Ortadoğu Gazetesi

BAŞBUĞ TÜRKEŞ'İ ANLAMAK(4)

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2013-04-08 11:28:40

Türkeş, Cumhurbaşkanı Korutürk'ü tenkitte gecikmedi. Türkeş o zaman Birinci Milliyetçi Cephe Hükümetinde Başbakan Yardımcısı idi. 30 Mayıs 1976 'da TBMM'de bir basın toplantısı düzenleyerek şunları söyledi:

"Bütün dünya milletlerinin hür ve insan haklarına sahip bir hayat sürmelerini istemek, insanca bir duygu ve düşüncedir. Hürriyetsizlik içinde bulunan, ezilen toplulukların Birleşmiş Milletler Anayasası ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çerçevesi içinde insanca yaşama haklarından yararlandırılması görüşünden Türk Milleti'ne mensup olan toplulukları müstesna tutmak düşünülemez. Böyle bir görüş, Pantürkist bir dış politika anlamına gelmez; sadece insanca ve çağa uygun bir düşüncedir... Aynı şekilde, yüzyılımızda düşman devletlerarasında dahi anlaşma ve iş birliği yapılırken, tarihi ve kültürel bağların yaklaştırdığı 41 İslam Ülkesinin Türkiye'de bir konferansta bir araya gelmeleri de suç isnat edilecek bir hadise değil, basiretli bir dış politikanın gereğidir. Aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizin en önemli bir politika olaylarından biridir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu beyanatı, parlamenterliklerinin demokrasiye uygunluğu şüpheli bir grup ile, parlamento içi ve dışı bazı mihrakların tahrik ve saldırılarının doğurduğu yılgınlıkla verilmiş olması, beyanın isabetsizlik ve yanlışlığının sebebini açıklamaya yetmektedir. Komünizm ve bölücülük tehlikesi apaçık ortada iken, bu tehlikeyi hayal mahsulü Pantürkizm ve Panislamizm tehlikeleri ile dengelemeye çalışmak, gerçek tehlikeleri perdelemek sonucuna yol açabilecek hatalı ve vahim bir tarafsızlık endişesidir. " (Dr. Arslan TEKİN, Alparslan Türkeş'in Liderlik Sırları, 117, İst. 2000) Türkeş, böylece Türkçülüğü-Turancılığı ve İslâm Ülkeleri arasında siyasi, iktisadi iş birliğini savunan Müslüman Birliğini suç olarak gören ve gösteren bir Cumhurbaşkanına gereken dersi vermişti.

EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN!

Gök Türk Hakanı Bilge:

"Üstte gök basmadıkça

Altta yağız yer delinmedikçe

Senin ilini töreni kim bozabilir!

Ey Türk titre ve kendine dön!" Demişti.

Alparslan Türkeş de Allah'ın Türk milletine verdiği meziyetlere dikkat çektikten sonra titreyip kendimize gelme sırasının geldiğini özellikle Türk gençliğinin titreyip kendine gelmesi durumunda Türklüğün tekrar ihtişamlı günlerine döneceğine inanıyor ve bu inançla şöyle diyordu:

"Türk Milleti'nin insanlık tarihinde ve medeniyet hayatında daima üstün bir yeri ve vazifesi olmuştur.Türk Milleti içine kapanık, cihan ve insanlık bütünlüğünden tecrit edilmiş bir hayata hiç bir zaman iltifat etmemiş, cihanşümul bir hayatı kıtalar üzerinde "Cihan Devletleri "kurarak yüz yıllar boyu sürdüre gelmiştir. Yoğun bir medeniyet kuruculuğu ve taşıyıcılığı yapılmış, hak, adalet ve nizam fikri teşkilatçılık üstünlüğü ile insanlığa, milletlerin ve insanlığının hayatına müspet yön verilmiş, mutluluklar sağlanmıştır. Milletimizin seciyesindeki saklı bulunan Yaratıcı Kudret'in lutfu olan meziyetler, Türk Milletini her engeli aşmaya, her zorluğu yenmeğe yeterli kılmaktadır. Türklük beşeriyet için müspet ve ilahi bir misyona sahiptir. Bu günkü gençliğin milli şuurla uyanarak titreyip kendine dönmesi Türk Milletini yeni bir geleceğe doğru uçuracaktır."

HEM YAVUZ BİLEKLİ HEM DE YUNUS YÜREKLİ İDİ

Başbuğumuz, komünizme, kapitalizme, emperyalizme, yolsuzluğa, rüşvete, haksız kazanca, bölgeciliğe ve bölücülüğe karşı amansız bir savaş açmıştı. Türk Milletini bölmek ve parçalamak isteyenler, karşılarında yıkılmaz, yenilmez ve aşılmaz bir engel olarak Merhum TÜRKEŞ'i bulmuşlardır. Türkiye'nin iç ve dış düşmanı o kadar çoktu ki, Türkeş bu düşmanların karşısına halkın bir umudu olarak çıkmıştır. O, devlete ve millete yönelik tehditler karşısında "Yavuz bilekli" günlük yaşantısında "Yunus yürekli" bir insandı. O haşin ve sert görünüşünün altında; yumuşak bir kalp saklıydı. O'nun duruşu bile dosta güven, düşmana korku salardı.

Türkeş, Türk milletini, doğulusuyla , batılısıyla, kuzeylisiyle, güneylisiyle, bölünme kabul etmez mukaddes bir bütün olarak görmüş ve Cenâb-ı Hakk'ın mukaddes bir emaneti olarak bağrına basmıştır. Bölücülüğe ve bölgeciliğe karşı amansız bir savaş açmıştır.

DEMOKRASİYE SONUNA KADAR İNANIRDI

Merhum Türkeş, 1960 İhtilali'nin içinde bizzat yer almış, 12 Eylül 80 ihtilalinin acılarını bizzat hissetmiş ve yıllarca hapis yatmış bir insan olarak demokrasiyi ve meşuriyeti her zaman savunmuş ve."EN KÖTÜ DEMOKRASİ EN İYİ DİKTA REJİMİNDEN DAHA İYİDİR" demiş ve demokrasiyi askıya alan yöntemlere ve askeri müdahalelere sonuna kadar karşı çıkmıştır.

Sayın TÜRKEŞ, hoşgörülü, uzlaşmacı ve uzlaştırıcı, milli menfaatleri parti menfaatlerinden önde tutan siyaset anlayışı ile, demokratik kültürün en güzel örneklerini veren ve her siyasetçi tarafından örnek alınacak bir siyaset ve devlet adamıydı. Bu gün bu siyaset anlayışına MHP tarafından titizlikle uyulmaktadır.

ÇINAR AYAKTA ÖLÜR

Eski Türkler, hastalanarak yatakta ölmeyi en büyük şerefsizlik sayarlardı. O'da ataları gibi yatakta değil ayakta aramızdan ayrıldı.

Aramızdan ayrıldığı ve Rabbine kavuştuğu gün Ankara'da hârikulâde olaylar yaşandı. Nisan ayı olmasına rağmen gökten lapa lapa kar yağdı. O'nun ölümüne gökler bile ağlamıştı.

Tekbir sesleri ve "Başbuğlar ölmez" dizeleri ile ebedi istirahatgâhına uğurlandı.O, aramızdan ayrılmıştı, Aramızdan ayrılırken bile bize yeni bir şevk ve gayret vermişti, dirilişimize vesile olmuştu. O'nun bedeninden ayrılan canı, ülkücü canlara can katmıştı.

Türkeş'in fikir ve düşüncelerini eğer tam olarak anlamış ve uygulamış olsaydık, bu gün Türk milleti çağlar üzerinden aşmış, ilimde, teknikte, ahlakta ve mâneviyatta kalkınmış ve bütün milletlerin en ön safına geçmiş olurdu. O'nu fâni vücudu her nefis gibi ölümü tattı ve aramızdan ayrıldı, fakat fikirleri ve düşünceleri kıyamete kadar Türklüğün ve insanlığın yoluna ışık saçacaktır.Mezar taşında olduğu gibi:

Doğum tarihi:1917,

Ölüm tarihi:….. hiçbir zaman olmayacaktır.

Gerçek lider 100 sene de bir gelir Türkeş gibisi az gelir…"

Ben sizleri sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye değil, hak yolu, hakikat yolu, kısacası Allah yoluna çağırıyorum." Merhum Türkeş yaptığı bu çağrıya ve yola ölene kadar bağlı kalmıştır.

Ruhu şad, mekanı cennet olsun.




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »