Ortadoğu Gazetesi

SON DAKİKA

Bahadır ÇOBAN

Serbest Köşe / 2014-09-28 11:18:54

 

İTİBAR SIFIRLANMASI

 

Bir dünya liderliği türküsü tutturmuşlar, ağızlarından düşmüyor. İnsan merak ediyor hangi dünyanın lideri olduklarını. Düne kadar besleyip kol kanat gerdikleri IŞİD'in sözde halifesi "Erdoğan laik biridir, şeriata uygun davranmıyor. Derhal bana biat etmelidir.'' sözleriyle AKP iktidarını resmen emri altına girmeye çağırıyor. Türkiye, Suriye bataklığında her geçen gün biraz daha batıp dünyanın gözünde terörü destekleyen ülke konumuna düşerken İran bölgesel anlamda bizden daha etkin ve güvenilir bir güç haline geldi. Yabancı istihbarat servislerinin Erdoğan'ı bilfiil her gün dinlediği ortaya çıktı. Erdoğan'ın bu dinleme skandalını " "Güçlü ülkeler böyle şeyler yapar." diyerek  kabullenmesi onun bizim anladığımız manada dünya lideri değil yandaş ve yardakçılarının kurguladığı hayal dünyasının lideri olduğunu ortaya koymuştur.

12 yıldır Türk devletinin bütün kurumlarında birlikte kök salanların kökleri birbirinin önünü tıkayınca son birkaç aydır karşılıklı temizlik harekâtına kalkıştılar. Daha yola çıktığı arkadaşlarını çözemeyenlerin bu ülkenin sorunlarını çözmesini beklemek milletin kaderini sayısal loto sonucuna bağlamaktır. Kadim dostlarını vatan haini ilan edenler, yani en yakınında bulunan kişileri dahi tanıyamayanlar bu ülkenin dostunu düşmanını nasıl tanıyacak, dış politikasına nasıl yön verecek?

Dünkü dava arkadaşlarını haşhaşi ilan eden, sabah söylediğini akşam inkâr eden AKP'nin bugünkü söylediklerini yarın inkâr etmeyeceğinin garantisi de yoktur. AKP'nin hangi sözüne hangi icraatına güvenilebilir? 360 derecelik fırıldak siyaset sorgulama yetisinden uzak kitlelerin başını döndürebilir fakat mantık hezeyanına uğramayanlarda sadece mide bulantısı yaratmaktadır.

 46 vatandaşımızın sağ salim ülkemize dönmesi hepimiz için mutluluk kaynağı olsa da Işid'in Türk büyükelçiliğini elini kolunu sallayarak basıp konsolosluk çalışanlarımızı göz göre göre rehin alması hesaba çekilmesi gereken büyük bir zafiyettir. Malum baskından önce hükümeti ve Dışişleri Bakanlığını büyükelçiliğimize yapılacak saldırı ile ilgili uyaran MHP milletvekillerini ciddiye almayıp susturmaya çalışan AKP zihniyeti bu zafiyetin baş sorumlusudur.

Yaklaşan IŞİD tehdidine karşı Türk hükümetinin gardını almayarak bu denli rahat davranması IŞİD'i bir tehlike olarak görmemesinden kaynaklanmıştır. Onların görüşüne göre yıllardır el altından destekledikleri, silahlandırdıkları, hastanelerimizde tedavi ettirdikleri örgüt yapılan yardımlar karşılığında Türk büyükelçiliğini teğet geçecek böylelikle bütün dünyada IŞİD'in dokunmaya cesaret edemediği ülke algısı yaratılacaktı.  Bu politika da ayaklarına dolandı. Son kozları ise rehinelerin serbest bırakılmasını siyasi malzemeye dönüştürerek konsolosluk baskınındaki ihmalkarlığı ve 101 günlük rezilliği örtbas etmek.

Başbakan Davutoğlu rehinelerin serbest bırakılmasını kurdukları temasa bağlıyor. Şamil Tayyar kendisinden hiç beklenmeyen bir çıkışla "CİA'nın bir hamlesi" dedi. Erdoğan'a göre ise rehinelerin serbest bırakılması yapılan başarılı bir operasyonla gerçekleşti. AKP'nin ağır toplarının her biri ayrı telden çalarken onların kendi aralarında bir karara varmalarını beklemek yerine esir alınan vatandaşlarımızın açıklamalarını dinlemekte fayda var.

Rehin alınan konsolosluk aşçısı Fatma Köksal IŞİD militanlarının kendilerini 600-700 km yol götürerek sınıra ulaştırdığını söylüyor. Özel harekâtçı Veysel Can ise sınırda 4 saat MİT'i beklediklerini açıkladı. Bu nasıl bir operasyon ki rehineler sınıra kadar IŞİD militanları tarafından getirilip 4 saat boyunca bekletilirken MİT'in durumdan haberi dahi olmuyor?

 Kaldı ki MİT 12 yıldır hangi başarılı operasyona imza atabilmiştir? Kendi başbakanının yıllardır kayda alındığından bihaber olan istihbarat teşkilatı yurt içinde gösteremediği başarıyı yurt dışında nasıl göstersin?  Oslo'da PKK militanlarına verilen tavizler, sözde Kürdistan kurma vaatleri basına sızmasaydı belki Oslo rezaleti de bize MİT'in operasyonel başarısı olarak yutturulacaktı. MİT yaptıkları ve yapamadıkları ile sorgulanması gereken bir kurum olduğunu çoktan kanıtlamıştır. Fakat, Tayyip Erdoğan'ın Hakan Fidan tutkusu bu sorgulamanın önündeki en büyük engeldir. Sınırlarımız dışındaki tek vatan toprağımız olan ve bizim için kültürel miras niteliğindeki Süleyman Şah türbesini içerisinde görev yapan askerlerimiz olduğu halde siyasi ihtiras uğruna bombalamayı düşünecek kadar zalim ve çaresiz olan Hakan Fidan'ın basında kahraman olarak şişirilmesi Don Kişot'tan Malkoçoğlu yaratma hevesinden başka bir şey değildir.

Erdoğan "Rehinelerin kurtarılması için takas yapıldı mı?" sorusuna, "Velev ki böyle bir takas olmuş olsa bile ben şuna bakarım. 49 vatandaşımızın karşılığı hiçbir şeyle değişmez, hamdolsun ailelerine kavuştu diye düşünürüm" cevabını verdi.

PKK ile masaya oturdukları iddiası gündeme geldiğinde "şerefsizliktir, alçaklıktır" diye inkâr edip görüşmelerin ses kayıtları ortaya çıkınca kabul etmek zorunda kalan Erdoğan anlaşılıyor ki sütten dili yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyen adam durumuna düşmüştür. Son birkaç aydır yaşadıkları kendisinde kalıcı bir paranoya yarattığı için bugün inkâr edeceği şeyin yarın başına bela olmasından korkuyor. Lakin, korkunun ecele faydası olmadığını ve hiçbir yalanın sonsuza dek sürmeyeceğini yaşanılanlar neticesinde artık çok iyi öğrenmiş olmalıdır.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu rehinelerin neyin karşılığında serbest kaldığını Türk milletine açıklamakla yükümlüdür. Çünkü karşılık olarak verdikleri yahut vaat ettikleri şeyler kendilerine değil millete aittir. Öngörülerinde bu zamana kadar hep haklı çıkan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de 46'sı Türk vatandaşı 49 rehinenin serbest bırakılmasıyla ilgili olarak güzel dileklerini ilettikten sonra "IŞİD'le hangi pazarlıkların yapıldığı, vatandaşlarımızın özgürlüğü karşılığında nelerin vaat edildiği henüz gizemini korumaktadır.'' diyerek Milliyetçi Hareket'in kapılı kapılar arkasında çevrilen oyunların takipçisi olacağının mesajını vermiştir.

   

AKP'nin bir an önce yıkıcılığı bırakıp yapıcı olması, hesap soran değil hesap veren olması, milletimizin izni ve bilgisi olmadan ulusal çıkarlarımızı yaralayacak ilişkilere girmemesi hem kendilerinin hem de ülkemizin selameti için en doğru yol olacaktır.  Lakin, 12 yıldır izledikleri zikzaklı rota ve uyguladıkları hatalı politikalar bu yoldan çok uzakta kaldıklarının en açık delilidir.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »