Ortadoğu Gazetesi

TERÖRİST AKTİVİST OLURSA

Mazhar Gündoğ / 2013-04-28 11:46:19

İmralı müzakereleri ile başlayan süreç milletimizin canını iyice sıkarak devam ediyor.

Şu anda devletten, milletten, ülkeden ve milletimizin değerlerinden yana tavır koyup, Türk Milletinin milli refleksi olan tek partinin MHP olduğu açıkça görüldü.

Bu durum ülkemiz için elbette sevinilecek bir durum değil.

Oysa Anayasa ve Siyasi Partiler Kanununa göre kurulup faaliyet gösteren bütün siyasi partilerin amentüsü; millet menfaatleri, devletin bekası ve ülkenin selametinin sağlanması olmalıdır.

Buna rağmen mecliste grubu bulunan AKP, CHP ve BDP hukuken olması gereken zeminde siyaset yapmamakta ısrar ediyorlar.

Ne yazık ki sadece Türk Milleti adına MHP çirkin iftiralara, yapılan saldırılara ve takınılan kasıtlı tavırlara reaksiyon göstermektedir.

Kısaca koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istikbalinin bütün ağırlığı artık sadece MHP'nin omuzlarındadır.

Vatandaşlarımız da her geçen gün artan bir sorumluluk anlayışıyla bu kutsal yükün taşınmasında MHP'ye sahip çıkmak kararlılığını göstermeye başlamışlardır.

Bursa'dan sonra MHP'nin İzmir de düzenlediği ikinci mitingde de, dost-düşman herkes halkın bu coşkulu kararlılığına şahit olmuştur.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli inancını, kararlılığını ve cesaretini millete olduğu gibi aktarmıştır. Sadece meydanı dolduran yüz binlerle değil, bütün Türk Milletiyle duygu ve düşüncede özdeşleşmeyi başararak 21. yüzyılın ilk dönemine vurulması gereken damgayı vurmuştur.

Türk Milletinin gözünün içine baka baka hem oyunu alıp hem de aldatanların kirli oyunlarını ve yalanlarını tek tek milletin gözleri önüne seren Sayın Bahçeli; sadece Türk düşmanlarının ve ülkemizin üzerinde karanlık emelleri olanların değil, AKP iktidarının da rahatsız olduğu liderdir.

İktidarın yalanları, iftiraları ve inkarlarının çetelesini tutmak bile mümkün değildir.

En son numuneleri ise üç-beş gün önce PKK terör örgütünün Kandil temsilcisi Karayılan'ın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ortaya çıkmıştır.

Halkın iktidara yönelttiği "PKK neyin karşılığında silah bırakıyor?" sorusuna iktidar sözcüleri hep, "verilen ne taviz ne de taahhüt yok" cevabını vermekteydiler.

Oysa Kandil'den yapılan açıklamalar bu cevapların doğru olmadığını, çekilme karşılığında iktidarın PKK'ya verdiği taahütleri kamuoyuna takdim etmiştir.

Kandil kısaca;

"Mecliste komisyon kurulması ve Akil İnsanlar Komisyonunun oluşturulması Öcalan'ın istekleriydi. O istekler yerine gelince Öcalan'ın çağrısıyla çekilme kararı alındı. Sıra PKK'nın arzuladığı demokratik Anayasa ve Öcalan'ı da kapsayacak şekilde herkesin özgür olması" diye iktidarın verdiği sözleri kamuoyuna açıklamıştır.

Böylece PKK'lı militanların ülkemizi terk etmelerinin karşılığının, içinde Türk olmayan, federasyona kapı açan bir Anayasa hazırlanması ve genel af çıkarılması olduğunu kamuoyu öğrenmiş oldu.

Biz köşemizde birkaç hafta önce bir genel af olmadan teröristlerin çekilmesinin neredeyse mümkün olmadığını başka bir gerekçeyle yazmıştık.

Kandil de kendi gerekçesiyle çekilme şartlarının en önemlisinin "Anayasa ve Genel af" olduğuna vurgu yapmıştır.

Buradan da anlaşılmaktadır ki; AKP iktidarı İmralı da verdiği tavizlerin tamamını eksiksiz olarak yerine getirmezse Kandil çekilmeyi gerçekleştirmeyecektir. Daha da önemlisi terör eylemlerine misliyle devam edeceklerini açıkça ve cesaretle ifade etmektedir.

Sayın Bahçeli'nin "PKK'nın çekileceği yok, zaman kazanıyorlar" diye yaptığı uyarı bu nedenle yetkililer tarafından mutlaka dikkate alınmalıdır.

Diğer önemli husus ise malum medyatörlerin ısrarla kafa karıştırma görevlerine devam etmeleridir.

Türk ordusunun PKK ile savaş halinde olduğu, bu savaşın düşük yoğunluklu savaş olarak tanımlanabileceği iddia edilmektedir.

Eğer otuz yıldır süren rezaletin adı savaş ise ve o nedenle barıştan bahsediliyorsa; PKK adına savaşanlar madem silah bırakıyor, o halde neden güvenlik güçlerine teslim olup, esir muamelesine tabi olarak savaş hukukunu kabul etmiyorlar?

Yok, eğer bu bir terör örgütünün devlete karşı ortaya koyduğu terörist eylemlerse; ki öyledir. Bu durumda terörist unsurlar silah bırakınca güvenlik güçlerine neden teslim olmuyorlar? Bu şekilde hukuken bağımsız mahkemelerde yargılanmayı kabul etmiyorlar. Suçları "silahlı terör örgütü kurarak devleti ve hükümeti hedef almak" olduğuna göre; yargılanma süreçlerini neden Silivri de geçirmiyorlar? Sorularının cevabı mutlaka millete verilmelidir.

Bu nedenle Avrupa Konseyi'nin eli kanlı terör örgütü olduğu dünyaca bilinen PKK militanlarını terörist değil de "Aktivist" olarak tanımlaması çok manidardır.

BDP bu tanımlamadan dört köşe olur. Ama AKP iktidarı ve CHP ana muhalefeti yeterli kozu ve cesareti vermemiş olsa Avrupa Konseyi'nin böyle bir ifadeyi kullanma cesaretini ve aymazlığını gösterebilmesi;

Keza her Nisan'da ayranı kabarıp aklı şaşan ABD'nin sırf Ermenileri hoşnut etme adına Türk milletine ve Türk tarihine iftiraların en çirkinini atabilmesi, Türkiye'yi yöneten zihniyette o gevşekliği görmese mümkün olabilir miydi?

Avrupa Konseyi'nin dediği doğru ise ve bizim otuz yıldır terörist dediklerimiz terörist değil, aktivist iseler, mayınlı tuzakları, karakol baskınlarını, pusuları, bombalı saldırıları, kundaktaki bebeğe sıkılan kurşunları hangi hukuk, hangi ülke, hangi vicdan aktivite olarak algılıyorsa, gitsin aktivistliklerini oralarda göstersinler.

İkiz kuleleri vuranlara, ABD'yi bombalayanlara, Bin Ladinlere de aktivist desinler.

Az daha sabredelim, sırada bırakın aktivisti, teröristlere "mağdurlar" da denecek. Tıpkı AKP gibi PKK'nın siyasi görüntüsü BDP de mağduriyet üzerinden siyaset yapmaya başlayacaktır. Sakın şaşırmayın!...

Şapka çıktı kel göründü. Bakalım şimdi iktidar sözcüleri ne deyip ne yapacaklar?

Ulusalcı muhalefetin milli çatı altında toplandığını iddia eden ve iktidara karşı yeni bir milli cephe oluşturmak gayretinde olanlara da bir çift sözümüz olacak. Türkiye de milli mahiyetli fikir ve düşüncelerin, bu konuda ortaya konacak bütün siyasi faaliyet ve eylemlerin, demokratik tepkilerin tek çatısı vardır. O da MHP çatısıdır. Bu çatı bütün Türk-İslam alemini gölgesinde barındıracak kadar büyüktür. Başka çatı arayışları beyhudedir.

Bölerek emperyalizme hizmet etmek gibidir, bölerek AKP'ye hizmet etmek.




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »