Ortadoğu Gazetesi

HAKLI OLMAK YETMEZ

Mazhar Gündoğ / 2013-01-20 13:00:27

 

Bir hususta, bir konuda veya projede, ya da inancınız ve dünya görüşünde haklı olmanız önemlidir, ama yeterli değildir. Çünkü amaca ulaşmak için haklılık bir başına etken değildir. Hedefi vurabilmek için haklı olmanın yanı sıra doğru metotların da kullanılması icap eder.

 

Yaşadığımız dünya doğruların değil, doğru metot kullananların amaçlarına ulaşabildikleri bir alandır.

Amaca ulaşmanın üçüncü yolu ise rakiplerinizden daha çok çalışmak, onlardan daha hızlı olabilmeyi becerebilmektir.

Aslında herkesin benden daha iyi bildiği bu gerçeği sadece hatırlatmak istedim. Çünkü, özellikle son on yılda öyle şeyleri çok hızlı yaşıyoruz ki, bildiklerimizi unutmamak işten bile değil.

On yıl önce PKK karakol basmış deseler kimse inanmazdı. Ama ABD ve müttefiklerinin Irak'ı işgalinden sonra çok şey hızla değişmeye başladı.

Kim derdi ki ABD işgal ettiği Irak'tan geriye İran'a yakın Şii bir yönetim bırakarak çekilecek? Koskoca ABD ve müttefikleri işi, gücü bırakıp, onca masrafı ve asker kaybını göze alarak Irak'ı Saddam diktatöründen kurtarmak için sekiz yıl savaşacak, Irak'a demokrasi getirebilmek uğruna Türk subaylarının başına çuval geçirecek, binleri aşan insan kaybını Irak'ta Şii yönetim işbaşına gelsin diye göze alacak. Akla, mantığa uyar mı?

Ve derler ki mutlaka ABD ve müttefiklerinin başka menfaatleri vardır. Bu işgalden de oldukça karlı çıkmışlardır.

Elbette öyledir. Belli ki İslam coğrafyası olarak bilinen batı Asya ve özellikle Ortadoğu bölgesindeki zengin petrol ve doğalgaz kaynakları işgal ordularını oralara gönderenlerin gerçek hedefidir.

Bu hedeflerini ortaya koyanların, amaçlarına ulaşabilmek için tatbik ettikleri metot ise bölgedeki ülkelerde yönetim değişikliği yapmak, mümkün olmayacaksa oraları işgal etmektir.

İşlerini kolay kılmak için de kamuoyu oluşturmak maksadıyla diktatörlüklere son verip, demokrasi götürmekten bahsederler.

Ülke halklarının demokrasiyi hak etmek için ölmeleri, topraklarına oluk oluk masum kanı akması ise bildik bir tekrardan başka nedir?

İşin aslı ise, küresel emperyalizmin hedefini 12 den vurması için her yolu mübah görmesi gerçeğidir.

Irak'ın bölünmesi, kuzeyde Kürt devleti kurulması, merkezi hükümetin İran'a yakın Şiilerin denetiminde olması, PKK'nın desteklenerek güçlendirilmesi, daha sonra ise Suriye'nin yönetim değişikliğine zorlanması önceden tasarlanmış hususlardır.

Ülkemizin içinde bulunduğu pozisyonu işte bu zaviyeden değerlendirmek gerekir. Türkiye'de yönetim iradesine kimin sahip olduğu elbette ABD ve küresel güçler için oldukça önemlidir. Eğer Türkiye'yi yönetenler ABD ve müttefiklerinin hedeflerine ulaşmaları için engel değilse mesele yoktur. Yok eğer engel teşkil edeceklerse, bir yolu bulunmalı ve derhal değiştirilmesi yoluna gidilmelidir. Emperyalizmin en basit mantığı budur.

Ülkemizin Ermenistan'la problemleri çözülemez hale gelmişse, perde arkasında bu mantık vardır.

Komşularla sıfır problem halinden, İran, Irak, Suriye gibi komşularımızla da sürekli problem ve hatta savaş haline dönüşen bir pozisyona düşürülmemiz de aynı güçlerin zekasının ürünü ve uyguladıkları metotların neticesidir.

ABD ve müttefikleri hedeflerini orta yere koymuşlardır. Diğer unsurlar hedeflerinin gerçekleşmesi için pozisyon alacak, gerekirse yer değiştirecek, ona göre oluşturulacak argümanlardır.

Ne yazık ki "bölgesel güç olacaksın" diye ayranı kabartılan ve vaat edilen role heyecanla talip olan ülkemiz, aslında sadece nerede olması ve ne yapması önceden kararlaştırılmış argümandan başka bir konumda değildir.

O nedenle Mesut Barzani yönetiminin koruculuğu görevimiz devam etmektedir.

O nedenle bazen Öcalan yok sayılıp BDP muhatap alınmakta, bazen de KCK tutuklanıp Öcalan'ın hali hatırı sorulmaktadır.

Aynı nedenle idam cezalarının yeniden gündeme gelmesi ve dokunulmazlıkların kaldırılması tehdidi savrulmakta, ardından bu tehditler hiç ağızlardan çıkmamış gibi ülkemizin yeni görüntüsü ve pozisyonunun belirlenmesini sağlayacak Yeni Anayasa ile PKK'nın İmralı'da tespit ettiği arzuların yerine getirileceğinin işaretleri verilmektedir.

Düşünün bir, hangi aklı selim, Kürt vatandaşlarımızın mağduriyetlerini gidermek için, onları temsilen eli kanlı, pusucu, katliamcı, bölücü PKK terör örgütünü muhatap alır? Öcalan'ı veya PKK'lı teröristleri Kürt kökenli kardeşlerimizin temsilcisi gibi görmek, öncelikle Kürtlere yapılan en büyük haksızlık ve yanlışlıktır.

PKK terör örgütünün zulmüne, katliamına en çok Kürt vatandaşlarımız maruz kalmıştır. Bölücü teröristlerin kurşunlarıyla delik deşik edilen kundaktaki bebeklerin gözler önünden gitmeyen görüntüsü nasıl unutturulacaktır?

Nasıl bir akıl tutulmasıdır ki, Fransa'da öldürülen üç PKK'lı kadının cenazeleri ülkemizde kahramanlar gibi karşılanmış, Diyarbakır adeta PKK'ya emanet edilmiştir. Tabutlar neye sarılmıştır, görüntüler neyi çağrıştırmıştır?

Hiç aklınıza geldi mi? Gencecik yaşında, üstünde askeri elbisesiyle PKK'ya karşı vatanını korumak için şehit düşen Mehmetçiklerimizin cenaze törenlerinde, dün Diyarbakır'da bir araya gelen kalabalığın kaçta kaçı hazır olmaktadır. Mehmetçiğimizin canı ve kanını ucuzlatmak isteyenlerin amacı bellidir. Bölgenin bütün zenginliklerini ele geçirmek isteyen küresel odakların amaçları da bellidir. Ya bizim, ya bizim ülkemizin?...

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin Silivri'ye giderek emekli Genel Kurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ'u ziyaret etmesini doğru okuyamayan, ya da bu ziyaretten temsil ettikleri misyon gereği telaşa düşüp rahatsız olan yüzleri ve o yüzlerdeki tavırları görünce Türk milleti olarak işimizin hiç de kolay olmadığını bir kez daha anladım.

Okyanus ötesi güçlerin ve işgalci küresel emperyalizmin kendi menfaatleri için oluşturdukları bir projede o güçlere peyk olmak asla Türkiye gibi güçlü bir ülkenin kabul edebileceği rol olamaz.

Ufukları sadece mezhep ve etnisiteye dayalı bölücü çizgilerle sınırlı kalabilenlerin küresel emperyalizme katkıları, cehenneme çevrilmek istenen Ortadoğu'da aleve benzin dökmeye benzer.

Başkalarının ortaya koyduğu amaçları için argüman olmak da asla kabul edilemez.

O halde 21. Yüzyıla girişin onuncu yılında vizyonu olması gereken bir ülkenin amacının da hedefinin de o ülkenin milleti tarafından tasvip edilen, desteklenen doğru bir hedef olması gerekir.

Yetmez, bu hedefe ulaşmanın metodu da doğru olmalı ve çok çalışılmalıdır.

Bu yol asla PKK'yı muhatap alan, terörle müzakereyi tercih eden İmralı yolu olmamalıdır.

Çünkü Adriyatik'ten Çin'e, Sibirya'dan Arabistan'a bütün iklimleri rahatlatacak olan nefesin esinti merkezi Türkiye'dir.

Doğru hedef! Bu esintinin serinliğinde dünya Türklüğü ve İslam dünyası ile samimiyetle kucaklaşmayı ve bir yürek, bir bilek olmayı becerebilmektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »