Ortadoğu Gazetesi

BIST
94,571
%1,02
USD
5,3289
%-0,05
EUR
6,1069
%0,13
Altın
209,4180
%-0,04

İŞTE S'AÇILIMIN MAZİSİ

Serbest Köşe / 2014-12-08 11:07:20

CAFER KARDAŞ 

 

Etnisite ve mozaik kavramları…  Bölücülük malzemesi olarak kullanılan en önemli silahlardan, fitne tohumlarından sadece bir kaçıydı zamanında. 

Türkiye üzerinde özellikle 1980'li yıllarda başlayıp 1990' lı yıllara kadar devam eden birçok Avrupalı devletinde kaynaklık ettiği bizim ülkemize de yansıyan bir sürü etnisite propagandası ortaya çıktı. 

Soğuk savaş yıllarında bile eşine zor rastlanan bir propoganda silahı idi.

Türkiye bir mozaiktir Türkiyede kırk türlü etniste vardır başlığı ile saldırıya geçiyorlardı. 

12 Eylül 1980 hareketi  Türkiye'yi Cumhuriyet kurucularının hayal ettiği ölçüde bütünleştirme gizil gücüne sahip Ülkücü hareketi bölücülükle suçlayarak ezmeye yeltenmişti. 

Aynı dönemde Kominizim;  görevini tamamlamış, Kürtçülüğü ve her türlü etnisite iddasını 12 Eylül sonrasına taşımıştı. O zamanlardan beri sosyalist hareket Kürçülüğü hep arkaladı. 

1980 den sonra Kürtçülük yeni bir ivme kazandı. Apo 1970 lerde Deniz Gezmiş ile yoldaş idi. Ve hala televizyonlarda bu insanların ağıtlarını dinleriz. Velhasıl;  Kürtçülük silahlı mücadeleden meclise kadar her yerde adım adım ilerlemişti artık.

Böylesi bir ortamda üslup bozukluğundan da yararlananlar; fırsat bu fırsat diyerek, Mozaik kültür kavramını ortaya attılar. 

Kendisi rahmetli olan fakat ettiği bir kelime ile insanlığın vebalini alan devlet büyüğümüz maalesef aynen şu ifadeleri kullanmıştı. ''Bizim seksen yıldır milli kültür diye bellediğimiz şey meğer mozaikmiş yani yamalı bohça gibi bir şey.'' İfadeye bakar mısınız?

Evet kıymetli okurum şu ifadenin günümüzde açtığı yaralara dikkat çekmek istiyorum. 

Ve bu kadar rahat dillendirilen ifade edilen bu konuşmalar bugün SAÇILIM adı altında sürdürülüp derin yaralara sebep olmaktadır. Mozaik denilen şey ana kültür içindeki etnisitelerin kültürel varlıkların ifadesi için kullanılır. 

Oysa Türk milliyetçiliği birleştiriciliği baz alarak her yerden unsur alır. İçindeki yerellerden alır kendisi icat eder.  Onları birleştirip anlam vererek kendi üslubunu ortaya koymaktadır. Türk milliyetçiliği bir yaşam biçimidir. 

Türkiye'de Etnisiteden , 36 etnik parçadan, mozaikliğin varlığından bahsedeceksek Türkiye içinde bulunan her unsurun birbirinden tamamen ayrı yaşayışından bahsetmemiz lazımdır.

Soruyorum sizlere var mı ayrımız gayrımız. Tunceli'de yaşayan bir vatandaşımla Ankara'da yaşayan bir vatandaşın hangi yönü birbirinden farklıdır. 

Bu AB kaynaklı olup aramıza nifak sokma gayretinden başka bir şey değildir, basit görünen; fakat derin yaralara sebebiyet veren bu kavramlar.

Halen Güneydoğuda yaşayan kürtçe konuşan birçok aşiret Türk soylu olmalarından ötürü kendilerini kürt etnisitesi içinde görmezler ve gösterilemezler.

 İşte KANITLAR

Tunceli çevresindeki Alanlar, 

Şanlıurfa Mardin çevresindeki Antarlılar 12oymak halindeki Atmalılar, Badıllılar.

Kars çevresindeki Banuklular Peçeneliler Cipranlılar Hasenanlılar …

Bingöl ve Elazığ çevresindeki  Beritanlı ve berdanlılar Siverek çevresindeki Bucaklar Bahçesaraylılar…

Cihanbeylideki Canbeylü  Canbeğan ve Karakeçililer bunlar Türkiyede  Kürtçe, Türkmenistanda Türkçe konuşurlar. 

Mardindeki Mişkinliler, Kikanlarda bu aşiretlerin benzeleridir.  

Bu çalışmaları ortaya koyan Türk milliyetçiliğinin yegane savunucusu Ziya Gökalp'tir.

Cennet mekan Diyarbekirli  Ziya Gökalp'in çalışmalarında ortaya koyduğu Kürtçenin herhangi bir ağzını konuşan bu aşiretler, TÜRK KÖKENLİ OLDUKLARI BİLİNDİĞİ SÜRECE AÇILIMLAR SAÇILIMLARDAN SONUÇ ALINAMAYACAĞI GİBİ  KÜRT ETNİSİTESİ İÇİNDE TELAKKİ EDİLEMEZLER.

Edebiyata bakacak olursak Divan-ı Lügatüd Türk başlı başına yeterlidir fakat; Kürtçe yazan bir Karacaoğlan Fuzuli Baki Veysel bilmiyoruz. Bir başka can alıcı tesbit; Yaşar Kemal ben Kürt kökeli bir Türk romancısıyım der. Kanıt budur.

Velhasıl Bir kürt kendini Karadenizli gibi hissettiği zaman bu tarihi vicdani ve dini sorumluluğunu yerine getirmiş olacaktır.

Sorun Kürtçe konuşmak şalvarla gezmek değildir. Bu tür duyarlıkları şu kadar birikimli, tarihi tecrübesi olan bir millet tartışmaz bile. Ama  günümüz dünyasında uyanık olmak hepimizin sorumluluğudur.  

Türkler bir acı çekerse, Kürtler daha çoğunu çekeceklerdir. Aklı olanlar için bundan daha açık gerçek yoktur. Başka milletlerin planı uğruna bayağı aleti olmak utancı da alınlarındaki damga olacaktır.

Görülüyor ki mozaikten başlayan hamleler açılımla kendini bulmuş ve çözüm olarakta Türkiyelilik kavramı sunulmuştur. 

19 YY oynanan oyunlardan en önemlisi olan Osmanlılık yerini, Türkiyeliliğe bırakmıştır. 

30-35 bin insanımızı şehit etmesi; yaptığı binlerce katliamı, cayır cayır yaktığı ormanlarımızın ardından Bebek katili Apo' nun ve eli kanlı PKK terör örgütünün açılım sürecinin en başından beri iyi insanlar olarak lanse edilmeye çalışılması ve sürekli katile akıl danışılması oynanan oyunun açık seçik beyanıdır.  Bunu yeri  geldi kimi bakanlar kimi milletvekilleri de desteklediler akan kan dursun adı altında. 

Derin yaralara sebebiyet verecek olan ve 1980 li yıllara kadar uzanan bir geçmişi olan saçılım zırvası ekilen nifak tohumlarının geldiği son halidir.

Sizlere sesleniyorum bu işin mimarları; kangren olmuş bu politikanın neresinden dönerseniz kardır. Bırakın daha fazla bu necip milleti birbirine düşürmeyi, bırakın kardeşi kardeşe kırdıracak, birilerinin aleti olan bu ucuz politikaları. 

Peki ne yapmalıyız bunu her zaman söylüyoruz.

Ayrılıkçı terörü kayıtsız şartsız net olarak önledikten sonra; "Kürt açılımı" tarzında sadece bir kesime imtiyaz sağlayıcı ayrıcalık içinde değil,  ülkenin bütün bireylerini ve vatandaşlarını içine alacak milli bir demokratikleşme modeli öngörülebilir.

Böyle bir yenilenme, milletin değerlerini esas alacağı için "milli birlik beraberlik ve bütünlük amacının, somut ve fiili şekilde de gerçekleşmesi söz konusudur.

Açılım,  Saçılım meselesine tedavi niteliğinde bir öneri de bulunmak istiyorum.  Yusuf Has Hacip ve ünlü Kutadgu Bilig adlı eserini incelemeleri yararlarına olacaktır…     Saygılarımlarımla..!




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »