Ortadoğu Gazetesi

BIST
92,709
%1,38
USD
5,4764
%-0,03
EUR
6,1873
%0,03
Altın
211,7230
%0,20
SON DAKİKA

ÇÖZÜLMEK ACZİYET ÇÖZÜLMEMEK DİRAYETTİR

Mazhar Gündoğ / 2013-04-21 11:14:46

Milletlerin büyüklüğü; tarih sahnesindeki varlıklarını yarınlara taşıyabilme yeteneklerine, kültür ve medeniyet alanındaki varlıklarına, adaletli yönetebilme tarzlarına, dillerinin dünya coğrafyasındaki etkinliğine, türkülerine, şarkılarına, destanlarına, başka milletlerin inanç ve hürriyetlerine gösterdikleri hassasiyetlere göre değerlendirilir.

Halihazırda vatanıyla, ülkesiyle, istiklaliyle, dili ve bayrağıyla birlikte varlığını devam ettiren 6 büyük Türk Devleti mevcuttur. KKTC ile birlikte bu sayı şimdilik yedidir.

Doğu Türkistan'daki Uygur Türklerinin varlığı her türlü baskı ve şiddete rağmen artarak devam etmektedir.

Kerkük merkezli Türkmen varlığı ise Irak'ın en mühim hakikatidir.

Bugün henüz kendi devletini kuramamış Türklerin mevcudiyeti de göz önüne alındığında, dünyada dört yüz milyona yakın Türk varlığından bahsetmek rahatlıkla mümkündür.

Dolayısıyla, eğer amaç dünyanın tarihi, sosyal ve siyasi dengesinin kurulmasını sağlamak ise; doğru tercih Türk dünyası ve akraba toplulukları birliği ve dayanışmasının sağlanmasıdır.

Amaç; dünya enerji kaynaklarının, ekonomik varlıkların milletlerarasında dengeli ve adil dağılımının, dolayısıyla dünya insanlığının sosyo-ekonomik refahı ve mutluluğu ise de yol bu yoldur.

Ama bellidir ki arzulanan bu iki husus da değildir.

Küresel emperyalist güçlerin ne Doğu Türkistan'daki mazlum Uygur Türkleriyle, ne Irak'ın kuzey bölgesinde mağdur Irak Türkmenleriyle, ne de yıllardır İsrail'in baskısı altında bir hayata mahkum edilen Filistinlilerle ilgili bir endişesi yoktur.

Küresel emperyalizmin beyninin arkasındaki İslam karşıtlığı, gözünün önündeki "İslam'ın Sancaktarı" olarak gördüğü "Türk Milleti" düşmanlığı ile aynıdır.

O nedenle dünyanın patronları mazlum milletleri sefil bir kadere terk etmiştir.

Selçukludan Osmanlıya, Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyeti Devletine gelinen süreçte Türk'ün her türlü akınının ve adımının ruhu İslam'dır. Bu gerçeği Haçlı anlayışı asla unutmamıştır ve unutmayacaktır.

Cephelerde yok edemedikleri Türk-İslam varlığını hile, tuzak ve fitne ile yok etmeyi deneyip başaramayanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin büyük Türk Milletini oluşturan bağlarını koparmaya yönelik metotları denemeye başlamışlardır.

Türk Milliyetçiliğinin ayaklar altına alınması heveslerinin dillendirilmesi;

Ana dilin eğitim ve resmi dil olması hesapları;

T.C yi resmi kurum levhalarından kaldırma teşebbüsleri;

Türk'ün olmazsa olmazı ve bin yıllık kardeşi olan Kürtlere PKK terör örgütü vasıtasıyla uygulanan şiddet, katliam ve tehditler;

Ve buna benzer usullerle etnik kimliklerin sarsıntılara uğratılarak, milletimizin bölünmek istenmesi tamamen dünyanın dengesini ve adaletini sağlayacak alternatifsiz çare olan Dünya Türk- İslam varlığı ve birliğinin öncü olabilme yeteneğindeki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni zafiyete uğratmak, güçsüz düşürmek ve başının çaresine bırakarak o muazzam birliğin sağlanmasının önüne geçmektir.

Farkında olsalar da olmasalar da Açılım dedikleri proje küresel emperyalizme aittir.

Çözüm dedikleri formül Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çözülüp dağılmasıdır.

Değişim ve dönüşüm dedikleri süreç tarihin kaydıyla üç bin yıllık Türk milletini yok edip aşiretlere, kavimlere, kabilelere dönüştürmek ve bunun tabi neticesi olarak da devletimizin üniter yapısını değiştirerek orta vadede federasyon, ileriki vadede ise konfederasyon haline dönüştürmektir.

PKK terör örgütü ve İmralı'daki elebaşı bu hedefler için kullanılan katil figüranlardır.

Dünyanın neresinde büyük devletlerin terörist figüranlarla mütareke masalarına oturdukları görülmüştür?

Milletimizin dikkati PKK'ya yöneltilerek gerçek bölücü, fitneci ve tuzakçılar nazardan uzak tutulmaktadır.

Ama Türk Milliyetçileri çok iyi bilmektedir ki; PKK'nın da, KCK'nın da, DHKPC'nin de Açılım, Çözüm, Değişim, Dönüşüm gibi unsurların da arkasındakiler ittifak halinde Türk ve İslam düşmanlığı üzerinden dünya enerji kaynaklarını tekellerinde toplayan küresel emperyalist güçlerdir.

Anaları ağlatan, kardeşler arasına husumet sokan ve gözyaşlarını dindirmeyen onlardır.

Zengin enerji kaynaklarına sahip olan Türk- İslam coğrafyası üzerinde yaşayanlar, Allah'ın kendilerine verdiği bu çok önemli armağana sahip çıkmayı beceremezse, dünyadaki varlıklarını korumaları da mümkün olmaz…

Bu bir Müslüman'ın imanında ve vicdanında asla taşıyamayacağı kadar ağır bir yük olur.

Türk varlığının; İslam dünyasının kaderini, onun vatanını, istikbalini ve kaynaklarını Haçlı zihniyetinin insafına terk etmesi mümkün değildir.

Son örneği ABD'nin Irak'ı işgalinde yaşanmamış mıdır?

Saddam'ın zulmünden kurtulmak için işgalci askerleri alkışlarla ve sevinç nümayişleriyle karşılayan Irak'lıların ve Irak'ın durumu göz önündeki son örnektir.

Hem Müslüman kadınların sistemli tecavüzlere uğraması, hem de yaşlı, çocuk, sivil demeden yapılan katliamlar;

Ve neticesinde Irak'ın enerji kaynaklarının işgalci ABD tarafından gasp edilmesi dünya Müslümanlarına ibrettir.

Saflaşma Türk milletinden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğünden yana olup, Türk-İslam davasını benimseyip, ona göre tavır alanlarla Değişim, Dönüşüm, Başkalaşım, Açılım, Çözüm gibi tuzak olguların arkasına sığınarak küresel emperyalizme hizmet edenlerin saflaşması haline dönüşmektedir ki bu büyük bir tehlikedir.

Türk milliyetçileri bu saflaşmadan rahatsızdır. Allah'ı, kitabı, kıblesi aynı olanların safları net ve tek olmalıdır.

Devletten, iktidardan, siyasi partilerden, alimlerden, akillerden, velilerden, aydınlardan, Türk-İslam birliğinin kaderinden mensubiyet duyan ve bu konuda sözü olan herkesten Türk milletinin beklentisi budur.

Türk Dünyası ve İslam aleminin yarınları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güçlü varlığı ile doğrudan ilgilidir.

Ve maalesef bu nedenle bütün bölücü formüller bizim vatanımızda ve bizim milletimiz üzerinde oynanmaktadır. Buna rağmen milletimiz bu oyuna gelmeyecektir.

Çünkü Türk milleti bütün bu çirkin ve alçak oyunları bozacak kültüre, birikime ve tarihi tecrübeye sahiptir.

İşte MHP Genel Merkezinin 20 Nisan 2013 Cumartesi günü  (dün) saat 15:00 de Güngören Meydanında gerçekleştirdiği muazzam açık hava toplantısı, o özelliğin örneğidir.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin İzmir'de milletle buluşması o özellikle anlam zenginliği kazanmıştır.

İzmirliler, Sayın Bahçeli'nin Türk Milletini Türkiye Toplumuna dönüştürmek isteyenlere karşı cesur ve kararlı duruşunda O'nu yalnız bırakmama iradesini ortaya koymuşlardır.

20 Nisan'da İzmir'de kendini gösteren irade de tıpkı Bursa gibi 19 Mayıs 1919 iradesinin ta kendisidir.

Çözüm adıyla çözülmeye razı olmak aczin, çözülmemek ve birlik olmak ise dirayetin adıdır. Milletimizin ortak kanaati budur.

 

AKP anaları ağlatan, çocukları yetim bırakan, bu ülkenin öp öz evlatlarının arasına bölücü terör yoluyla fitne tohumları eken PKK, KCK ve destekçilerine gösterdiği hoşgörüyü Türk Milliyetçilerinden esirgemektedir. Öcalan'ı muhatap alarak anaların kabuk bağlayan yaralarının deşilmesine, gözyaşlarının yeniden akmasına sebep olmaktadır. Ne yazık ki bin yıllık şanlı Türk tarihini referans gösteren, 1071, 1453, 1919 ruhlarını temsil eden Türk Milliyetçilerini, MHP'yi ve Sayın Bahçeli'yi her fırsatta hedef göstermektedir.

 

Oysa vatandaşımızın kafasını kurcalayan soruların ve ortaya koyduğu tepkilerin asıl muhatabı AKP iktidarıdır.

İktidar bir an önce bu yanlış tutumundan vazgeçerek Türk Milletinin ortaya koyduğu milli iradeyi anlamalı ve ona göre kendisine çeki düzen vermeli, dün İzmir'de Güngören Meydanında Türk bayraklarının gölgesinde bir araya gelen AHİL İNSANLAR topluluğuna mutlaka kulak vermelidir. Kendisini çözümcü tanımlayan herkes Türk Milletinin her ferdinden tek tek özür dilemelidir.

Aksi takdirde geriye dönük bin yıllık kul hakkının altından kimsenin kalkması mümkün değildir.

Hele bu kullar İslam'ın sancaktarı olan kahraman Türkler ise…




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »