Ortadoğu Gazetesi

Dr. H. Avni BIÇAKLI

Serbest Köşe / 2015-03-06 09:59:22

AKP'NİN ORTADOĞU POLİTİKASI

Büyük Ortadoğu Projesi Ortadoğu'ya barış ve istikrar getireceği yerde kaos ve savaş getirmiştir. Bu sonuç, BOP'un eşbaşkanı olarak AKP iktidarındaki Türkiye'nin bölgedeki imajını da son derece olumsuz etkilemiştir.  Türkiye artık bugün Ortadoğu'da  ve İslam dünyasına "model ülke" olmaktan çok uzaktır. 

Ortadoğu'da ve diğer komşu coğrafyamızda, Türkiye'nin "güç algılatması" yanlış işlemektedir. Türkiye'yi güçlüymüş gibi gösterip de güçsüz davranmak/kalmak görüntümüze de zarar vermektedir. 

Bugün artık Arap ve Ortadoğu basın-yayın organlarında AKP idaresindeki Türkiye'nin Ortadoğu politikası, "Yeni Osmanlı Düzeni" girişimi olarak yansıtılmakta ve "Türkler yeniden gelecek ve bizi yeniden "karanlık çağ"a götürecek" mealinde söylemlerle Türkiye "düşman" tahtasına oturtulmaktadır. 

12 yıllık AKP iktidarındaki Türkiye, Ortadoğu'da adeta bir "çıkmaz"a girmiştir. Suriye, Mısır ve İsrail'de artık Büyükelçileri yoktur. Şam Büyükelçiliği ve Halep ve Musul Başkonsoloslukları da kapalıdır. Son olarak Yemen'deki Büyükelçimiz geri çekilmiş ve Büyükelçiliğimizin kapısına kilit vurulmuştur. Türkiye'nin Mısır ve İsrail'le ilişkileri gergin, Irak, Suudi Arabistan ve Katar ile ilişkileri "soğuk"tur. Suriye ile "ilan edilmemiş" bir savaş yaşamaktadır. İran, Türkiye ile adeta gizli bir savaşın içerisindedir. Nükleer proğramı Türkiye için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. 

Sürekli yalpalayan, hiçbir tarafa hiçbir şekilde güven vermeyen, dengeden ve tecrübeden yoksun AKP'nin Ortadoğu politikası NATO, AB ve ABD ekseninde bile tepki ve şüpheyle karşılanmaktadır. 

Bu çıkmazın yanında asıl önemli olan, Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve mevcut sınırlarının güvenliği tehdit ve tehlike altına girmiş olmasıdır. Tehdit ve tehlike büyüktür. Bu gerçeği ilkeli duruşuyla ve devlet adamı kişiliğiyle sürekli şekilde vurgulayan ve gerek iktidara gerekse Türk milletine uyarılarda bulunan tek siyasi lider ise MHP'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'dir.

AKP idaresindeki Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'ta, "yumuşak güç" (soft power) politikasının yanında "sert güç"ünü (hard power) kullanmayı da bilmeli ve denemeliydi. IŞİD'e karşı ciddi bir operasyon yapılmalıydı.  

Suriye'nin kuzeyinde sınırlarımız ötesinde "uçuşa yasak bölge" ve/veya "tampon bölge" veya "güvenli bölge" tek taraflı olarak ilan edilmeliydi. Hepsinden önemlisi, Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu vatan toprağımız terk edilmemeli, en azından oraya bir "güvenlik koridoru" açılarak toprağımız ve askeri personelimiz güvenlik altına alınmalıydı. 

Böyle bir "güvenlik koridoru" aslında Suriye'nin kuzeyindeki PYD/YPG varlığının Akdenize çıkmasının engellenmesi ve dolayısıyla "Dört Parçalı Büyük Kürdistan Projesi"nin en azından ikinci ayağının önüne geçilmesi bakımından da son derece stratejik önem taşıyacaktı. 

Böyle bir koridorun açılmaması neticesinde, IŞİD'e yönelik olarak koalisyon güçlerince önümüzdeki çok yakın gelecekte gerçekleştirilecek kara harekatı neticesinde IŞİD'in boşaltacağı bölgeler PKK/PYD/Peşmerge tarafından doldurulacak, bölgenin nüfus yapısı değiştirilecek ve siyasi hakimiyet tamamen "Büyük Kürdistan Projesi" uygulayıcılarının eline geçecektir. 

AKP iktidarı Ortadoğu'da mezhep temelli bir politika izlemiştir. Bu nedenle bir anlamda ve adeta bataklığa saplanmak üzeredir. Türkiye, şu dönemde, Ortadoğu'da deyim yerindeyse bir "soğutma dönemine" girmelidir. Bir süre sözde "aktif dış politikasına" ara vermelidir. AKP iktidarındaki Türkiye,  Ortadoğu meselelerine gereğinden fazla girmiştir. BOP taşeronluğunda küresel oyuncu, bölgesel aktör rollerini oynayayım derken kendi toprağından olma tehdit ve tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Diğer taraftan, AKP'nin Ortadoğu'ya yönelik dış politikasında kendi ifadeleriyle bugün "ilkeli duruş" anlayışı, "milli menfaatlere" dayalı duruşun önüne geçmiştir. Türkiye'nin bekasına ve milli güvenliğine açık bir tehdit haline gelen bu anlayış artık terk edilmeli ve milli çıkarlara dayalı politika izlenmelidir.

Türkiye, gelinen şu safhada Ortadoğu'da önemli bir adım atarak "Bölgedeki siyasi sınırların değişmezliğine/değişmeyeceğine" dair bir girişim başlatmalıdır. Böyle bir girişim öncelikle Rusya, Çin ve İran tarafından memnuniyetle karşılanır. ABD ve Batı buna soğuk bakar, ama Türkiye yine de böyle bir girişimi üstlenebilir. Suriye, Irak ve İran'ın toprak bütünlükleri korunursa Türkiye de bundan kazançlı çıkar.




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »