Ortadoğu Gazetesi

BIST
93 469
%-1,28
USD
5,7680
%0,51
EUR
6,6283
%-0,18
Altın
228,7099
%-0,10

"Cumhur ittifakı" güven ve umut verecek

GÜNDEM / 2017-12-12 13:40:05

"Cumhur ittifakı" güven ve umut verecek

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, "Cumhur ittifakı; siyasi partiler kadar 'adı üzerinde' cumhurun, yani halkın da ittifakını sağlayan bir adım olacaktır. Bu yolla biz; aslında ittifakı milletle, halkla yapmış olacağız" dedi.

 

SEMİH Yalçın, "MHP, 'Cumhur İttifakı'nı Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi'nden esinlenerek ve bu sisteme atfen düşünmüş olup cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkilemesini öngörmektedir. İttifak güven ve umut vermekle kalmayacak, güçler dengesinin teşekkülüne de katkıda bulunacaktır" diye konuştu. 

 

Yalçın, "Anayasa değişiklik referandumunda %51,5 olan halk desteğinin daha güçlü konuma gelmesi, destek oranının artması muhtemel bir ittifakla sağlanabilir. İttifakın seçmen ekseriyetinin temayülünü Meclise yansıtması sayesinde ise, "kuvvetler dengesine dayalı, istikrarlı bir yönetim yapısı" ortaya çıkacaktır" dedi.

 

 

 

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı - İstanbul Milletvekili Prof. Dr. E. Semih Yalçın, Cumhurbaşkanlığı Bütçe Görüşmeleri Dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nda  yaptığı konuşmada, ''Türk milleti; büyük iç ve dış tehditlere maruz kaldığı badireli dönemlerde, birtakım iç kavgalara tutuşsa da iktidar ve nüfuz mücadeleleri yaşansa da bir yolunu bulup ittifak ederek bekasını korumuştur'' dedi.

 

Yalçın, ''Milliyetçi Hareket Partisi'de; bugünümüz ve yarınımızın millî mutabakat ve konsensüs içinde dizayn edilmesinin zaruretine inanılmaktadır.

2019 yılında milletimizin vicdan ve iradesinde vasat bulmuş dayanışma ruhuyla, diri bir ittihat ve ittifak şuuruyla demokratik engelleri aşmak, bekamıza diş bileyen oyunları birer birer bozmak da millî mukavemetin gerek ve zaruretleri arasındadır.

Aslında 15 Temmuz'dan sonra millî mutabakat için müthiş bir fırsat doğmuş ancak politik hırslar ve endişelerle iflah olmaz vehimler yüzünden bu hava dağıtılmıştır.

MHP bu konsensüsün yeniden tesisi için yola çıkmıştır ve bu yolda üzerine düşeni kâmilen yapmak için çaba göstermektedir.

Neticede milletimiz AKP ve MHP'nin ittifakıyla hazırlanan Anayasa değişikliğine onay vermiş, tehditleri; arkasında millet çoğunluğunun durduğu güçlü bir hükûmet sisteminin önünü açarak bertaraf edilmesinin yolu açılmıştır.

Artık adım adım cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin taşları yerine oturmaktadır.

Bununla beraber uyum yasaları Meclisten geçirilip sistemin taşları yerli yerine oturuncaya kadar siyasi sallantıların devam etmesi birtakım arızaların çıkması mümkündür.

Ayrılıkçı ve bölücü tehlike tamamen geçinceye, ülkede dinamikler ve her türlü ortam normalleşinceye kadar siyasi partilere düşen millî mutabakat içinde hareket etmektir. 

Bu yapılırken 2019 yılında Anayasa değişikliği hayata geçmeden önce uyum yasalarının siyasi uzlaşma arayışı içinde çıkarılması da hayati önem arz etmektedir.  

İşte bu çerçevede MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliği sürecinde olduğu gibi, uyum yasaları sürecinde de devreye girmiş; Seçim ve Siyasi Partiler Kanunlarında kendi kurumsal kimliklerini korumaları şartıyla siyasi partileri ortak hedeflerde buluşturacak bir çatıyı esas alan hukuki değişikliklerin yapılmasını teklif etmiştir.

Milletimiz, 16 Nisan'da "MHP'nin siyasetler üstü millî öncelik ve hassasiyetlerle henüz tamamen bertaraf edilememiş küresel tehdidi dikkate alan yapıcı siyaseti"ni tasvip ettiğini göstermiştir.

Milletin bu teveccühünün karşılıksız bırakılmaması ve buna icabet edilerek "uzlaşma kültürünün muhafazası" 2019 Seçimlerine giden yolda siyasi bir vecibe olarak görülmektedir.

Genel Başkanımızın, 2019 Seçimlerinde siyasi partiler arasında açık ittifaka zemin hazırlanması için yasal düzenleme öngören teklifi; bu çerçevede önemli bir adımdır.  

Söz konusu teklifle; sistemde aksaklıkların yaşanmaması, erkler dengesinin korunması ve siyasi partilerin demokrasimiz içindeki fonksiyonlarını bihakkın icra edebilmeleri planlanmaktadır'' açıklaması yaptı.

 

 

''BU YOLLA BİZ; ASLINDA İTTİFAKI MİLLETLE, HALKLA YAPMIŞ OLACAĞIZ''

Yalçın,şunları söyledi: ''Bilindiği üzere, bugünkü yasalar açık bir ittifaka izin vermemektedir. Bu yüzden geçmişte siyasi partiler hile-i şeriye yoluyla ittifaka gitmişlerdir.

Bu durum, nispi bir belirsizliğe yol açarak hem seçmenin tercihlerini olumsuz etkilemekte hem de istenen sonuçların elde edilmesine mani olmaktadır.

Diğer taraftan bir başka partinin amblemi ve çatısı altında seçime girilmesi; ittifakı kabul eden edilgen konumdaki partinin kurumsal kimliğini zedelemekte, tabanda aşınmalara yol açmaktadır.

Bu durum, aynı zamanda ittifaka dâhil olan adayların söylemlerini halka anlatma ve onları ikna etme noktasındaki inandırıcılıklarını da sınırlamaktadır.

Oysa bazı batılı ülkelerde seçimlerde açık ittifaka izin veren yasalar mevcuttur. İleri demokrasilerde ittifak meşru ve başvurulan bir çıkış yoludur.

Bu meseleye bir siyasi partinin baraja takılmadan parlamentoya girmesinin önünü açma çabası şeklinde bakmak; yanlış, şaşkın ve şaşı bir niyet olur.

Anayasa değişikliği sürecindeki mutabakatın sürdürülmesinin cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde hayata geçirilmesi bakımından yararlı olacağını düşünmekteyiz. 

Sayın Genel başkanımız, bu bağlamda bir "cumhur ittifakı" önermektedir. Bu teklifin en temel amacı, güçlü bir parlamento oluşturmaktır. Zaten, cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin hedefinde de "kuvvetli bir Meclis" vardır. 

Sayın Devlet Bahçeli'nin önerdiği "cumhur ittifakı", önceden belirlenmiş iki partinin uzlaşması olarak algılanmamalıdır. Bu sadece ittifakın çerçevesini çizen bir tekliftir. Bütün partiler için geçerlidir.  

Yasal değişikliklerle bu yol açıldığında; 16 Nisan'da Anayasa değişikliğine karşı birleşen siyasi parti, sivil toplum örgütü ve diğer teşekküllerin de müşterek bir çatı tesis etmeleri mümkün olacaktır.

Son günlerde gündeme getirdiğimiz siyasi partiler arasında seçim ittifakı düşüncesi, ne iktidar partisinin oy kaybından ne de MHP'nin baraj altında kalacağı endişesinden kaynaklanmıştır. 

Burada asıl olan, yeni sistemde, yani cumhurbaşkanlığı hükûmet modelinde "güçlü yürütme" karşısında onu dengeleyen "güçlü bir yasama organı"nın oluşturulması, halkın kahir ekseriyetinin de böyle bir oluşuma destek vermesidir.

O takdirde "cumhur ittifakı"; siyasi partiler kadar -adı üzerinde- cumhurun, yani halkın da ittifakını sağlayan bir adım olacaktır. 

Bu yolla biz; aslında ittifakı milletle, halkla yapmış olacağız. 

İttifak; bir gruplaşma, kutuplaşma ve ayrışma husule gelmesinden ve oyların belli bir çatının sandığında yığılmasından ziyade cumhurbaşkanlığı hükûmet modelinin hem sağlıklı işleyişini temin eden hem de bu işleyişi denetleyen etkin bir parlamentonun teşekkül etmesini hedeflemektedir. 

Özellikle Cumhurbaşkanlığı Seçiminde seçimi kazanacak ve yürütmenin başına geçecek adayın "%50 + 1" alması zarureti dikkate alınırsa parlamento aritmetiğini tayin edecek ittifakların ne kadar gerekli, normal ve meşru olduğu da kabul edilecektir.  

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde istikrarın ve erkler dengesinin temini için güçlü bir parlamentoya daha çok ihtiyaç duyulacağı, inkâr edilemez bir hakikattir. 

O halde 2019'da hayata geçecek cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin dinamikleri ve anayasal çerçevesi dikkate alındığında güçlü bir Meclis yapısının taşıdığı önem takdir edilecektir. 

 Güçlü Türkiye Büyük Millet Meclisi; güçlü yönetim, sağlıklı bir demokrasi demektir. 

İşte bu bağlamda "cumhur ittifakı" bize istenen tablonun ortaya çıkması için fırsat ve imkân verecektir. 

Güçlü bir parlamento yürütmeyi dengelemekle kalmayacak, etkin bir murakabe organı olarak işlev üstlenecektir. 

 Güçlü bir yasama organı, kuvvetli bir hukuk sistemini oturtmak için gereken demokrasi silahlarını da elinde bulunduracaktır.  

Bu sayede parlamento sadece yürütme karşısında etkin bir denge unsuru olmakla kalmayacak, yargı erkinin de denge mekanizmasındaki yerini sağlamlaştıracaktır.  

İttifakı esas alan yasal değişiklikler yapıldığında, mevcut sistemin tıkanıklıklarının giderilmiş olacağı yeni hükûmet sisteminde şu anki yapıdan daha dominant bir parlamento teşekkülünün yolu açılmış olacaktır. 

Böylelikle ortak siyasi hedef ve niyetleri, Türkiye'nin geleceğine dair asgari müşterekleri olan kitlelerin gücü; bir çatı altında birleştirilerek ortaya çıkan sinerjinin Meclise yansıması sağlanmış olacaktır. 

Mecliste millî iradeyi daha bariz yansıtan bir siyasi tablo oluşacağından, üç büyük denge unsurundan biri olarak yasama erki bugüne kadarki en müessir konumuna ulaşabilecektir. 

İttifaklar gerçekleştirilerek yapılan seçimde, seçime tek çatı altında girme konusunda uzlaşan partilerin birlikteliğinde, kurumsal kimliklerin korunması esas alınacaktır. 

Oyların dağılımı partilere münhasır olacak, bu sayede ittifakta yer alan her partiye kendi tabanından veya kendisini seçenlerden gelen oyların miktarı belli olacaktır. 

Meclis aritmetiğini belirleyecek oy yekûnu ise ittifakın toplam oyu temel alınarak belirlenecektir. 

Bu sayede hem ittifak bünyesindeki partilerin kurumsal kimlikleri ve tüzel kişilikleri korunmuş hem de konsolide olmuş oyları sandığa yansımış olacaktır. İttifakta yer alan siyasi partiler, parlamentoda kendi oylarıyla grup oluşturabileceklerdir. 

 

 

''İTTİFAK GÜVEN VE UMUT VERMEKLE KALMAYACAK, GÜÇLER DENGESİNİN TEŞEKKÜLÜNE DE KATKIDA BULUNACAKTIR''

Diğer taraftan genel seçmen kitlesinin çoğunluğunun temayülü en kuvvetli şekilde bir uzlaşma ikliminde toplanmak suretiyle fevkalade verimli bir netice elde edilmiş olacaktır. 

MHP, 'Cumhur İttifakı'nı Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi'nden esinlenerek ve bu sisteme atfen düşünmüş olup cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkilemesini öngörmektedir. Bu nedenle  "Cumhur ittifakı", halkın kahır ekseriyetinin temayülünü bir mıknatıs gibi kendine çekecektir. 

İttifak güven ve umut vermekle kalmayacak, güçler dengesinin teşekkülüne de katkıda bulunacaktır. 

Anayasa değişiklik referandumunda %51,5 olan halk desteğinin daha güçlü konuma gelmesi, destek oranının artması muhtemel bir ittifakla sağlanabilir. İttifakın seçmen ekseriyetinin temayülünü Meclise yansıtması sayesinde ise, "kuvvetler dengesine dayalı, istikrarlı bir yönetim yapısı" ortaya çıkacaktır. ''