Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

CİZRE'DE YAŞANANLAR VE ANKARA'NIN OLAYLARA BAKIŞI

Serbest Köşe / 2015-01-04 11:37:51

 

Sezer Yozgat 

 

2014 yılının son haftasında yine bildik ve alışageldik görüntüler düştü medya gündemine. Olayların çıkış noktasında Şırnak ilinin Cizre ilçesinde 27 Aralık günü gece 3 sularında başlayan PKK Terör Örgütünün dağdan şehre inmiş gençlik yapılanması olan YDG-H ( Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi) isimli yapılanması tarafından Cizre Nur Mahallesi ateşe veriliyor. Evler yakılıyor. Cizre Belediyesi Kültür Merkezinin çatısından ateş açılıyor ve bu çatışmaların devamında yaşanan olaylarda üç kişi yaşamını yitiriyor beş kişi yaralanıyor. Ölenlerden biri bu YDG-H denilen yapının mensubu, bir diğeri ilçe halkından bir genç diğeri ise olayların diğer tarafı olan Hizbullah yapılanmasının üzerine oluşumunu yapan HÜDA-PAR yöneticilerinden birinin babası. 

Bu yaşananlar dizi filmi andırırcasına pek çok sahnesiyle ülke gündemine gelecek gibi gözüküyor. Olayların yaşanmasından bir gün önce KCK yapılanmasının HÜDA-PAR'lılarla bir görüşme gerçekleştirdikleri de ayrı bir konu olarak önümüze geliyor. 6-8 Ekim olayları sırasında PKK / HÜDA-PAR çatışmalarında çeşitli illerde yaşanan çatışmalarda 50'nin üzerinde insanın hayatını kaybettiği herkesin malumu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu olayların yaşanmasının akabinde bölgede 12 Eylül 1980 ihtilali sonrası 34 yıl sonra ilk defa sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.

27 Aralık olaylarının yaşandığı Cizre'de ise Sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gibi bir durum söz konusu olamadı. Çünkü Devlet olaylara izlediği politikalar sonucu seyirci kalmak zorunda kaldı. Bunun yanında bu YDG-H denilen yapılanma 22 Ekim'de Polise Yönelik Sokağa Çıkma yasağı ilan etmişti. Çatılardan evlere doğru ateş edilmeye başlandığında evler ateşe verildiğinde bölgeye zırhlı araçlarla gelen emniyet güçlerinin karşısına bir engel takılıyordu. Yollara hendekler kazılmıştı. O hendekler olayların başlamasından birkaç saat önce kazılmamıştı. O hendekler orada vardı. Hendeklerin kazılmasında kullanılan iş makinası ise Cizre Belediyesine aitti. Kazılan hendekler sebebiyle olayların yaşandığı süreçte bölgeye intikal eden emniyet güçleri de olaylara müdahele etmek yerine sadece uzaktan bizim televizyonda izlediğimiz gibi bölgeden izlemek ve havadan helikopterlerle olayı takip etmek zorunda kaldı. Hendekleri kapatmak için emniyet güçleri tarafından bölgeye intikal ettirilen iş makinalarının bile zırhla kapatılması da ayrı bir konudur. 

Bölgede PKK'nın şehir yapılanması bulunmakta, HÜDA-PAR bulunmakta,her türlü yapılanma bulunmakta yalnız bir devlet bulunmamaktadır. Delet olaylara balkondan bakan seyirci konumundadır. Çözüm süreci adı verilen Türkiye'nin Çözülme sürecinde hükümet üzerine düşeni bu yolla (!) yapmaktadır. 

Olayların yaşanmasından sonra konu ile ilgili Milliyet Gazetesinden Namık Durukan'a ropörtaj veren PKK'nın bir diğer versiyonu olan Demokratik Toplum Kongresinin Eş Başkanı Hatip Dicle verdiği ropörtajda;

"Biz bundan sonra kanal kazmadır, yol kesmedir, yüzünü kapatmadır, gizlemedir, gösterilerde molotof kullanma ve Kepenk kapama gibi eylemlere son veriyoruz. Artık kongre kararı ile kesinleşti. Buna uymayanlar bizden değildir. Biz bunları karşı da mücadele edeceğiz..."

gibi afaki şeyler söylemektedir. Bu sözler bu milletin aklı ile alay etmekten öte geçemez. Bu masallara bu milletin karnı toktur. Yaşanılanları 1984-2014 arasında otuz yıldır bu millet çok acı tecrübelerle bunu yaşamıştır. 

Bölgedeki en büyük acziyet Hükümetin çözüm sürecini bahane ederek çözüm sürecini bozan taraf biz olmayalım diyerek askerini kışlaya, polisini bulunduğu binalara mahkum etmiştir. Olaylara müdahale edilmesin, sadece izlensin üzerine politika üretmek ile devlet bölgedeki otoritesini eliyle altın tepsi halinde eli kanlı terör örgütüne hediye etmiştir. Piskolojik üstünlüğü sağlayan terör örgütü ise bölgede istediği gibi at oynatmaktadır. 90lı yıllarda bile Nusaybin - Cizre - Şırnak üçgeni olarak bilinen bölge bu yapılanmanın kaderine terk edilmiş duruma düşürülmüştür. 

Şırnak'ta Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil eden Valinin "Çözüm sürecini bu aşamaya getiren Başbakanımız Tayyip Erdoğan'a ve bu konuda ciddi gayretleri olan Abdullah Öcalan'ı takdirle karşıladığımı belirtmek istiyorum. Halkın bu yoğun ilgisine hiç kimse karşı çıkmasın istiyorum" bu sözleri söylediği yerde PKK'nn şehir yapılanmasının bölgede her türlü şekilde at oynatmasını daha ne denilebilir. 

Olayların yaşanmasının akabinde Başbakan Ahmet Davutoğlu "Cizre'de bir kaos yaşanıyormuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Paralel yapılanmanın hangi kanallarla bu olayları daha da abartarak, toplumda huzursuzluk çıkarma çabası içinde oldukları da gözümüzden kaçmadı. Devlet, her yerde her türlü tedbiri almaya muktedirdir. Dün de yine olayı daha da tırmandırmak isteyen bazı provokatif unsurların Cizre'ye sızma çabalarına karşı da çok etkin tedbirler alınmıştır. Kamuoyumuzun bunu yakından bilmesini isterim ki, bu provokatörler, hem yakalanmış, bazıları da bu süreç içinde kontrol altına alınmışlardır. Bunlar da bir provokasyonla karşı karşıya olduğumuzu açık şekilde göstermektedir. Türkiye'nin özellikle sınır ilçelerinde bir şekilde şiddete başvurarak dışarıdaki huzursuzluğu ve çatışmayı içeri taşımak isteyenlere kesinlikle müsamaha gösterilmeyecektir. Bu çerçevede bütün halkımıza sükunet tavsiye ediyorum." hafta başı yapılan Basın Toplantısında Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç "Bu olaylar yıllardır terörden beslenenlerin, terörü bir rant olarak görenlerin eski alışkanlıklarından vazgeçmemek için ayak sürüdüklerini, PKK içerisinde derin yapılanmaların olduğunu, Çözüm Süreci'ndeki ilerlemelerin bu derin yapıları rahatsız ettiğini, son derece otoriter bir yapıya sahip olan örgütün bölge genelinde herhangi bir farklılığa, değişik bir sese ve renge de tahammül edemediklerini gösteriyor" Adı Çözüm Süreci olan sürecin başındaki Başbakan Yalçın Akdoğan ise "Biz her şey yolunda derken en son biliyorsunuz Kandil'den bir açıklama yapıldı; 'Eğer birileri eylemde yüzünü kapatırsa, molotof atarsa bunlar bizden değil, ajandır'. Bir gün sonra Cizre'de olaylar oldu. Birileri yüzünü kapattı, gidip molotof attı, insanların evini yakmaya çalıştı. Bu, açıkça Kandil'e nanik yapmaktır, 'ben sizi takmıyorum' demektir. İşte ne zaman sonuca yaklaşsak provokatörler devreye giriyor, hemen süreci bozmak istiyor. Kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz vermeyiz. Cizre'yse Cizre, Silopi'yse Silopi, neresi olursa olsun devletin polisi, askeri orada olacak, vatandaşı koruyacak. Hiç kimse durumdan vazife çıkartmasın. Devlet, vatandaşının can ve mal güvenliğini koruyabilecek güç ve kudrete sahiptir." Demektedir. 

Bu açıklamaların hepsini yan yana koyduğumuzda olayların ciddiyetinden ve vehametinden bölgenin ve coğrafyanın bulunduğu durumdan uzak bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Artık orduya kumpas kuruldu söylemlerinin ardından Ergenekon vari yapılarada olay havale edilememekte yeni kötü çocuk paralel yapı olmaktadır. (!) 

Bölgede okullar yakılmakta, dağdan inecek silah bırakacak denilen eli kanlı terör örgütü dağdan inmediği gibi şehirdeki yapılanmasını da silahlandırmıştır. Örgüt bölgede bir üst kademeye geçerek para basmaktadır. Bu yaşanılanların karşısında ise hükümet yetkililerinin söyledikleri de işte bunlardır. Bu olaylar karanlık ellerin, provakatörlerin paralel yapılanmaların üzerine atılarak kapatılacak meseleler değildir. Eğer ortada bölgede bir karanlık el varsa bu 1984 yılından bu yana bölgede polisi askeri şehit eden Güney Doğu Anadolu Bölgemizi huzurdan yoksun bırakan ilişki içerisinde olmadığı karanlık güç bulunmayan PKK'dan başkası da değildir. 

Eğer bölgede devlet otoritesini tesis etmek adına bir şeyler yapılmak isteniyorsa buyursun Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı sıfatına taşıyan Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu açıklama yapıyordu Şamda Cuma namazı kılmaktan bahsediyordu, Halepi Yozgat yapmaktan bahsediyordu. Şamda Cuma namazı kılması ve Halepi de Yozgat yapması şu an için fantezi ve hayal gözüküyor buyursun bir Cuma Namazını Ülkemizin 81 ilinden biri olan Şırnak ilinin Cizre ilçesinde kılsın hem orada bölgede yaşayan halkın sorunlarını dinlesin hem de gittiğinde kazılan bir hendekleri gözlemlesin. 

İsterse bu konuyu 19 Ocak günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılacak olan Bakanlar Kurulunda gündeme getirsin (!) belki Ahmet Davutoğlu'nu iş başına getirdik, görev verdik diyen Cumhurbaşkanlığı Özel Danışmanı ve Ak Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan beraber gitmek isterler. Olaylara Ankara'dan bakmak ayrı bizatihi Cizre'ye giderek Cizre sokaklarında bakmak ayrıdır. 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »