Ortadoğu Gazetesi

MÜCADELE, MÜZAKERE VE MÜTAREKE

Mazhar Gündoğ / 2013-01-06 10:30:13

 

Dikkat ettiniz mi bilmem? Siyasi erk'in başının kuvvetler ayrılığından duyduğu rahatsızlığın arkası aniden kesildi.

Mesela, köprülerin ve bir kısım otoyolların malum firmalara, özelleştirme kapsamında satılabilmesine kuvvetler ayrılığının engel olmadığı anlaşıldı.

Yüzeli milyar doları bulan ihracat rakamlarının kuvvetler ayrılığından bir şikayeti olmadığı rakamlarla ortaya çıktı.

Kentsel dönüşüm hamlesi gibi çok önemli bir projenin hayata geçmesine de itirazı olmadı.

Terörle mücadele kapsamında PKK ve KCK'ya yönelik yürütülen operasyonlara da

tamam dedi.

Oslo görüşmelerini mercek altına alıp, "Nasıl olur da teröristlerle müzakere masasına oturursunuz" diye sesini de yükseltmedi.

Hatta, şimdilerde İmralı'daki terörist başı ile yapılan görüşmelere sahip çıkıp, bu görüşmelere devam edileceğinin alenen kamuoyu ile bölüşülmesi politikasına bile en küçük bir olumsuz tavır takınmadı.

PKK'lı terörist militanlarla sarılıp öpüşen BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından çark edip İmralı müzakerelerini başlatanlara engel mi oldu?

Birkaç yıl önce Öcalan'la teması gizleyip şerefsizlik sayan anlayıştan bugün İmralı ile yeniden müzakere başlatan anlayışa gelinmesinin önünü mü tıkadı?

İktidarın terörle mücadeleden önce müzakereye sonra da mütarekeye uzanan yoluna sadece MHP karşı çıkıyor. Şimdi AKP iktidarı bu yolda da başarısız olursa kabahati bu sefer kime bulacak.

Önce Kürt açılımı, PKK'nın siyasallaşması, Demokratik özerklik sözleriyle başlayan ve terörle mücadeleden müzakereye geçişi simgeleyen Oslo süreci ve Habur rezaleti. Şimdi ise dördüncü yargı paketi, genel siyasi af, Öcalan'a ev hapsi, PKK'lı militanların birinci aşamada sınırların dışına çekilmeleri sonra eylemi olmayanlara pişmanlıksız af, üçüncü aşamada silahsızlanma ve İmralı'dan sonra Kandil'in de muhatap kabul edilmesi yavaş yavaş ve topluma hazmettire hazmettire uygulamaya konmadı mı? 

O halde durup dururken neden kuvvetler ayrılığı prensibinden rahatsızlık duyulup, alel acele kamuoyu ile bölüşüldü acaba?

Ve ne oldu da ani bir manevrayla bu husus hızla gündemden çekildi.

Bu konuda söylenecek çok şey var. Ama belli ki bütün hazırlıklar 2014 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine endekslenmiş.

Aynı yılın Mart ayının son hafta sonunda yapılacak olan Mahalli İdareler seçimleri de bu sebepten dolayı daha bir başka öneme haiz.

Elbette yapılması planlanan ve çalışmaları Komisyon marifetiyle devam eden Yeni Anayasa da aynı sebepten dolayı çok önemli.

Yani erklerin başı kim olacak, hangi yetkilerle donatılacak? Demokrasinin icabı olması gereken kuvvetler ayrılığı prensibi mevta mı olacak?

Dolayısıyla yerine kuvvetler birliği oluşup, bu birlik yalnızca Cumhurbaşkanının uhdesine mi sunulacak?

Öyle ya "ayrılıkta azap, birlikte rahmet var." O halde şu ayrı kuvvetleri yok edip azap çekmekten kurtarmak ve kuvvetlerde birlik sağlayarak dindar nesil yetiştirme anlayışına hizmet etmenin neresi kötü(!)?

Efendiler! Elbette birlikte rahmet vardır ve her türlü ayrılık azap vericidir. Ama söz konusu olan Adaletin, Hukukun üstünlüğüdür. Bireysel iradenin milli iradeye dönüşebilmesinin yolu, Yasama ve Yargı kuvvetlerinin Yürütmenin emrinde olmamasıdır.

Aksi takdirde, yani Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin ayrı olmayıp bir olması halinin "Diktatörlük" yolunun ilk adımının atılacağı anlamına geleceği de gözlerden kaçmamalıdır.

Şimdi farklı bir taktik aynı kadroyla sahaya sürülmüştür. İktidar Anayasa değişikliği konusunda muhalefet partilerini köşeye sıkıştırma teşebbüslerini hızlandırmıştır.

Amaç, Yeni Anayasa değişikliği çalışmalarının süreç olarak uzamasının faturasını muhalefete çıkartmaktır. Ardından da , "Bu komisyonla ve muhalefetle olmuyor" ön kabulünü kamuoyunda etkinleştirmek ve AKP Anayasasını torbadan çıkarmaktır.

İçinde Türklük olmayan, hatta Türk vatandaşlığı kavramına bile yabancı, tek dil Türkçe hususunda belirsiz, üniter ve milli devlet tanımından yoksun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş şartlarıyla ilgisiz bir Anayasa çalışmasını akıllarından geçirmeye devam edenler vardır.

Belli ki sadece akıllarından geçirmekle kalmayıp, AKP Anayasasını Türk Devletinin Anayasası olarak hayata geçirmek istemektedirler.

Oysa Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına samimiyetle devam etmektedir. Mecliste grubu bulunan bütün partiler bir araya gelmişken, süreci sabote etmeye çalışmak ve süre kısıtlaması dayatmak acaba kimin ekmeğine yağ sürer?

Ya da bu uzlaşma ortamı ve Yeni Anayasa'nın uzlaşmayla hayat bulması kimin ve kimlerin işine gelmez dersiniz?

Aklından başkanlık, yarı başkanlık veya partili Cumhurbaşkanlığı geçiren;

Üniter yapı ve milli devlet tanımından rahatsız olan;

Türkçenin resmi tek dil olmasının sona ermesini, ikinci, üçüncü resmi dillerin önünün açılmasını isteyen;

Demokrasinin en önemli dengelerini sağlayan kanatları ve sağlıklı yürümesini temin eden ayaklarını "ayrı erkler" olarak kabul edip, bütün devlet güçlerini tek el olarak toplamak isteyen kim veya kimler varsa elbette onların işine gelmez.

Tarih, bütün dünyaya hakim olmak ve tek güç haline gelmek isteyen Padişah, Kral veya Diktatörlerin sonunu yazmakla görevlidir.

Ama insanlık, daima dengelemeyi, bölüşüp bölüştürmeyi, bunu adaletle yapmayı, barışı, savaşmayı dahi barışı korumak, huzuru ve insan hayatını güvenceye almak için yapmayı başarabilmiş, gücünü elinde tuttuğu devlet imkanlarından değil, haktan, hukuktan, adaletten ve insan sevgisinden almayı başarmış devlet adamlarını hayırla hatırlar.

Bu çerçeveden baktığımızda ortak akıl, Anayasa değişikliği için oluşmuş zemini ortadan kaldırmak ve hazır bir paketi dayatmak düşüncesini reddeder.

TC Devleti bir kişinin, bir zümrenin, bir ailenin, bir ideolojik takımın asla sahip olamayacağı kadar büyüktür.

Çünkü gücünü milletin her ferdinin kendisine canı pahasına sahip çıktığı gerçeğinden alır.

O bakımdan her kuvvet kendi görev alanında kalmalıdır.




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »