Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Gerçek Düşmanlar: Eyyamcılar!..

KÖŞE YAZILARI / 2018-05-23 09:32:36

Gerçek Düşmanlar: Eyyamcılar!..

Ülkemizde siyaset, özellikle devrimci kara propagandanın bulaştığı 70'li yıllardan beri zaten çok temiz yapılan bir iş değildi.

Şimdi bir de internetten trol kültürü bulaştı ve her şey daha da ahlaksızlaştı.

Tüm vatandaşlara olduğu gibi Kürtlere de en samimi yaklaşan parti MHP'dir. Onlara en iyi çözümün "kardeşçe yaşamak" olduğunu, yüksek sesle anlatan bizden başka kimse de yoktur.

Kimisi Kürtleri bir etnik taassuba sevk edip, bu asabiyet üzerinden siyasi rant sağlamayı bir yol olarak tutturmuştur.

Diğerleri de bu asabiyeti kısmen okşayarak Kürt oylarını ucuz popülizmle almaya çalışmıştır.

Bunların macera olduğunu, bu yaklaşımın "açık yara" gibi yabancı sinekleri bölgeye çektiğini bizden başka dürüstçe anlatan olmamıştır.

***

 

Herkese Lazım Olan Fikir Namusu

Temel bir mesele olmak üzere ülkemizde bölücü Kürtçülük, yanlış yorumlar üzerine devrimci kurnazlığıyla bina edilmiştir.

Terör zaten baştan sona kurnazlık stratejisidir; cehaleti ve ahlaksızlığı mesken edinmesinin sebebi budur.

Bizim, "bin yıllık kardeşliğe" ısrarla sahip çıkarken, vicdanı terörle karartılmış kurnazların kanlı elini havada bırakmamızın sebebi de bu kurnazlıktır.

Herkesin bizim kadar dürüst olması için siyasetçilerin "fikir namusunu" kuşanması lazımdır.

***

 

İşte Bazı "Anayasal" Kurnazlık Örnekleri:

Selahattin Demirtaş, eş başkan olduktan sonra ilk propaganda konuşmasını "Anadil kimliktir, kimlik yaşam, yaşam engellenemez" başlıklı bir panelde yapmıştı.

Panelin açılış konuşmasını yapan İl Başkanı, "Demokratik özerkliği dillendirenler terörist ise, o zaman bu ülkenin Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan Mustafa Kemal de bölücüdür, teröristtir!.. 

Çünkü 1921 Anayasasında tüm yetkilerin yerellere devredilmesi, yerellerin de şuralarını kurmasını ve halk tarafından seçilmesini bizzat Mustafa Kemal belirtiyor" şeklinde bir palavra ortaya atmıştı.

Zaman zaman biraz daha okumuş yazmış HDP'liler tarafından dile getirilen bu iddia, eğer Osmanlıca bilmemekten ileri gelen bir cehalet değilse; Atatürk'ü siyasete alet etme hastalığının bölücülere de bulaştığını gösteren kocaman bir yalandır.

Aşağıda 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanununun ilgili maddelerinin tarafımdan yapılmış bir sadeleştirmesi var.

Milli devletin ilk anayasasında tamamen bugünkü "İl Genel Meclislerinin" işleyişi anlatılmakta ve yerel yönetimlerin merkezi hükümete olan kesin bağlılığı vaz edilmektedir.

MADDE 10- (Günümüz Türkçesiyle)

Türkiye, coğrafi durum ve ekonomik ilişkiler bakımından illere, iller ilçelere bölünmüş olup; ilçeler de beldelerden oluşur.

MADDE 11-  İl, yerel işlerde tüzel kişiliğe ve bağımsızlığa sahiptir.  Dış ve İç politika, anayasal, adli ve askeri bütün uluslar arası ekonomik ilişkiler ve hükümeti genel yükümlülükleri ile yararları birden çok ile yayılan durumlar hariç olmak üzere Büyük Millet Meclisince yürürlüğe konulacak yasalar doğrultusunda Vakıflar, Okullar, Eğitim, Sağlık,  İktisat, Ziraat Bayındırlık ve Sosyal Yardım işlerinin tanzim ve idaresi İl Genel Meclislerinin yetkisi dahilindedir.

MADDE 12-

İl Genel Meclisleri, o illerin seçmenleri tarafından seçilen üyelerden oluşur. İl Genel Meclislerinin toplantı dönemi, iki yıldır. Toplantı süresi yılda iki aydır.

MADDE 13-

İl Genel Meclisi, üyeleri arasında yürütme yetkilisi olacak bir başkan ile emrindeki birimleri yönetmekle görevli üyelerden oluşmak üzere bir yönetim kurulu seçer. Yürütme yetkisi, sürekli olan bu kurula aittir.

MADDE 14- İlde Büyük Millet Meclisi'nin ( merkezi yönetimin) vekili ve temsilcisi olmak üzere vali bulunur. Vali, Hükümet tarafından atanıp; görevi, devletin genel ve ortak görevlerini yerine getirmektir. Vali, yalnız devletin genel görevleri ile yerel görevler arasında bir çatışma, ters düşme olması halinde müdahale eder.

***

 

Gerçek Kürt Düşmanlığı!..

Türk Milletinin bu yalancı demokrasi söylemlerine ve kurnazca atılmış palavralara karnı toktur.

Buradan başka hiç bir yerde söz konusu "özerklik" iddiasıyla ilgili bir mevzuat da yoktur.

Ülkücüler, her zaman doğruluktan, dürüstlükten,  hukuktan ve demokrasiden yana olmuşlardır.

Kavramları çarpıtarak, kanunları çarpıtamazsa çiğneyerek, seçimle sonuç alamazsa masum insanları silahla korkutarak, sokakları binaları, arabaları ateşe vererek yapılan bir bölücülüğe elbette karşı olacağız.

Doğrusu bizim yaptığımızdır.

Ne var ki nemelazımcılık, kıytırıklık ve korkaklık diz boyu olduğu için hakikati haykırmak yine bizim omuzlarımıza kalmaktadır.

MHP'yi "Kürt düşmanı" gibi gösterenler, ya Türk düşmanı olan azınlık ırkçılarıdır, ya da hayatın gerçeklerinden kaçan korkak yarasalardır.

Bu eyyamcılar, yani gerçek Kürt düşmanları, "bizi bize düşman etmeyi" ve kardeşi kardeşe kırdırmayı asla başaramayacaklardır!