Ortadoğu Gazetesi

BIST
90,529
%0,00
USD
5,3712
%0,73
EUR
6,0731
%0,03
Altın
213,6830
%0,17
SON DAKİKA

Yeni Düşmanımız Rehavet!

KÖŞE YAZILARI / 2018-03-22 08:29:00

Yeni Düşmanımız Rehavet!

Rehavet "rahat" olmanın bir adım ötesine geçmeyi ifade eden Arapça bir kelime...

"Gevşeme"yi, gevşekliği ifade ediyor.

"Rehavete kapılmak" deyimi ise kişinin yanlışlıkla içine düştüğü psikolojik bir durumu, aslında olmaması gereken bir rahatlık ve gevşekliği ifade ediyor.

Bu durum, "rehavet"i, dava ve ülkü adamlarının başının belası haline getiriyor.

***

 

Bağışıklık Sistemi

Aslında rehavetin vücut kimyasıyla ilgili biyolojik boyutları da var.

Ben genellikle hafta tatiline birkaç saat kala hapşırmaya başlardım. Sebep, vücudun bağışıklık sisteminin "rehavete kapılması"ydı.

"İşleri bitirdik; nasılsa önümüz tatil" düşüncesi, pusudaki mikropları harekete geçirir, vücut buna ilk tepkiyi hapşırarak verirdi.

Rehavetin üzerine gitmediğim takdirde ardından nezleyle grip sıraya girerdi.

Bazen, bu hastalık getiren rehaveti önlemek için çocuklarla çim halıya çıkıp sağlam bir ter atar, bu sonu "it"le biten hastalıkları, yani vücuttaki fitneyi yerinde boğardım.

Her hastanın ilacı farklıdır; ama benim bildiğim, insanı asıl iyileştiren, kendi bağışıklık sistemidir.

***

 

Fitnelerin "Aşı" Etkisi…

Dünkü "Fitne ve İlacı" başlıklı yazımı paylaşırken son yıllarda MHP'nin bünyesinin pek çok mikropla, fitneyle boğuştuğu aklıma geldi.

Bu durum, hem kurumsal olarak MHP'ye, benzer fitnelere karşı "aşı etkisi" yaparak, kuvvet kazandırmış; hem de fert fert her Ülkücünün "zihinsel bağışıklık sistemi"ni güçlendirmişti.

Kaldı ki o Ülkücüler zaten Türk Milleti'nin, ideolojik, savunma mekanizması, "milli bağışıklık sistemi"ydi.

70'lerde Türkiye'yi Komünizme karşı ipten alan da, 15 Temmuz'da "kitle"yi kırmızı beyaza boyayarak asker-millet dengesini kuran da Ülkücülerdi.

15 Temmuz'da darbe tankları karşısındaki sloganın Malazgirt marşının milli nakaratı olan "Ya Allah Bismillah Allahuekber" olmasıyla, Suriye iç savaşında sık sık duyduğumuz "Allahuekber" olması arasındaki farkı anlatabilmemiz için bir kitap yazmamız gerekir.

Sadece şu kadarını söyleyelim MHP'siz, MHP karşıtı bir hükümet "yerli" değildir.

Ülkücüsüz bir sokak "milli" değildir.

Devlet rahatsızlandığında, hükümet hastalandığında, resmi savunma mekanizması bozulduğu zaman devlete mutlaka Ülkücü aşısı yapmak gerekir.

Bilge liderin yaptığı da işte budur.

***

 

İdeolojiler Erkektir!

Popülist kitle partileri ise "dişi..."

Onlar, yavrusunu okşayıp şımartan ve böylece muhabbetini kazanan anneler gibidir.

Bir MHP-AKP ittifakının ideolojik renginin Milliyetçilik olacağı, başından bellidir.

Yanında MHP bulunan bir kitle partisinin ideolojik kütüğü değişir.

Parti soy bakımından "milli"leşir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bir süredir bu yüzden olabildiği ölçüde "Türk Milliyetçisi"dir.

MHP'nin desteğini alan bir hükümet, artık "ideolojik nikâh" altındadır.

Başka ideolojilerle (FETO'nun "küçük devlet"iyle) flört edemez.

Farklı fikirler (Apo'nun "federal devlet"i) ona göz koyamaz.

Çünkü nikâh bozulursa, bu ideolojik haçlı seferi karşısında fikirsiz bir kitle partisi ayakta kalamaz.

2010'daki gibi kumpaslara düşer, 15 Temmuz'daki gibi tacizlere uğrar…

Türkiye'nin helali, yakışanı zaten Türk Milliyetçiliğidir.

Tencere yuvarlanıp da kapağını bulduğunda, geride sadece çatlak seseler, dedikodular, iç geçirmeler veya uzaktan atılan çığlıklar kalır.

Bugün yaşanan durum budur.

Sivilimiz "Türk Milleti" tadında, askerimiz "Kızılelma" yolundadır.

Sivil toplum, Milliyetçi ideolojinin nikahı altındadır.

***

 

Pratiğe Karga; Teoriye Şahin!..

Mademki bugün "müşabehet" tarafımızdan kalktık, "zenaat-ı teşbihat"a devam edelim.

Şimdi bize derler ki size "şunu dedi, bunu dedi!.."

"Bize 'Irkçı' dedi, 'kafatasçı' dedi, Bozkurt'a 'hayvan' dedi…"

"Küfür etti!.."

Be güzel kardeşim!.. Neyin peşindesin?..

Katolikler hariç dünyanın bütün dinlerinde "talak" (boşanma) ve yeniden evlenme "helal"dir.

Onlar da kendi hurafelerini aşmak için farklı yöntemler bulmuşlardır!

Biz burada "siyaset"ten, zaman zaman sertleşen siyasi mücadele esnasında karşılıklı olarak söylenmiş sözlerden yani tamamen "teorik"ten bahsediyoruz.

Adamlar "sataşma"yla söz kesip, "atışma"yla nişanlanıp, "küfür"le katolik nikâhı kıymış gibi konuşuyorsun!

Hükümetin "ihanet süreci"nden boşanıp, Milliyetçiliğe yar olmasına karşı çıkıyorsun.

Biz de çok laf söyledik…

"Cumhurbaşkanına hakaret"ten ceza da yedik.

Gelelim "günün sözü"ne…

Şimdi sen boşanmış bir hanımı, Allah'ın izni Peygamberin kavliyle eş olarak beğenip nikâh altına alırken medeni mazideki "biyolojik pratiği" hiç sorgulamıyorsun da…

Siyasi mazideki "mesnetsiz teoriyi" gözünde niye bu kadar büyütüyorsun?

Lidere küfrün, MHP'ye saldırının ve Ülkücülerin bölünmesinin kapısını açan sen değil misin?..

"Geçmişte bize sövenlerle bir araya gelemem!" derken…

Kimi kandıracağını sanıyorsun?