Ortadoğu Gazetesi

BIST
94,571
%1,02
USD
5,3143
%0,03
EUR
6,0937
%0,08
Altın
209,2650
%-0,11

CAFER KARDAŞ

Serbest Köşe / 2014-09-28 11:23:27

 

ORTADOĞU'YU  IŞİD' MEK 

 

Sınırsız görünen bir terör kapasitesi, katliamlar ve kamera karşısında kafa kesme gibi cinayetin en korkutucu biçimleri; kölelik-cariyelik, recm, başka inançlara hayat hakkı tanımamak gibi tarih dışı bağnazlıklar. 

İsimleri değişen örgütlerin hepsinde aynı kalıplar görülmedi mi? Demek ki IŞİD sorunu bugün çözülse, yarın aynı ürkütücü sahneler bir başka örgütün eylemleri olarak karşımıza çıkacak. 

Öyleyse IŞİD'i hedef alan imha planlarında bir tuhaflık yok mu?

IŞİD bir sonuç, adeta bataklıkta vızıldayan bir sivrisinek sürüsü; ancak yayılma ve etrafı salgın hastalıklarla kavurma ihtimali çok yüksek. 

IŞİD, Türkiye'nin başına sarılan çok büyük bir belâ.

Diğer bütün aktörlerin planlarında IŞİD'in ötesinde hesaplar var. ABD gücünün bölgede yeniden yükselişi için IŞİD etkili bir anahtar.

İran, IŞİD sayesinde önünde bomboş, geniş fırsat alanları buldu. Suud'da aşiretler arasında hassas bir dengede varlığını sürdüren monarşi iç hesaplaşmasını ve Batı ile ilişkilerini bu dev sorun üzerinden yenilemeye girişti.

Suriye'de Esed, IŞİD'in alternatifi olarak yeniden hayat buldu. Irak'taki Şii iktidarı, bütün hatalarını unutturdu. Kuzey Irak'ta Barzani altın çağını yaşıyor. Komedi gibi: PKK, IŞİD karşısında Türkiye'den silah istiyor, uluslararası meşruiyet alanını genişletiyor.

Dünya, birkaç bin militanı ile sahneye çıkan bir örgüt bahanesiyle yeniden inşa ediliyor.

Ortadoğu'da yükselişte olan bu yeni Şeytan'a karşı sadece Türkiye irtifa ve alan kaybediyor. 

49 rehinesi ile kendisi de rehin alınmış durumda. "Rehinelerimiz var, bu yüzden elimiz kolumuz bağlı, düşündüklerimizi bile söyleyemiyoruz" demek, koca devletin bu kadar dev bir sorun karşısında rehin alınması değildir de nedir? Bu örgüt Türkiye'ye zarar vermek için mi kuruldu yoksa?

İslâmcılığın en keskin biçimleri dahil Türkiye'de IŞİD'e sempati ile bakacak kurumlaşmış bir damar yok.

IŞİD Türkiye için köksüz bir moda akım; bu akım ideolojik geleneklerden değil aktüel sorunlardan besleniyor. IŞİD, "uluslararası bir şeytan"a dönüştükçe beslenmeye devam edecek.

Türkiye'den IŞİD saflarına katılan gençlerin sayısındaki artış da bu örgütün bölgede ve uluslararası gelişmelerde işgal etmeye başladığı başat konum da sadece bir sonuç. 

ABD aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkelerden oluşacak bir koalisyon kurarak Suriye ve Irak'ta savaştırmak istiyor. 

 

Plana göre emir komuta ABD'de olacak, koalisyonda yer alacak ülkeler de ön cephede savaşacak.

 

Yandaş medya Ankara'nın bu plana hayır dediğini iddia ediliyor ancak ABD'li yetkililer "Ankara bizimle birlikte hareket edecek" şeklinde açıklamalar yapıyor.

Derken ortaya bir tampon bölge meselesi çıktı.

 

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan "TSK Suriye sınırına tampon bölge kurmak için çalışıyor" dedi sonra da AKP Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay'dan "Suriye ve Irak tezkereleri 2 Ekim'de TBMM'de ele alınacak" açıklaması geldi.

* * *

Atalay'ın açıklamasında en dikkat çekici bölüm "Tampon bölge kurulmasını istiyoruz ama mutlaka Birleşmiş Milletler'in kararı gerekli. Tek başına yapılacak bir iş değil, risk var" cümlesi oldu.

 

Evet... Bu tek başına yapılacak iş değil daha doğru bu Ankara'nın tek başına aldığı ya da alabileceği bir karar değil.

 

Eğer öyle olsaydı bu tampon bölge çoktan kurulur ve Türkiye-Suriye sınırının terör örgütlerinin yolgeçen hanı olmasına engel olunurdu. O halde şimdi harekete geçilmesinin nedeni nedir?

 

Sorunun cevabı tampon bölge planının detaylarında yatıyor.

 

Edinilen bilgiye göre tampon bölge Türk askerince değil, ABD liderliğindeki koalisyon tarafından oluşturulacak. Türkiye bu koalisyonun bir parçası olacak.

 

* * *

Evet... Türkiye-Suriye sınırına ABD liderliğinde bir koalisyon. Bu oluşumun lideri ABD, işçisi de Türkiye olacak.

 

Bu durum ABD'nin IŞİD ile mücadele adı altında hazırladığı plana ne kadar da benziyor.

O plan da bir koalisyon var. O planda da ABD patron koltuğunda oturuyor ve o planda da Türkiye'ye askerlik görevi düşüyor. Tesadüfün bu kadarına da pes doğrusu!

Şimdi tekrar soralım.

 

Ankara'dakiler gerçekten de ABD'nin yeni Ortadoğu planı çerçevesinde kendilerine biçtiği bu role ne dedi ?  

 

Hepsi bir yana Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu vatandaşlarımızın bir katliam şebekesinin elinden alınarak sağ salim evlerine getirilmeleri güzel bir gelişme. Kendilerine ve ailelerine geçmiş olsun diyorum.

Ancak ortada ciddi soru işaretleri var. Şimdi bu iş nasıl oldu diye sormanın vaktidir sanırım.

 

1- Aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?

a- Cumhurbaşkanı: Operasyon

b- Başbakan: Temas

c- IŞİD: Müzakere, mutabakat

d- Şamil Tayyar: CIA hamlesi

e- Abdulkadir Selvi: Takas

 

2- Neden rehin alındılar? IŞİD istilasına karşı tüm ülkeler Musul konsolosluklarını boşaltırken ve hatta Musul valisi bile kenti terk ederken bizimkiler neden bekledi, üstelik kadın ve çocuklarla birlikte? Ortada bir ihmal, zaafiyet varsa sorumlu kimdir?

 

3- Deniyor ki; yaklaşan tehlikenin farkında olunmasına rağmen Türk konsolosluğu boşatılmadı çünkü IŞİD ile Suriye'den süregelen diyaloğa güvenildi. Hesaba göre Musul'da istiladan sonra konsolosluğu olan tek ülke olarak Türkiye kalacaktı ve bizimkiler de bu durumu "dünya lideri" iddialarına bir dayanak olarak kullanacaktı. Söz konusu örgüt ve bu örgütün iplerini elinde bulunduran güçler, Ankara'yı bu vaatle tuzağa düşürdü. Bu tez doğru mudur?

 

4- Vatandaşlarımızın rehin tutulduğu 101 gün içerisinde Türkiye hangi adımları atmak zorunda kaldı veya atması gereken hangi adımları atamadı?

 

5- AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar'ın, "IŞİD operasyonuna Türkiye'nin katılmama gerekçelerinden biri rehinelerdi. Bu kritik süreçte serbest bırakılması CIA'nın bir hamlesidir" açıklaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakınlığı ile bilinen köşe yazarı Abdulkadir Selvi'nin, "49 kişinin karşılığında "IŞİD için çok ama çok önemli olan birkaç isim takasta kullanılmış" açıklaması doğru mudur?

 

6- Tayyar'ın açıklaması doğru ise 101 gün vatandaşlarımızı bir örgütten kurtaramayan iradenin CIA'nın bir hamlesini Türk milletine büyük bir kahramanlık destanı gibi pazarlaması ahlakî midir?

 

7- Yine Tayyar'ın açıklamasına göre rehine bahanesi Ankara'nın elinden alındığına göre Ankara ABD'nin Ortadoğu'daki yeni planları kapsamında oluşturmak istediği koalisyona girecek midir?

Bu soruların cevapları Türk milletini ciddi manada aklını kurcalamaktadır. Davos çıkışı misali kahramanlık destanı gibi anlatılan bu sürecin akla takılan sorularını cevaplamanız milletimizi vicdanen rahatlatacaktır. 

Saygılarımla…

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »