Ortadoğu Gazetesi

DEVLET ADAMI OLABİLMEK

Mazhar Gündoğ / 2014-10-12 11:35:50

 

Kitleler önce kavrayamasalar da, olaylar gelişip, her şey ortaya çıktığında, henüz vahim sonuç yaşanmadan, yaşanacakları tahmin edebilen, ona göre ilgilileri uyarabilen, karanlığa meşale tutabilen liderler o kadar az ki…

İşte bu yeteneğe, bilgeliğe ve öngörüye sahip olabilenler ancak gerçek bir lider, bir dava ve devlet adamı olabiliyor.

Rahmetli Başbuğ'un bir TV programında "Sen ne kadar Kürt'sen, ben de o kadar Kürdüm; ben ne kadar Türk'sem, sen de o kadar Türksün" ifadesi de aynı sebeplerden dolayı hafızalarda silinmez iz bırakmıştı.

Ancak bu kardeşlik anlayışının hâkim olabilmesi ile ülkemizde tezgâhlanan Türk- Kürt kardeş kavgası planlayıcılarının oyunu boşa çıkarılabilir.

Dikkat ettiğimizde, geçmiş kırk yılı ince detaylarıyla hatırladığımızda göreceğiz ki! Türkiye'de bir kardeş kavgası başlatabilmek için her olay, her figür, her argüman denenmektedir.

Bazen ideolojik, bazen mezhep, bazen de etnik kavramlar ve mevcudiyetler, Türkiye'mizi karıştırmak, milletimizin huzurunu kaçırmak, devletimizi köşeye sıkıştırmak için kullanılmıştır.

Bütün bu ve buna benzer tuzaklar küresel emperyalizmin başta enerji olmak üzere, menfaatlerini nerede ve nasıl oluşturacaklarına göre planlanmaktadır.

Her nedense bu şekillenmeler hep İsrail'in isteği, İngiltere'nin planlaması ve ABD'nin uygulaması şeklinde gerçekleşmektedir.

11 Eylül ikiz kuleler saldırısı sonrası dönemin ABD Başkanı Bush'un yeni bir haçlı seferi başlattığı şeklindeki açıklamaları, günümüzde cereyan eden olayların nedenleri ve hedefleri açısından oldukça önemlidir.

ABD'nin, bütün sonucunu bir "PARDON" kelimesi ile izah etmeye çalıştığı(!) Irak'ı işgal etmesi;

Arap Baharı diye estirilen istikrarsızlaştırıp terörün insafına teslim edilen kimi İslam ülkelerinin mevcut kaotik durumu;

Önce Arap Baharı kapsamında tutulan, karıştırılıp, muhalif gruplar oluşturulup, iç çatışmalar ve Müslüman'ın Müslüman'ın kanını dökmeye başlaması ile havada bırakılıp, el altından desteklenen Esad Suriye'sinin vahim hali; 

Irak'ın kuzeyindeki defakto Kürt yönetimi;

PKK terör örgütünün siyasallaştırılıp, Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi ve organize oluşumu haline getirilmesi;

Daha önce model ülke iken şimdi hedef ülke olan Türkiye'de yaşanan karışıklıklar;

IŞİD adlı bir canavarın beslenip büyütülmesi ve adeta beysbol sopası gibi ne zaman, kimin başında patlayacağının, sadece küresel emperyalist patron tarafından kararlaştırılması;

Ve böylece Müslümanlığın sanki kafa kesicilerin, birbirlerini katleden katillerin diniymiş gibi takdim edilmesi;

Bu tablodan olmak üzere haç'ın HİLAL'İ dünya üzerinde yok etme çalışmaları;

Öncelikle aklımıza gelen bariz örneklerdir….

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ülkemiz, sınırlarımız veya bölgemizde cereyan eden olayları önceden fark eden, yorumlayan ve çözüm önerilerini hükümete ve kamuoyuna sunan tek lider konumundadır. Bu nedenle Sayın Bahçeli'nin son on iki yılda ki gerek grup konuşmaları, gerek basın toplantıları, gerekse seçim meydanlarında ele aldığı hususlar tekrar tekrar okunmalıdır.

Tezkere oylamasında MHP'nin verdiği evet oyunun, rahmetli Özal döneminde vuku bulan körfez krizinde cennet mekân Başbuğumuzun "Sadece Musul, Kerkük yetmez, mukaddes toprakları da Mehmetçik korumalıdır." anlamına aykırı düştüğünü kim iddia edebilir?

Sayın Bahçeli'nin yıllar önce önerdiği uçuşa yasak bölge, güvenli bölge, tampon bölge gibi tekliflerini o gün ciddiye bile alma nezaketini göstermeyenlerin, yıllar sonra bu önermeye sığınmaları ve teklif edeni olmaları göstermektedir ki! Başbakan olmakla, Cumhurbaşkanı olmakla DEVLET ADAMI olmak asla aynı şey değildir.

Türkiye'de 2005 li, 2006 lı yıllarda da bir Kürt ayaklanması ve buna karşı Milliyetçi- Ülkücüleri alanlara çekip kardeş kavgası çıkarmak istendiğinde, yine Sayın Devlet Bahçeli devlet adamı olmanın gereğini yapmış, MHP'lileri ve ülkücüleri uyarmış, karanlık emelli odakların oyununa gelmemeleri hususunda talimatlar vermişti.

Milliyetçi- Ülkücülere "Bir silahın menzili en fazla 200 metre ama bilgisayarın menzili dünyayı kuşatacak kadar" benzetmesiyle, terörü, anarşiyi, sokak kavgalarını değil, ilimi, irfanı, teknolojiyi işaret etmiş, sokakları değil devleti yönetmeye talip olmayı hedef göstermişti.

Ülkücülerin, devletin güvenlik güçlerinin işine karışmaması Sayın Bahçeli'nin sık sık üzerinde durduğu husustu...

Kobani planının Türkiye'yi bölgedeki alev topunun içine çekmek planı olduğunu da, bu planın planlayıcılarını ve uygulayıcılarını da MHP çok iyi bilmektedir.

AKP iktidarını her fırsatta BOP'un eş başkanlığının ülkemizin hayrına olmadığı konusunda uyaran Sayın Bahçeli, son tezkeredeki MHP'nin tutumu ile yine hukuka ve meşruiyete işaret ederek TSK'nın elini güçlendirmiş; bir yandan da AKP iktidarının bahanesini ortadan kaldırmıştır.

PKK terör örgütünün Kobani bahanesiyle başlatmaya çalıştığı kalkışma eylemleri hususunda da hükümeti göreve çağıran Bahçeli, yine Milliyetçi- Ülkücüleri kapkaranlık provokatif merkezlerin ucuz tezgâhlarına karşı uyarmıştır.

Sayın Bahçeli'nin devlet adamı tutumu, bu güne kadar "MHP ne yapsa da karalasak" diye pusuya yatıp bekleyen medya mensuplarından dahi takdir almaktadır.

Ama biz inanıyoruz ki ne Sayın Bahçeli ne de MHP mensupları gayri samimi takdirler veya kuru alkışlar için değil, Türk milleti, Türk Devleti, Türk Vatanı, bölge Müslüman ülkeleri ve insanlık âlemi için inandığı doğruların gereğini yapmaktadır.

İşte MHP'nin bir güvenli liman olarak algılanmasının, AKP veya CHP'lilerin dahi, iyi ki MHP var, iyi ki Sayın Bahçeli var demelerinin sebebi de budur.

Çünkü MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bir dava ve devlet adamıdır. MHP ise siyasetteki varlık sebebi doğrultusunda ilkelerinden asla taviz vermeden yoluna devam etmektedir.

"Önce ülkem" anlayışı bu sorumluluğun yansımasıdır.

Bu gün "PKK mı IŞİD mi?" çıkmazına saplanıp kalan iktidarın öngörüsüzlüğüne; CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'nun sadece Kobani'ye müdahale ile sınırlı bir tezkereyi teklif  eden düşünce fakirliğine; HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın teröristleri sokağa davet ederek, ikisi emniyet mensubumuz olmak üzere otuzun üzerindeki vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebep olmasına karşı; MHP'nin her kesim tarafından takdirle karşılanan tutumu ve duruşu milletimiz tarafından mutlaka değerlendirilmelidir. 

Görülmektedir ki Sayın Bahçeli sadece MHP'nin ve Milliyetçi-Ülkücü camianın değil, aynı zamanda Türkiye, Türk Dünyası ve İslam âleminin de en büyük şansıdır.

Milletimize düşen ise bu şansı mutlaka değerlendirmektir.

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »