Ortadoğu Gazetesi


SON DAKİKA   60. Hükümetin Bakanlar Kurulu'nun sözcüsü gibi   |  1 MİLYAR NEREYE GİTTİ   |  Gemi inşa sektörüne devlet desteği şart   |  MHP'den tezkere konusunda 'milli' duruş   |  MHP İstanbul harekete geçti   |  IŞİD, Kobani'yi kuşattı   |  Bayramda sivil polisler "yolcu" olacak   |  MHP tercihini Türk milletinden yana kullanacak   |  İKİ PORTRE TÜRKİYE NEREYE?   |  ERDOĞAN AKP'LİLERİN AKIL SAĞLIĞI İLE OYNADI   |

'Tarihe kanla yazılmış katliam'

ARAŞTIRMA / 2011-03-26 16:15:31

Mehmet Müftüoğlu gitti, gördü, belgeledi ve yazdı

Azerbaycan'da kazma vurulan her yenden Ermeni katliamından izler çıkıyor.

Bir tarafta Hazar Gölü, diğer tarafta ise Kan gölü! "Kanlı yıllar hafızamıza kanla yazıldı! O kanlı yılları tarihimize Ermeniler kanlı elleri ile yazdılar!.

GEÇTİĞİMİZ hafta Azerbaycan Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı ve Milletvekili eşi Sabir Rüstemhanlı'nın davetlisi olarak Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye gittim.

Sanatçı Ahmet Şafak'ın, Haydar Aliyev Sarayı'nda verdiği konseri de izleme fırsatı buldum. Çok muhteşemdi. Konserin hem Azerbaycan'ın milli bayramı olan Nevruz'a, hem de Çanakkale Zaferi'nin yıldönümüne denk gelmesi coşkuyu daha da farklı kılmıştı.

Ahmet Şafak'ın, Türkiye'de görmediği ilgiyi Azerbaycanlılar tarafından görmesi beni şaşırtmadı desem yeridir. Çünkü her defasında " Azerbaycan benim ikinci vatanım " diyordu. Ancak sanatçı Şafak'ın, aynı ilgiyi öz vatanında da görmesini fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.

Beş günlük Bakü gezimde hiç unutamayacağım anılar yaşadım.

 

Nevruz Bayramı nedeniyle Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği'nde verilen resepsiyona katıldık. Tenzile Rüstemhanlı, eşi Sabir Rüstamhanlı, sanatçı Ahmet Şafak, gazeteciler Murat İde ve Nuriye Atabey ve Yalova Asılsız Ermeni Soykırımı Derneği yöneticileriyle birlikte gittiğimiz resepsiyonda

Büyükelçi Hulusi Kılıç ve eşi Günay Kılıç bizleri kapıda karşıladı. Türkiye'nin Bakü Silahlı Kuvvetler Ataşesi Tuğgeneral Özhan Ayaş, KKTC Bakü Temsilcisi Zeki Gazioğlu, Azerbaycan milletvekilleri, Azeri ve Türk vatandaşlarının da katıldığı resepsiyonda elçilik bahçesinde hazırlanan Nevruz Ateşi'ni Bakü Büyükelçimiz Hulusi Kılıç bey yaktı.

 

ŞAFAK'A ASKERİ TEMPO

Resepsiyonun ardından Azerbaycan Askeri Akademisi'ni ziyaret ettik. Sanatçı Ahmet Şafak, yeni mezun olan genç Azerbaycan subaylarına konser verecekti. Bizler de Akademi tarafından davet edilmiştik. Birlikte Askeri Akademi Birliği'ne gittik. Akademi komutanları bizi nizamiye kapısında karşıladı. Birlikte biraz sohbet ettikten sonra akademi içindeki amfi salonuna geçtik. Salonda bizleri çakı gibi genç subaylar bekliyordu. Heyecanlandım ve gurur duydum. Bu arada bu subaylarımızı eğiten de Türkiye'den gelen yiğit ve kahraman komutanlarımız olduğunu da hatırlatmak isterim.

Bizleri takdim sunumunun ardından sanatçı Ahmet Şafak sahneye çıktı ve bir birinden güzel Azerbaycan-Türkiye kardeşliğini anlatan kahramanlık türkülerini seslendirdi. Salondan yükselen alkışı ilk kez duyuyordum. Tıpkı askerlerin yürürken çıkardıkları " rap rap " sesi gibi burada da tempolu " şak... şak... " sesleri bizim yüreğimizi kabartıyordu. Hele de Ahmet Şafak'ın Azerbaycan ve Türk Bayrağı altına geçerek söylediği Karabağ türküsü ile salonraki subaylar, sanki silahlarını kuşanıp Ermeni işgali altındaki Karabağ'ı geri almak için yola koyulacaklardı. Konser iki saatten fazla sürdü. Ayrılma vakti gelmişti. Konser sonrası çaylarımızı yudumladıktan sonra komutarlarla içten bir vedalaşmayla Akademi'den ayrıldık.

 

GANİRE PAŞAVEYA AKŞAM YEMEĞİ

rdrbrdrsrdrw20rsp20 Azerbaycan milletvekili Ganire Paşaveya ile akşam yemeğinde bir araya geldik ve beraber sohbet ettik. Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine vurgu yapan Paşayeva'nın bir de sitemi de var. Bana Ermeniler için kimse " iyi " demesin. Türkiye, Türkere soykırım yapan Ermenistan'la ilişki kurmasını hazmedemiyor.

Paşayeva, Hocalı Katliamı ile insanların bir gecede evlerini, yuvalarını kaybettiğini, dışarı atıldıklarını belirterek, o dönem 15 yaşlarında olduğunu anlattı. Paşaveya, " Biz çıldırma aşamasına geldik. Ben bu insanlarla iki yıl geçirdim. Babamın saçlarının iki yılda bembeyaz olduğunu gördüm. Sivil halkın itirazlarına karşılık tanklar gönderdiler, yüzlerce kişinin üzerine bir gecede tankları gönderdiler. Bütün mesele, niye bunları bize yapıyorsunuz demeleriydi " dedi.

 

BİR ANNENİN YAPTIKLARI

Birde tanık olduğu bir olayı anlattı. Acı veren bir olaydı bu. Ve Paşayeva anlatmaya başlıyor:

" Bir anne düşünün; iki çocuğunu nehre atıp boğuyor. İşte o anne hala yaşıyor. Aklını kaybetşim. Acıların anıldığı bir günde bu kadın şarkı söyleyin dolanıyor alanda. Kızdım, böyle acı günde ne böyle. Sordum bu kadın kim diye? Ve gerçeği öğrendim. Ermeniler kocasını gözünün önünde işkenceden geçirerek katlettiler. Kendisi iki çocuğunu alarak kaçmaya başlar.

Yakalanacağına anlayan anne çocuklarının neler yaşayacağını düşürün ve onları Ermeni zulmünden kurtarmak için kendisiyle birlikte nehre atar. İki çocuk nehrin soğuk ve bulanık sularında boğulur kaybolurken, anne peşlerine düşen Ermeni çeteleri tarafından nehirden canlı olarak çıkarılır. O an kendine gelir. İki evladını kendi elleriyle boğduğunu düşünen anne aklını yitirir. Ondan sonra bu hale geldi.

Düşünebiliyor musunuz; bir anne çocuklarım Ermenilerin eline geçmesin, o işkenceleri yaşamasın diye nehirde boğulmalarına razı oluyor. " 

GUBA'YA HAREKET

Bakü'de (18 ve19 Mart Cuma -Cumartesi) iki günü dolu dolu, eğlenerek ve gülerek geçirdik.

Ama hani derler ya " Her gülüşün sonunda bir gözyaşı vardır ". Tenzile hanım Bakü'ye 2 saatlik uzaklıktakı Guba'ya gideceğimizi söyler. 20 Mart Pazar sabahı Guba'ya hareket ettik. Bizleri il girişinde Guba Vali Yardımcıları Sahip Memedov ve Nasnullah Veliye, Guba Belediye Başkanı Elkan Aliyev, Guba Enmiyet Müdürü Yardımcısı Kinyas Hasanov karşıladı ve Olimpiyat Akademisi'nde misafir ettiler. Zamanımız kısıtlı idi. Bunun geri dönüşü de vardı onun için birar önce çıkalım dedik.

 

 Bizi Guba şehrinde, 1918'de Ermeniler tarafından katledilen 600 kadar Azeri Türk'ünün toplu olarak gömüldüğü kuyulara götürdüler. Gördüğüm manzara karşısında şok oldum, rengim bezim gitti, domdum kaldım. Karşımda yığınla insan kemikleri, kafasına çivi kakılmış yüzlerce kafa tası iskeleti, gerçek bir katliam ve soykırım anıtı gibi çıktı karşımıza'85 Yaklaşık bir dönüm arazi üzenirde beş kuyu var. Sadece bir tanesi açılmış. Gözyaşımı tutamadım. " Böyle bir vahşeti insan olan yapamaz " dedim. Ama Ermeniler yaptı işte. Hatta bu çukurlara diri diri atılarak katledilenler sadece Türkler değil, orada yaşayan Dağ Yahudileri de var.

 

KATLİAMI GÖRDÜM 

" Yavuz hırsız " misali Türkleri soykırımla suçlayan Ermenilerin, kadın, çoluk, çocuk, yaşlı, genç veya hasta demeden katlettiği Türklerin " soykırım anıtı " Guba'da.

2007 yılında tesadüfen ortaya çıkan toplu mezarlarda başlarından çivilenmiş insanların kafatasları ve çoğu çocuklara ait kemikler insanın kanını donduruyor.

Anlatıldığına göre, 1918'de Ermeni milisler tarafından işgal edilen Guba'da 600'e yakın insan kaybolmuş ve bir daha da haber alınamamış.

2007'de Guba'daki akarsu yatağına yakın bir bölgede kuyu açma çalışmaları sırasında toplu mezarlar fark edilmiş.

Bölge hemen tecrit edilerek, detaylı bir kazı ve araştırma yapılınca, ortaya işte bu korkunç manzara çıkmış.

Ermeniler, kimilerini başlarından çiviledikleri insanlara çeşitli işkenceler etmişler ve diri diri buraya gömmüşler.

Azerbaycan basını, bu toplu mezarların dünyada çok fazla bilinmemesinden şikayetçi..

Seslerini yeterince duyuramamışlar.

Türk medyası bile gereken ilgiyi göstermemiş.

HER YERDE KATLUİAM İZLERİ VAR

Ermeni katliamı sadece Guba ile sınırlı değil, başka şehirlerde de olmuş.

Sadece Emeniler mi? Ruslar da katliam yapmışlar orada.

bu gün ise Karabağ'dan endişe duyuluyor. Ermeni işgali altındaki Karabağ'da 4 bin Azerbaycan Türkü kayıp. Nerede oldukları bilinmiyor. Hocalı ve Guba'daki toplu katliamlarının daha büyüğünün Karabağ'da yaşanmış olabilidiğinden endişe ediliyor.  

 

 

 

 

20. ASRIN EN BÜYÜK KATLİAMI 

1918- 1920 yılları Azerbaycan Türklerinin tarihinde en facialı yıllar olmuştur. Resimlerde gördüğünüz bütün bu katliamları 20. asrın başlarında (1918-1920) yıllarında Ermeni silahlı birleşmeleri Kuba'da yapmışlardır. Ermeniler o yıllarda bütün Azerbaycan'da Kuba'da Şamahı'da Gence'de kanlı soykırımlar yaptılar.

Ermeni Taşnak çeteleri 1918-1920 yılına kadar yaşlı, çocuk, kadın ayrımı yapmadan Azerbaycan Türklerini katlediyorlardı. Kuba'nın bütün sokaklarında kanlı facialar baş gösterir, köylerde, kasabalarda savunmasız insanlar kitle halinde öldürülüyorlardı.

1918-20'inci yıllar Azerbaycan'da bir taraftan Andranik Uzanyan'ın rehberliğii ile Taşnaksütyün Ermenileri Azerbaycan Türklerini katlederken, diğer taraftan ise S. Şaumuyan'ın rehberliyi ile Bolşevik-Taşnak Ermeni birlikleri tarihi faktları ört-bas etmek maksadıyla, kitle halinde öldürdükleri insanları toplu mezarlıklarda gömüyorlardı.

 

SOYKIRIM BELGESİ ORTAYA ÇIKTI

Ermeniler nereden bile bilirdiler ki, bu toplu mezarlıklar bir zaman gelecek yaptıkları bu katliamlar, Azerbaycan'da yapılan soykırımları bir belge olarak ortaya koyacaktır.

Bütün Azerbaycan, Sederek'ten tutmuş Yalama'ya, Astara'dan tutmuş Gazağa kadar Ermenilerin yaptıkları vahşice cinayetlerle doludur. Biliyormusunuz niçin? Çünkü onlar bütün Azrebaycan'da yaptıkları facialarla hiç bir sınır, manevi değer ve tarihi mesuliyet his etmediler. Bütün Azerbaycan toprağı Ermenilerin kütle halinde katlettikleri Azerbaycan Türklerinin kanı ile yoğrulup.

Sadece 1918 yılın 18-21 Mart tarihleri arasında, Bakıü'de Bolşevik Ermeniler tarafından 30 bin Azerbaycan Türkü katledilmişti. Bu yalnızca Bolşevik Ermeniler tarafından ve 2 yıllık zaman diliminin sadece 3 gün müddetinde baş vermiş bir katliamı idi. Düşünün ki, bu katliamlar 1918 yılından 1920 yılına kadar her gün yapılıyordu. Ermeni Taşnak çeteleri ve Bolşevik-Taşnaklar Bakü'de yaptıkları soykırımlarla yetinmediler. Ermeni çeteleri aynı yıllarda Guba'da, Lenkeran'da, Şamahı'da 50 binden fazla Azerbaycan Türkünü katlettiler. Aynı zamanda Ermeni ordusu, Şamahı'da 58 köyü yerle bir ettiler. Guba'da 122 köyü dağıttılar. Analoji insan katliamları Haçmaz'da, Göyçay'da, Kürdemir'de, Lenkeran'da, Hacıkabul'da, Salyan'da Zengezur, Karabağ, Nahçıvan ve diğer bölgelerde soykırımlar gerçekleştirildi.

 

NEREYE KAZMA VURSAN KATLİAM ÇIKIYOR

Arastırılırsa eğer Azerbaycan'da hala buna benzer ne kadar toplu mezarın olduğu meydana çıkar. O toplu mezarlıkların baş mimarları zira Ermeni Taşnaklardır. Sözde Ermeni soykırımı yalanları ile Avrupa Parlamentolarında kararlar kabul eden yüzsüz Ermeniler, Azerbaycan'da peş peşe bütün bölğelerde çıkan toplu mezarlar için bir gün çok büyük bedeller ödemek zorunda kalacaklar.

 

BİR TARAFTA HAZAR GÖLÜ, DİĞER YANDA KAN GÖLÜ

Bir tarafta Hazar Gölü, diğer tarafta ise Kan gölü! Belki de Kanlı Gölün adı bu faciayla bağlıdır? Bunu tarihçilere bırakmamız gerekir!.

" Kanlı yıllar hafızamıza kanla yazıldı! O kanlı yılları tarihimize Ermeniler kanlı elleri ile yazdılar!.

Elde ettiğimiz bilgi ve belgelere göre Ermeniler Azrebaycan'da Mart katliamından önce Erzurum vilayeti yakınlarında Taşılyayla köyünde 3.000 Anadolu Türkünü katletmişlerdi. 1918 yılında S. Şaumyan ve Ermenilerin diğer siyasi liderleri 7.000 Ermeni askerini çeşitli sınırlardan geçirerek Bakü'ye getirmiştiler. Dahası XI. "Kızıl Ordu" adıyla kurulan 10-12 binlik ordunun da yüzde %70'i Ermenilerden oluşuyordu. Hemen Ermeni ordusu Erzurum ve diğer Anadolu bölgelerinde kanlı facialar yaptıktan sonra, Azerbaycan'a getirildiler.

 BURUNLARI KESİLEN KADINLAR

Mükemmel silahlanmış Ermeni askerleri Müslümanlarn evlerinu601? baskınlar ederek onları öldürür, 3-4 günlük bebekleri süngülere geçirir, çocukları ateşe atıp yakıyorlardı. Kadınlar daha ağır işkencelerle öldürülürdüler. Araştırmalar neticesinde kulakları, burunları kesilen, organları parça-parça edilen 40 kadının cesedi toplu halde bulunmuştu.

1945 1946 yıllarda Güney Azerbaycan Milli Azatlık Hareketının lideri ve Devlet Başkanı olmuş Seyid Cafer Pişeveri öz hatıralarında şöyle yazıyor:

"Ben 1918 yılın Martında Ermeni taşnaklarının vahşiliklerini, suçsuz insanların öldürülerek cesetlerinin yakılmasını gözlerimle gördüm. Bu çok nefret edilecek bir davranıştı."

BELGELERLE KATLİAM SAYILARI

Bu kitle halinde yapılan soykırımlar yalnızca Bakü ve Şamahı'da değil, Azerbaycan'ın bütün bölgelerinde gerçekleştirilirdi. Guba kazasına gönderilen Ermeni silahlı güçleri ise S. Şaumyan'dan bizzat emir alan çete başı Hamazasp liderlik ederdi. Nisan ayında bu bölgenin 122 köyü dağıtılmış, yüzlerle Türk ve Lezği katledilmişti. Ermenilerin Guba'da yaptıkları katliamlar hakkında o devirde şehrin valisi olmuş A. Alibeyov yazıyor:

"Ermeniler şehri terk ettikten sonra ben şehre vurulan maddi zararı araştırırken, çoğunun kadın ve çocuk olmak üzere 2.000'den fazla Müslüman Türkünün katledildiğini öğrendim"

1918 yılında Ermenilerin yaptıkları soykırımların faciaların istatistikası arşiv belgelerinde aşağıdaki gibi sıralanmıştı.

1). Bakü'de 30 bine yakın soydaşımız vahşice katledilmiştir.

2). Şamahı kazasının 58 köyü dağıtılmış, 7 bin kişi o cümleden 1653 kadın ve 965 çocuk öldürülmüştür.

3). Guba kazasının 122 Müslüman köyü yerlu601? bir edilmiştir.

4). Yukarı Karabağ'da 150'den fazla köy dağıtıldı.

5). Zengezur kazasında 115 Azerbaycan köyü vahşicesine dağıtılmıştı.

6). İrevan guberniyasında 211 köy dağıtıldı. Bu tarihi Azerbaycan şehrinde ve onun etrafında 88 köy dağıtılmış, 1920 ev yakılmıştı, 132 bin Azerbaycan Türkü mahvedilmiştir. Ermeni çetelerin yaptığı vahşilikler, Taşnak hakimiyeti devrinde yürütülen "Türksüz Ermenistan" siyaseti neticesinde, İrevan guberniyasının Türk nüfusunun sayısı 1916 yılında 375 bin kişi idi. Fakat 1922 yılında Türklerin sayısı 70 bine inmiştir.

7). Türkiye'nin Kars vilayetinde 92 Azerbaycan ve Anadolu Türklerinin yaşadıkları köyler dağıtılarak yakıldı.

8). 1918 yılın Şubat-Mart aylarında Güney Azerbaycan'ın Hoy, Salmas, Urmiye, Makü ve başka şehirlerinde 150 bin Azerbaycan Türkü katledilmişti. Guba arazisinde, Gudyal nehrinin sağ kıyısında spor tesislerinin yeniden inşası zamanı yüze çıkan insan kemiklerinin döküldüğü yere mezarlık demek olmaz. Çünkü insan kemikleri biri birinin üzerine üst üste dökülmüş bir şekilde bulunmuştu. Kemikler nehrin kıyısında olan iki kuyuda aşikar edildi. Büyük kuyunun derinliği 5, küçük kuyunun derinliği ise 2,5 metredir. Kuyular arasında 2 metre mesafe vardır. Büyük kuyuya yüzlerce insan iskeletleri dökülmüş. İskeletlerin bütün halde bulunmaması onu gösteriyor ki, insanlar öldürüldükten sonra, doğranarak kuyulara doldurulmuştur. Sayısız insan kafası çocuk kemikleri arasından yalnız 35 iskeleti bütün halde götürmek mümkün olmuştur. Kuyulardan, insana ait olan her hangi bir delil-saç, giyim, eşya bulunmamıştır. "Çok güman ki, birinci kuyu insan kemikleri ile dolduğuna göre, yanında ikinci küçük kuyu kazılmıştır. Küçük kuyunun kapağı, henüz kapalı açılmamıştır".

Kemiklerin incelenmesi zamanı kıyımın ne zaman yapıldığı tespit edildi. Yapılan incelemeler sonucu mezarlarda ve kuyularda bulunan kemiklerin 1918 yılında Ermeniler tarafından soykırım kurbanlarına ait olduğu ispatlandı.


 


Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER

DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER

ARAŞTIRMA / 2008-11-02  Yayınladığımız söyleşi. Söyleşi: İsmail ÖZDEMİR   Türkiye Doğu Türkistan'ın Hep Yanında oldu   ...

'Bir hilâl uğruna Yârab ne güneşler batıyor'

'Bir hilâl uğruna Yârab ne güneşler batıyor'

Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sıras...

Derin güçlerin taşeronu DHKP/C

Derin güçlerin taşeronu DHKP/C

  TSK kendi içerisinde temizliğe başlamış ancak aylardır darbeye uygun ortam hazırlamak için beslenen sol ve sosyalist örgütler ortada ve sahipsiz kalmıştı...

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Dünya tarihinin akışını değiştiren destan: ÇANAKKALE

Türk askeri ve komutanının kahramanlığıyla kazanılan Çanakkale savaşları, dünyada benzeri görülmemiş bir destan yarattı.    "HASTA adam&...

ATA YURTLARIMIZ, TUVA VE HAKASYA

ATA YURTLARIMIZ, TUVA VE HAKASYA

 SİBİRYA, ANADOLU GİBİ 300 milyonluk dili dini irki aynı olan bir TÜRK Birliği kurulmalı   Yaradan buyuruyor; -Akrabaların senin en yakınlarındır, onlara g...

TÜRK DÜNYASININ DEDE KORKUT'U

TÜRK DÜNYASININ DEDE KORKUT'U

  Profesör Dr. Orhan Gedikli Hocanın kültür ekibi ziyaret ettikleri yerlerde Türklerin ayak izlerini takip ediyorlar. Müzeler. Üniversite yö...

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜYDÜ?

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜYDÜ?

ALİ ÖNCÜ'NÜN KALEMİNDEN...   Orda, KANDAŞLARIMIZ var uzakta. Onlar TÜRK. Bazıları TÜRK adını duymak istemese de. ATA köklerimiz orada. VE kalbi...

AKP'nin çakma Yavuz politikası işe yaramadı

AKP'nin çakma Yavuz politikası işe yaramadı

CUMHURİYET düşmanlığını siyasal İslamcılığın, ümmetçiliğin bir gereği sayanlar, Cumhuriyet'in İslam'a darbe indirdiği düşüncesiyle, üniter de...

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ RODOS

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ RODOS

  Yaşadığım ve çok sevdiğim dünyanın incisi Marmaris'e 50 km uzaklıkta olan Rodos, (Bozburun Yarımadasında bulunan Bozukkale Mevkiine ise mesafe 18 km) Ülkemi...

3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ

3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ

    Türk olduğunu ifade etmenin neredeyse suç sayıldığı ve 'ayrımcılık' kabul edildiği bir dönemde, 3 Mayıs Milliyetçiler Gün&uu...