Ortadoğu Gazetesi


SON DAKİKA  Bahçeli: Hükümet sipariş üzerine kuruldu   |  DGS yerleştirme sonuçları açıklandı   |  'Ağabeyler' ve 'yeniler' aynı kabinede   |  Kabine dışı bıraktı, birlikte namaza gitti   |  Kılıçdaroğlu o törene katılacak   |  Gül'den dikkat çeken ziyaret   |  Davutoğlu yeni kabineyi açıkladı   |  ÜMMET ŞEFİ   |  'FUAT AVNİ' ASLINDA 'HANS' MI?   |  YEMİN VE SİCİL   |

"BAYRAK"A DOKUNMA

Dr. Hüseyin Yeniçeri / 2012-06-13 10:12:34

Saygı Öztürk, 5 Haziran 2012 tarihli Sözcü Gazetesi'nde "Bayrak Şiirine 72 Yıl Sonra AKP Sansürü" başlıklı bir yazı yayımladı. Bir velinin uyarısı üzerine, MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, "Ders kitabında yer alan Bayrak şiirinin bir bölümünün çıkarıldığı" iddiasını TBMM'ye taşıdı. Bakan, Ömer Dinçer'in cevaplandırması istemiyle verdiği soru önergesini, Dinçer şöyle cevaplandırmış:

"Söz konusu ders kitabında yer alan Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiirindeki 'kuş yuvasını bozma' sözcük gruplarının Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım Dersi Kitaplarının hazırlanması ölçütlerindeki 'ders kitabına alınan metinler öğretim programında ders kitabının hazırlanması ve metin seçimi başlığı altında verilen açıklamalara uygun olmalı' ifadesiyle öğretim programında belirtilen 'seçilen metinler öğrencileri iyiye, güzele, doğruya yöneltmeli, iyi alışkanlıklar kazandırmalıdır' yargısından hareketle olumsuz düşünce ve davranışlara neden olacağı ve bunun bayrak, vatan millet sevgisini aşılayan bu şiirde bu seviyedeki öğrenciler tarafından yanlış anlaşılabileceği düşünülerek mısralar kitaptan çıkarılmıştır"

Anlaşılan o ki Bakan, şiirin ikinci dörtlüğünün öğrenciler tarafından yanlış anlaşılacağını, öğrencilerin mezar kazmaya, kuş yuvalarını bozmaya kalkışacağını önlemek için bu girişimde bulunduğunu söylemeye çalışmaktadır. Şiirin çıkarıldığı açıklanan ikinci dörtlüğü şöyle:

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

Dörtlükte "mezarını kazacağım" ve "kuşun yuvasını bozacağım" ifadeleri kinaye sanatına örnektir. Yine anlaşılan o ki Bakan kinaye sanatını bilmemektedir. Çünkü bilse yukardaki açıklamayı asla yapamazdı. Kinaye, bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanmaktır. Ancak kinayede daha çok mecaz anlam kasdedilir. Sözgelişi "Mum dibine ışık vermez." atasözümüzü öğrencilerimize anlatım dersinde açıklatmak istesek ve öğrencilerimiz, mum yandığında dibinde loş bir karanlık oluşur deseler, sınavdan asla geçer not alamazlar. Bu durumda Bakan da sınıfta kalmıştır demektir. Öyleyse öğrenciler, atasözümüzün mecazi anlamını açıklamak zorundalar. Hatta sözün gerçek anlamına hiç yer vermeyebilirler. Demek ki Sayın Bakan, üzerinde durulması gereken anlam üzerinde değil, üzerinde durulmaması gereken anlamla yaptığı işi açıklamıştır.

Bayrak şiirinin bel kemiğini oluşturan bu dörtlük, Türk Milleti'nin bağımsız yaşama hakkına kasdedecek olanlara karşı çocuklarımızın ve gençlerimizin hangi tavır içinde olmaları gerektiğini işlemektedir. Çünkü ne mezar kazmak, ne kuş yuvası bozmak gerçek anlamında değildir. Mezar kazmak, bağımsızlığa göz dikenlere karşı ölümü göze almayı öğütlemektedir. Gerçek de böyledir. Ölümü göze alamayanların uşak olarak yaşamak zorunda olduklarını herkes bilmektedir. Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor! dizesi de aynı duygularla söylenmiştir. Kuş yuvasını bozmak söz öbeği ile de bağımsızlığımıza saygı göstermeyenlerin saygı göremeyecekleri anlatılmaktadır. Uluslarası ilişkilerde bir kuraldır bu! İsrail'de bir diplomatımızın aşağılanması olayı daha hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

Sanırım Sayın Bakan'ı asıl rahatsız eden yaptığı açıklamada belirttikleri değildir. Gönlünde Türklük sevgisi olmayanların bu şiirin son dörtlüğünden rahatsız oldukları bir gerçektir. Gerek Alparslan Türkeş, gerekse Hüseyin Nihal Atsız 1944'te son dörtlükte işlenen düşünce yüzünden tutuklanmamışlar mıydı? Şiirin son dörtlüğü şöyledir:

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;

Yeryüzünde yer beğen

Nereye dikilmek istersen

Söyle, seni oraya dikeyim!..

Bu dörtlük, Türk Milleti'nin uzak ülküsü olan "Turan"ı işlemektedir. Yeni Osmanlılık hayali kuranlar bilsinler ki gerek Büyük Hunlar'da, gerekse Osmanlılar'da devlet felsefesini "Türk cihan hakimiyeti mefkuresi" oluşturmuştur. Bu mefkureye göre Turan daha gerçekçi ve daha akılcıdır. Bütün Türklerin tek devlet çatısı altında toplanmalarını isteyen bir ülküdür Turan. Şair bayrak ve bağımsızlık kavramlarını işlerken neden Turan'a uzanmıştır sorusu burda akla gelebilir. Bunun nedenini şiirin yazılış serüveni ortaya koyar. Daha önce Malatya'da lise müdürlüğü yapan şair, dönemim M.E. Bakanı Hasan Ali Yücel'le ters düşünce Adana'ya sürülür. 5 Ocak Adana'nı n kurtuluş günüdür. Hatay'ın ana vatana ilhakı üzerine o yıllarda düzenlenen törenlerden daha görkemli bir tören düzenlenmesi düşünülmektedir. Durumu şairin ifadeleri ile sunalım:

Adana'nın kurtuluşu kutlaması, "Hatay'ın anavatana katılışı kutlamasından daha canlı yapılması istenmişti. Öğrencilerim, güzel bir bayrak şiiri bulamadılar. Adana'da Ocak Mahallesi'nde oturuyordum. O zamanlar, bugünkü gibi evlerde günün her saatinde elektrik yok. Geceleri petrol lambası yakıyoruz. El ayak ortalıktan çekilince, petrol lambasının yorgun ışığında, bayrağımıza sığınarak kalemi elime aldım. Şafak sökerken Bayrak şiiri hazırdı. O gece, şiiri nasıl yazdımsa, öylece kaldı. Yani üzerinde ikinci bir defa oynamadım.4 Ocak'ta şiiri yazdım, 5 Ocak 1940'ta törende okundu. Bayrak şiirim, bayrağımızın kendisi gibi hepimizin oldu. Bu şiir, bana 'Bayrak Şairi' denilmesine yol açtı ki, bu sıfat, benim için altından dökülmüş bir İstiklal Madalyası kadar kıymetlidir."

Görüldüğü gibi Arif Nihat Asya bin yıldır bir Türk kenti olan Adana'nın kurtuluşu için bu şiiri yazmıştır. Son dörtlükte sözü Turan'a getirmesi, ülkemizi işgale kalkışanlara göz dağı vermek içindir. Yani üzerimize gelmeyin, sabrımızı taşırmayın; eğer bizi öz vatanımızda boğmaya, köleleştirmeye kalkışırsanız biz de gerekeni yaparız demek istemiştir. Bu nedenle Bayrak şiiri, kin ve nifak tohumları ekmek için değil, öz savunmamızı, öz gücümüzü ifade etmek için yazılmıştır. Her dizesi tartıla tartıla yazılmış, hiçbir sözcüğü değiştirilmemiştir. Bir bakıma bu şiir Allah'ın Türk Milletine nasip ettiği bir lütuftur. Siz kaldırabilirsiniz, hatta kitaplardan tümüyle çıkarabilirsiniz ama unutmayın Büyük Türk Milletinin gönlünden bağımsızlık düşüncesini, bayrak sevgisini kaldıramazsınız.  




 



Diğer Makaleleri

- KADIN, DEMOKRASİ VE TÜRKÇE / Tarih : 2014-05-25 11:02:20
- TÜRK'ÜN KARAKTERİ VE TÜRKÇE -I- / Tarih : 2014-05-18 11:02:36
- SLOGAN ve DEYİM ÜZERİNE / Tarih : 2014-05-11 10:49:31
- Bilim, Sanat, Öğretim Dili Olarak Türkçe (*) / Tarih : 2014-03-11 09:34:59
- GÖKTÜRKLERDEN KALMA SİKKELER BULUNDU / Tarih : 2014-02-08 09:43:54
- SIZIM ADLI ŞİİRDE TÜRKÇE SEVGİSİ / Tarih : 2014-02-01 09:40:22
- DİLİ İŞLEMEK / Tarih : 2014-01-27 10:01:23
- YAZARLIK VE SÖZCÜK SEÇİMİ / Tarih : 2014-01-24 09:50:37
- DİLDE YARATICILIK ÜZERİNE / Tarih : 2014-01-07 09:51:59
- YARALI -MEJRUH / Tarih : 2013-11-09 08:44:26
- Atatürk ve Cumhuriyet / Tarih : 2013-10-30 09:15:29
- ÇOK DİLLİLİK BÖLÜCÜLÜKTÜR / Tarih : 2013-09-09 09:03:13
- DERS GİBİ MİTİNG / Tarih : 2013-09-02 10:22:30
- MİLLÎ KÜLTÜR DÜŞMANLIĞI / Tarih : 2013-08-16 10:23:03
- "SİYASET YANKESİCİLİĞİ" / Tarih : 2013-06-19 09:57:14
- ÜSLUBUN ÖNEMİ / Tarih : 2013-06-15 10:40:59
- GEZİ PARKI OLAYLARI VE MHP / Tarih : 2013-06-10 09:09:58
- BİR ANI, BİR DERS / Tarih : 2013-06-06 10:15:40
- MİTİNGLER VE SONRASI / Tarih : 2013-05-30 09:54:27
- İmralı Tutanakları Üzerine / Tarih : 2013-03-06 08:48:44

Diğer Dr. Hüseyin Yeniçeri Makaleleri : 1 2 3 4  İleri »