Ortadoğu Gazetesi

İSLAMDA SÖZ SÖYLEME VE KONUŞMA ESLÛBUNU ÖNCE BAŞBAKAN ÖĞRENMELİ

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2014-05-21 10:43:11

 

Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de, söz söyleme âdâbına, yâni nasıl konuşulup nasıl konuşulmayacağına büyük bir önem verilmektedir. Kur'ân-ı Kerîm, bizleri öncelikle güzel ve düzgün ifâdeler kullanmaya dâvet ediyor;  İnsanlara "kavl-i hasen" (Güzel söz)   (Bakara, 83; el-İsrâ, 53.)  Anne-babaya karşı "öf" bile deme, onlara; (kavlen kerîmâ) (İsrâ, 23); Yâni en güzel sözü söylemeyi emrediyor.  Yâni ikramkâr ve iltifatkâr söz söyle, buyuruyor. Fakir-fukarâya, muhtaç ve mahrumlara verecek bir şey bulamıyorsan, hiç olmazsa onlara karşı, (kavlen meysûrâ) (İsrâ, 28.) , yâni gönül alıcı, rûhu dinlendirici, tesellî edici güzel bir söz söyle, buyuruyor. Başa kakmak ve gönül incitmek sûretiyle ecri zâyi edilen bir sadakadansa  (kavlün ma'rûfun) (Bakara, 263.), yâni tatlı bir söz daha hayırlıdır, buyuruyor. Korunmaya muhtaç yetimlere, yakın akrabâya, yoksullara karşı yine (kavlen ma'rûfâ)  (Nisâ 5, 8,), yâni güzel söz ve tatlı dille konuş, buyuruyor. Kalbinde mânevî hastalık bulunan kimselere karşı herhangi bir töhmete, fitneye veya yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için yine  (kavlen ma'rûfâ) (Ahzâb, 32), marufa uygun yâni yerinde ve örfe uygun bir söz söyleyin, "Kâfirlerden zulmedenler bir yana, onlarla en güzel şekilde mücâdele edin. (Ankebut 46) buyuruyor.

 

Zâlimlerin kalbini yumuşatmak için  (kavlen leyyinâ) ( Tâhâ, 44.) yâni yumuşak söz söyleyin, buyuruyor. Tebliğde sert ve haşin hitapların, karşımızdaki insan üzerinde olumsuz, kötü bir tesir hâsıl edeceğini telkîn ediyor.. Bu yüzden tatlı dille, güler yüzle, nefret ettirmeden, bilâkis müjdeleyen ve muhabbeti artıran bir üslûb ile konuşmayı öğütlüyor. Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz de "Yessirû velâ tüessirû, beşşirû velâ tüneffirû" Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin" buyuruyor.

 

Kur'an-ı Kerim yine tebliğ sırasında (kavlen belîgâ) (Nisâ, 63), yâni gönüllere işleyecek tesirli ve belîğ bir söz söyleyin, buyuruyor. Böylece sözümüzün tesirli olabilmesi ve gönüllere ulaşabilmesi için kalpten gelmesi gerektiğini, aksi hâlde sırf dilden çıkan ifâdelerin bir kulaktan girip diğerinden çıkacağını telkîn ediyor. Tıpkı yol sütünde açan çiçekler gibi, gönülden gelmeyen sözlerin de tesir bakımından gayet kısa ömürlü olacağını ihtâr ediyor. 

 

Ayrıca tebliğ veya irşâdın sıradan sözlerle değil; belîğ, yâni rûha tesir edecek, güzel, hikmetli, edebî ve titizlikle seçilmiş özlü ifâdelerle yapılması da ilâhî emirler cümlesindendir. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur: 

 

"(Rasûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle dâvet et!.." (en-Nahl, 125) 

 

 Hikmetli söz, rûhun gıdâsıdır. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur ki: 

 

"Nükteli ve hikmetli söz ve davranışlarla ruhlarınızı dinlendirin. Zîrâ bedenlerin yorulduğu gibi ruhlar da yorulur." 

 

Yâni mü'minin dili, ilâhî hakikatlerin bediî ve rûhânî güzelliklerini sergileyen bir hikmet pınarı olmalıdır. 

 

Yine Kur'ân-ı Kerîm, kendimiz için doğruluk, adâlet ve hakkâniyetle muâmele görmek istiyorsak, işlerimizin ve hâllerimizin düzelip Allâh'ın bizi affetmesini diliyorsak, bizim de her hususta doğru, samîmî, âdil ve hak-şinas olmamızı emrederek  (kavlen sedîdâ) (Nisâ, 9; el-Ahzâb, 70.) , yâni doğru söz söyleyin, buyuruyor. 

Şaka Bile Olsa Haktan Başka Söz söyleme

Nitekim doğru sözlü olmak ve hiç kimseyi aslâ aldatmamak, Müslümanlığımızın olmazsa olmaz bir şartıdır. Müslüman, acı da olsa, kendi aleyhine bile olsa doğruyu söyler. Nitekim Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şakalarında bile hakîkat dışı bir ifâde kullanmamışlardır.

Peygamber Efendimiz bir kadının çocuğunu çağırırken: 

 

"-Gel bak sana ne vereceğim!" demesi üzerine hemen kadına, ona ne vereceğini sormuş, kadın da birkaç hurma vereceğini söyleyince: 

 

"-Şâyet ona bir şey vermeyecek olsaydın, sana bir yalan günâhı yazılırdı." buyurmuşlardır. (Ebû Dâvud, Edeb, 80/4991; Ahmed, III, 447) 

Bir başka hadisi şeriflerinde doğruluğa ve doğru söze dikkat çekerek:

"Bizi aldatanlar bizden değildir." (Müslim, İman 164, Fiten 16)

 

İşte hidâyet rehberimiz Kur'ân-ı Kerîm nice âyetiyle biz mü'minleri doğru, düzgün, münâsip, yumuşak ve tatlı ifâdelerle konuşmaya dâvet etmekte, bunların zıddı olan konuşmalardan da sakındırmaktadır.

"Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir." (Lokman suresi, âyet 19) 

Böyle yapmalarının sebebi Hz. Peygamberden dinledikleri bir hadîs-i şerîf idi;

 

Hz. Muaz"-Ey Allâh'ın Elçisi! Siz'i rahatsız etmeyeceksem, yanınıza yaklaşmama izin verir misiniz?" diye sordu. Peygamber Efendimiz izin verince Hazret-i Muâz: 

 

"-Canım Sana fedâ olsun, yâ Rasûlallah! Cenâb-ı Mevlâ'dan niyâzım, bizim emânetimizi Sen'den önce almasıdır. Allah göstermesin ama, Sen bizden önce vefât edersen, Sen'den sonra hangi ibâdetleri yapalım?" diye sordu. 

 

Hazret-i Peygamber bu soruya cevap vermedi. Bunun üzerine Muâz: 

 

"-Allah yolunda cihâd mı edelim?" diye sordu. Peygamber Efendimiz: 

 

"-Allah yolunda cihâd güzel şeydir; ama insanlar için bundan daha hayırlısı vardır." buyurdu. 

 

"-Yâni oruç tutmak, zekât vermek mi?" 

 

"-Oruç tutmak, zekât vermek de güzeldir." 

 

Muâz -radıyallâhu anh-, bu minvâl üzere insanoğlunun yaptığı bütün iyilikleri sayıp döktü. Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- her defâsında: 

 

"-İnsanlar için bundan daha hayırlısı vardır." buyuruyordu. Hazret-i Muâz: 

 

"-Anam, babam Sana kurban olsun, insanlar için bunlardan daha hayırlı olan nedir?" diye sorunca Peygamber Efendimiz ağzını gösterdi ve: 

 

"-Hayır konuşmayacaksa susmak." buyurdu. 

 

Muâz -radıyallâhu anh-: 

 

"-Konuştuklarımızdan dolayı hesâba mı çekileceğiz?" diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Muâz'ın dizine hafifçe vurarak ona şunları söyledi: 

 

"-Allah hayrını versin ey Muâz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen, dillerinin söylediğinden başka nedir ki? Kim Allâh'a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayırlı söz söylesin veya sussun, zararlı söz söylemesin! Sizler hayırlı söz söyleyerek kazançlı çıkınız; zararlı söz söylemeyerek rahat ve huzûra kavuşunuz."(Hâkim, IV, 319/7774) 

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Âdemoğlunun bütün konuşmaları kendi aleyhindedir. Ancak üç konuşma bu hükmün dışındadır:

1) Mârufu (iyiyi) emretmek, 2) Münkeri (kötüyü) yasakla mak, 3) Allah'ı zikretmek.

 

İnsanın ağzından çıkan söz boşlukta kalmaz ya sağ tarafa sevap olarak ya da sol tarafa günah olarak yazılır. Dolayısıyla mü'min, söylemiş olduğu sözlerin ilâhî kameralar tarafından kaydedildiğini aslâ unutmamalıdır. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur: 

 

"İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın." (Kâf, 18) 

 

Bu dünyada her sözümüzden dolayı hesaba çekilmesek bile, âhirette mutlaka hesaba çekileceğiz. Bu yüzden ağzımıza giren lokmalar kadar ağzımızdan çıkan sözlere de ciddiyetle dikkat etmemiz şarttır. 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »