Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,301
%-0,43
USD
5,2796
%-0,50
EUR
6,0383
%-0,34
Altın
212,3370
%-0,39
SON DAKİKA

Gündeme saplanıp, yaşamı unutmamak gerek…

KÖŞE YAZILARI / 2018-02-19 07:51:47

Gündeme saplanıp, yaşamı unutmamak gerek…

100 yıldır demokrasiyi…

63 yıldır NATO'yu…

50 yıldır AB'yi…

Altı yıldır Suriye'yi…

4 yıldır sığınmacıları, tartışıyoruz…

***

Son aylarda; Türkiye'nin haklı olarak en önemli gündemi ise Afrin operasyonu…

Sınırlarımız, egemenliğimiz, devlet ve milletin bekası elbet yüreğimizde yükselen en önemli gündemdir…

***

Fakat kamuoyuna açık tartışmalarda bir denge kurulamadığını düşünüyorum.

Demokrasinin gereği olarak, çok sesli bir Türkiye tablosu var.

Tv'lerde sadece uzmanlar değil, sözü olanlarda konuşuyor.

***

Ancak, Suriye ve Afrin operasyonu konusunda konuşurken biraz daha hassasiyete ihtiyaç var.

***

Fikir beyan eden, tartışan Türkiye tablosu altında, ayrışan, kamplaşan bir iklime de yol almamak gerekir.

Öncelikleri tartışırken, diğer önemli işleri de unutmamalıyız.

***.

Türkiye gündeminin birinci önceliği kuşkusuz, Suriye ve Afrin….

Ama sosyal hayatın gerçeklerini de görmezden gelemeyiz.

Toplumsal kaynaşmayı sağlayan, duygu ve düşünceyi ortak hale getiren iksir, "yerli ve milli" ilkelerdir.

Buraya kadar her şey tamam…

***

Ancak, Toplumsal yaşamın gerçeklerini de ortak bir bakış altında toplamak gerekiyor…

Nasıl millet iradesini besleyen iksir ortak milli değerlerimiz ise, Toplum hayatını, birlikte yaşama kültürünü, bütünlük içinde tutanda ortak paydalarımızdır.

Bu paydaları da diri tutmak zorundayız…

***.

Hayatın içinde ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal her türlü mesele var.

Öncelikleri farklı olsa da birini tartışırken, diğerini unutmak toplumsal denge de erezyon yaratıyor.

Hiçbir sorunu diğerinin önünde görmemekte fayda var…

Bu dengenin bozulması bir çok komplikasyon yaratıyor.

***

Mesela birçok konu gündeme gelirken toplumsal yara haline gelen kadına şiddet, çocuk istismarı gibi çok önemli konumuz arka planda kaldı.

Bu mesele nereye kadar ötelenebilir?

Gün geçmiyor ki; bir kadın ölmesin, şiddet gördüğü için toplumdan kopmasın, kafası kesilen, çocuklarının yanında bıçaklanan, itilen kakılan, aşağılanan bu kadınları gördükçe içimiz sızlıyor.

Oysa insanımızı korumak, çare üretmek yine bu toplumun sorumluluğundadır.

***

Vaka çokluğu ve çeşitliliği nedeniyle Adli ve polisiye önlemlerin olayları yeteri kadar çözemediği gözleniyor.

Zaten her kapıya bir polis dikmekte çare değil…

Belki de öncelikli olarak toplumsal sinirlilik ve cinnet olaylarındaki artışın bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekir.

***

Çocuk istismarı konusu ise en acı tablomuz.

Devletimiz çok sert önleyici ve caydırıcı önlemler almasına rağmen vaka sayısının yükselmesi düşündürücüdür.

Tüm insanlığı ilgilendiren bu acı tablonun nereye varacağı konusunda endişeler vardır.

Tv'lerde bir kısım insanların sapıkça fikirler beyan etmesine neden müsaade ediliyor?

Halen 3-6-9 yaşında çocuklar üzerinden tuhaf tartışmalara izin neden veriliyor!

İstismarların önüne geçebilmek için kamu spotları olabilir ama tuhaf tartışmalara gerek yoktur.

Allah bu zevata akıl fikir versin…

Bu virüsün tedavisi için bilimsel bir çalışmanın gerektiği ortadadır.

***

Toplumu çürüten şiddet ve ahlak dışı olayların çokluğunun sebebi nedir?

Toplumda ruh sağlığının geldiği noktada şiddet ve ahlak dışı vakaların artması gündemde yerini alsa da önleme adına daha ciddi bir çalışmanın gerekli olduğu açıktır.

***

Kadın ve Aileden sorumlu Bakanımız gerçekten ciddi işler yapma gayretinde, bu çabaya üniversiteler, toplum bilimciler, psikologlar da katılmalı ki; Toplumu çürüten bu yara kurutulabilsin.

Toplumu içten çürüten bu virüsü yenmek için herkesin sorumluluğu vardır.

***

İhmal edilen gündem bir değil, birçok sorun var.

Sorunları gündeme taşımak da çözümüne katkı sağlar…

***

Mesele, Ekonomi, günlük tedbirler ile ayaktadır.

Yatım sıfır, tarım yok, et ithal ediliyor, esnaf ağlamaklı, iş dünyası sabır çekiyor.

Bu konuyu ve iş dünyasının dile getirdiği sorunları ve somut önerileri de yarın yazalım…