Ortadoğu Gazetesi

PEYGAMBERİMİZİN EMANETİ EHLİNE VERMESİ

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2012-04-19 10:41:58

 

 

 

 

İslâmiyetten önce Kâbe ile ilgili bazı hizmetler belli kişiler tarafından yürütülüyordu. Peygamberimiz Mekke'yi fethettiği gün Kâbe'nin anahtarlarını Osman b. Talha b. Abdüddar taşıyordu. Peygamberimiz bu zatı çağırtarak Kâbe'yi açmasını emretti. Orada hazır bulunan Peygamberimizin amcası Hz. Abbas, eskiden sorumluluğunda bulunan hacılara su dağıtma görevi ile beraber Kâbe anahtarlarının da kendisine verilmesini istedi. Bunun üzerine bu âyet-i kerime (nisa 48) nazil oldu. Peygamberimiz de Kâbe'nin anahtarlarını eskiden beri taşıyan Osman b. Talha'ya vererek:

 

 

 

- Ey Ebû Talha evlâdı, atalarınızdan kalma olan Kâbe kapıcılığı sizde kalmak üzere, işte anahtarlarını alınız, bunu, haksızlık yapmadan hiç kimse sizden alamaz, buyurdu ve anahtarlarını eskiden olduğu gibi aynı sahibine tekrar verdi.

Evet, bu âyet-i kerime emanetlerin ehline verilmesini emrediyor ve ehliyetli olan kimseden emanetin alınmamasını istiyor; insanlar arasında adaletli olmayı emrediyor. Eskiden beri Kâbe'nin kapıcılığı görevini ehliyetle yapmış olan birisinden bu görevin alınarak kendisine verilmesini isteyen Hz.Abbas, Peygamberimizin saygıdeğer amcası olmasına rağmen bu görev, âyet-i kerimenin işâretiyle ehil olan eski sahibinde bir daha ondan alınmamak üzere bırakılmıştır. Âyet-i kerime, devlet işleri için ehliyetin dışında başka bir şey kabul etmiyor. Aklın da kabul ettiği bu değil mi? Eğer maksat kamu işlerinin aksamadan düzenli bir şekilde yürütülmesi ise bu işe ehil olan birisini getirmek gerekir.

 

KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK

Bir adam Peygamberimize gelerek:

- Ey Allah'ın Resûlü, kıyâmet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamberimiz sözünü kesmeyip devam etti. Oradakilerden kimi kendi kendine, Bedevinin ne dediğini işitti ama sorulan sorudan hoşlanmadı, kimi de: "Belki işitmedi'' dediler. Nihayet Peygamberimiz sözünü bitirince:

- O kıyameti soran nerede? buyurdu. Bedevî:

- İşte ben, ey Allah'ın Resulü, dedi.

- Emanet zayi olduğu zaman kıyâmeti bekle, buyurdu. Adam bunu anlamamış olacak ki tekrar sordu:

- Emânetin zayi olması nasıl olur? Bunun üzerine Peygamberimiz:

- İşler ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyâmeti bekle, buyurdu.

Dikkat edilirse Peygamberimiz, kıyâmetin ne zaman kopacağını öğrenmek isteyen kimseye daha önemli olan bir konuya işaret ederek cevap veriyor. Toplumda emânetin ehline verilmemesi, o toplumun kıyâmetinin kopması demektir. Öyle değil midir? Siz kalkar bir kamu işine o işe ehil olmayan hatta o işten hiç anlamayan ve sorumluluk duygusu bulunmayan birini getirecek ve emaneti ona yükleyecek olursanız o işin düzenli bir şekilde yürümesini bekleyemezsiniz.

DEVLET İŞLERİ EHLİNE VERİLMELİ

Emanet (devlet işleri ) ehline verilmeyince işler aksar, toplumda huzursuzluk başlar, şikâyet ve kavga artar. Toplum ferdlerinin birbirine olan güveni ortadan kalkar. İşte bu, Peygamberimizin ifadeleri ile o toplumun kıyâmetinin kopması demektir.

Kamu işleri için yetki vermek durumunda olan kimseler ,ehil olmayanlara yetki vermekle emanete hıyanette bulunmuş olurlar ve bunun zararını da yine kendileri çekerler. Sonra da ne yapalım, Allah böyle takdir etmiş diyerek teselli bulmak isterler. Evet, Allah öyle takdir etmiş ama Allah'ın bu takdirine biz sebep olmuş oluyoruz. Çünkü bizim ne yapacağımızı Allah biliyor ve ona göre takdir ediyor.

Emanet vermek durumunda olan kimseler dikkatli olacakları gibi emanet isteyen, görev talebinde bulunan kimseler de yapamayacakları bir görevi istemeyecekler, verilse bile kabul etmeyeceklerdir. Emanetlerin ehline verilmeyişi zulümdür, haksızlıktır.

EMANET İSTEYENE DEĞİL LAYIK OLANA VERİLİR

Ashab-ı Kirâm'dan Ebû Zer (r.a.) diyor ki: Peygamberimize:

- Ey Allah'ın Resûlü, beni bir yere idareci olarak tayin etmezmisin? Dedim. Bunun üzewrine Peygamberimiz (a.s.v.) eliyle omzuna vurdu ve :

 

 

 

- Ebû Zer, sen zayıf bir adamsın, idarecilik bir emanettir, Şüphesiz hakkı verilmediğinde bu emanet kıyâmet gününde hüsran ve perişanlık getirir. Ancak onu hakkıyla alan o hususta üzerine düşeni yapan müstesnâdır," buyurmuştur. Ve Ebû Zer gibi bir sahabeyi böyle bir yükün altına sokmak istememiştir. (Müslim; İmare;16)

Emanet vermekle yetkili olan kimseler onu ehline verecekleri gibi, emanet kendilerine verilen kimseler de bunun sorumluluğundan kurtulmak için görevin gereğini yapmaya çalışacaklar ve görevde kusurlu davranmayacaklardır.

Bakınız Peygamberimiz ne buyuruyor:

"Eğer bir yönetici müslümanların işini üzerine alır, sonra onlar için çalışıp işinin gereğini yapmazsa onlarla birlikte cennete giremez.''

Peygamberimiz prensip olarak görev isteyenlere görev vermez, bu sorumluluktan kaçanları tercih ederdi.

Ashâb-ı Kirâm'dan Ebû Mûsâ (r.a.) diyor ki:

"Ben ve amcam oğullarından iki zât Peygamberimizin yanına gittik. O iki arkadaşımdan biri:

- Ey Allah'ın Resulü, bizi, Allah'ın sizi hâkim kıldığı yerlerden bazısına hâkim tayin et, dedi, öbürü de buna benzer bir istekte bulundu. Bunun üzerine Peygamberimiz;

 

 

 

- Vallahi, biz bu işe ne onu isteyen birini tayin ederiz, ne de ona aşırı istekli olan birini, buyurdu ve görev isteyene görev vermek âdeti olmadığını bildirdi.

Buhari'nin naklettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Müslüman bir kimse, hoşuna gitsin gitmesin, bütün işlerde günah olmadıkça, idarecinin emirlerini dinlemek ve itaat etmek mecburiyetindedir. Eğer idareci günah olan bir hususu emrederse, o zaman onu dinlemek ve itaat etmek gerekmez. (Buhârî, Ahkâm; 4)

Müslimin naklettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Kıyamet gününde verdiği sözde durmayan herkes için bir bayrak bulunur. Vefazıslığı ve dönekliği ölçüsünde yükseltilir, Haberiniz olsun.!

Milletin başına geçen kimselerin döneklik ve vefasızlığından daha büyük döneklik ve vefasızlık yoktur." (Müslim, Cihad; 16)

Bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Başınızda Habeşli bir köle bulunsa bile Allah'ın kitabına göre idare ettiği müddetçe, onu dinleyip itaat ediniz." (Müslim, İmâre; 37)

Müslümanların işini layıkıyla görmeyen idareciler konusunda Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Müslümanların idareciliğini üzerine alıp da onlar için çalışmayan ve onların iyiliğini istemeyen bir idareci, onlarla birlikte asla Cennete giremez." (Müslim, İman; 229)

"Ey Allah'ım! Her ümmetime ait bir işin başına geçer ve onlara güçlük çıkarırsa, Sen de ona güçlük çıkar." (Müslim, İmare: 19)

"Hangi idareci yoksul ve düşkünlere kapısını kaparsa, Allah da onun fakirlik, ihtiyaç ve düşkünlüğüne karşı rahmet kapılarını kapar." (Tirmizî, Ahkâm; 6)

Resulullah (a.s.v.), hüküm esnasında, rüşvet verene de, alana da lânet etmiştir. (Ebû Dâvud, Akdiye;4)

Bir başka hadisi şerifte ise şöyle buyurmuştur:

"Ey insanlar! Sizden her kimi bir vazifeye tayin ederim de bir iğne veya ondan daha kıymetli bir şeyi bizden saklarsa, bu, Kıyamet günü bir hıyanet ve haksızlık malı olarak (onunla) birlikte gelir." (Ebu Dâvud, Akdiye;5)

Hz.Peygamberimizin " Beytül Mal' dan yani devlet malından yiyenlerin, aşıranların cenaze namazını kılmadığı bilinmektedir. Dinimizde bu suça " Gulul Suçu " denmektedir.

Gulul (kamu malı talanı) suçunun cehenneme götüreceğini gösteren Kur'an ve sünnet dayanaklı bilgiler, Buhari başta olmak üzere ( bk.Buhari, meğazi, Hayber bahsi ) hemen tüm hadis ve siyer ( Peygamberimizin hayatını anlatan eser türü ) kaynaklarda yer alır. Fıkıh kaynaklarının çoğunda da bu bilgiler vardır. Bu bilgiler, BÜYÜK GÜNAHLAR (el- Kebâir) konusunu işleyen eserlerde de yer almaktadır. (örneğin, İbn Hacer el- Heytemi'nin 'ez Zevacir'inde). (Y,N.Öztürk, Allah İli Aldatmak,229)

Ünlü Muhaddis-Fakih İbn Hemmam ( ölm. 211/ 826 ) o dev eseri el-Musannef'te bize bildiriyor ki, Hz. Peygamber, kamu malından iki dirhemlik bir miktarı çalan Eşça'lı sahabisinin cenaze namazını kılmamıştır. (İbn. Hemmam; el-Musannef,5/224 den nakil, Y.N.Öztürk, 229 ; Ebû Dâvûd, Cihâd 133; îbn Mâce, Cîlıad 34; Muvatta, Cihüd 25: Müs-ned, IV, 114, V, 192. ayrıca bak. El -Camiu li Ahkâmi'l Kur'an, İmam Kurtibi Tefsiri, Ali İmran 161. ayetin tefsiri, )

Hz.Peygamber, kamu malı çalmış, kamu hakkında tasallutta bulunmuş olanların cenaze namazını kılmamıştır. (Zâdü'l- Mead, Beyrut 1981 baskısı, 1/515, 3/107-108) olayı, İbnü'l Kayyım'ın sözcükleriyle verelim de kaynak sıkıntısı (!) çekenlerin ufku açılsın.

"Bir harp sonrasında Hz.Peygamber'e: 'Filanca, falanca şehit oldu' diye tekmil verdiler. O, bunların birisi için şöyle dedi: 'Hayır! İşte o dediğiniz kişi şehit olmamıştır. Ben onu cehennem içinde görüyorum. Sebebi de, kamu malından (Beytü'l mal'dan devlet malından) çaldığı bir giysidir. Hz. Peygamber bunun ardından Hattab oğlu Ömer'i çağırarak şu talimatı verdi: 'Git, ey Hattab oğlu, git de insanlara şunu duyur: Cennete yalnız ve yalnız müminler girecektir." (Ayrıca bk. Müslim, İman; İbn. Hanbel, Müsned, 1/30, 47)

İbnü'l- Kayyım devam ediyor:

Hayber seferi sırasında ölen birinden söz ettiklerinde Hz.Peygamber şöyle buyurdu: ' Arkadaşınızın cenaze namazını siz kılın' Bu sözü duyan sahabilerin yüzü renkten renge girdi. Bunu gören Hz.Peygamber dedi ki: ' O arkadaşınız, kamu mallarından bir miktar aşırmıştı. Sebep işte budur.' Bunun üzerine, sahabiler, ölen adamın eşyasını karıştırıp baktılar, bir de ne görsünler, Yahudilerden ganimet olarak ele geçmiş bir deri pabucu aşırmış" ( Ayrıca, İbn. Hanbel, Müsned, 2/213, Ebu Davud, hadis no: 2712; Hakim,2/127 )

Başka bir rivayete göre bir adam Hayber'de ok atıyordu. Bu adam öldüğü zaman ashab, "Ne mutlu, şehid oldu!" dediler. Hz. Peygamber (s.a.s) ise: "Hayır. Muhammed'in canı elinde olan (Allah'a) yemin ederim ki, onun taksim edilmeden Önce ganimetlerden (gizlice) almış olduğu o kadife, özerinde bir ateş gibi yanacaktır" (Buhâri, Megazî. 38; Müslim, İman, 183 (1/108); Ebu Davud, 3/68.) buyurmuştur.

Aslında mümin olarak ölen herkesin cenaze namazı kılınır. Burada peygamber efendimiz kamu malını talan edenlere karşı bir tavır koymuş. Cenaze namazlarını kendisi kılmamış ve kıldırmamış fakat kılınmasına da mani olmamış 'Arkadaşınızın cenaze namazını siz kılın' demiştir.

Borcu Olanların da Namazını Kıldırmadı

Sevgili Peygamberimiz borçlu olarak ölenlerin de cenaze namazını hem kılmaz hem de kıldırmazdı. Bir gün bir cenaze getirildi. Resulullah (s.a.v.): "Onun borcu var mı" diye sordu. Evet, borcu var dediler. "Arkadaşınızın namazını siz kılın" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Katade; O borcu ben ödeyeceğim ya Rasulallah, deyince, Hz. Peygamber de onun namazını kıldırmıştı." (Nesai, Cenaiz, 67)

"İdarecilerin en hayırlıları sizi seven, sizin de kendilerine dua ettiğiniz kimselerdir. Bunların en kötüleri de, sizin onları, onların da sizi sevmediği; sizin onlara, onların da size lanet ettiği idarecilerdir. (Müslim, İmare; 66)

"Şuna dikkat edin! İdarecilerinizde hoşlanmadığınız bir husu gördüğünüz vakit, o meseleyi tasvip etmediğinizi gösterin.." (Tirmizi; Fiten: 63)

Peygamber Efendimiz ise:

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.", "Benim ümmetimin fertleri, haksıza, "Sen haksızsın!" demekten korktuğu ve çekindiği zaman onlardan ayrıl" buyurmuştur.

"En üstün cihad zalim devlet başkanına karşı hakkı söylemektir. (İbni Mâce; Fiten; 20)

Kur'an'da ise

"Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emir ve tavsiye et, kötülükten sakındır. Bu yüzden maruz kalacağın şeylere katlan" (Lokman 17) buyrulur.

Peygamberimiz. "Ünsur ehâke zâlimen ev mazlûmen" Peygamberimiz "Zalimde mazlumda olsa kardeşine yardım et" buyurur. Bunun üzerine. "Yâ Rasûlullah, mazlumsa yardım etmeyi anlıyorum fakat, zalimse nasıl yardım ederim?" diye sordular. Sevgili Peygamberimiz. "Te'huzü fevga yedeyhi" "Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır" buyurur. (Buhari, Mezalim 4, 111, 98; İkrah 7, VIII, 59, Tirmizi, Fiten, 68,IV,523)

 

ÖMER ŞAŞIRIRSA ONU HİZAYA SOKACAK KULLAR VAR

 

Hz. Ömer bir hutbesinde halka hitaben:

"Ey cemaat! Eğer yanlış yola saparsam beni ikaz ediniz, uyarınız" deyince, ayağa kalkan bir Müslüman kılıcını çekerek:

"Yâ Ömer! Eğer yanlış yola saparsan seni kılıçlarımızla hizaya getiririz" demişti. Bu yüce davranış karşısında Hz. Ömer ellerini havaya kaldırıp:

"Hamdolsun sana yâ Rabbî Ömer şaşırırsa , onu doğru yola sokacak kulların var" diyerek Allah'a şükretmişti.




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »