Ortadoğu Gazetesi

İNSANLAR ÇARESİZ

KÖŞE YAZILARI / 2018-02-16 10:27:40

İNSANLAR ÇARESİZ

Yirmi yıla yakındır özel sağlık sigortalıyım.

Bunu sigortayı kullanma sebebim,

Devlet Hastanelerindeki o çileyi çekmemek içindi.

Mapfre Sigortam aile boyu hala devam ediyor.

Anca meslek gereği,

Vatandaşın gözü kulağı ve de dili olduğumuzdan,

Oralarda olanı da nakletme gibi bir yükümlülüğümüz var.

Devlet hastanelerimizin,

Üniversite Hastanelerimiz,

Vakıf hastanelerimizin durumu belli.

İçi de, dışı da bizi yakar türden.

Bu sebeple arada bir buraları dolaşma,

Olanları irdeleme ve de yerinde görme gibi bir sorumluluğumuz var.

 

Yer Güngören İlçesi,

Tozkoparan mahallesinde bir sağlık merkezi.

Adı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi.

Yanında da Fizik tedavi ve de rehabilitasyon merkezi var.

Merkez daha ziyade Belediye çalışanlarına,

İtfaiye çalışanlarına ve de semt sakinlerine 

Hizmet vermek için yapılmış.

Küçük bir yer.

Görüntü bu.

Merkez sabah saat 09.00'da açılıyor.

Kan tahlili yaptırmak, rötgen çektirmek, doktorora görünmek… Vs.

Özetle derdine çare arayan hastalar sabah sıra numaralarını alıyorlar,

Sonra da bekliyorlar.

Tıp merkezi yönetimi güzel de bir uygulama yapmış,

Merkezin kapılarını saat sekizden itibaren vatandaşa açıyor.

Vatandaşta erken saatlerde gelip numaralarını alıyorlar.

Buraya kadar her şey güzel.

Sıkıntı hasta yoğunluğunda.

Vatandaş kuyruk belasından kurtulmak

Derdine ivedi çare bulmak için yoğunluğu az olan yerleri arıyor.

Bu merkez de düne kadar öyleydi.

Ancak az yoğunluk olduğu keşfedilince,

Herkes oraya doluşmuş.

Silivri'den, Beylikdüzünden, Büyük Çekmeceden,

Hatta Sarıyer'den bile gelip kuyruğa girenler var.

Sonuçta izdiham oluşuyor.

İzdiham da sıkıntıları beraberinde getiriyor.

Sonuçta hasta çaresiz,

Doktor çaresiz,

Hemşire çaresiz.

 

Gelelim hasta memnuniyetine.

Künyesinde; “Uzman Doktor Nalân BOZKURT” yazıyor.

Hastalar kapısında ellerinde, sıra numaraları ile bekliyor.

Doktorun yanından yeni çıkan iki büklüm,

Yaşlı bir annemize soruyorum;

“Doktor nasıldı?

Memnun kaldın mı?”

Annemiz yorgun gözlerle yüzüme baktı;

“Evladım çok çok iyi.

Soyadı gibi BOZKURT bir doktor kızımız.

Her şeyimle ilgilendi. Hatırımı sordu.

Tedavimi yazdı.

Allah ondan razı olsun”.

“Allah RAZI OLSUN” lafı güzel bir söz.

Keşke her gittiğimiz devlet kurumunda bu sözü duyabilsek.

 

Kapısında “kan alma birimi” yazıyor.

Hastalar sırada.

Kan değerlerine baktıracaklar.

Sabahın yedisinde gelip “1” numarayı da alan da var,

Geç gelip “50” numarayı da.

Yani kapının önü ana baba günü.

İnsanlar sabırsız.

Kan alırken içeri girenler, görevlileri tedirgin edenler,

İşin görülmesini bilmeden engelleyenler.

Sırasından önce sızmaya çalışanlar,

Bir de torpilliler.

Onlar sistemi kilitliyor.

Kan alan güzel gözlü hemşire bir kızımızla ayaküstü, laflıyoruz;

(gazeteci olduğumu bilmiyor tabi...)

“İşiniz biraz zor. Allah yardımcınız olsun”

Kızımızın cevabı net oluyor;

“Semt sakinleri ile beledîyle çalışanları gelse,

Problem olmayacak.

Ama artık İstanbul'un dört bir yanından hasta geliyor.

Burası küçük bir sağlık merkezi.

Bu yüzden yoğunluk oluyor. Bakmak görevimiz.

Ancak bu da sistemi kilitliyor, zorluyor.”

Ve işini bitirmiş bir hastamıza kapıda soruyorum;

“Nasıl memnun kaldın mı?”.

Adamın cevabı ortadan oluyor;

“Doktorlar muhteşem, çalışanlar muhteşem,

Sistem ve yoğunluk kötü.”

Özetle dostlar,

İnsanlarımız derdine çare arıyor.

Tedavi olmak istiyor.

Bunun için sabahın köründe kilometrelerce yok kat ederek,

Hastası az olan rahat edeceği hastaneleri arıyor.

Ama bunu bulmak, bu günlerde pek mümkün değil.

Bunun için doktor, hastane sayısını artırmak,

Biraz da hasta, doktor, hemşire, yöneten olarak birbirimize,

Birbirlerimizin hak ve hukukuna saygı göstermek zorundayız.

 


 


Diğer KÖŞE YAZILARI Haberleri

SONUÇ ŞAHANE GERİSİ HİKAYE!

SONUÇ ŞAHANE GERİSİ HİKAYE!

TAKİ DOĞAN YAZDI...       Fenerbahçe'nin olmazsa olmazıydı Konya deplasmanı. Makas açılmış, rakipler kazanmış, psikolojik sınır tıpkı ...

OLUR… OLMAZ!..

OLUR… OLMAZ!..

FATİH TÜRKER'İN YAZISI...   OLUR elbet!.. Gencecik yaşında 40 yllık Galatasaraylı gibi oynayan Ozan'dan YILDIZ olur… Sinan Gümüş azıcık k...

"DARILMACA YOK" KARNESİ

"DARILMACA YOK" KARNESİ

LEVENT DONDURAN'IN YAZISI...     Mircea LUCESCU…………………2 Kaybedince ağlayan, kazanınca "kendinden bilen" ta...

Yeni İŞ BULMA KURUMU!..

Yeni İŞ BULMA KURUMU!..

LEVENT DONDURAN'IN YAZISI...   Televizyon ekranlarında garip bir paylaşım var… Bir adam, hem özel bir kanalda, hem de devletin yayın organında yorumcu… ...

ORADA BİR LİG VAR UZAKTA!..

ORADA BİR LİG VAR UZAKTA!..

LEVENT DONDURAN'IN YAZISI...       Öksüzlüğün, boynu büküklüğün, garibanlığın gözü körolsun… ...

MİLLİ TAKIM İSTERİM

MİLLİ TAKIM İSTERİM

ERSOY ÖZDEM YAZDI...     "Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.   Me...

Allah’ın desteği de cemaat iledir (2)

Allah’ın desteği de cemaat iledir (2)

İHSAN MUSLU YAZDI...   "KİM cemaatten ayrılırsa o ayrıldığı yol onu Cehennem’e götürür.’’ Sahabelerde Peygamberimizi kendilerine &oum...

AF YA ÇIKAR YA DA ÇIKAR

AF YA ÇIKAR YA DA ÇIKAR

TAKİ DOĞAN   İKİ sıkıntılı sorun vardır. Bunlardan biri cezaevleri ile ilgili, diğeri de vatani hizmetini yapan kışla pozisyonudur. Askerlikte erken terhis ile il...

ZEKİ AĞABEY’E MEKTUP...

ZEKİ AĞABEY’E MEKTUP...

12 YIL oldu seni uğurlayalı sevgili dostum... Sevgili ağabeyim... ‘’Benim en büyük hazinem’’ diyerek övündüğün ve ‘’S...

Senet borcunuz geçersiz olabilir

Senet borcunuz geçersiz olabilir

Hakan TOKBAŞ   HEPİMİZİN malumudur; piyasada özellikle inşaat şirketleri veya ev eşyası satan mağazalar, taksitli satış yaptıkları zaman müşterilerinden senet a...