Ortadoğu Gazetesi

GEZİ PARKI EYLEMLERİ

Mazhar Gündoğ / 2013-06-09 10:08:46

Kayseri'deki protestoları izledim. Cumhuriyet Meydanında bir araya gelen ve Başbakan Erdoğan'ı protestolarının hedefine koyanlar henüz çok gençler.

Ankara'daki protestolara da şahit oldum. Kızılay'da, Tunalı Hilmi'de, Eskişehir yolunda kendilerine yer tutan gençlerin ellerinde sadece Türk Bayrakları var.

Yürüyorlar, davullar, zurnalar durmadan çalıyor ve bir şeylere sahip çıkmak istediklerinin sinyalini veriyorlar.

Medya tarafından seslerinin duyulmasından, önemsenmiş olmaktan, seslerini duyurabilmeyi başarmaktan dolayı oldukça mutlular.

Başarmış insanların psikolojisine sahipler. Kendilerine özgüvenleri oldukça artmış.

Sürekli olarak bir kişinin dediklerinin doğru kabul edilmesinden, kendilerine iktidarın biçtiği rolü oynamak zorunda kalmaktan bıkmış, usanmışlar.

Sadece Başbakanı ve iktidarı protesto etmiyorlar. Gezi Parkı ve birkaç ağaç işin bahanesi olmuş. Bürokrasinin, medyanın ve ekonominin patronlarının kendilerine uygun gördükleri beş on derecelik zaviyeye sıkışıp kalmak istemiyorlar. Ruhları başkalarının üfürerek şişirdiği süslü balonlara sığmaz olmuş. Sıkışmışlar belli ki. İlk fırsatı bahane yaparak ruhlarını hapseden küçücük balonları patlatmışlar.

Ve kendilerini "Gezi Parkı" adı altında meydanlara, sokaklara, parklara, bahçelere bırakmışlar.

O kadar genç ki bu delikanlılar. O kadar masumlar ki! Oturdukları yeri kalkarken temizliyorlar, çöplerini kendileri topluyorlar. Kimseleri rahatsız etmek istemiyorlar.

İnanır mısınız birçoğu Türk polisinin kendilerine su sıkmasına, biber gazı püskürtmesine de bir anlam veremiyorlar.

Biz suçlu muyuz, biz bu ülkeye ve bayrağımıza gönülden bağlıyız, bize neden terörist muamelesi yapılıyor, diye kendi kendilerine soruyorlar.

O kadar tecrübesiz ki bu delikanlılar… Aralarına sızan karanlık emelli provokatörlerin farkında bile değiller.

Kaldırım taşlarını söküp polise fırlatmalarını telkin eden şahısları daha önce hiç görüp tanımadıkları halde kitle psikolojisi gereği gayri ihtiyari elleri yerdeki taşları sökmeye çalışıyor.

Gerisi mi? Orantısız güç gösterisi, TOMO, tazyikli su, biber gazı, dövme, tekmeleme, gencecik çocukları toplayıp polis arabalarına istif ederek gözaltına alma…

Bizler seksen öncesi kuşağız. Polisle çatışmanın, karakolun, nezaretin, hücrenin ve hakim huzuruna çıkmanın ne demek olduğunu elbette çok iyi biliriz.

İllegal Marksist- Leninist örgütlerin, köyünden kasabasından üniversite okumaya henüz gelmiş birçok Türk gencini sudan bahanelerle polisin önüne nasıl attıklarını, onların gözaltına alınmasını nasıl planladıklarını, bu şekilde kendilerine nasıl sempatizan oluşturduklarını geçmişte çok yaşadık.

Polisle çatışan, devlet otoritesine baş kaldıran, hakim huzuruna çıkan binlerce masum gence nasıl da kahraman oldukları duygusunu aşıladıklarını, cesaretlerinden dolayı onların ayaklarını yerden kestiklerini de çok iyi biliriz.

Anarşi böyle yollarla kitle oluşturur.

Terör buna benzer usullerle terörist yetiştirir. Ve bir devletin en önemli görevi gençlerini anarşi, terör, uyuşturucu ve buna benzer tehlikelere karşı korumaktır.

Bu gün samimi duygularla seslerini duyurmak, demokratik haklarını kullanmak, gencecik yaşlarında yaptıkları değerlendirmelere göre muhalif görüşlerini haykırmak isteyen gençleri anlamamak, onları anarşinin kucağına itmek anlamına gelir.

Hükümetin görevi o gençleri, evlerinde zorla tuttukları yüzde elli ile tehdit etmek değil, onları, provokasyonlara, biber gazına, tazyikli suya, polis dayağına karşı korumaktır.

Hükümet sadece kendisine oy verenlere değil, bütün vatandaşlarına karşı sorumludur. Kaldı ki dün iktidara oy verenler yarın vermeyebilir, dün vermeyenler yarın verebilir. Demokrasi bu özelliği ile de vazgeçilmezdir.

Bütün bu protesto olayları karşısında hükümet yeni baştan bir düşünüp kendine çeki- düzen vermeli, gençliğin bu uyarısını bir fırsat olarak kabul etmelidir.

ABD'nin Irak'ı işgaline neden çanak tuttuklarını,

AB'nin gözüne gireceğiz diye Annan Planı'na neden evet dediklerini,

12 Eylül 2010 referandumu ile Yargının yeniden yapılanmasına neden sebep olduklarını,

Sivil Anayasa yapacağız diye "Türklüğü" neden tartışma konusu yaptıklarını,

Neden dindar nesil- dinsiz nesil ayrımına tevessül ettiklerini,

Bir tarafta faiz lobisine karşıymış gibi konuşurken, diğer yandan neden Kapitalist dünyayla beraber olduklarını,

Milli bayramların kutlanma şeklini neden değiştirme ihtiyacı duyduklarını,

İmam-Hatipli, düz liseli ayrımına neden ihtiyaç duyduklarını,

Neden sekiz yıllık temel eğitimin yerine 4+4+4 formülünü getirdiklerini,

Kısaca neden Türk Milletinin diline, dinine, inancına, vatanına, bayrağına, ülkesinin bölünmez bütünlüğüne, Türklüğüne ve inançları doğrultusunda hayatlarını yaşama özgürlüğüne müdahale etme ihtiyacı hissettiklerini;

İmralı'daki terörist başını muhatap alıp, bütün vicdanları neden kararttıklarını kendilerine sorup bir muhasebeye tabi tutmalıdır.

İnsanoğlu elbette özgürlük alanına yönelik tehdit ve tehlikelere karşı tepki gösterir.

Bu tepki kendisine has olgunlukta, meşruiyet çerçevesinde ve demokrasinin sevimli zemininde gerçekleşmelidir.

MHP Bursa, İzmir ve Adana meydan mitingleri ile demokratik tepkilerle ilgili en canlı, en anlamlı ve en etkili örnekleri sergilemiş, bunun en güzel örneklerini sunmuştur.

Başka mahvillerde olgunlaştırılıp, yabancı ellerle alanlara servis edilmek istenen karmaşalar olsa olsa diktatör zihniyetleri haksızken haklı çıkarmaya yarar.

Siyasi otoritenin Taksim'e Topçu Kışlası ve cami konusundaki ısrarı ve AKM'yi yıkma inatlaşması siyasi literatürde başka nasıl okunabilir?

Geriye kalan %50 yi evlerinde zor tuttuğunu ifade etmekten imtina etmeyen bir mantık, nasıl ki ülkemizi ortadan ikiye bölen bu ifadeleri rastgele ve ezbere söylemiyorsa;

Karşı cenah adına televizyonlar aracılığı ile bazılarının söylediği "Halk siyasi partilerin önüne geçmiştir" ifadesi de asla sebepsiz söylenmiş masum bir ifade değildir.

Hizmet ettikleri amaç bakımından aslında bu iki yaklaşımın da birbirinden farkı yoktur.

Belki yönlendirildikleri veya ilham aldıkları mihraklar farklı adresler olabilir.

"Halk, siyasi partilerin önüne geçti" diyenler, bunun ne anlama geldiğini biliyorlarsa, bir halk ayaklanmasının başarılı olup, demokrasinin meşru unsurları olan siyasi partilere, dolayısıyla seçimlere gerek kalmadığını ima ettiklerinin şüphesiz ki farkındadırlar.

Geriye kalan %50 nin tehditkar olarak kullanılması ne kadar tehlikeliyse; Halkın siyasi partilerin önüne geçtiği ifadesi daha fazla tehlikelidir.

Bu nedenle siyasi sorumlu iktidar çok dikkatli olmalı, iktidar sözcüleri bin düşünüp bir konuşmalıdır.

Ancak; giderek diktatörleşen bir yönetim anlayışına karşı halkın demokratik tavrını ifade etmesi kesinlikle engellenmemelidir.

Türk Milliyetçisi gençlere gelince;

Onlar kaynağı belli olmayan suyu içmek için göze yaklaşmamak gerektiğini çok iyi bilirler.




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »