Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Yücel Bulut

Serbest Köşe / 2014-09-03 10:33:24

HANGİ BAŞARI?

 

Cumhuriyet'ten Utku Çakırözer'i okur musunuz bilmem?

 

Ben fırsat buldukça keyifle okurum. Analizleri genellikle ölçülü ve gerçekçidir, çizgisi de eğilip bükülen ve otoriteye yılışan bir tavırdan uzaktır. Bu nedenle de Türk Basını içerisinde kanaatimce saygın ve özgün bir üsluba sahiptir.

 

Zaten böyle olduğunu bilmesek "Davutoğlu ve AKP'de Farklı Bir Analiz" başlıklı yazısında meçhul bir AKP Yöneticisinden alıntıladığı görüşlerdeki hataları görmezden gelerek makalesi içerisinde yer vermesinde bir kasıt arar ve meseleyi "Rasim Ozan Kütahyalı" ile arasında bir benzeşmeye kadar vardırabilirdik. Utku Çakırözer gibi saygın bir isme yapılacak en büyük hakaret sanırım Kütahyalı'ya benzetilmek olurdu. 

 

Utku Çakırözer'in yazısında bir kasıt aramadığımız gibi, kendisine hakaret kastıyla da cevap veriyor değiliz elbette… Ama yazı içerisinde meçhul bir AKP'liden alıntılanan yanlış ve eksik görüşlere, makale sahibi tarafından düzeltilme ihtiyacı duyulmadan aynen yer verilmesi karşısında, bu yanlışların doğrusunu anlatmak durumundayız.

 

Utku Çakırözer'in Erdoğan sonrası Başbakanlık koltuğuna oturacak olan Ahmet Davutoğlu hakkında yaptığı analizlere yer verdiği yazısında dikkat çeken birkaç nokta var.

 

Milli Görüş hareketinin kurucu lideri Necmettin Erbakan'ın siyasi kariyeri boyunca % 21 bandına çıkarabildiği Milli Görüş hareketini, Tayyip Erdoğan'ın % 52'lere kadar çıkardığını iddia eden Utku Çakırözer bu durumu başlı başına bir başarı öyküsü olarak sunarken 'başarı' kavramını aslında ne kadar başkalaştırdığını ve içini boşaltmış olduğunu da sanırım farketmiyor.

 

Yazıda bir AKP yöneticisinden alıntılanan ve bizzat makalenin yazarı tarafından da irdelenmeyen görüşlerinde bu meçhul AKP yöneticisi şöyle diyor:

 

"Ben bu partide siyasette profesörlerin, üniversite kökenli akademisyenlerin başarılı olacaklarına inanmayan görüşü temsil ediyorum. Türk siyasetindeki örnekler de bunu kanıtlar. İşte Erbakan Hoca. Profesördü ama başarısız bir siyasetçiydi. Böylesine uygun bir sosyolojik taban bulunan Türkiye'de 30 yılda alabildiği en yüksek oy yüzde 21. Tansu Çiller profesördü, ilk kadın Başbakandı. Siyasi başarısı ortada. Devlet Bahçeli profesördü. Alparslan Türkeş gibi karizmatik bir liderden sonra 15 yılda her seçimi kaybetti. Tüm bunların yanında ise Erdoğan var. Çekirdekten gelme siyasetçi. Adım adım toplumun yüzde ellisinin oyuna ulaştı"

 

Bu değerlendirme, bir AKP yöneticisinin başarıya giden her yolu mubah gören dimağından ve vicdanından çıktığında insanı şaşırtmayabilir. Zira 'başarıyı" sadece oy oranları ve istatistik bilimiyle açıklayan ve 'başarıya giden her yolu mubah gören' bir siyasi geleneğin mirasçısına uygun düşen bir yaklaşım tarzıdır. Ancak bu ucubeliğe itibar ederek, kendi görüşlerine dolgu malzemesi yapan Utku Çakırözer'i bu yönüyle onaylayabilmek çok mümkün değil…

 

Belki lüzumu bile yok ama biz yine de ifade edelim.. Utku Çakırözer'in aynen aktarım yaptığı görüşlerde iddia edildiğinin aksine Sayın Devlet Bahçeli profesör değil. MHP Genel Başkanlık makamını da akademik unvanıyla değil, siyasi mücadelesinin birikimi olan engin tecrübesiyle dolduruyor. Yazının bütününden çıkan anlamın aksine Türk Siyasetinde tepeden inmeci ve halktan kopuk bir anlayışı temsil etmediği gibi, uzun soluklu bir siyasi mücadele sonrasında Türk Siyasetindeki yerini alan bir isim olduğu hemen her kesim tarafından kabul ediliyor.

 

Milliyetçi Hareket'in, kurumsal bir kimlikle Türk Siyasetindeki yerini alması sonrasında sürdürdüğü çetin mücadelenin hemen her aşamasında Devlet Bahçeli ve onun sarsılmaz özverisinin izleri bulunuyor.

 

12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi öncesinde ülkücülerin Devlet Ağabeyi olarak her zaman mücadelenin içerisinde yer alan MHP Liderini, o yıllarda ön plana çıkaran da, akademik kimliğinden ziyade; vicdan pusulası her zaman doğruyu gösteren şahsiyeti, dava arkadaşlarının hoyratça yer bulabildiği Malazgirt Ovası kadar geniş yüreği olmuştur.

 

İhtilalin çetin şartları altında da duruşundan taviz vermeyen ve darmadağın bir hale sürüklenmiş milliyetçi ülkücü kadrolara kapısını sonuna kadar açan "Devlet Ağabey'den" başkası değildir. Kardeşin kardeşini inkâr ve ihbar ettiği, en kısa gözaltının aylar sürebildiği ve işkencenin, yargısız infazların, haksız yargılamaların alıp başını yürüdüğü karanlık günlerde duruşunu muhafaza etmiş ve dirayetini her zaman korumuştur.

 

Öyle ki, cuntacıların akademisyenlere "tembihlerini" sıraladığı bir programda konuyu ülkücülere getiren bir APOLETLİ HATİP karşısında, ben arkadaşlarımı bunların ağzından tanıyacak değilim diyerek salonu terk eden de DEVLET BAHÇELİ'DEN başkası değildir.

 

Binlerce eğitimli kadrosu, tank paletlerinin uğultusu arasında koğuşlara kapatılan ve yıllarca hürriyetlerinden mahrum bırakılan, kadroları dağılmış, yurtdışında sürgünlerde perişan edilmiş Milliyetçi Ülkücü Hareketi darbe sonrasında tekrar toparlayanlar arasında kuşku yok ki MHP Lideri Devlet Bahçeli de vardı.

 

O çetin şartlara direnmek bir yana, bir saniye duraksamadan ANAP'ın rüzgârına kendilerini kaptıranların bugün DEVLET BAHÇELİ'ye verip veriştirmesine bakmayın.. Bu kendini bilmezlerin o yıllarda TURGUT ÖZAL'a tuttukları alkışın sesi, bugün bile kulak tırmalaya devam ediyor.

 

Kimileri Amerikan dolarının peşinde TAAHHÜT işlerine girişmişken, Devlet Bahçeli üniversitedeki mütevazı odasında dava arkadaşlarına karşı girdiği TAAHHÜDÜN gereği yapıyor ve milliyetçi ülkücü hareketin yeniden toparlanması ve örgütlenmesine kafa yoruyordu.

 

Bu yönüyle Utku Çakırözer haklıdır. Tayyip Erdoğan çekirdekten yetişme bir siyasetçidir. Gün gelmiş, bu çekirdeğe her türlü hakareti sıralamak suretiyle, yetiştiği çekirdeği terk etmiştir.

 

Devlet Bey çekirdekten yetişme değil, çekirdeğin ta kendisidir. Milliyetçi Ülkücü hareketin bütün çerçevesi O'nun da içerisinde bulunduğu bir siyasi kadronun ellerinde şekillenmiştir. Devlet Bahçeli'yi 'Profesör' zanneden bir cahilin, MHP Liderinin mazisindeki çetin mücadelesiyle ülkücü hafızada doldurduğu boşluğu görmeyip, akademik unvanlarla siyaseten yer bulmuş gibi sunum yapan gafletine Utku Çakırözer'in yol vermesi bu nedenle kabul edilemez.

 

Gelelim başarı meselesine…

 

Utku Bey'in AKP üst yönetiminde olduğunu iddia ettiği GULYABANİ'sine göre Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş gibi karizmatik bir isim sonrasında girdiği her seçimi kaybetmiş, Tayyip Erdoğan ise adım adım halkın yüzde elli ikisinin oyunu almış… Bu da bir başarıymış..

 

Tayyip Erdoğan'ın siyasi serüveni boyunca, başvurduğu gayri ahlaki her türlü metot ve yöntemi görmezden gelirseniz ya da Türkiye'nin sürüklendiği toplumsal kutuplaşma ve garabeti hiçe sayarsanız, kürsülerde ağzından irin akan siyasi söylemleriyle Türk Siyasetini sürüklediği rezaleti umursamazsanız, oy uğruna her türlü çirkefliği meşru gören bir yönetim anlayışı sizi rahatsız etmiyorsa, sadece sandık sonuçlarına itibar ederek buna başarı demeniz mümkündür.

 

Oysaki başarı ancak demokratik şartlarda ve eşit imkânlarla yürütülen bir ortamda yeşermişse başarıdır. MHP Liderinin demeçlerinin yayınlanmasına Fas'tan müdahale eden, MHP mitinglerinin canlı yayınlanmasına dahi tahammül edemeyen, devletin bütün imkânlarını kendisi için yıllardır seferber eden, oluşturduğu yandaş medyayı bir linç aygıtı gibi muhalefetin üzerine salan, gazetede yayınlanan bir haber üzerine bir medya patronuna zılgıt atıp 'karılar gibi ağlatan' , muhalif işadamlarını M.İ.T eliyle fişleten, düzmece soruşturmalarla insanları hürriyetlerinden mahrum eden, canı her sıkıldığında, canını her sıkana akla hayale gelmeyecek iftiralar atan, bu iftiralara ortak olanlardan besleme ordusu yaratan bir siyasi figürün Türkiye'yi sürüklediği siyasi iklim içerisinde demokratik bir yarışın varlığından bahsedilebilecek midir?

 

Gobbels'i kıskandıracak propaganda yöntemlerini elinin altındaki rant çetelerine devleti yağmalatarak ustaca kullanan, doğrudan oy satın alacak kadar ileri giden bir siyasi kadronun aldığı oyun kutsanması ve bir başarı hikayesi olarak görülmesiyle, Hitler'in yükselişine alkış tutanların cehaleti ve zihin tutulması arasında bir fark bulunmamaktadır.

 

Az yukarıda ifade etmiş olduğumuz gerçeği bir kez daha zikredelim. Devlet Bahçeli çekirdekten yetişen değil lideri olduğun siyasi hareketin bizzat çekirdeği olan isimlerden biridir. Hal böyle olunca hangi tabana hitap ettiğini ve hangi siyasi geleneğin mirasçısı olduğunu elbette çok iyi bilmekte ve siyasi tavrını ülkücü hareketin sarsılmaz doğrularına göre belirlemektedir.

 

Kuşkusuz ki ülkücüler için sandıktan oy almaktan daha önemli öncelikler vardır ve bu öncelikler ülkücülerin varlık gerekçeleridir. Başarıya giden yolu doğrularla örmeye yemin etmiş bir siyasi geleneği temsil eden bir liderin; seçmene algı operasyonları yürüterek, seçmen kitlesini aldatarak, din tüccarlığına soyunarak ve her türlü alçaklığı hedefe giden yolda meşru görerek hareket etmesi ve ortaya çıkacak neticeyi BAŞARI olarak pazarlayacak kadar alçalabilmesi de beklenmezdi.

 

Bu nedenle ülkücüler, dün merhum Türkeş'e ve bugün de Devlet Bey'e karşı kronikleşmiş tutumlarını sürdüren sermaye beslemelerini dikkate almadığı gibi; çirkeflik ve rezaletten başarı öyküsü çıkarmaya çalışan yaygaracılara da iltifat göstermeyeceklerdir.

 

Allah Devlet Bey'e uzun ömür versin…

 

Ama gün ve saati gelip mukadder vade dolduğunda; milyonlarca ülkücü liderlerine son görevlerini yaparken, kendilerine haklarını helal edip etmedikleri sorulduğunda, hep bir ağızdan ve imanla "HELAL OLSUN" diye haykıracaklardır.

 

Zira başlarında harama bulaşmamış, devlet malına el uzatmamış, kul hakkına göz dikmemiş, kimsenin şerefine dil uzatmamış, aldatmamış, satılmamış, satılık adam aramamış, eğilmemiş, bükülmemiş, karanlık koridorlarda iktidar aramamış tertemiz bir isim oturuyor..

 

İşte ülkücüler için başarı budur…

 

Kirlenmemek, kirletmemek, kefeni kadar tertemiz bir ömür sürebilmek…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »