Ortadoğu Gazetesi

TÜRKİYE'NİN GERÇEKLERİ VE MHP'NİN İRADESİ

KÖŞE YAZILARI / 2018-01-12 08:48:18

TÜRKİYE'NİN GERÇEKLERİ VE MHP'NİN İRADESİ

Ne Türkiye, ne de dünyanın geri kalanı olağan olarak kabul edilemeyecek derecede önemli ve aynı etkiyle büyük sonuçları olacak bir dönemin içerisinde bulunuyor.

Akıllara gelenin de ötesinde bir hesaplaşma söz konusu ve günden güne bunun daha büyük kırılmalar yaratacağı karanlık ve buhran yüklü bir döneme doğru hızla ilerlediğimiz çok açık bir gerçekliktir.

Türkiye böylesi bir dönem içerisinde ağır saldırılar yaşadı. Bunun ortaya çıkardığı en bariz gösterge ise 15 Temmuz'da yaşandı.

15 Temmuz'un Türkiye açısından bir milat olduğu gerçeği ısrarla CHP, HDP, İP ve bazı dış ülkelerce sulandırılmaya çalışılsa da Türkiye o gün FETÖ eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan bir darbe girişiminden öte önce iç savaşa, ardından PKK'nın doğu ve güneydoğudaki bazı yerlerde silahla kontrolü ele geçirmesine, en nihai aşamadaysa diğer ülkelerin olaya müdahale adıyla işgaline sonuç açacak bir neticeye götürülmek istendi.

Bu durumu özellikle 15 Temmuz'un birkaç gün öncesinde bölgemizde yaşanan askeri hareketliliklerin analizleri, sonraki süreçte ortaya çıkan ABD, İngiltere, Rusya, İran gibi ülkelerden aynı yorumlar çerçevesinde gelmese de yapılan açıklamalardan çok açık bir şekilde görmüştük.

Hatta PKK terör örgütünün dahi bazı elebaşlarının ifadelerinde, IKBY'nin kimi temsilcilerinin beyanatlarında da böylesi bir durumun var olduğunu anlamış bulunuyoruz.

Bu nedenle 15 Temmuz teorinin ötesine geçmiş bulunan açık bir komplo sürecinin ilk ateşinin yakıldığı gündü.

Bir bakıma bugün Suriye'de açık örneğini gördüğümüz iç savaşta ne yaşandıysa Türkiye 15 Temmuz'da gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimiyle o şartlara doğru sürüklenmeye çalışıldı.

15 Temmuz öncesinde Suriye ve Irak sınırlarında yaşanan ve bölgeye dışarıdan gelen ülkelerin yarattığı askeri hareketlilik, Kıbrıs üzerinden Akdeniz'e kıyısı bulunan kimi şehirlerimizi de sözde kurtarma operasyonları adı altında hedef alan ülkelerin amaçlarının artık deşifre olmasıyla bizim nazarımızda şüpheye mahal bırakmayacak girişimlerin neler olduğunu açığa vurmuştur.

Ne var ki bu hesapların hepsi o gece vatanını, birliğini ve demokrasisini savunmak üzere hep beraber hareket eden Türk Milleti'nin çabaları sayesinde püskürtülmüş, hesaplaşmanın ilk safhasını Türkiye kazanmıştır.

Ancak zannedilmesin ki bu hesaplaşma 15 Temmuz'da Türkiye'nin kazanmasıyla bitmiştir.

Hayır, aksine o gün Türkiye'yi iç savaşla başlayıp, işgale hazır hale getirmeye koyulan çevreler bugün de aynı hedeflerini sürdürmekte, yeni koşullar yaratarak Ortadoğu ile beraber Türkiye üzerindeki yarım kalan hesaplarını hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.

Bu sebepten ötürü 15 Temmuz'da toplumda oluşan milli duyarlılık ve beraberlikle, 7 Ağustos 2016'da Yeni Kapı'da ilan edilen siyasi uzlaşı ve birlikteliğin sürdürülmesi Türkiye'nin sonraki hesaplaşma aşamalarında kazanan taraf olabilmesi için oldukça önemli ve hepimiz açısından hayatidir.

7 Ağustos Yeni Kapı olarak kabul ve ilan edilen ruha göre siyasi zeminde iç hesaplaşmalar bir kenara bırakılmış ve Türkiye'nin bölgesiyle beraber kendisini de ilgilendiren varlık mücadelesinde ortaya çıkan tehditlerin bertaraf edilebilmesi için tarihi bir sorumluluğu siyasi partiler üstlenmişlerdir.

Bu tehdit atlatılıncaya kadar da sen şusun, dün bunu söyledin gibi kısır ve mevcut şartların ağırlığını asla kaldıramayacak siyasi yöntemlerle sonuç alınması, Türkiye'nin beka mücadelesini kazanması mümkün değildir.

Bu nedenle 15 Temmuz'daki milli dirilişe sahip çıkan Türk Milleti gibi 7 Ağustos'taki şahlanışa sahip çıkan siyasi partilerimizin varlığı gelecek inşamızın teminatıdır.

O gün Yeni Kapı'da bulunmayan HDP ve henüz var olmayan, olsa da zaten yer almayacağını geçmiş ve bugünkü söylemleriyle gözler önüne seren İP dışında, millet ve siyasi partilerin buluştuğu alanda var olmasına rağmen şimdilerde aksi yönde hareket eden CHP'nin şimdiki takındığı tutum ibretliktir, acınası bir tablodur.

Ancak Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, aynı anlayışla sergilenen ortak ruha hala sahip çıkmaları önümüzdeki yüzyılın şekillendirilmeye çalışıldığı bir dönemde Türk Milleti'nin umut kaynağıdır.

Bu şartlar altında dünyanın kaos ve buhran dönemine sürüklendiği, bölgemizle beraber ülkemizin de dışında tutulmadığı karanlık bir sürecin istikrar, huzur ve milli bütünlükle olabilecek en az zararla atlatılabilmesi için belli başlı hazırlıkların yapılmasının elzem olduğu görülmüştür.

Özellikle son örneğini İran'da yaşadığımız hadiseler, Türkiye'nin de dışında bırakılmadığı hesaplaşmaların halen tedavülde bulunduğunu işaret eden en belirgin göstergedir.

Karşı karşıya kaldığımız tehdidi bertaraf edebilmek için yalnızca askeri, siyasi ya da ekonomik değil, devletin küresel kriz dönemlerinde hızlı, kararlı ve doğru kararlar alarak aynı çabuklukta adım atmasını sağlayacak yapısal değişikliklerin yapılması elzem hale gelmiştir.

Nitekim 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen ve Türk Milleti'nin onay verdiği hükümet etme sistemindeki değişikliklerin özündeki bir başka amacın bu olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.

Böylelikle Küresel ve bölgesel kriz koşullarında hemen her ülke kendi içerisinden başlatılan büyük olaylarla gücünden düşürülmek istenirken, Türkiye'de sistemin aksayan yönlerinin ortadan kaldırılması, makul bir uzlaşıyla yeni dönemin şartlarını göğüsleyebilecek bir koşulun oluşturulması sağlanmıştır.

Bunu sağlayan en büyük güç ise tartışma götürmez şekilde Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur.

Tartışma yaratan, yalnızca siyasal zeminde değil, sosyal zeminde de giderek kutuplaşmaya dayalı sorunlara yol açan sistem sorunlarının aşılması için MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrıların karşılık bularak hayata geçmiş olmasının önemi her açıdan büyüktür.

Şimdiki dönemde ise MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin 2019 seçimlerine dair yaptığı yeni açıklamalar üzerinde hemen herkes konuşuyor, özellikle bazı malum çevreler bunu farklı alanlara çekerek son derece basit ve sorunlu değerlendirmelerde bulunuyorlar.

Türkiye şuanda bir hükümet etme sistemindeki değişikliğin ilk adımını yerine getirmiştir. İkinci adımında bu sistemin yasal düzenlemelerinin meclis nezdinde uyum yasaları adı altında hayata geçirilmesi yer alıyor. Üçüncü aşama ise kuşkusuz ki 2019'da yapılacak genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisini gösterecektir. Dördüncü ve nihai aşama ise 2019'da yapılacak seçimlerden sonra görev alacak olan Cumhurbaşkanı başkanlığında oluşacak hükümetin yeni sisteme göre görev yapması ile hayata geçecek, sonraki yıllarda devam edecek çabaları oluşturuyor.

Bu yüzden MHP Lideri'nin 2019 seçimlerine dair yaptığı değerlendirmelerinde hali hazırda Cumhurbaşkanı olan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceklerini açıklaması, bu desteğin de sadece seçimleri kapsamayıp, kurulacak olan hükümetin 5 yıllık görev süresini de kapsayacağını ifade etmesi doğru anlaşılmalıdır.

MHP, karşı karşıya kalınan küresel ve bölgesel riskler paralelinde hayata geçirilen sistem değişikliğinin sağlıklı bir şekilde işlemesi için sorumluluk üstlenmiş bulunuyor.

Dolayısıyla MHP'nin mevcut gündemde var olan gelişmelerle ilgili takındığı tutum ve izlediği politikanın siyasi hesaplardan çok daha öte milli sorumluluğunun bulunduğunu ifade etmek gerekir.

Nitekim Sayın Devlet Bahçeli, 2019 yılındaki seçimlerle ilgili değerlendirmelerini basın mensupları ve kamuoyu ile paylaştığı 8 Ocak 2017 tarihli toplantısında Cumhuriyetimizin üçüncü bir döneme girmek üzere olduğu değerlendirmesi seçim bahsinin ötesine geçen çok daha önemli bir yaklaşıma sahiptir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923 yılı ile çok partili hayata geçildiği 1946 yılları arasında yaşadığı 23 yıllık dönem kuşkusuz ki "kuruluş süreci" olarak adlandırılabilecek bir dönemdir. Bu dönemde ülkemiz bağımsızlığını elde etmiş, devlet teşkilatlanmasını tamamlamış, uluslararası alandaki konumunu yakalamıştır.

1946 yılında başlayan çok partili siyasi hayatla 2019 yılına kadar geçen 73 yıllık dönem ise "gelişim süreci" olarak değerlendirilebilecek, demokrasinin darbe girişimlerine rağmen giderek olgunlaştığı, yatırımların sağlandığı, bölgesel güce ulaşıldığı, ülkelerarası ilişkilerdeki konumunun güçlendiği bir süreci ifade etmektedir.

2017 yılında 16 Nisan referandumu ile hayata geçirilen hükümet etme sistemindeki değişikliğin 2019 yılında ilk uygulamasını vermeye başlamasıyla beraber yaşanacak olan dönem ise Türkiye açısından bir "atılım, yükselme ve büyüme süreci" olarak değerlendirilmelidir. Siyasal sistemin aksayan yönlerinin giderildiği, demokrasinin güçlendiği, istikrarlı bir yönetim mekanizmasıyla beraber bunu dengeleyecek temsil organlarının oluşturulduğu, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında bölgesel güç olma döneminin tamamlanarak küresel güç olma seviyesine hazırlığın sürdürüldüğü bir dönem hedeflenmektedir.

Yaşayacağımız bu son dönem bize yönelen meydan okumalara yönelik sergilenen geçmişe göre daha iddialı ve kararlı bir karşı meydan okumaların yaşanacağı, değişen küresel koşullara hızlı adaptasyon sağlamayı hedefleyen bir dönemin de gerekliliklerini yansıtacaktır.

Böylelikle dışarıdan yönelen tehdit ve tehlikeler karşısında, iç yapıda kargaşa, kaos ve iç çatışma bekleyenlerin hesaplarına geçit vermeden, Türkiye'nin potansiyelini daha ileri bir noktaya taşıma hedeflenmektedir.

MHP böylesi bir dönemde ülkesi ve milleti adına yolu gösteren, yolu açan, yol üzerindeki engelleri kaldıran ve nihai olarak da aynı yol için kimsenin yapamadığı fedakârlığı gösteren bir siyasi parti olarak öne çıkmıştır.

Siyasi belirsizliklerin aşılması ve bu yönde beklenti içerisinde bulunan çevrelerin heveslerini kursağında bırakmıştır. Özellikle de bölgesel gelişmeler bazında komşu ülkelerle birlikte Türkiye'nin de bölünmesi senaryolarının konuşulduğu bir dönemde siyasi belirsizliklerin ortadan kaldırılması Türkiye'nin dış politika ve terörle mücadelede elini güçlendirmiştir.

Bunun milletimiz nazarında anlaşılacağından kimsenin şüphesi olmasın. MHP yeni sistemin dengeleyici ve kontrol edici güçlü bir unsuru olarak varlığını güçlendirerek sürdürecektir. Yeri ve zamanı geldiğinde herkes gerçekten de neyin ne olduğunu görecek, bazı çevreler şimdilerde MHP aleyhinde beyanlarda bulunsa da, o vakit belki de pişmanlığını gizleyemeyecektir.

Kimileri MHP'nin izlediği siyaseti bu nedenle anlamakta zorlanabilir.

MHP, Türkiye'nin geleceğini aktif bir şekilde inşa ederken, siyasi koşulların tamamını belirlerken, yarınların tasavvurunu kendi ilkeleri ile inşa etmeye koyulurken bu milli sorumluluğu anlamayanların Türkiye hassasiyetinde problemli oldukları aşikârdır demektir.

Ülke olarak karşı karşıya kaldığımız gelişmeler olağan gelişmeler değildir. Olağan olmayan tehditler, olağan tedbirlerle aşılamaz.

Küresel buhran döneminden Türkiye'nin sadece en az kayıpla çıkması yetmez, gelişerek ve büyüyerek, önümüzdeki yüzyıllarda söz sahibi bir ülke olarak yoluna devam etmesi gereklilik olmaktan öte zorunluluktur.

Bu nedenle Türkiye'nin milli birlik ve bütünlüğünü koruma noktasında MHP ile beraber hareket ederek kararlılık gösteren ve bunun örneğini 15 Temmuz 2016 tarihinden beri her alanda bizlere yansıtan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019 seçimlerinde desteklenmesi kararı alınması MHP açısından basit siyasi bir hesap olmayıp, milli bir sorumluluk anlayışının yerine getirilmesi olarak ön plana çıkmaktadır.


 


Diğer KÖŞE YAZILARI Haberleri

CHP'de Olanlar

CHP'de Olanlar

Söylemler vardır gayet net, aptalların bile anlayacağı şekilde yapılan bir açıklamayla herkese iletilmiştir, Lider Devlet Bahçeli'nin belirttiği gibi; "Güy...

Türkiye'nin ufku açıldı

Türkiye'nin ufku açıldı

            MHP lideri sayın Bahçeli'nin net açıklamaları Türkiye'nin ufkunu açmış ve büyük zaman ve imkan kazandırm...

YİNE ÇUVALLADIN YILMAZ EFENDİ!

YİNE ÇUVALLADIN YILMAZ EFENDİ!

Yılmaz Özdil, konuştukça, yazdıkça maskesi her geçen gün daha çok düşüyor. O konuştukça, yazdıkça artık onu tekrar özenle t...

TERÖR ORDUSU MU? TERÖR DEVLETİ Mİ?

TERÖR ORDUSU MU? TERÖR DEVLETİ Mİ?

Piramit ters dönünce kavramları anlamakta zorlanıyoruz. Ortadoğu'da ters dönen piramitten bahsediyorum… *** Piramit ters dönünce bakın neler oluy...

Ofsayttan Atılan Çığlık!

Ofsayttan Atılan Çığlık!

Her şey arsa futbolundaki: "Taş üstü" - "Gol!.." tartışmalarıyla başladı! Öyle ki takımın yalanını savunmak bile mücadelenin bir par&ccedi...

HİÇ GERÇEK BİR "KAHRAMAN" İLE TANIŞTINIZ MI?

HİÇ GERÇEK BİR "KAHRAMAN" İLE TANIŞTINIZ MI?

Kasrik Boğazı, ürpertici bir geçittir.  İnsanı korkutan bir doğası vardır. Boğazdan, Dicle Nehri bütün ihtişamı ile nazlı nazlı akarken, sağ ve solun...

KUDURGANLIK AKIMI! - III

KUDURGANLIK AKIMI! - III

Bu arada hem Güneydoğu'da hem de Rusya'nın etkin bir hava desteğiyle devreye girdiği Suriye'de işler iyi gitmiyordu. "Kürt özerkliği" karambolden yene...

Milli birlik ihtiyacı ve akla ziyan açıklamalar

Milli birlik ihtiyacı ve akla ziyan açıklamalar

          Türkiye açık şekilde bir beka sorunuyla karşı karşıyadır. Varlığımız ve birliğimiz doğrudan ve alenen hedef alınmıştır. ABD'nin k...

PKK'YA CAN, HDP'YE CANAN OLAN CHP

PKK'YA CAN, HDP'YE CANAN OLAN CHP

PKK, FETÖ, DHKP-C gibi terör örgütlerinin sözcüsü ve avukatı haline gelen CHP, İstanbul il kongresi sonrası iyice karışmış durumdadır. Şu an CHP'de t...

AFRİN KARŞITLARI...

AFRİN KARŞITLARI...

Türk Ordusu Afrine girecek, Hükümet bu konu da kesin kararlı. ABD, Türkiye'yi tahrik eden, hiçe sayan açıklamalar yaparak, Afrin operasyonunu resmen tetikled...