Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

BAŞBUĞ TÜRKEŞ'İ ANLAMAK (2)

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2013-04-05 11:34:59

HAK KUVVETLİNİN DEĞİL HAKLININDIR

Milletlerin birbirlerinden lütuf bekleyerek, birbirlerinden merhamet ve şefkat umarak yasamaları mümkün değildir. İnsanlar gibi milletler de kendi güçlerine ve kendi çalışmalarına güvenmek zorundadırlar. Bir milletin çıkarlarını koruyabilmesi ve kendi insanlarını refahlı, huzurlu, güven içinde yaşatabilmesi her şeyden önce kendisinin çalışmasına ve güçlü olmasına bağlıdır. Dünya üzerinde çok eskiden beri hüküm sürmüş olan ilke ve kanun bugün de yeni hükmünü sürdürmektedir. Bu ilke, bu kanun milletler arasındaki münasebetlerde "Hak kuvvetindir" kanunudur. Haklı olanın kuvveti yoksa, hakkını alması, hakkını saydırması mümkün olmamaktadır. Eski çağlarda da mümkün olamamıştır. Bugünkü dünya üzerinde de mümkün olmamaktadır

Gerçi insanlar, milletler arası münasebetlerde, kişilerle devletler arası veyahut kendi devleti arasındaki münasebetlerden hakkı ve hukuku hakim kılmak için, adaleti hakim kılmak için birçok ileri adımlar atmışlardır. İnsan Hakları Beyannamesi ilan edilmiştir ve Birleşmiş Milletler insan haklarının teminat altında bulundurulması için gayret göstermektedir. Fakat bütün bu ileri adımlara rağmen, yinede dünya üzerinde "Hak kuvvetlinindir" ilkesi hükmünü yürütmektedir. Bunun canlı ve acı misallerini çok uzağa gitmeden, geçmiş üç bes yil içindeki olaylarda görmemiz mümkündür.

Dünya üzerinde milletler arasındaki münasebetlerde değişmeyen kati gerçek hak kuvvetlinindir ilkesi olduğunu söylemiştim. Türk milleti kişi olarak ve toplum olarak tarih boyu yasadığı her çağda, hakki ve adaleti birinci planda tutmuştur. Bugün de Türk Milleti olarak biz, hakkın kuvvetin emrinde olması görüşüne karşıyız. Türk Milleti olarak biz daima adaletin ve hakkın, hukukun her şeyin üstünde yer alması görüsünde bulunan insanlarız. Büyük Atatürk´ümüz, Kurtuluş Savaşı´na baslarken hak kuvvetlinindir ilkesine karşı "Bu âlemde elbette bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir, üstünde olmalıdır" ifadelerini de kullanmıştır. Bizim millet olarak daima hakkı tutmamız, adaletten yana olmamız ve hakkın, hukukun, kuvvetin üstünde yer almasını istememiz, kuvvetin hakkin ve hukukun emrinde bulunmasını istememiz ve bunu doğru görmemiz dünya üzerindeki realiteyi değiştirmeye yetmez. Bizim iyi niyetimiz, doğru görüşümüz dünya üzerinde binlerce yıl hüküm sürmüş olan ve bu gün de hüküm yürütmekte olan bu kaba, çirkin gerçeği değiştirmeye yetmez. Atatürk de, elbet bu âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir, kuvvetin üstünde olmalıdır, demiş olmasına rağmen, mazlum Türk Milletinin haklarını kabul ettirebilmek için kuvvet meydana getirmeye ve kuvvet kullanmaya mecbur kalmıştır. Teşkil ettiği milli kuvvetlerle yeniden teşkilatlandırdığı, kurduğu Türk Silahlı Kuvvetleri´yle düşman silahlı kuvvetlerini ezmedikçe Türk milletinin haklarını hiç kimseye kabul ettirememiştir.

ÜLKÜ OCAKLARI BİR OKUL GİBİ ÇALIŞTI

Başbuğumuz, Ülkücülük içinse şöyle demektedir:

"Ülkücülük ; "İdealizm" demektir. Bizim ülkümüzün hedefi Türk Milletini en kısa yoldan, en kısa zamanda başkalarına avuç açmadan çağlar üzerinden sıçrayarak çağdaş milletlerin en ön safına geçirmek, ilimde, teknikte, medeniyette yeryüzünün en kuvvetli varlığı haline getirmek, Türklüğü yüceltmektir." O, seksen öncesi, Türkiye'nin en karanlık günlerinde bile Türk gençliğinin silah yerine kalem tutmasını şiddetle savunan bir insandı. Türkeş'in sayesinde en ücra kasabalara kadar yayılan Ülkü Ocakları bir okul gibi çalıştı ve her iki gençten en az birisi Ülkü Ocaklarından feyiz aldı.

Türk gençliği sokaklardan, kahvehâne köşelerinden ve meyhanelerden O'nun sayesinde kurtuldu. İnsan olmayı, vatanı, milleti sevmeyi kısacası "Adam" olmayı O'nun sayesinde öğrendi.

MİLLİYETÇİLİK VE MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI 

Alparslan Türkeş'in, milliyetçilik anlayışını ortaya koymak için, Başbuğ Türkeş'in yazmış olduğu 9 Işık kitabının 88'nci sayfasında ona ait şu cümleler yeterlidir sanırım:

"Türk Milliyetçiliği ne demektir? Türk Milliyetçiliği, Türk Milletine karşı beslenen derin sevgi, bağlılık duygusunun, müşterek bir tarih ve müşterek hedeflere yönelme şuurunun ifadesidir. Türk Milliyetçiliği insani duygularla beslenen bir anlayıştır. Türk Milliyetçiliği kin ve garazı esas almayan, sevgiyi esas alan bir düşünce tarzıdır. Milliyetçilik; milletini sevmek, vatanını sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için her fedakârlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir…

…Türk Milleti dediğimiz gerçek nedir? Bugün Türk Milleti dediğimiz gerçeği şu şekilde tarif etmek mümkün. Müşterek bir tarihten gelen ve müşterek bir tarih şuuruna sahip bulunan, aynı dine mensup, aynı kültürle yoğrulmuş, aynı devleti kurmuş, yaşatmış ve bugün de aynı devletin sahibi ve aynı devletin bayrağı altında ve sınırları içinde yaşayan insan topluluğu Türk Milletini teşkil etmektedir."

9 Işık kitabının 59 sayfasında da ırkçılığa şiddetle karşı olduğunu şöyle söylemektedir:

"Türkçülük, milliyetçilik anlayışımız; manevi şuurlanmaya dayanır. Bu temel üzerinde Türklük şuuruna erişmiş, samimi olarak ben Türk'üm diyen herkes Türk'tür. Türkçülük ve Türk'ün tayininde, sapık ölçülere özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuar ırkçılığına inanmıyoruz. Başka milletleri küçük gören, dünya barışını tehlikeye koyan antropolojik ırkçılık Türk Milliyetçilik ülküsünün dışındadır. Milliyetçilik anlayışımız, maneviyatçı, akılcı, demokratik, çağdaş bir milliyetçiliktir. Nazist Hitler ırkçılığının komünist ırkçılının, her türlü antidemokratik, insan sevgisine dayanmayan emperyalist ırkçılığın karşısındayız.

TÜRKEŞ bir başka yazısında ise: "Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletine, oy toplama endişesi ve siyaset riyakarlığının üstünde kalarak samimiyetle bağlıyız. Türklük gurur ve şuuru ile İslam ahlak ve fazileti, milletimizi meydana getiren manevi unsurların tam ve ahenk içinde birleşmesidir. Maddi kalkınmamız ancak böyle bir yüce temel üzerinde yükselirse bir mana taşır, bir değer kazanır, milliyetsiz bir yükselmenin, ahlaksız bir kalkınmanın imkanı yoktur... Pek az olmakla birlikte, bazı kimselerin milliyetçilikle İslamiyeti çatıştırmağa çalıştıklarını görmekteyiz. Böyle bir tutum yanlıştır, abestir, cahilliktir, şuurlu bir şekilde yapılıyorsa ihanettir, nifaktır. Mücadele farklı, hatta birbirine düşman mefkureler arasında olur. Halbuki Türklükle İslamiyet bin yıldan beri aynı mukaddes potada kaynaşmış, etle tırnak misali ayrılması imkansız bir hale gelmiştir. Türk Milleti, Müslüman olmakla ictimai nizamın ve dini hayatın en yüce değerlerini kazanmış ve İslam, Türk Milleti ile emsalsiz yiğitlik ve iman aşkına sahip bir mücahit bulmuştur... "Türk müsün, müslüman mısın?" gibi sorular cehaletten ileri geliyorsa aptalcadır. Aksi taktirde haincedir. Milliyetçiliği reddeden bir "dincilik" anlayışı ve İslamiyete düşman bir milliyetçilik anlayışı bize yabancıdır, bizim dışımızdadır..." (Türkeş, Temel Görüşler, 179-180)diyordu.

İLAHİ İMTİHAN KADER TECELLİSİ

"Ben, Türk Milleti'ni, sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye, rüşvet ve hile ile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine, ahlaktan mahrum bir hürriyete, tefeciliğe, karaborsaya yer veren bir iktisadi yapıya çağırmıyorum. Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası Hak yolu, hakikat yolu, Allah Yolu'na çağırıyorum. Hareketin adını isteyenlere açıkça ilan ediyorum : Yeniden maneviyata dönüş...." (Türkeş, 9 Işık, 187 27.) Türkeş'in vurguladığı ahlak, fazilet, adalet İslam'ın temel ilkeleridir. "Din güzel ahlaktır" (Bkz. Nisa Suresi, 58.) , "Ben ahlaki güzellikleri tamamlamak için gönderildim" hadislerinde Hz. Muhammed (s.a.v.) ahlak ve faziletin önemini vurgulamıştır. Kur'an'da Allah, emanetleri ehline vermeyi ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyi emretmektedir. ( Nisa Suresi, 58) Türkeş'in bu tespitleri ve vurguladığı hususlar İslam'ın istediği ve insanları yerine getirmekle yükümlü kıldığı hususlardır. Türkeş, 1980 ihtilalından sonra Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki savunmasında din anlayışını ve inancını ortaya koymaktadır : "Elhamdülillah inanmış samimi bir Müslamanım, fanilik hissine aşinayım. Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu biliyorum. Şu anda burada bulunuşumuz da, inanıyorum ki her şeyden önce bir kader tecellisidir, ilahi bir imtihandır. Sabır ve şükürle karşılıyor ve bu imtihandan da yüz akıyla çıkmayı bize nasip etmesini Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum. Rahmet ve şaşmaz adalet ümidimiz yalnız Allah'tandır. Ben burada önce Allah'ın huzurunda, sonra tarihin ve milletin huzurunda olduğumun huşuu, mesuliyet ve vakarı içinde konuşacağım. Benim için bir hesap verme bahis konusu ise, o hesabı milletime ve tarihe vereceğim. Türk Milleti'nin vicdanında teşekkül edecek olan hüküm ve tarih hükmü, mahkemenin hükmünden önde gelir. Huzur-u İlahiye yüz akıyla çıkmaktan başka hiçbir endişeye gönlümde yer yoktur. Hiç kimsenin merhamet ve insafına şahsen ihtiyacım yoktur. Sözüm, tenkidim, talebim yalnız hak ve hakikat namınadır. Yalnız mülkün temeli olan adalet namınadır. Yalnız milletim ve devletim içindir. (. Alparslan Türkeş, Savunma, Hamla Yayınları, İstanbul 1994, 7. )

Türkeş bu mücadelesinde "İslâm iman, ahlak ve faziletine, Türk kültürüne ve Türklük şuuruna " dayanıyor; Türk Milletine inanıyor, güveniyor ve şöyle diyordu : "Türk milletinin binlerce yıllık tarihi boyunca yenilmez olmasını sağlayan ve bu güne kadar her felaketin üstesinden gelerek, her tehlikeyi çiğneyip üstüne çıkmasını sağlayan bazı milli vasıfları, gelenekleri ve inançları vardır; karakteri vardır. Bunların başında: "asla yenilmeyi kabul etmemek, asla mağlup olmayı kabul etmemek, boyun eğmeye ve mağlup olmaya karşı çıkmak" görüşü ve karakteridir. Teslim olmayı ret, mağlup olmayı ret yenilmezliğin sırrıdır. Durum ne kadar karanlık olursa olsun, ne kadar imkânsızlıklar içerisinde bulunursak bulunalım, asla yenilmeyi kabul etmemek, asla teslim olmayı kabul etmemek Türklüğün ezeli şiarıdır."

VAHAMET BUGÜN DE SÜRÜYOR  

Türk Dünyasının Bilge Lideri TÜRKEŞ, "Devlet-Millet" ve "Aydınlar-Halk zıtlaşması "na ve çekişmesine karşı olup, devletle milletin; aydınlarla halkın bütünleşmesi ve kaynaşmasından yanaydı. O, bu konuya dikkat çekerek şöyle diyordu: "Türk aydınları, Türk gençliği! Buluşma yerimiz, buluşma noktamız, imanlı Türk ferdinin kafası, kalbi ve cevher-i aslisidir. Bu güne kadar olduğu gibi Türk milletini yalnız kendi yazdığınız kitabı okumaya, yalnız kendi söylediklerinizi dinlemeye çağırmayınız. Siz de onun söylediklerini dinlemeye, onun okuduğu kitabı okumaya, onu tanımaya, onu anlamaya koşunuz. O zaman buluşma yeri ve noktasında asgari müştereklerde değil, azami müştereklerde birleşeceğiz."

Üzülerek belirteyim ki Merhum Başbuğumuzu yıllar öncesinden görüp tesbit ettiği "Devlet Millet Çatışması" ve "Aydın Halk uyuşmazlığı" bu günde çözülememiş dahası olanca vahameti ile devam etmektedir. Üniversitelerimizde ve medyamızda kümelenmiş sözde aydınlar sanki PKK ve Türk Düşmanları ile söz ve işbirliği içine girerek ülkenin ve milletin bölünüp parçalanması için birbirleriyle yarış etmektedirler.

Merhum TÜRKEŞ, bir iman ve ahlak abidesiydi. O, "Türk milletine Bizans'tan geçme gevşeklik, laubalilik, dedi-kodu, fitne fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklamamak, rast gele laf söylemek… gibi kötü huy ve hastalıklara şiddetle karşı çıkar ve " Benimle dava arkadaşlığı edecekseniz; her şeyden önce Yüksek Vasıflı Türk olmaya mecbursunuz" derdi. Sözün ayağa düştüğü, yüksek vasıflı Türklerin azaldığı bir dönemde, Başbuğumuzun bu sözleri her ülkücü ve MHP'linin kulağına küpe olmalıdır.




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »