Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Talan Ekonomisi ve Çöküş

Serbest Köşe / 2014-06-08 12:38:33

ŞEVKET TALHA APUHAN

İktisadın bir kuralı vardır: Kısa vadede pozitif karşılığı olan politikalar, uzun vadede negatif etki yaratırlar. Ve maalesef ülkemiz yıllardan beri, uzun vadeye yatırım yapmak yerine, günü kurtarmaya çalışmış, bu yanlış tercih ise yarınlarımızın ipotek altına alınmasına sebep olmuştur.

Türkiye gündemi haklı olarak sürekli dış ve iç politikadaki gelişmelere yoğunlaşıyor ve ekonomi alanında bizi bekleyen tehlikeler yeterince dikkatimizi çekmiyor. Tabiri caizse, geminin güvertesindeki kavgalar ve kargaşa, geminin hızla su aldığını ve suya gömülmek üzere olduğu gerçeğini yolcuların fark etmesini engelliyor.  Ülkemizden toprak koparılmak istenmesi ve devletin zafiyete düşürülmüş olması karşısında elbette çok dikkatli olmalıyız. Ancak bu dikkat, nitelikli bir dikkat olmalı ve bizi siyasi iradenin millileşmesine götürmeli. Çünkü sorunlar gerçek anlamda ancak siyasi iradenin millileşmesi ile çözüme kavuşabilir. Bilmeliyiz ki 12 yıldır Türkiye'yi yöneten mevcut iktidar, özlemini çektiğimiz bu milli iradeye düzeltilmesi çok zor ama imkansız olmayan bir iktisadi yapı devredecek.

Durum o kadar vahim bir hal aldı ki geçtiğimiz günlerde Sayın Ali Babacan dahi, millete ciddi uyarılarda bulunarak sırtındaki sorumluluğu bir nebze olsun hafifletmek yoluna gitti. Peki, bu çıkmaz sokağa neden girdik?

Öncelikle üretim ve istihdamla büyümek yerine düşük kur-yüksek faiz politikası tercih edildi. Üstelik bu yanlış politika, halka da benimsetildi. Yabancı sermaye, özelleştirmeler ve iktidarın danışmanlığı ile yapılan satışlar yoluyla ekonomimizin kılcal damarlarına kadar işledi. Kazanmadan harcamak ve üretmeden tüketmek, devlet eliyle teşvik edilerek, halk çok büyük bir borç yükünün altına sokuldu. Bu zamana kadar sisteme yer yer karışmış olan yolsuzluk, yoksullukla mücadele etmesi gerekenler tarafından bizzat sistemin kendisi haline getirildi ve bir ekonominin olmazsa olmazı olan orta sınıf günden güne eritildi. Bütün bu olumsuz gelişmeler sümenaltı edilerek, bir takım hesap oyunlarıyla milletimiz her şeyin iyi gittiğine ve Türkiye'nin büyüdüğüne inandırıldı. Bu süreç ise ortaya hesapsızca tüketen bir toplum çıkardı. Çökme noktasına gelen sistemin ömrü, dışarıya tavizler verilerek sıcak paranın ekonomiye sokulması sayesinde, her defasında biraz daha uzatıldı. Güneydoğu kalkınacak, silahlar susacak ve analar ağlamayacak sloganlarıyla başlatılan çözülme sürecinin sonunda, vergilerin dahi paralel bir devlet tarafından toplandığı, yatırımcıların rüyalarında bile görmek istemeyecekleri, her türlü ticari faaliyetin durma noktasına geldiği bir coğrafya hemen yanı başımızda oluşturuldu. Özelleştirmelerden elde edilen gelirlerin nereye gittiği meçhul kaldı ve toplam dış borcumuz Cumhuriyet tarihinin en üst sınırlarına ulaştı. Devletin dış borcunu düşük göstermek için özel sektöre yurt dışından krediler aldırılarak, devlet iç borçlanma yoluna gitti. Bu da kısır bir döngüye sebep oldu. Çok düşük faizle alınan İMF kredileri, yüksek faizlerle alınan borçlarla kapatıldı. Ve daha bir çok ölümcül hata ile Türk ekonomisi bir bilinmeze doğru sürüklendi.  

Yalnızca bunlar mı? Tabii ki hayır! Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan 0-14 yaş arası çocuklarımız önümüzdeki 20 yıl içerisinde aşamalı olarak hayata atılacaklar ve olmayan istihdamdan nasiplenmeye çalışacaklar. Bu süreçte sürekli borçlanmaya teşvik edilen halkımız artık banka borçlarıyla hayatını döndüremeyecek ve bu da yepyeni sorunlar doğuracak. Sürekli gerileyen demokrasi iç huzuru bozarken, zaten düşük seviyelerde olan yatırım oranı daha da azalacak ve yurt dışından gelen para önemli ölçüde azalırken, iç yatırımların da yurt dışına kaydırılması gündeme gelecek. 

Uzun lafın kısası; Soma'daki facianın hemen ardından Zonguldak'ta işe alınacak 150 maden işçisi için tam 4 bin kişinin işe başvurması dahi içinde bulunduğumuz durumun basit bir göstergesidir. Tıkanma noktasına gelmiş bu sistemin mevcut politikalarla idare edilmesinin Türkiye'nin felaketi olacağı ise gayet açıktır. Ekonomide köprüden önceki son çıkış artık geçilmiştir. Elini taşın altına koymaya hazır, iyi yetişmiş milli kadrolar ise bu sorunları göğüslemek ve ülkemizi düze çıkarmak için yapılacak ilk genel seçimlerde, Türk milletinden görev beklemektedirler.    




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »