilginin tarihiydi. Saatler  17.00'yi gösterdiğinde her tarafı cehennemi bir ateş içinde bırakarak  boğazı geçmeyi tasarlayan düşman armadası, kuvvetinin üçte birini  kaybederek, savaş meydanından mağlup ve perişan olarak geri dönüyordu.

Felaket karşısında Robeck deniz saldırısını durdurmak zorunda  kalmıştı.  7.5 saat süren deniz muharebesi sonucunda, savaşa katılan 18 büyük gemiden üçü (Bouvet, Irressistible ve Ocean) batırılmış, üçü de  (Gaulois, Suffren ve Inflexible) da uzun bir süre için saf dışı  bırakılmıştı. Ama hemen hemen hiçbir şey elde edilememişti. Tabyalar  ağır hasar almışsa da, onarımları yapılabilirdi. Ancak, Bouvet,  Irressistible ve Ocean battıkları yerden çıkarılamazdı. Filo geriye  çekilirken, boğazın gerçek savunucusu olan boynuzlu mayınlı alanlar  olduğu gibi kalmıştı.

Böylece yenilmez zannedilen düşman yenilmiş, İstanbul kapıları  kapatılmıştı. Bu, düşman donanmasının boğazdan geçmesini önleyen, aynı zamanda kara savaşlarının nüvesini teşkil edecek, İstanbul'un  işgalini, dolayısıyla vatan topraklarının düşman çizmeleriyle  ezilmesini engelleyecek büyük bir zaferdi.  

 

NUSRET MAYIN GEMİSİ 

Almanya'da 1910 yılında inşa edilen, kömür kazanlı 40 metre  boyunda, 7.50 metre genişliğinde 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın  taşıyan, Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey komutasındaki Nusret  gemisi saatte ancak 12 mil yapabiliyordu. 

Nusret gemisi, mayın uzmanı Alman Yarbay Geehl ile birlikte  Çimenlik iskelesinden aldığı mayınları, 18 Mart deniz saldırısından 10 gün önce, sabaha karşı yağmurlu ve puslu bir havada, önce Rumeli  sahilini takip edip sonra karşı kıyıya dönerek, Erenköy Koyu'na kıyıya paralel olarak, Poyraz-Lodos yönünde 26 mayın döşemişti.

Mayınların bırakıldığı Karanlık Limanı özenle seçilmişti. Büyük  düşman gemilerinin isabetli atış yaptığı bu saha, denizcilikte  "Durgun su" tabir edilen bir özellik taşıdığı için zırhlılar  karadaki sabit kaleler gibi rahat atış yapabiliyordu.  8-18 Mart arasında Erenköy Körfezi'ni tarayan İngiliz mayın  temizleyicileri sadece üç mayın bulabilmişti. Nusret'in döşediği  mayınları ne onlar ne de havadan sahayı kontrol eden keşif uçakları  görebilmişti.

Çanakkale Savaşlarında çok önemli bir yeri bulunan Nusret  gemisinin döşediği mayınlar, boğazın düşmek üzere olduğu kritik bir  anda düşmanın deniz saldırılarını durdurarak Türk askerinin ve  vatandaşların moralini yükseltti.

 

KARA SAVAŞLARI

Denizde büyük bir yenilgiye uğrayan düşman, bir daha donanmayla  boğazdan geçmeyi denemedi. Ancak, 18 Mart'ta sarsılan gururlarını  kurtarmak için General Hamilton'un başkumandanlığında Akdeniz seferi  kuvvetleri adı altında kuvvetler toplanmaya başlandı.

İngiliz ve Fransız tümenlerinden başka Avustralya ve bir Hint  tugayı ile deniz tümeninden oluşan bu kuvvetlerin toplamı 75 bine  ulaştı.

Alman Generali Von Sanders Paşa da 5. ordu komutanı tayin edilerek Çanakkale'nin savunması için görevlendirildi.

 

ATATÜRK VE ÇANAKKALE SAVAŞLARI

Çanakkale Savaşları, Türk milletine Kurtuluş Savaşı'nda önderlik  edecek ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuracak bir liderin doğuşuna da tanıklık etti.  Yaklaşık 8 ay süren Çanakkale Savaşlarında Türk askeri cesur,  akıllı ve güçlü bir komutanın idaresinde neler yapabileceğini gördü.  Özellikle Anafartalar Savaşında Yarbay M. Kemal'in askere "taarruzu  değil ölmeyi emretmesi" savaşın kaderini etkiledi.

Churchill'in "kaderin adamı" olarak tanımladığı Mustafa Kemal,  Conkbayırı ve Kocaçimen'de ilerleyen Anzak Ordusunu geri çekilmeye  zorlayarak işgal edilen noktaları kurtardı.

Mustafa Kemal, 19. Tümen ve 57. Alayı merkezden emir beklemeden  kendi inisiyatifiyle cepheye sürerek Çanakkale cephesinin düşmesini  engelledi ve Boğazları kurtardı.   

 

METİN ASKER MUSTAFA KEMAL 

Anafartalar Grup Kumandanı Miralay Mustafa Kemal, Türk askerinin  Çanakkale'de gösterdiği kahramanlığı şöyle dile getirir:  "Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil  siperler arasında mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci  siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler  onların yerine geçiyor. Fakat, ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve  tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak  bilenler elerinde Kuranıkerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar.

Bilmeyenler, kelimeyi şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk  askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir  misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebelerini kazandıran bu  yüksek ruhtur."

Conkbayırı'nda bir şarapnel parçasıyla yaralanan Mustafa Kemal'in  cesareti ise bir başka kahramanlık örneğidir. Mustafa Kemal, yaşadığı  bu olayı şu sözlerle anlatır:

"Muharebe meydanında cereyan eden hali temaşa ederken bir  şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati  parça parça etti. Vücuduma nüfuz edemedi. Yalnız derince bir kan  lekesi bıraktı. Bu saat enkazını bilahare bugünün hatırası olmak üzere Liman Paşa'ya verdim."

Mustafa Kemal'in aldığı yaraya rağmen savaş alanında  soğukkanlılığını koruması, o sırada yanında bulunan 64. Alay Kumandanı Yarbay Servet Bey tarafından şöyle dile getirilir:

"Süngü hücumu esnasında Conkbayırı tepesinde Atatürk'ün (Mustafa  Kemal'in) yanındaydım. Düşmanın şiddetli topçu ateşi başladıktan biraz sonra Atatürk'ün elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı  sezen o metin asker, parmağını ağzını götürerek ve başını kaşlarını  yukarıya kaldırarak, bana sukut ve sükun işaret etti."

Churchill, bir zamanlar mağlup etmek için savaştığı büyük  insandan, "Bu eşsiz kahraman Türklüğün mukadderatını ele alacak olan  bir dehadır. Zira Çanakkale Boğaz harbinde malzemece üstünlük  bizdeydi. Fakat iradece üstünlük Onda olduğu için yenildik"  sözleriyle bahsetmiştir.

Vatanı için canını çekinmeden veren Türk askerinin zaferiyle  sonuçlanan Çanakkale Savaşları, İngilizlerin 19-20 Aralık'ta Arıburnu  ve Anafartalar'ı, 8-9 Ocak'ta Seddülbahri boşaltmasıyla sona erdi.

Atatürk, yıllar sonra Çanakkale Savaşlarında can veren askerleri  Türk-yabancı ayrımı yapmadan şu sözleriyle kucaklamıştı:

"Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar: 

Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde  uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar:

Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını  verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

 


 


Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

ÜLKÜCÜLÜK ŞEREFTİR, ŞEREFTEN TAVİZ OLMAZ

ÜLKÜCÜLÜK ŞEREFTİR, ŞEREFTEN TAVİZ OLMAZ

Hedefi Turan, rehberi Kur'ân olan ülkücüler için liderimizin söylediği bu sözler herkese örnek olmalı. "Bayrağa kan gerek, solmasın" diy...

BU SEVDA BİTMEZ...

BU SEVDA BİTMEZ...

  Yavuz MÜFTÜOĞLU Küresel sistemin derin çalkantılar ve facialar yaşadığı bir dönemde, inancını ve ilhamını yalnızca büyük Türk mil...

Kızıl Elma

Kızıl Elma

Kızılelma Nedir?   Kızılelma, "Üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan ülküler veya düşle...

Alparslan Türkeş'in Uluslararası İlişkiler'e bakışı ve dış politika anlayışı

Alparslan Türkeş'in Uluslararası İlişkiler'e bakışı ve dış politika anlayışı

İnsanın toplumsal bir varlık olarak ortaya çıkışından itibaren, milletler birbirleri ile ilişki içerisinde hayatlarını devam ettirmişlerdir. Uluslararası ilişkiler disipl...

Sarıkamış harekatının Türk tarihindeki yeri ve önemi

Sarıkamış harekatının Türk tarihindeki yeri ve önemi

         Türk tarihinin ve beraberinde dünya tarihinin akışını değiştiren Sarıkamış harekatın üzerinden 103 yıl geçmiş olsa da, tartışma...

Sarıkamış harekatının tarihteki yeri ve önemi

Sarıkamış harekatının tarihteki yeri ve önemi

         Türk tarihinin ve beraberinde dünya tarihinin akışını değiştiren Sarıkamış harekatın üzerinden 102 yıl geçmiş olsa da, tartışma...

Romanya'da Türk İzleri

Romanya'da Türk İzleri

Nerede TÜRK varsa oraya gidip Ata topraklarındaki soydaşlarımızı, oradaki ecdat yadigârı tarihi eserlerimizi büyük bir özenle gözlerimizin önüne seriy...

'Ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil'

'Ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil'

Yavuz MÜFTÜOĞLU     TANRI DAĞI KADAR TÜRK HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMAN   Düşünce ve icraatlarıyla sadece Türk Dünya...

BÜYÜK DAVALARI BÜYÜK LİDERLER YAŞATIR

BÜYÜK DAVALARI BÜYÜK LİDERLER YAŞATIR

Yavuz MÜFTÜOĞLU   Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu, efsane lider Başbuğ Alparslan Türkeş'in 19. ölüm yıldönümü i&cced...

101. Yılında Sarıkamış Harekâtı'nın Türk tarihindeki yeri ve önemi

101. Yılında Sarıkamış Harekâtı'nın Türk tarihindeki yeri ve önemi

Rusya tarihte en çok tehdit aldığımız, en çok savaştığımız, en çok şehit verdiğimiz, en büyük toprak kayıplarına uğradığımız devlettir.  Tarihe...