Ortadoğu Gazetesi

BAŞBUĞ TÜRKEŞ'İ ANLAMAK(3)

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2013-04-06 11:45:16

SEN KUR'AN OKUMA BİLİRMİSİN?

Sayın TÜRKEŞ, dinin istismarına ve politikaya alet edilmesine şiddetle karşıydı. O, riyadan ve mürailikten uzak kalarak ibadetlerini yapan; inandığı gibi yaşayan samimi bir Müslüman dı. O'nun İslam'ı samimi bir şekilde ve ihlâsla yaşama biçimi hepimize örnek olmalıdır.

3 Mayıs 1944'te "Türkçülük Olayları"nda tutuklanıp hapse atıldığı zaman, hapishanede nöbet tutan askere: "Sen Kur'an okuma bilir misin? diye sorar, ve Kuran okumasını bilmeyen askere kuran okumasını öğretir.

1976 senesinde Hacca gitmişti. Hac sırasında Kabe-i Muazzama'nın temizliği için kullanılan bir süpürgeyi hatıra olarak yanında getirmişti. O süpürgeyi "Sevgili Peygamberimizin ayaklarının değdiği yerleri süpürdüğü" için öpüp kokluyordu.

Biz, "Rehberimiz Kur'an hedefimiz Turan" demeyi ondan öğrendik. Biz, "Ülkümüz göklerde dalgalanan bir sancak, Allah'ın huzurunda eğiliriz biz ancak", "Kanımız aksa da zafer İslam'ın" demeyi de ondan öğrendik. Ve Allah'tan başkasının önünde de kırıldık ama asla eğilmedik. 1980 öncesinde "İslam'ın bayrağını kanlarımızla yükselttik." Türkiye'yi bir Afganistan olmaktan ve Rusların işgalinden kurtardık. 5000 gencimizi Allah ve millet yolunda toprağa verdik. "Ne Amerika ne Rusya ne Çin her şey İslamiyet ve Türklük için" demeyi yine ondan öğrendik.

MEYDANLAR SİZİ ALMAYACAK 

1965 senesinde CKMP'Nnin gençliği çok küçük bir azınlık ve gençlik kolları mensupları sayısının henüz 50'yi geçmediği günlerdi. Bir Cumartesi günü yapılan ve ilan edilen seminere şiddetli bir yağmur yağdığından, ancak dokuz kişi gelebilmişti. Onlar da yönetim kurulu üyeleriydi. Elli kişilik salon bomboştu. Gençlik görevlileri üzüntü ve telaş içinde konuşurken, üst kattan Alparslan TÜRKEŞ indi. Sakindi. Yüzünde hafif bir tebessüm vardı. 'Üzülmeyin arkadaşlar' dedi. Siz dokuz kişisiniz. Siz de gelmeseydiniz ben bu eğitimi kendi kendime yapacaktım. Bu gün küçük salonu dolduramadınız ama yarın sayınız çoğalacak, meydanlar sizi almayacak. Eğer siz isterseniz bu hayal gerçek olacak. Ve bir sonraki seminerin konusunu ilan etti: "Eğer sen istersen o bir hayal değildir." (Namık Kemal Zeybek, Ülkü Yolu)

TARİH TÜRKEŞ'İ HAKLI ÇIKARDI 

O'nun en önemli özellilerinden birisi, olayları önceden kestire bilme-İleri görüşlülük özelliğidir. Türk Dünyası ve Sovyetler birliğinin dağılması ile ilgili politikalarda her kesimden en az 50 yıl ileride olmuştur. Başbuğumuzun Türk Dünyası ve Sovyetlerle ilgili politikaları önceden kestiren ve o doğrultuda politikalar üreten tek lider olduğu "Tarih Türkeş'i haklı çıkardı" sözleriyle teyit edilmiştir.

1944 Türkçülük olaylarının savcısı Kazım ALÖÇ, "Rusya'nın çok güçlü olduğunu, Türkiye'nin gücünün zayıf olması, Türkiye'nin Rusya'nın karşısında durmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla TURANCILIK, TÜRKÇÜLÜK fikirlerinin zararlı olduğunu iddia eder. BAŞBUĞ: "Ben bu günkü SSCB'den bahsetmiyorum. Elli yıl sonra SSCB'nin zayıflayacağını, Türk devletinin güçlenmeyeceğini nereden biliyorsunuz." Demiştir. TÜRKEŞ 1944'lerden 1990'ları görmüştür.

 Rahmetli ATATÜRK'TE 1930'lar da Sovyetler Birliğinin dağılacağını tahmin etmiş ve kendisinden sonra gelecek yöneticilerin bu konuda hazırlıklı olmalarını istemiş ve şöyle demiştir:

"Sovyetler Birliği bu gün dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yakında ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Dünya yeni bir dengeye ulaşır. İşte o zaman, Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuz idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmağa hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak… Dil bir köprüdür, tarih bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların, Dış Türklerin bizlere yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız lazımdır."

Merhum TÜRKEŞ, "Türk milliyetçiliği fikrini açıklarken:"Türk milliyetçiliği, dünya üzerinde nerede Türk varsa onlarla ilgilidir. Onlara karşı derin bir sevgi ve ilgiyle doludur. Dünyanın neresinde bir Türk varsa bu Türklerin iyi durumda olmaları, bu Türklerin yükselmeleri, korunmaları, kendilerine mümkün olan her çeşit yardımın ve desteğin sağlanması Türk milliyetçiliğinin şaşmaz düsturudur…( Dokuz Işık, 91- İst. 1978 )

TÜRK BİRLİĞİNE İNANIYORDU 

Yine Türkçülük ve TURANCILIK konusunda şöyle der: "Türkiye'de Turancılık görüşü hakkında yalan yanlış iddialar ortaya atılmış ve Turancılık fikri kötü, zararlı bir düşünce olarak Türk milletine tanıtılma yoluna gidilmiştir. Yunanlılar için Enosis neyse, Ruslar için Panislavizim neyse, Almanlar için Alman Birliği neyse, İranlılar için Panaryanizim neyse Türkler içinde Turancılık odur. Ruslar için suç ve kusur olmayan, Almanlar için suç ve kusur olmayan, Yunanlılar için suç ve kusur kabul edilmeyen, Araplar için suç ve kusur kabul edilmeyen kendi milletinden olan insanların kölelikten kurtulması ve yakın kültür birliği içinde bir varlık haline gelmeleri düşüncesi, ülküsü Türkler için neden kötü gösteriliyor. Neden bir suç gibi kamuoyuna takdim ediliyor. Hiç şüphesiz bunu yapanların bir kısmı kendi haris siyasi menfaatleri için, Türk milletinin bu büyük ülküsünü istismar etmişler, kötülemişlerdir. Diğerleri de Türk düşmanlarıdır." ( D.IŞIK, 93 )

Büyük Türk Milliyetçisi Atatürk'te Türk Birliğine inanıyordu ve şöyle diyordu:

"Türk Birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım tamdır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. Türk Birliğine inanıyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak, dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek." (Atatürk)

Biz gençlik yılarımızda,

"Semerkantlar Kerkükler

Yaslı yaralı Türkler.

Bir gün Alparslan kükrer

Selam Sana Başbuğum"

****

Tanrım güç versin Sana

Acısın Türkistan'a

Selam, selam Turana

Selam Sana Başbuğum

 

Dizelerinin yer aldığı marşı dillerimizden düşürmezdik. O'nun yüreklerde açtığı bağımsızlık tutkusu 90'larda etkisini gösterdi. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuştu, yalnız Kerkük'teki soydaşlarımızın yürekleri dün olduğu gibi bu günde yaslı ve yaralı olup Türkiye'den ilgi ve destek beklemektedirler.

Türkeş'in 1976 yılında Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemde, O zamanki Cumhurbaşkanımız Fahri KORUTÜRK, Irak'a gider. Korutürk'ün Nisan 1976'da yapmış olduğu bu ziyarette olağanüstü sahneler yaşanmıştır.

"Türk heyeti Kerkük'te Türkler tarafından büyük bir coşkuyla karşılanır... Tıpkı Süleyman Demirel'in Bakü'de, Taşkent'de karşılandığı gibi... Esir milletimin hasret göz yaşları sel gibi akıyordu. Öyle ki, esaret altındaki Kerkük Türkleri Korutürk'ün bindiği arabaya yaklaşabilmek, dokunabilmek için güvenlik çemberini zorlarlar... Türk heyetinin bindiği arabaların tekerleri öpülür... Kardeş kardeşe o kadar hasrettir. Sloganlar atılır... "MİLLİYETÇİ TÜRKİYE! KERKÜK TÜRK'TÜR TÜRK KALACAKTIR! MİLLETLERE İSTİKLAL, İNSANLARA HÜRRİYET! BAŞBUĞ TÜRKEŞ! " ...

O dönemde Irak hükümleri ile Türk hükümeti arasında eğitim anlaşması olduğu için çok sayıda Iraklı Türkiye'de eğitim görmüş ve görüyordu. Bunlar da Türkiye'ye geldiklerinde kendilerine kucak açan Ülkücülerle birlikte oluyorlardı. Ülkücülerin kullandığı sloganların atılması bundan ileri geliyordu.

Korutürk, aslında son derece pasif bir cumhurbaşkanı idi. Türkiye'ye döndükten sonra Turancı görünmenin endişesini bir türlü üzerinden atamamış olmalı ki, 27 Mayıs'ta (27 Mayıs günü, 1960 ihtilalinin yıldönümü olduğu için o zaman bayram olarak kutlanıyordu.) mecburmuş gibi "PANTÜRKİZM ve PANİSLAMİZM" (Türk Birliği ve İslam Birliği) e karşı olduğunu bir bildiriyle açıkladı. Bu açıklamaların Kerkük'te yaşananların dışında iki sebebi daha vardı. 19 Mayıs için yaptığı konuşmada komünistleri tehlikeli görmüş, bunun üzerine hemen bütün solcu yazarlar çok güvendikleri Korutürk'e "teessüf"lerini bildiren yazılar yazmışlardı. Bir sebebi de 19 Mayıs gösterilerinde, stadda Ülkücülerin gösterileri idi. Sol gazeteler, Korutürk'ün, Ülkücülerin sloganları yüzünden stadı erken terk ettiğini ve giderken Türkeş'in elini sıkmadığını büyük puntolarla vermişlerdi.




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »