Ortadoğu Gazetesi

BIST
94,571
%0,00
USD
5,3222
%0,15
EUR
6,1002
%0,17
Altın
209,2460
%0,01

TÜRK TÖRESİ KÜRESEL ADALET VEKÜRESEL BARIŞ

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2012-01-30 15:26:27

Türk toplumunda fiilen yaşayan, hayatın zamanla hukuki-sosyal değer kazanmış davranışlarını içine alan ve genelde "kanun ve hukuk" manasına gelen eski Türk sosyal hayatını düzenleyen "zorunlu" kurallar-normlar bütünü olan törenin amacı: Türk ilinde ve dünyada barışı, adaleti ve refahı temin etmekti.

Türk töresine göre Yüce Tanrı insanı "adalet" için, "törenin tatbiki" için hakanlık makamına getirir. "Beylik" yani idarecilik törenin (adaletin ve hukukun) uygulanması için konmuştur. Bu düşünceler Kutadgu Bilig' de şöyle anlatılır:

"Bu beylik mesnedine sen isteyerek gelmedin; onu Tanrı kendi fazlı ile sana ihsan etti."(beyit 5469)

"Lütuf ederek, sana bu beyliği verdi; ey bilgisi geniş olan insan, buna şükret." (b. 5470)

"Tanrı seni doğruluk-adalet için bu mevkie getirdi. haydi doğru-adil ol ve doğruluk-adalet ile yaşat." (b.5195)

"Bütün halka karşı merhametli ol, büyüğe küçüğe doğruluk, adalet ile hükmet." (b. 5197)

"Bu gün herkesin iyi olmasını istersen, kendin iyi ol, ey memleketin büyüğü " (b. 5200)

"Bütün bulanıklıkları durultmak istersen kendin ruhunu tasfiye et; halk ister istemez durulur.(b. 5201)

"Halk bozulursa, onu beyler düzene koyar; eğer beyler bozulursa, onları kim düzeltir." (b.5203)

"Sen kendi hareketini doğrult, tavrını düzelt; halkın hareketi kendiliğinden düzene girer." (b.5204)

Beylerin-hakanların adil, doğru olmaları, kanunları doğru uygulamaları konusunda Kutadgu Bilig'de şöyle dinilir:

"Ey hakim, memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın." (b. 2033)

"Kanun ile ülke genişler ve dünya düzene girer; zulüm ile ülke eksilir ve dünya bozulur."(b. 2034)

"Beyler gönüllerini temiz tutar ve kanunu tatbik ederlerse, beylik bozulmaz ve uzun müddet ayakta durur." (b. 2036)

"Halka kanunu, töreyi doğru ve adil tatbik eden bey kıyamet gününde bahtiyar olur." (b.1374)

"Bak benim tabiatım yana yatmaz, adildir; doğru-adalet eğrilirse kıyamet kopar." (b. 808)

Araştırmacıların çoğu töreye "kanun" manası vermektedir. Töre sadece kanun değildir; fakat kanunu da kapsar. Sosyal ahlak kuralları, sosyal normlar bütünü, eski Türk devletinde herkesin uymakla yükümlü olduğu yazılmamış yasalar bütünü olan töreye "ilahi bir mahiyet" verenler de vardır. "Kutadgu Biligde Kut ve Töre" adlı eserin yazarı Said Başer, Kutadgu Bilig'de geçen:

"Ey bey, gücün yettiği kadar görevi tatbik et ve kavminin hakkını vermeye çalış. " (b. 5288)

"Eğer (törenin tatbikinde) kusur edersen Tanrı'dan affını dile." (b. 5289)

Çünkü; "Tanrı kadirdir, adildir; gerçek töreyi koyan, veren O'dur; yarattığı bütün mahlukata gücü yeter" (b.3192) beyitlerine dayanarak: "Törede Tanrı ile münasebetli bir mana vardır. Zira kaynağı Tanrı olan kutun töreyi tatbik etmek ve onun hükümleriyle hallenmek suretiyle kazanıldığı, kuvvetlendiği yukarıdaki misallerle açıklığa kavuşmuş bulunuyor. (S.Başer: 5) demektedir. Said Başer adı geçen eserin yedinci sayfasında ise töre için "İLAHİ NİZAM" tabirini kullanmakta ve şöyle demektedir:

" ... Töre; sadece hukuk, nizam,devlet düzeninde uygulanacak kaideler manzumesi demek değildir. Bu manaları, asıl manasından doğan ikinci derecedeki manalarıdır. Törenin ikinci derecedeki bu manaları, günümüze kadar halk arasında muhafaza edilebilmiş şeklinden ibarettir. Halbuki törenin asıl manası "Tanrı'nın koyduğu nizam" demektir. Töre ilahi nizam olduğu için Tanrı, kendi nizamına uyan kişiye kut vermekte, yani onu kendisine yakınlaştırmakta, töre istikametindeki davranışlarının mükafatı olarak ihsanlarıyla taltif etmektedir." Aynı yaklaşımı Ziya Gökalp' te de görmekteyiz. Türk adının "töre- türe" ile yakın bir ilgisinin bulunduğunu belirtin Gökalp, "Türk kelimesinin manası töreli yani töre dinine salik demektir." (Makaleler III: 96) demektedir. "

Törenin sadece "kanun" manasında olmadığını gösteren başka deliller de vardır. Kutadgu Bilig' de "kanun, adalet" manasıyla kullanılan "ÖNGDİ" diye bir kelime mevcuttur:

"Ajun öngdisi bu telimde berü

İsiz edgü erter nece yıllasa "(b.6344)

"Bu dünyanın çok eski bir kanunudur; kötülük veya iyilik ne kadar uzun sürerse sürsün bir gün geçer." beytinde bu mana açıkça görülmektedir. Keza R. R. Arat, aşağıdaki beyitte:

"Kılıksız törü öngdi bilmez kişi

kişike katılsa itilmez işi "(b.4606)

"Usul, adap ve erkan bilmeyen kimse insanlara katılırsa, işinde muvaffak olamaz" derken Yusuf Has Hacib'in aynı beyit içinde farklı mefhumları karşılamak gayesiyle her üç kelimeyi (törü, öngdi, itilmek) de yan yana kullanışındaki inceliğe dikkat etmemiştir. O, törü ve öngdi kelimelerini "usul, adap ve erkan" şeklinde karşılamıştır. Halbuki beyitteki bu kelimeler hakiki manaları yerlerine koyularak şöyle çevrilmeliydi:

"Tabiatı bozuk, töre ve kanun bilmeyen kişi, insanlar arasına katılsa da işi nizama girmez." (S.Başer: 75) Kutadgu Bilig'in asıl metninin başka yerlerinde de öngdi (kanun) ve töre yan yana kullanılmıştır. (bak 6593 ve 6594. beyitler)

Ayrıca 1456 ve 1460. beyitlerde "Öngdi" kelimesi tek başına ve "kanun" manasında kullanılmıştır.

Said Başer'e göre: "Töre kelimesinin (törü) Tanrı'nın törütgen sıfatıyla bir alakası bulunmaktadır. Zira Tanrı "Törütgen" dir. (KB.1242,1243. beyitler) Törümek: "Türemek, yaratmak (Halık=Törütgen) (S.Başer:77) demektir.

Said Başer, bir başka eserinde ise "Eski Türk dininin adı "Gök Tanrı" dinidir. Veya "TÖRE" (törü) büyük bir ihtimalle eski Türk dininin adıdır" (S.Başer, s:38) diyerek töreye tamamen dini bir mahiyet vermektedir. Yukarıda verdiğim Gökalp'e ait "Türk kelimesinin manası töreli yani Töre dinine salik demektir." düşüncesi de Başer'i destekler niteliktedir.

Gerçekten eski Türk dininin adı "TÖRE" midir? Yoksa "GÖK TANRI" dinimidir? Bu konuda uzun boylu çalışmalar yapmak gerekir. Yalnız şurası bir gerçektir ki; her milletin devlet, hukuk ve ahlak anlayışı, hayat felsefeleri dini inançlarının tesiri altında kalmış ve ona göre gelişip şekillenmiştir. Olaya bu açıdan baktığımızda Türk töresinin de eski Türk dininin tesiri altında geliştiğini, şekillendiğini rahatça söyleyebiliriz.

Cenab-ı Hakk'ın insanlara doğru yolu göstermeleri, dini öğretmeleri için peygamberler, uyarıcılar gönderdiği bilinmektedir.

Her kavme, millete bir peygamber gönderildiği ve kavimlere ayrı ayrı gönderilen bu peygamberlerin o kavmin lisanı ile gönderildiği Kur'an-ı Kerim' de açıkça belirtilmektedir:

"...Hiç bir millet yoktur ki içlerinden cehennem ile korkutucu, uyarıcı bir peygamber geçmiş olmasın." (Fatır suresi 24. ayet)

"Her kavmin bir doğru yol göstericisi vardır." (Rad suresi ayet 7)

"Biz her peygamberi apaçık anlatabilmesi için kendi kavminin diliyle gönderdik." (İbrahim suresi ayet 4)

"(Biz) Peygamberleri (iman edenlere Cenneti) müjdeleyici , (küfür karanlığında boğulanlara cehennemle) korkutucu olarak gönderdik ki bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların Allah'a karşı "bizi imana çağıran olmadı" şeklinde ( özür diye ileri sürebilecekleri ) bir bahaneleri olmasın. Allah azizdir, hükmünde hikmet sahibidir." (Nisa suresi ayet 76)

"(Habibim) Bir kısım peygamberleri Sana daha önce anlattık; bir kısmını ise sana anlatmadık." (Nisa suresi 164.ayet)

Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi Yüce Allah, her kavme ve millete bir peygamber göndermiştir. Peygamberler gönderildiği kavmin ve milletin diliyle onların içinden seçilmiştir. Rivayetlere göre Allah tarafından gönderilen peygamber sayısı 124 bin veya 400 bindir. Bu durum hadis-i şerifler ile sabittir. Bu peygamberler içerisinden hiç şüphesiz Türk kavimlerine ve Türk milletine gönderilen peygamberler de vardır.

Yapılan araştırmalar, eski Türklerin, inanç itibari ile İslam'a hazır olduklarını, bazı bulaşmalara rağmen "MUVAHHİD-HANİF" kaldıklarını göstermektedir. Bu araştırmalar, Türk milletine adları bilinmeyen yalavaç ve peygamberler gönderildiği gerçeğini ortaya koymaktadır. S. Ahmed Arvâsi'nin ifadesiyle: "Nerede" tevhid "nuruna rastlanırsa orada bir peygamber soluğu dolaşmış demektir." (Arvasi TİÜ 1: 50)

Bir kere Türkler kainatın hakimi, tek ve mutlak kudret sahibi, adına GÖK TANRI dedikleri bir yüce yaratıcıya inanıyorlardı. Gök Tanrı, vasıfları ve taşıdığı sıfatlar itibariyle İslâmi ölçülerdeki Allah inancına paralel düşmekteydi; Yani kainat ve hayatın sahibi, düzenleyicisi, ölüm ve hayatın kaynağı, nimet ve sıkıntıları veren tek yüce varlıktı. O, Kadim (Bayat), baki (Mengü), vahid (bir), kendi kendine mevcut ve sıkıntılardan uzak (mungsuz), hayy (diri), iradesi (erki) ve kudreti (Ogan) olan, halık (törütgen) ve yaratıklarına hitap eden (deyici), vacibü'l- vücud bir varlık idi. "(S Başer KBKT: 1)

Gök kelimesi eski Türkçe'de "Ulu-Yüce, büyük "manalarına gelirdi. Bu bakımdan "GÖK-TANRI"yı günümüz Türkçesine "Ulu Tanrı-Yüce Tanrı" şeklinde çevirmek daha uygundur. (Gök Türk kelimesini de Ulu Türk-Yüce Türk manalarında anlamak gerekir.) Ayrıca Eski Türkler öldükten sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme, meleklere inanırlardı. Bir çok kaynaklarda Oğuz Han'ın Allah'ın salih ve veli bir kulu olduğuna ve Kur'an'da adı geçen Zülkarneyn'in Oğuz Han olduğuna dair güçlü iddialar vardır. Türk Töresi'ne "Oğuz Töresi", "Kutlu Töre" denildiği de dikkate alınınca, törenin ilahi kaynaklı olduğu veya dinin etkisi altında kalarak şekillendiği ortaya çıkmaktadır.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi "töre" nin Yüce Allah ve O'nun Türklere gönderdiği din ve peygamberlerle yakın bir ilişkisi vardır. Belki de töre başlı başına bir din değildi; fakat törenin eski Türk dini inançları çerçevesinde oluştuğu, geliştiği de bir gerçektir.

Töreyi, ister kanun, ister hukuk, isterse eski Türk dîni inançlarının genel bir adı olarak kabul edelim, adalete, eşitliğe, faydalılığa-hizmete ve insaniliğe dayanan Türk töresinin hedefi yer yüzünde adaleti ve barışı tesis etmekti. Yüce dinimiz İslâmiyet bize, düşmanlık edenlere karşı bile âdil davranmamızı emreder. (bak. Mümtehine suresi/8. âyet)

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile birlikte, devlet Batı'dan ihraç edilen hukuki kurallarla idare edilmeye başlandı. Hukuk evrensel bir kavram olmakla beraber, her milletin tıpkı eski Türklerde olduğu gibi kendine has bir takım hususi özellikleri vardır. Cumhuriyetten önceki Osmanlı hukuku "Mecelle" de aslında dîni olmaktan daha çok örfi, yani töreye uygun bir hukuk sistemi idi. Nitekim bizim dinimiz de örfe uymayı emreder. Bu bakımdan "Türk töresi-Türk örfüne ve İslâmiyet'e ters düşmeyen" yeni bir hukuk sistemi geliştirip bütün Türk dünyasında uygulamalıyız.

Bu gün küreselleşme denen süreçte küresel birçok belirtiden, küresel sermayeden, küresel ekonomiden, küresel bir müzikten, sanattan, spordan söz edilirken, "Küresel bir adâletten, küresel bir gelir dağılımından" söz edilmemesi çok düşündürücüdür. Bize göre küreselleşen dünyanın bu gün her şeyden daha çok küresel bir adalete, küresel bir gelir dağılımına ve küresel bir barışa ihtiyacı vardır. İşte Türkiye ve Türk dünyası bu "Küresel adalete ve barışa" talip olmalıdır.

 




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »