Ortadoğu Gazetesi


SON DAKİKA  PYD'li Müslim de Erdoğan'ı yalanladı   |  HDP'li Önder, Arınç'a meydan okudu   |  Efkan Ala'dan peşmerge açıklaması   |  Bir de kırmızı telefon bağlayın   |   MHP'den AKP'ye uyarı   |  'Sizi yok etmeye çalışanı, sizde yok edin'   |  IŞİD petrolden günlük 1 milyon dolar gelir sağlıyor   |   Konsolosluklarda 'sarı toz' alarmı   |   Davutoğlu, Türkiye'yi yönetmekten aciz   |  Merkez faize dokunmadı   |

Doğu Türkistan'a giden tek lider

ARAŞTIRMA / 2008-11-02 08:54:19

Söyleşi: İsmail ÖZDEMİR
 
Türkiye Doğu Türkistan'ın Hep Yanında oldu
 
Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit TÜMTÜRK: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRK DÜNYASI'NDAN ÇIKARILAMAZ... KENDİ KADERİNE TERK EDİLEMEZ....
 
Geçmişten günümüze kadar gelinen süreç içerisinde derneğiniz; Doğu Türkistan ve Uygur Türklerinin milli davasını ve Çin zulümü altında yaşadıklarını, Türk ve Dünya kamuoyuna aktarma noktasında ne gibi faaliyetler yürütmektedir?

Derneğimiz Doğu Türkistan'ı, orada yaşanan Çin zulmünü Dünya kamuoyuna taşıyabilmek ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin durumlarını uluslar arası kamuoyu ile paylaşmak amacıyla kurulmuştur. Tabii özellikle uluslar arası platformdaki çalışmalarımız Dünya Uygur Kongresi aracılığı ile devam etmektedir. Dünya Uygur kongresi bugün yaklaşık 25 ülkeden, 50'nin üzerindeki teşkilatın bir araya gelerek oluşturduğu, Doğu Türkistan'la ilgili en geniş teşkilatlanmadır. Bugün Rabia Kadir hanımefendi Dünya Uygur kongresinin başkanıdır. Bende âcizane bu teşkilatın başkan yardımcılığı görevini yürütmekteyim, aynı zamanda da Türkiye sorumlusuyum.

Teşkilatımızın Doğu Türkistan ile ilgili yaptığı faaliyetler de Rabia Hanım kongrenin başkanı olması hasebiyle ABD, Avrupa, Kanada gibi birçok ülkelerde devlet başkanları ve bakanlar düzeyinde ikili görüşmeler yürütmekte, özellikle AB parlamentosunda, insan hakları komisyonlarında, çeşitli konferanslara ve çeşitli görüşmelere katılarak Doğu Türkistan ile ilgili gelişmeleri gündeme getirmiştir. Doğu Türkistan meselesi tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar batıda büyük ilgi ve alakayla karşılanmaktadır.
 
Türkiye'de dernek olarak yürüttüğümüz faaliyetlere gelince, şahsen ben son 7-8 yıl içerisinde 20'nin üzerinde ülkeye Doğu Türkistan ile ilgili konferans, panel, ikili görüşmeler ve diğer bir takım toplantılar yapmak amacıyla katıldım ve böylelikle Doğu Türkistan ile ilgili davamızı oradaki yetkililerle paylaşma fırsatımız oldu. 
 
Yürüttüğümüz faaliyetler yalnız bunlarla sınırlı değildir. Basın ve medya aracılığı ile ulusal ve uluslararası kamuoyunda Doğu Türkistan davasının her geçen gün yoğun bir şekilde gündeme geldiğini görmekteyiz.
Genel merkezimiz Türkiye'de yaklaşık 20 yıldır süren faaliyetler çerçevesinde, yayın hayatında 15. senesini tamamlamış olan Gökbayrak Dergisini yayımlamaktadır. Gökbayrak dergisi yurt dışında Doğu Türkistan ile ilgili süreli olarak yayınlanan tek yayın organıdır. Yine Doğu Türkistan davasını dünya kamuoyuna sunmak amacıyla www.gokbayrak.com adresli bir internet sitemiz mevcuttur, Türkçe, İngilizce ve Uygurca dillerinde yayın yapmaktadır. 
 
Bununla birlikte derneğimiz D. Türkistanlı öğrencilerimize eğitim bursu vermektedir. Böylelikle yetişen yeni neslin, daha kaliteli, daha aydın olan şahsiyetlerle davamıza kazandırılması hedeflenmektedir.

 

Derneğimiz Doğu Türkistan'da Çin işgalindeki siyasi sıkıntılardan dolayı Doğu Türkistan'ı terk etmek zorunda kalmış, değişik ülkelerdeki kardeşlerimizin ( Asya, uzak doğu, Avrupa gibi ) BM çatısı altın mülteci olarak daha güvenli ortamlarda hayatlarını sürdürebilmeleri ve gelecekte davamıza katkı sağlayabilmeleri için bir dizi faaliyetler yürütmektedir. Özellikle Türkiye'de bulunan kardeşlerimizin nüfus ve ikamet gibi diğer işleri ile birlikte BM deki işlerinin takibiyle bunların her türlü maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmalar yürütmekteyiz
 
- Bildiğimiz kadarıyla Gökbayrak isimli bir dergi aracılığıyla kamuoyu ile görüş ve faaliyetlerinizi paylaşıyorsunuz. Dergide genel olarak işlediğiniz konular nelerdir?
Gönlümüzden geçen arzu, Gökbayrak dergimizi İngilizce, Almanca, Fransızca ve Orta Asya da yaşayan Türk kardeşlerimizin de rahatça okuyabilmeleri için kiril alfabesiyle Rusça olarak 2 yâda 3 farklı dilde çıkarabilmektir. Ancak imkânlarımız sınırlı olduğu için bugün sadece Türk Dünyasına yönelik olarak Türkiye'de yaşayan soydaşlarımızla, bugün ABD den Kanada'ya ve AB' den Avustralya'ya, tüm Türk İslam coğrafyasına kadar yaklaşık 20'nin üzerindeki ülkede bulunan ve orada Türkçe konuşan kardeşlerimize yönelik olarak Türkçe ve Uygurca olarak yayımlanmaktadır.
 
Bu amaçla Doğu Türkistan ile ilgili sıcak haberleri alabileceği bir yayın organı olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Dergimizde tarihten sanata, kültürden siyasete kadar tamamen Doğu Türkistan ile ilgili tüm bilgilere ulaşılabilir. Bugün 15 yıllık dergicilik hayatımızda Doğu Türkistan la ilgili çok ciddi bir arşiv oluşmuş bulunmaktadır. Doğu Türkistan hakkında aranılan bütün bilgileri arşivimizde bulmakta mümkündür. 
 
- Dernek genel merkeziniz Türkiye'de (Kayseri). Türkiye Cumhuriyeti Devleti sizce Doğu Türkistan ile ilgili nasıl bir çalışma yürütüyor? Türkiye'nin sizlere verdiği desteği yeterli buluyor musunuz? Türkiye'nin sizler için önemi nedir?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Doğu Türkistan için adeta ikinci kıble gâhtır. Yani Doğu Türkistanlıların gönlündeki -Türkiye'nin- yeri ayrıdır, bambaşkadır. Bu geçmişimizde böyle olmuştur, bugünde böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Çünkü bir baba evladından asla vazgeçemeyeceği ve ret edemeyeceği gibi Türkiye'mizin de Doğu Türkistan davasında hiçbir zaman çekinmesi ya da bu işi görmezden gelmesi mümkün değildir. Bu doğrultuda günümüze kadar gelinen süreçte Türk siyasetçilerinin Doğu Türkistan ile ilgili uyguladıkları politikaları açıkça tasvip etmiyorum.
 
Çünkü ne zaman Doğu Türkistan meselesine gelinse Çin'i üzmemek ve ürkütmemek kaygısıyla davamızın göz ardı edildiğini, bu meselenin adeta sümen altı edildiğini görüyoruz. Ancak bu mesele Türkiye için çok şerefli ve çok onurlu bir meseledir. Doğu Türkistan davasında Türkiye'nin tarafsız olması söz konusu olamaz. Türkiye Doğu Türkistan meselesinde taraftır çünkü bizler aynı milli damardan beslenmekteyiz, aynı kökenden gelmekteyiz ve aynı inancı paylaşmaktayız. Yani Doğu Türkistan Türkiye'nin bizzat kardeşidir, hiçbir şekilde bu davadan geri adım atamaz, atmamalıdır. Ben bu noktada şunu vurgulamak istiyorum Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin son yıllarda dış politikada büyük atılımlar yaptığını görmekteyiz. Örneğin birçok ülke arasında arabuluculuk vazifesini üstlendiğine hep birlikte şahit olmaktayız. Bugün İsrail-Sureye ve Filistin, ABD -İran, Gürcistan-Rusya yada işte Ermenistan-Azerbaycan gibi ülkelerin arasında yaşadıkları sorunlarda arabuluculuk rolünü çok güzel yürütmekte.
 
Bu ne kadar sürdürülebilir tabii onu da bilemiyorum ama bu rolü üstlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 35 milyonluk Müslüman Türk'ün yaşadığı Doğu Türkistan meselesine ben taraf olamam demesi yada bunu Çin'in insafına terk etmesi yukarda zikrettiğim politikaları ne kadar gerçekçi kılmaktadır? Yada ne kadar güvenilir kılmaktadır? Biz öncelikle kendi coğrafyamızda, mazlum soydaşlarımızın derdine derman olabilmeli, Çin'e de yaptığı yanlışları söyleyebilmeliyiz. Çin'in 21 yy. da Doğu Türkistanlıları tamamen katlederek, tamamen yok ederek, adeta bir insanlık dramı yaşattığı bu coğrafyada, Çin'e oradaki kardeşlerimizle, din, dil ve tarih bağımız olduğunu hatırlatmamız gerekmektedir.

Türkiye'den beklentilerimiz çok üst düzeyde, bununla birlikte uluslar arası konjöktürü de çok iyi biliyor, yakından takip ediyoruz, Doğu Türkistan ile ilgili yapılabilecek çok şey vardır. Ben maalesef üzülerek söylüyorum devletimizin birimlerinde Doğu Türkistan ile ilgili hiçbir bir kurum yâda kuruluşun ciddi bir çalışması yoktur.

- Ülkemizde bazı üniversitelerde belirli dallarda açılmış araştırma birimleri mevcut. Örneğin Türk dünyası araştırmalar merkezi gibi. Böylelikle bahsi geçen coğrafyalardaki kültürel ve tarihsel değerler incelenmekte. D. Türkistan ile ilgili ülkemizde yer alan üniversitelerde bu bahsettiğim alanlarda çalışmalar yürüten her hangi bir birim varmıdır?

Bizlerin bildiği kadarıyla böyle bir yapılanma mevcut değildir. Ancak ne kadar acıdır ki Türkiye'de bulunan birkaç üniversitede Çin dili ve edebiyatı, Çinoloji gibi bölümler mevcuttur. Örneğin bu bölümlerden birisi de Kayseri'de dir. Ben şahsen bunu yani Kayseri'de böyle bir bölümün açılmış olmasını, Kayseri'de yaşayan Doğu Türkistanlıları Çin'in abluka altına, gözetim altına alması yönünde değerlendiriyorum

Bir Önceki sorduğunuz soruyla devam edecek olursak, ülkemizde Türk İktisadi Kalkınma Ajansı (TİKA) bulunmaktadır ve bu kurum Afrika'nın en ücra köşelerine dahi yardım götürmekte, orada insani yardım amacıyla su kuyuları açmakta, sağlık hizmetlerinin alt yapı çalışmalarını yapmakta yada oradaki insanların acil yardım- gıda gibi- ihtiyaçlarını karşılamaktadır. TİKA diğer birçok coğrafyada -Orta Asya da en küçüğü Çuvaşistan, en büyüğü, Özbekistan'a kadar bu çalışmaları yürütüyor. Bu noktada ben şu soruyu sormayı istiyorum Doğu Türkistan niçin bu projelerin içerisinde yer almıyor? Doğu Türkistan'ı biz Türk Dünyası'ndan çıkarıp attık mı? Onu Çin'in insafına mı terk ettik? Yani şu politikanın ben yanlış olduğunu söylemek istiyorum; siz haklıdan yana taraf olacaksanız, haksız kim olursa olsun haklıdan yana haksızın karşısında olacaksınız Doğu Türkistan'ın işte bu konular ile ilgili ciddi sorunları vardır.
 
Bizler Tika'nın yayınlamış olduğu herhangi bir raporlarda dahi Doğu Türkistan'la ilgili yada Uygurlardan tek kelime bir ibareye rastlamadık. Bu TİKA'nın ruhuna aykırıdır, bu politikanın da bir an önce gözden geçirilmesi gerekmektedir.
- Sayın Başkan, geride bıraktığımız yıllarda Doğu Türkistan'ı sadece MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ziyaret etmiş ve orada bizzat bazı incelemelerde bulunmuştu. Diğer siyasi parti liderlerinden de Doğu Türkistan'ı hiç ziyaret edenler olmuşmudur? Bu konu ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
 
2001 senesindeki bu ziyaret hakikaten biz yurt dışında bulunan Doğu Türkistanlıları fazlasıyla heyecanlandırdı ve çok duygulandırdı. Çünkü Türkiye cumhuriyeti devleti tarihinde ilk defa bir başbakan yardımcısı yani Sayın Devlet Bahçeli Bey Doğu Türkistan'ı ziyaret etti
Sayın Bahçeli Çin halk cumhuriyetini ziyaret etmeleri esnasında Doğu Türkistan'ı da unutmamış ve ziyaret programına Doğu Türkistan'ı da dahil etmiştir. Biz bunu Sayın Bahçeli'nin siyasi misyonu ve ahlakına iz düşer bir davranış, kendilerine yakışır bir tavır olarak değerlendiriyoruz. Ben Doğu Türkistan'a yapılan bu ziyaretle ilgili birkaç söz söylemek istiyorum, Sayın Bahçeli'nin ziyareti esnasında Urumçi'de, Kaşgar'da ve değişik birçok bölgelerde Doğu Türkistan halkı sayın bahçelinin etrafında büyük bir sevgi yumağı oluşturmuştur. Türkiye'den gelen bir devlet büyüğünün, bir Türk büyüğünün yani Sayın Bahçeli'nin ziyareti aynı zamanda bir kurtarıcı, bir büyük kardeş, bir büyük ağabey olarak kabul edilmiş ve onun ziyareti neticesinde bizzat halkın değerlendirmesi ile Sayın Bahçeli'ye olağan üstü bir misyon yüklenmiştir.
 
Ben öyle tahmin ediyorum ki Sayın Genel Başkanımız ve o dönemki Saygıdeğer Başbakan Yardımcımız Doğu Türkistanlı kardeşlerinin gözlerindeki o ışıktan onların neler söylemek istediğini, neler hissettiğini ve o ziyaretin öneminin büyüklüğünü hissetmiştir. Gözlerinden diyorum Çünkü Doğu Türkistanlı kardeşlerinin Sayın Genel Başkanımıza bir şeyler söylemeye şansı yok, yani içinde bulunduğu ızdırabı ve içinde bulunduğu insanlık dramını ve ben Türk'üm ve benim vatanımın ismi Doğu Türkistan ve ben bu coğrafyada bağımsız yaşamak istiyorum; sözünü belki de yüzlercesi Sayın Genel Başkanımıza haykırmak istemiştir. Ama etrafındaki Çin ablukası ve Çin istihbaratı endişesi buradaki kardeşlerimizi bu sözlerden alıkoymuştur.
Bu ziyaret sonrasında Sayın Genel Başkanımızla Türkiye'de birkaç defa bir araya geldik. Eksik olmasınlar nezaket ve büyüklük göstererek her defasında ne zaman görüşme arzumuz olsa bizleri kabul ederek kıymetli zamanlarını bizlere ayırdılar. Bizler bunu Sayın Genel Başkanımızın Doğu Türkistan Milli Davasına olan samimiyeti olarak görüyoruz. Genel Başkanımız ayrıca bu ziyaretlerimiz esnasında, Doğu Türkistan'a yaptığı seyahatten de bahsederek orada ne kadar duygulandığını ve Doğu Türkistan meselesinin ne kadar hassas bir mesele olduğunu bizlere söylemiştir.
 
Açıkçası bizler o zaman Sayın Genel Başkanımızın, o yoğunluk içerisinde bizleri kabul edeceğini ummuyorduk ama yapmış olduğumuz bu görüşmelerde bizleri ziyadesiyle memnun eden, beklentilerimizin çok daha üzerinde ki bir duygu yoğunluğunu yaşadık. Ben bu ziyaretlerimizden 35 milyonluk D. Türkistanlı soydaşlarımız adına çok umutlandım, öyle düşünüyorum ki Sayın Devlet Bahçeli Bey iktidara geldiğinde Doğu Türkistanlılar, tüm Türk Dünyası ve Türk Dünyası'nın birliği için bir fırsat olacaktır. Bu manada ben Cenabı Allah'tan Sayın Devlet Bahçeli Bey'e bu siyasi projelerini, herkese örnek olan devlet adamlığı modeliyle, hayata geçirebilmesi için fırsat vermesini niyaz ediyor, uzun ve hayırlı ömürler diliyorum.  

- 2008 Pekin Olimpiyat oyunları öncesinde derneğiniz aracılığı ile ülkemizde bir dizi protesto gösterileri düzenlediniz. Aynı gösterilerin benzerlerine yurt dışında bazı ülkelerde de tanık olduk. Ancak her nedense bugün Doğu Türkistan ile aynı konumda olan Tibet'e olan ilgi ve Tibet'te yaşanan, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından işlenen insanlık suçları çok geniş bir propaganda ile dünya gündemine gelirken ve hatta bu doğrultuda Çin'e baskı yapılırken, Doğu Türkistan ve Uygur Türklerinin durumu hep göz ardı edildi. Sizce bu neye bağlıdır?

2008 pekin olimpiyatlarının durumu 2000 yılında Moskova da karara bağlandı. Biz 2000 yılında dergimiz Gökbayrak'ta da bu durumu kapak konusu yaparak Çin'in yanlış bir seçim olduğunu, bu durumun insan hakları suçu işleyen ve bu konuda sabıkalı olan Çin Komünist iktidarına bir ödül vermek olarak algılandığını belirtmiştik. Aradan 8 yıl geçti ve biz bugünde aynı düşüncelerimizde ısrarcı olduk, bununla ilgili defalarca protesto gösterileri ve basın toplantıları düzenledik, dünyanın birçok yerinde sesimizi duyurmaya çalıştık. Devletler nezdinde de Dünya Uygur Kongresi tepkilerini dile getirdi.
 
Bununla ilgili bizler Türkiye'de iki büyük eylem gerçekleştirdik, birincisi İstanbul'da olimpiyat meşalesinin yakıldığı gün; ülkenin çeşitli yerlerinden Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi oraya taşıyarak, çok geniş katılımlı olarak düzenlediğimiz protesto gösterisiydi. Bu gösteriler bizler için bir fırsata dönüştü, Olimpiyatlarla ilgili yapılan haberlerin geniş bir bölümünde Doğu Türkistan tanıtıldı. Bir diğer eylemi ise Olimpiyatların başladığı gün ve saatte Ankara'da Çin B.elçiliği önünde gerçekleştirdik. Böylelikle Doğu Türkistan'ın Çin işgali altında olduğunu ve onların bu işgali ret ederek bağımsız yaşamak istediği bir çok defa Dünya kamuoyuna haykırılmıştır.
Ancak Olimpiyatlar Çin için de bir fırsat oldu ve bu esnada Doğu Türkistan adeta bir açık hava hapishanesine dönüştü. Bundan öncesinde ise Çin, Tibet'te yüzlerce rahibi kurşuna dizerek öldürdü, Doğu Türkistan'da da bu esnada yüzlerce kişi katledildi, böylelikle Olimpiyatların ruhu olan barış ve kardeşlik hissiyatlarına Çin Halk Cumhuriyeti tarafından leke düşürülmüş olundu.
 
Şimdi bizler şunları sorguluyoruz; bu Olimpiyat Çin'e Doğu Türkistanlıları katlettiği için mi verildi, Tibet'te onlarca katliam yaptığı için mi verildi? Ve tüm bunlar maalesef Çin'i daha da cesaretlendirmiştir. İlginç bir şey söylemek istiyorum bu noktada, Olimpiyat Meşalesi Kaşgar'dan geçirileceği sırada Kaşgar halkı tamamıyla ev hapsinde tutulmuştur, balkonların, pencerelerin ve kapıların açılması yasaklanmıştır. İşte burada şunu sormak gerekir, Olimpiyat meşalesi Kaşgarlı Mahmut'un şehri, yurdu olan Kaşgar'dan hangi ruhla geçmiştir? Barış ve kardeşlik ruhuyla mı yoksa zulüm, işkence ve insan hakları ihlalleri, diktatörlüğün uygulandığı bir atmosfer ortamı ile birlikte mi geçmiştir?
 
Böylelikle Olimpiyat Doğu Türkistanlılar için adeta bir zulme çevrilmiştir. Bu durum medeniyetten, barıştan, kardeşlikten yana olan Uygur Halkının hafızalarında derin yaralar uyandırılmıştır.

- Sayın Başkan son olarak dergimiz okuyucularına vereceğiniz mesajlarınız nelerdir?

Ben öncelikle tüm Türk Milliyetçileri'nin sesi olan ve bu manada ciddi sorumluluklar alıp, önemli çalışmalar yürüten Kutlu Sesleniş Dergisi'ne tarihi yani ezeli ve ebedi Türk Yurdu olan Doğu Türkistan ve orada bulunan mazlum soydaşlarının derdini Türkiye'deki kardeşlerine anlatma fırsatı verdiği için tüm yayın kurulunuza ve camianıza teşekkür ediyorum. Bu manada da başarılarınızın devamını diliyorum, Yüce Allah yar ve yardımcınız olsun.

Kutlu Sesleniş Dergisi'nin 64.sayısından alınmıştır.


 


Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER

DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER

ARAŞTIRMA / 2008-11-02  Yayınladığımız söyleşi. Söyleşi: İsmail ÖZDEMİR   Türkiye Doğu Türkistan'ın Hep Yanında oldu   ...

'Bir hilâl uğruna Yârab ne güneşler batıyor'

'Bir hilâl uğruna Yârab ne güneşler batıyor'

Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sıras...

Derin güçlerin taşeronu DHKP/C

Derin güçlerin taşeronu DHKP/C

  TSK kendi içerisinde temizliğe başlamış ancak aylardır darbeye uygun ortam hazırlamak için beslenen sol ve sosyalist örgütler ortada ve sahipsiz kalmıştı...

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Türk askeri ve komutanının kahramanlığıyla kazanılan Çanakkale savaşları, dünyada benzeri görülmemiş bir destan yarattı.    "HASTA adam&...

ATA YURTLARIMIZ, TUVA VE HAKASYA

ATA YURTLARIMIZ, TUVA VE HAKASYA

 SİBİRYA, ANADOLU GİBİ 300 milyonluk dili dini irki aynı olan bir TÜRK Birliği kurulmalı   Yaradan buyuruyor; -Akrabaların senin en yakınlarındır, onlara g...

TÜRK DÜNYASININ DEDE KORKUT'U

TÜRK DÜNYASININ DEDE KORKUT'U

  Profesör Dr. Orhan Gedikli Hocanın kültür ekibi ziyaret ettikleri yerlerde Türklerin ayak izlerini takip ediyorlar. Müzeler. Üniversite yö...

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜYDÜ?

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜYDÜ?

ALİ ÖNCÜ'NÜN KALEMİNDEN...   Orda, KANDAŞLARIMIZ var uzakta. Onlar TÜRK. Bazıları TÜRK adını duymak istemese de. ATA köklerimiz orada. VE kalbi...

AKP'nin çakma Yavuz politikası işe yaramadı

AKP'nin çakma Yavuz politikası işe yaramadı

CUMHURİYET düşmanlığını siyasal İslamcılığın, ümmetçiliğin bir gereği sayanlar, Cumhuriyet'in İslam'a darbe indirdiği düşüncesiyle, üniter de...

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ RODOS

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ RODOS

  Yaşadığım ve çok sevdiğim dünyanın incisi Marmaris'e 50 km uzaklıkta olan Rodos, (Bozburun Yarımadasında bulunan Bozukkale Mevkiine ise mesafe 18 km) Ülkemi...

3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ

3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ

    Türk olduğunu ifade etmenin neredeyse suç sayıldığı ve 'ayrımcılık' kabul edildiği bir dönemde, 3 Mayıs Milliyetçiler Gün&uu...