Ortadoğu Gazetesi

DÜŞEY LİMİT

Mazhar Gündoğ / 2014-06-15 10:52:23

 

Daha kaç yıl önce komşu ülkelerle vizeyi kaldırmaktan bahsediyorduk? Ermenistan milli takımı ile Bursa'da dostluk (!) maçı yapmıştık. Komşularla sıfır sorun politikamız vardı. 

Önce Tunus, Mısır, Libya derken bir Arap Baharının tufana dönüşeceğini kim bilebilirdi ki?

Sonra Suriye bataklığına saplandık kaldık. Gaz verdikçe patinaj yaptık, patinaj yaptıkça batmaya devam ettik.

Sık sık hafızasına başvurmayan kişiler, kurumlar veya devletler sonunda mutlaka hafıza kaybına uğrarlar. O nedenle neler yaşadık da bütün komşuları ile sorunlu bir ülke oluverdik; hatırlamakta fayda var.

Öncelikle adı konmuş birtakım operasyonlarla, Genel Kurmay Başkanlığı yapmış komutanımız dahil olmak üzere, TSK'nın neredeyse bütün komutanları tutuklanarak etkisizleştirildi. TSK'yı itibarsızlaştırmak için ne gerekirse yapıldı. Ardından PKK ile mücadele eden komutanların cezalandırılma süreci hızlandırıldı. Öyle ki Öcalan'ı paketleyip Türkiye'ye getiren timin komutanı olan Sayın Engin Alan MHP'den İstanbul milletvekili seçilmesine rağmen hızla cezalandırıldı. Buna karşılık PKK terör örgütü elebaşının ikametgahı olan İmralı adete ziyaretgah haline getirildi.

Ardından ne kadar tutuklu KCK paralel yapılanma mensubu varsa hepsi tahliye edildi.

Devlet askerine, polisine, öğretmenine, öğrencisine, Gezi eylemcisine, muhalefet partilerine coplu, TOMA'lı, biber gazlı yüzünü gösterirken; KCK paralel yapısının PKK'lı militanlarının adam kaçırıp, yol kesmesine, vergi toplamasına sevgi dolu şefkatli yüzüyle yaklaştı. Öyle ki neredeyse sırf Kandil ve İmralı istemiyor diye kalekolların inşasından da vazgeçer hale geldi.

Aynı süreçte Dışişleri Bakanımızın Suriye politikasının iflas ettiği ortaya çıktı. Bölgeye sevkiyat yapan MİT ile jandarma arasındaki çelişki gerekçe gösterilerek MİT kanunu çıkarıldı.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşınca PKK, hükümeti sıkıştırmaya başladı. Müzakerelerde kendilerine verilen imtiyazların bir an önce hayata geçirilmesini, aksi takdirde gereğini yapacaklarını koskoca TÜRKİYE'yi tehdit ede ede söyleyebildiler.   

Bu tehdit netice vermiş olmalı ki; Diyarbakır'da, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin adına "PKK Çalıştayı" dediği toplantı başladı. Tahmin edildiği üzere bu çalıştayın başkanlığını ise yıkım projesinin müteahhidi olarak gösterilen Devlet Bakanı Beşir Atalay gerçekleştirdi.

Sayın Atalay'ın söz konusu çalıştayın neticesini "Hayata, eve, siyasete dönüş" olarak özetlemesinin hemen ardından, çalıştaydan cesaret ve ilham alan bir hain 2. Hava üssündeki gönderden Türk Bayrağını indirme fırsatını bulabildi(!)

PKK, Kandil ve İmralı gücenmesin, çözüm süreci sekteye uğramasın diye Türk Bayrağının indirilmesine göz yumulduğunun yetkililerce açıklandığı an ihanetin acı darbesini yüreğimizde hissettik.

Neticede ne Genel Kurmay Başkanı, ne Milli Savunma Bakanı, ne Hava Kuvvetleri Komutanı, ne de üs komutanı bırakınız istifayı, Türk Milletinden özür dileme ihtiyacı bile duymadılar.

Henüz Bayrak şoku atlatılmadan, bu defa IŞİD'İN MUSUL'U işgal ettiği, Büyükelçiliğimizi ele geçirdiği, Musul Büyükelçimiz, elçilik personeli ve elçiliği korumakla görevli özel harekatımızı rehin aldığı, bayrağımızı indirdiği haberi bomba gibi düştü.

Dışişleri Bakanlığımızın talimatıyla mukavemet etmeyip teslim olduklarını öğrendik.

Nereden nereye değil mi?

1974 Yılında Kıbrıs adasına, oradaki soydaşlarımızın can güvenliği için yapılan Barış Harekatını hatırladık. O zaman iktidarda koalisyon hükümeti vardı. Ama barış harekatı esnasında iktidar, muhalefet, ordu ve millet tek yumruk olmuştu.

Şimdi tek parti iktidar. Ama ısrarla seçmenin % 50 sine sahip çıkmayı hedefleyen garip ve zavallı bir anlayış söz konusu.

Oysa Musul Başkonsolosluğumuzun işgal edilip oradaki Türk Bayrağının indirilmesi tamamen milli meseledir. 1974 de olduğu gibi tek yumruk olmak gerekir.

Kıbrıs'la Musul aynı mı diyeceklere peşin cevabı yine MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli "İstanbul, Ankara ne ise Musul da aynıdır" diye vermiştir. İlaveten bir ülkenin konsolosluğu o ülkenin vatanıdır hatırlatmasını yapmaya gerek var mı bilmiyorum?

Türkiye, Ortadoğu ülkelerine her bakımdan model ve örnek olarak gösterilirken şimdi ne yazık ki o ülkeleri örnek alır bir görüntü vermeye başlamıştır. Oysa devlet yönetmek elbette Ortadoğu mahallesinde mahalle kabadayılığı yapmaya benzemez. 

Kıbrıs nasıl ki Akdeniz'deki ileri karakolumuz ise Musul ve Kerkük de bizim Türkmen elimiz, ileri karakolumuzdur. Büyük ülkeler savunma hatlarını sınırlarında değil, ileri karakollarında yaparlar. Ama siz de haklı olarak "Kalekol yapmak için PKK'nın müsaadesine başvuran zihniyetten ileri karakolları muhafaza etmesini beklemek ne derece doğrudur?" diye soracaksınız.

Biz elbette PKK'nın dağa kaçırdığı çocukların kurtarılmasını BDP'NİN insafına bırakan bir iktidarın, bir Türkmen şehri olan tarihi KERKÜK'ÜN ve orada yaşayan mazlum Türkmenlerin güvenliğini de peşmergelerin insafına bırakacağını bilenlerdeniz.

Ancak; Irak'ın ve Suriye'nin üçe bölünmesi, nihayetinde Türkiye'nin de bölünüp parçalanma masasına yatırılmasına ön açacaktır ki; Bu küresel emperyalizmin Enerji Savaşları senaryosunun ayak sesleri anlamına gelir.

Vaziyet ortadadır ve vahimdir. Önce komutanları etkisizleştirilmiş, sonra terörle müzakereye başlamış, daha sonra bayrağı indirilmiş ve vatan toprağının bir kısmı işgal edilerek milli mukavemeti çökertilmiş olan ülkemizin bu durumu değişim, dönüşüm, başkalaştırıp yok edim taşeronlarının sinsice getirdiği DÜŞEY LİMİT durumudur.

Musul ve Kerkük'ün bir pazarlığa kurban gitmekte olduğu da artık malumdur. Musul'u IŞİD'A, Kerkük'ü peşmergeye pazarlayan zihniyet elbette tarih önünde TÜRK Milletine bunun hesabını verecektir. Ayrıca mazlum Türkmenlerin acı ve ızdırapları, bu pazarlığı yapan ya da göz yumup seyirci kalanların cehennem azabı olacaktır.

Geldiğimiz noktada her Türk aydınının cevabını aradığı soru şudur: Son on yılda neler değişmiştir ki; Türkiye kırk yıl önce Kıbrıs'ta yakaladığı, on beş yıl önce Suriye sınırında devam ettirdiği dikey limitten bu günkü düşey limite doğru hızla irtifa kaybetmeye başlamıştır?

Bu durumdan kurtulmak ve bölünme masasına yatmamak mümkündür. 1974 ruhu ayağa kalkmalı, artık üçe bölüneceği anlaşılan Irak'ın toprak bütünlüğünden bahsetmek söz konusu olamayacağından; Türkiye 1926 Ankara Anlaşmasını gündemine almalı, Bayrağı ve Vatan toprağına müdahale edilen ortalama herhangi bir ülkenin yapması gerekeni mutlaka yapmalıdır.

Irak ve Suriye'de yaşama umudunu Türkiye'den gelecek bir sese bağlayan milyonlarca soydaşımızın yürek çırpıntılarını duymayacak kadar sağırlaşabilmek nasıl mümkün olabilir?

Cumhurbaşkanımızın kim olacağı işte bütün bunlar için çok önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »