Ortadoğu Gazetesi

BIST
91,686
%0,00
USD
5,3876
%0,12
EUR
6,1320
%0,11
Altın
211,5880
%0,02
SON DAKİKA

KUŞATILMIŞLIK HİSSİ

Mazhar Gündoğ / 2014-09-28 11:19:50

 

Türk insanında "Kuşatılmışlık hissi" gün geçtikçe artıyor.

Vatandaşlarımızın bu hisle yıllardır beraber yaşadığı elbette doğrudur.

Mesela, komşumuz Yunanistan ile Kıbrıs konusunda ki gerginlikler, NATO ambargosu, sağcıların solculara, solcuların sağcılara karşı tutumları;

Halkın bir kısmında komünist tehlike algısı ve kızıl kuşatma tehdidi oluşurken, bazı kesimleri endişeye sevk eden NATO varlığı ve emperyalizm;

Ardından 12 Eylül İhtilali'nin, ağır, amansız ve insafsız baskıları, hukuk dışı uygulamalar;

28 Şubat sürecinde kendilerine inançları üzerinden baskı uygulandığını hissedenler ve başörtüsü yasağını bir kuşatma gibi algılayan oldukça ciddi bir kesim…

Çok daha önceleri İnönü- Bayar veya CHP-DP kamplaşması neticesinde birbirine düşmanlaşan siyasi hasımlaşmalar, vatandaşlarımızın çok uzun zaman aralığında "Kuşatmışlık hissi" yaşamasına sebep olmuştur.

Ama 57. hükümet döneminde, 11 Eylül ikiz kuleler saldırısıyla birlikte Türkiye, ülke olarak kuşatılmışlığı hissetmeye başlamıştır…

Dönemin Cumhurbaşkanı Sezer'in, dönemin başbakanı rahmetli Ecevit'e anayasa kitapçığı fırlatmasıyla özdeşleşen ekonomik kriz, aslında ülkemize yönelik bir ekonomik kuşatmanın ikinci işaret fişeğidir.

O kuşatma 57. hükümetin son bulması ve yeni kurulan AKP'nin tek başına iktidar olmasının yolunu açmış, Türkiye'de yeni siyasal bir iklim başlatmıştır.

Yeni AKP iktidarı politika olarak vatandaşlarımız üzerindeki kuşatılmışlık hissini sistemli olarak siyasi argüman yapmıştır. Muhtelif sebepler bahane edilerek seçmen üzerinde oluşturulan algı yönetimi ile bu hissin oy'a tahvil edilmesi sağlanmıştır.

Bu şekilde ülke geneline yönelik kuşatma, tekrar AKP'li olan ve olmayanlar anlayışına dönüştürülmüş, içe yönelik bir karaktere bürünmüştür.

"Önce İnsan" , "Durmak Yok, Yola Devam", "Analar Ağlamasın". "Yeni Türkiye"  gibi dizi filmleri andıran algı oluşturma projeleri ile Türk insanı kutuplaştırılıp ayrıştırılmıştır. 

Ama, her nedense Açılım, Çözülüm veya Demokratikleşme Paketi gibi sihirli formüllerle ve Kandil, İmralı, Erbil noktalarıyla Kürt kökenli vatandaşlarımız ayrılık türküleri söylemeye özendirilmiştir.

  Bu da yetmemiş, dindar- dindar olmayan;  sunni- alevi; gibi inanç değerleri ülkemizi kuşatmak için silah olarak kullanılmıştır.

Milletimizde oluşan kuşatılma hissi işte bu sistemli ve planlı uygulamalar neticesinde neredeyse doruk noktasına çıkmıştır.

Bu gün geldiğimiz nokta ise ne "Yeni Türkiye" ne de "2023 Vizyonu" noktasıdır. 

Gelinen nokta Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bir bütün olarak, topyekun kuşatılması meselesidir.

 

 

ABD ve Almanya'nın uzun süredir Türkiye'yi dinlemeleri, Almanya'nın IŞİD'e karşı savaşacaklar bahanesiyle PKK terör örgütünü aleni silahlandırma teşebbüsleri ve Türkiye'nin nükleer silah programı olduğu iddiaları tesadüf değildir.

Keza ABD basınının Türkiye'nin IŞİD'den petrol aldığı iddiaları ve Türk Hükümetinin IŞİD'e destek sağladığı yolunda kamuoyu oluşturma gayretleri;

Suriye'de Esad rejimine müsamaha gösterilip, muhalif güçlerin yeterince desteklenmemesi Türkiye üzerinde yoğunlaştırılan baskıları ifade etmeye yeter.

ABD Başkanı Obama'nın BM toplantısında, Müslüman ülke yöneticilerine, o ülkelerin halkları ve gençlerine tavsiyelerde bulunup akıl verebilmesine sebep olanlar bu kuşatmanın paydaşları değil midir? 

Diğer yanda PKK terör örgütünün Kandil ve İmralı borazanlarının, bu örgütün imtiyazlı ve şımarık siyasal yapılanmasının çıkardığı sesler tahammül edilecek cinsten değildir. Açıkça "Büyük Savaş" ifadeleri kullanılmaktadır. Bir terör örgütü, hem de lideri hükümlüyken, Türkiye gibi güçlü bir ülkeyi tehdit edebilme cesaretini kimlerden alabilir?

Van'ın Özalp ilçesinde, güvenlik güçlerimizin gözlerinin içine baka baka ellerinde taşıdıkları bez ve paçavralarla yaptıkları geçit resmini TV'lerden seyreden vatandaşlarımızın kuşatılmışlık hissine kapılmaması mümkün müdür? 

Suriye ve Irak'taki olaylar, IŞİD ve benzeri Müslüman düşmanı, ABD kurgulu terör örgütlerinin eylem planları ve bu planların müellifleri olan emperyalist haçlı zihniyeti, mutlu sona gelmek üzere olduklarını düşünmektedir.

IŞİD'in elindeki rehinelerin serbest bırakılmasından sonra, kendisinde Türkiye adına konuşma yetkisi gören ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin "Türkiye de IŞİD'e karşı koalisyonda ön saflarda yer alacak" ifadesi bir bilgi midir, temenni midir, arzu mudur, yoksa emir mahiyetinde midir?  Kerry, Türkiye'nin cephe hattında yer almasını ifade edebilme yetkisini kimden almaktadır?

Bu gün gelinen noktada Türk insanındaki kuşatılmışlık hissi, ne yazık ki ülkemiz, devletimiz ve milletimize yönelik bir kuşatma algısı haline dönüşmüştür. Ülkemizi yönetmekle sorumlu yetkililer bir an önce fantezi ifadelerden ve lüks rollerden uzaklaşıp normalleşmelidir.

Önemli olan başkalarının kurgularında ve müsamerelerinde rol almak değil, kendi milli menfaatlerinin arkasında kararlı durabilmektir.

 

MİLLİYETÇİ- ÜLKÜCÜLERE GELİNCE!

 

Ülkemiz böylesine ciddi baskılara maruz kalırken, milletimiz bu derecede yoğun bir kuşatılmışlık hissini yaşarken, her zaman olduğu gibi görev yine Milliyetçi- Ülkücü kadrolara düşmektedir.

"Yeni Türkiye" projesini başkanlık sistemine geçiş emeli; bu emele kavuşmanın da bir anayasa değişikliği ile mümkün olacağını düşünenler; 2015 seçimleri sonrası ile ilgili olarak MHP'ye karşı, bir AKP- HDP işbirliği hesapları yapmaktadır.

2015 Seçimleri sonrası partilerin TBMM'deki milletvekili dağılımı bu bakımdan hayati önem arz etmektedir. Emellerine ulaşmak için kirli ellerini MHP'nin içine uzatanlara ne kadar dikkat etmek gerekirse, o kirli ellerin kimlere yöneldiğine de aynı hassasiyetle dikkat etmek gerekmektedir.

Nefis meselesi olanların, hırslarına esir düşenlerin, geçmişle hesaplaşma hastalığından kurtulamayanların siyaset yapabileceği başka adresler şüphesiz ki vardır. Ama o adres Türkiye'nin, dünya Türklüğünün ve başta İslam alemi olmak üzere bütün mazlum milletlerin yegane umudu olan MHP olmamalıdır. Bütün gayretlere, fitnelere rağmen kuşatılmamış tek kale olan MHP'yi karıştırıp, zayıf düşürmek isteyenlere hangi Türk Milliyetçisi el uzatıp, cesaret verebilir ki? 

  Milliyetçi- Ülkücüler devletine, milletine, bayrağına, istiklaline, istikbaline, dinine ve diline sahip çıkmakla MHP'ye sahip çıkmanın aynı anlama geldiğinin şuurundadır.

Allah'tan ki bu şuur artarak devam etmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »