Ortadoğu Gazetesi

Bahadır ÇOBAN

Serbest Köşe / 2015-03-09 10:50:38

DARBE ANAYASASI AKP YASALARINA GÖRE MASUM KALIYOR  

Başbakanlık müsteşarıydı.

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunda  dönemin İçişleri Bakanı'nın adı yolsuzluğa karışınca onu getirdiler göreve.  Seçilmiş değil, atanmışlardandı.

Millet iradesi sözünü her icraatına kılıf edinen Tayyip Erdoğan milletin iradesiyle seçilmiş 312 vekil varken onu uygun gördü İç İşleri Bakanlığı'na.

Kaymakamlık, valilik gibi çeşitli görevleri de olmuştu, fakat Türkiye kendisini 17-25 Aralık Yolsuzluk olaylarında tapelere yansıyan konuşmalarıyla tanıdı.

Dinleme kayıtlarında yer alan, kendisinin de ona ait olduğunu kabul ettiği konuşmada "Kır kapıyı al savcıyı." diyordu. Daha o günlerden belliydi hakka, hukuka karşı olan tutumu ve neden 312 seçilmiş vekil varken kendisinin bu göreve layık görüldüğü.

Bahsettiğim kişi seçimler dolayısıyla görevinden istifa eden Efkan Ala geçtiğimiz günlerde mecliste yaptığı bir konuşmada Anayasayı tanımadığını açıkladı. Bir anlık gafletle ağzından kaçırmadığını ispat etmek için de "Sözlerimin arkasındayım." dedi.

Bildiğiniz gibi hukukun normlar hiyerarşisine göre Anayasa, Kanun, Tüzük, Yönetmelik diye devam eden, hukuk kuralları arasındaki bir nevi astlık-üstlük ilişkisini ortaya koyan bir sistem var. Efkan Ala Anayasayı tanımıyorum diyerek hukukun bu kurallar silsilesini topyekün inkar etmiş oluyor.

Ala Anayasa tanımadığına göre Kanunları da tanımıyor. Zira kanunlar meşruiyetlerini Anayasadan alır. Bu pencereden bakınca Efkan Ala'nın Anayasa'yı tanımaması sebebiyle dolaylı yoldan tanımadığı bir dolu Türk Ceza Kanunu var.

"Rüşvet, hırsızlık,nitelikli hırsızlık, irtikap, zimmet, ihaleye fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak."  bunlar arasında en göze çarpanları.

 Ne kadar ilginç değil mi?

 Acaba tanımadıkları için mi adları bu suçlarla anılıyor?

 Zat-ı muhterem konuşmasını şu şekilde sürdürüyor: "Anayasada diyor ki, milletindir egemenlik, millet bu egemenliğini devletin anayasal kurumları eliyle kullanır. Katılıyor musunuz buna Allah aşkına. Millet egemenliğini milletvekilleri eli ile kullanır, referandum yoluyla kullanır. Hiçbir anayasal kurum millet egemenliği kullanma yetkisine sahip değildir, tanımıyorum. Bu Anayasa derhal değişmelidir. Milletin iradesini gasp etmiş, satır aralarına gizlemiştir, söküp çıkartıp millete teslim etmek bizim görevimizdir."

Kendi açıklamalarından yola çıkarsak millet iradesiyle seçilmediği için millet egemenliğini kullanma yetkisi bulunmayan Efkan Ala mevcut yetkisizliğine rağmen Anayasa'yı tanımama lüksünde bulunuyor. Üstüne üstlük TBMM'nin bir Anayasal kurum olduğunu bilmeden sarf edilen bu sözler Türkiye'yi hangi bilgisiz zihinlerin yönettiği gerçeğini de ortaya çıkarıyor.

Efkan Ala'nın "Bu Anayasa derhal değişmelidir, millet iradesini gasp etmiştir." dediği Anayasa 12 Eylül 2010 Referandumunda "Darbecilerle hesaplaşıyoruz, Darbe Anayasasını değiştiriyoruz." naralarıyla AKP'nin değiştirdiği Anayasadır. Kendi değiştirdikleri Anayasayı dahi tanımıyorlar.

İşin trajikomik bölümü hürriyet fedaisi edasıyla mevcut Anayasanın Darbe Anayasası olduğu için değişmesi gerektiğini söyleyenler "İç Güvenlik Yasası" denilen muhalif her türlü fikir,hareket, grup ve kişiyi baskı altında tutma uygulamalarını meclisten geçirmeye çalışıyor.

Diğer taraftan..

Anayasa'yı tanımadığını beyan eden Efkan Ala, Abdullah Öcalan'ın 10 maddelik ihanet metnine hiç ses çıkarmıyor. Ses çıkarmadığı gibi de Türkiye'yi bölüp parçalama çalışmalarında azami gayret sarf ediyor.

Bir darbe Anayasası dahi olsa mevcut Anayasa Türklüğü, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü, Üniter devleti koruma altına alırken AKP'nin İmrali canisi ile mutabakata vardığı 10 maddelik teslim tutanağının  muhtevasında  " Federatif yönetim, Ana dilde eğitim, teröristlere af ve siyaset yolunun açılması" bulunuyor.

Aklı ve vicdanı olan herkes şu basit muhakemeyi yaparak darbe Anayasası dedikleri Anayasanın bile AKP'nin geçirmeye çalıştığı yasalardan ve bölücübaşıyla mutabakata vardığı Türkiye'nin parçalanması anlamını taşıyan maddelerden daha masum olduğu gerçeğini görür.

Türk siyasetinin hal-i pürmelali bu şekilde arz-ı endam ederken; Türkiye'yi bölünmeye götürecek yasa tekliflerine ve bölücü başının 10 maddelik Sevr dayatmasına şiddetle karşı çıkan Milliyetçi Hareket Partisi statükoculukla, molotofçulukla yaftalanıyor. Türk milletini İmralı'daki bebek katilinin 10 maddelik metnine mahkum edenler ise Türkiye sevdalıları olarak takdir görüyor. 

 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »