Ortadoğu Gazetesi

Bahadır ÇOBAN

Serbest Köşe / 2015-03-06 10:00:53

ELLO KIZI MALAKAN

 

Sanatçı toplumun sorunlarını içselleştirebilmiş,  bu sorunları sanatında işleyen, toplumun ananevi değerlerini üretkenliğiyle birleştirerek eserler veren, doğası gereği muhalif ve yol gösterici olan kişidir. Sanatçı rüzgar nerden eserse sırtını rüzgara veren değil,  rüzgara karşı dik duran, doğru bildiğinden şaşmayandır. Şahsi menfaat ve maddi ihtiras uğruna devri elinde tutanların yanında yer kapmaya çalışana sanatçı değil yardakçı denir.

12 Eylül Darbesi'nde asılarak şehit edilen ülkücü şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu'nun anlatılacağı Veda Mektubu-Ankara Yazı filminde şehidimizin annesi rolünü oynayacağı öne sürülen Hülya Avşar ismine Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman'ın verdiği tepki kendisini sanatçı olarak tanımlayan Hülya Avşar indinde lümpence karşılık buldu.

İsmet Büyükataman Hülya Avşar'a hakaret etmemiş, lakin bir filmde dahi olsa canını bu vatanın bölünmez bütünlüğüne adayan ülkü şehidimizin annesini canlandırmaya layık biri olmadığı gerçeğini suratına çarpmıştır. İsmet Büyükataman yaptığı açıklamayla Hülya Avşar'a nerede durması gerektiğini hatırlatmış, haddini bildirmiştir. Fakat, kendisini sanatçı olarak tanımlayan Hülya  Avşar bir sanatçıya yakışan üsluptan ziyade sokak ağzıyla  " lan, lun, sanane, sen kimsin" türevinden kelimeler kullanarak seviyesinin düşüklüğünü göstermiştir.

Hülya Avşar toplumun genel yaşantısına uygun düşmeyen yaşam tarzı ve siyasete bulaştırdığı sözde sanatçılığıyla ülkücü şehidimizin annesi rolünü oynayacak en son kişi bile değildir.

Her fırsatta ülkücülere "köpek, hayvan, Fatiha bilmezler" diye hakaretler yağdıran Tayyip Erdoğan siyasi ihtiras uğruna Mustafa Pehlivanoğlu'nun mektubunu işine gelen kısımlarıyla okuyarak  dava şehidimizin aziz hatırasını sarsmıştı. Siyasete bulaştırdığı sözde sanatçı kimliğiyle Türkiye'nin yıkım projesi olan Kürt açılımına destek veren Hülya Avşar'ın,  hayatını Türkiye'yi bölmek isteyen fikir ve hücrelerle mücadeleye adayan Mustafa Pehlivanoğlu'nun  annesini canlandıracak olması da vicdan ve insaf sahibi bünyeleri sarsıntıya uğratacaktır.

Sunuculuğunu yaptığı programda Türk bayraklı balonları tekmelemesi sebebiyle hakkında soruşturma açılan Hülya Avşar ile Türk bayrağını yüceltmek uğruna ölüme gülümseyen ülkü şehidimizin annesini bir kareye sokma cüretinde bulunmak karaktersizliğin ölçüsünü kaçırmaktır.

Kendisinin bölücü fikirlere hizmet ettiğini  bizim de son zamanlarda öğrendiğimiz Hülya Avşar Türklüğe hakaretin suç sayıldığı AKP öncesi devirlerde bir bukalemun gibi  kendi kimliğini gizleyerek yaşamış, aslan sürüsünün ortalıkta görünmediği zamanda sırtlanların ormanda hüküm sürmesi gibi AKP iktidarında leş yiyiciliğine soyunmuştur. Hülya Avşar da pek çok aydın-sanatçı müsveddesi gibi modaya uymuş, iktidar gücünü arkasına alarak devrin adamı ve sahibinin sesi misyonuyla açılım furyasında Ello kızı Malakan olarak saf  tutmuştur.

Gündelik yaşantısı ve yer aldığı filmlerinde Türk-islam kültür ve medeniyet adabına aykırı hareketleriyle hatırlara yer edinen Ello kızı Malakan , sanatından ve sanatçılığından ziyade iktidar yandaşı fikirleriyle gündemde kalmaya çabalayan birisidir. Hal böyleyken  "Mustafalar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar." diyen bozkurtu dünyaya getiren mübarek kadını canlandırmasına MHP ve Ülkücü Hareket'in  onay vermesi asla mümkün değildir. Kaldı ki böyle bir olayın vuku bulması toplumun vicdanında da kabul görmeyecek, Türk-islam davasının kutsallığını yaralayacaktır.

Alt tarafı bir film denemeyecek kadar hassas olan bir konuda  oğlunu bu vatanın bölünmez bütünlüğüne kurban veren bir anneyi canlandıracak kişinin toplumun geneli tarafından kabul edilebilir, marjinal olmayan ve sanatıyla öne çıkmış birisi olması gerekirdi. Yapımcılığını AKP'nin basın şubesi edasıyla çalışan TRT'nin üstlendiği bir filmde bu hassasiyetin gösterilmemiş olmasına şaşmamak gerekir.

Ello kızı Malakan illa toplumsal yaralara parmak basmak istiyorsa, siyasi fikirleriyle ve geçmişte rol aldığı filmlerde canlandırdığı karakterlere bağdaşan bir projede yer alabilir. Buna kimsenin itirazı olmayacaktır.

Mesela, Kürdistan hayalleriyle dağa çıkartılıp örgüte katılan, dağda tecavüze uğrayıp hor kullanılan lakin hiçbir şeyin kendilerine anlatıldığı gibi olmadığını geç de olsa fark eden PKK'lı dişilerin hazin hikayelerini canlandırsa;  ülkücü harekete ve onun manevi değerlerine hiç bulaşmasa daha münasip olmaz mı?

Hem bu sayede Türkiye'nin kanayan yarası teröre karşı toplumsal bilinci artırmış olur hem de oyunculuk geçmişine ve siyasi fıtratına uygun düşen bir karakteri sergilerken uyum sorunu yaşamaz.




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »