Ortadoğu Gazetesi

BIST
94,352
%-0,23
USD
5,3269
%0,25
EUR
6,1107
%0,33
Altın
209,5770
%0,17

Hüseyin Avni Bıçaklı

Serbest Köşe / 2015-03-17 10:11:33

TÜRKİYEDE DEVALÜASYONLAR İLE HÜKÜMETLERİN BEKASI ARASINDAKİ TARİHİ TECRÜBE IŞIĞINDA AKP HÜKÜMETİ'NİN KAÇINILMAZ GÖRÜNEN SONU

 

 

Başbakan Davutoğlu, her ne kadar Dolar'ın uluslararası piyasalarda değer kazanmasına bağlasa da, Cumhurbaşkanı'nın Merkez Bankası'na ve ekonomiye müdahale niteliği taşıyan son dönemdeki çıkışlarının Türk Lirası'nın Dolar, Avro ve Sterlin karşısında değer kaybetmesine yol açtığı da bir vakıadır. 

 

Mali piyasalardaki dalgalanma hızla devam ederken, döviz kurlarının geldiği nokta büyük bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Şu bir gerçek ki, Türk Lirası 1 Ocak 2015 ile 13 Mart 2015 arasındaki 72 günde Dolar karşısında ortalama yüzde 15 oranında değer kaybetmiştir. Ma­yıs 2013'ten bu ­ya­na Türk Li­ra­sı Do­lar kar­şı­sın­da yüz­de 28,9, Avro kar­şısında yüz­de 35, İn­gi­liz Ster­li­ni kar­şın­da yüz­de 38 de­ğer yitirmiştir. 

 

AKP iktidarı öyle yansıtmasa da, ekonomi dünyasının, "devalüasyondan beter" olarak nitelendirdiği değer kaybının nerede duracağı tam olarak bilinemiyor. Türk Lirası'nın önlenemez düşüşü halen sürerken, yılbaşından buyana özellikle ABD Doları karşısındaki bu değer kaybı, bir anlamda gerçek bir " fiili devalüasyon" dur. 

 

Bu noktada Devalüasyon'un ekonomik tanımına vurgu yapalım. Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satın alma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir. Bu yolla ithal malları pahalılaşırken, enflasyonun da artması kaçınılmaz olur. Bir ülkenin milli parasının değeri düşünce, dış ülkelere sattığı ihraç mallarının değeri de ucuzlamaktadır. Bu durum görünürde ihracatı arttırsa da, esasta milli ekonomiye büyük bir yara açmakta ve zarar vermektedir. Çünkü devalüasyon sonucu mallar, devalüasyon yapan ülkede eskisine oranla daha ucuz ve düşük fiyatlarla dışarıya gidecektir. Devalüasyon, üretim maliyetini artırır, yatırımları zorlaştırır ve pahalılaştırır.

 

Türk parasının ABD Doları karşısındaki değeri Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş tarihi olan 1923 yılında 1 Dolar 0,75 kuruş idi. Fakat Türkiye ekonomisinin zaman içinde geçirdiği sarsıntılar ve gittikçe döviz taleplerinin karşılanmasında çekilen güçlükler devalüasyon olgusunu kaçınılmaz hale getirmiştir. Böylece Türkiye'de hükümetler için devalüasyona başvurmak tek çare olarak görülmüştür. Ülkede ekonominin zora girdiği başarısız ekonomik politikalar sonucunda hükümetler devalüasyon yapmışlardır. 1923'den itibaren ekonomik dengeleri temelden çökerten ve hakikaten kalıcı etkileri olan büyük devalüasyonlara başvurulmuştur.

 

Ülkemizde ilk devalüasyon 1946 yılında yapıldı. O dönemde TL'ye Dolar karşısında yüzde 116 gibi astronomik bir oranda değer kaybettirilerek 1 Amerikan Doları karşılığı 1,30 TL iken, bunun 2,80 TL olmasına yol açıldı. En büyük devalüasyon ise 4 Ağustos 1958 yılında gerçekleşti ve 1 Dolar 2,80 TL iken devalüasyon sonrası 9 TL oldu. Devalüasyon oranı yüzde 221'i aştı. Daha sonraki yıllarda da Türkiye hükümetleri TL'yi devalüe etmeye devam etti. 1970, 1977, ­1980, 1984 ve en son da 2001 yılında devalüasyon yapıldı. Bu tarihten sonra TL'de dalgalı kur sistemine geçilerek, TL'nin değeri piyasa hareketlerine bırakıldı.

 

2001 yılı kararlarından sonra Derviş politikaları tanımlamasıyla ekonomi literatürüne giren serbest kur politikası günümüze kadar uygulanmaktadır. Netice itibarı ile Cumhuriyet tarihinde, ekonomik aktörlerce devalüasyon olarak dikkate alınmayan 1931 ve 1986 yılında yaşanan devalüasyonlar dışında Türkiye'de 8 devalüasyon yaşandığı görülmektedir. 1958 ve 1980 yılı devalüasyonlar dışındaki bütün devalüasyon kararlarının ekonomi üzerinde olumlu bir etkisi olmadığı görülmüştür.

 

2001 kararlarından sonra TL'de dalgalı kur sistemine geçilerek, TL'nin değeri piyasa hareketlerine bırakıldığı ve bu uygulama günümüze kadar devam ettiği için resmi devalüasyondan bahsetmek her halükarda mümkün değildir. Bu noktada doğal olarak fiili veya örtülü devalüasyonlar gündeme gelmektedir. İşte bugünkü AKP Hükümeti'nin karşı karşıya olduğu durum da budur. Ortada gerçek bir fiili ve örtülü devalüasyon vardır.  

 

Cumhuriyet tarihinde Hükümetler gözünde, devalüasyon yapmak, ekonomide başarısızlığı kabul etmek  anlamına gelmiştir. AKP Hükümeti de ekonomideki bu başarısızlığını örtmek için son gelişmeleri devalüasyon değil de  basit bir "döviz krizi" olarak yansıtmak istemektedir.

 

Cumhurbaşkanı da esasen, yaptığı müdahalelerin dövizin değerini yükselteceğinin bilincinde olarak çıkışlarını yapmaktadır. 12 yıl ülkeyi yönetmiş bir Başbakanın, 13 yıl sonra (kendi) ekonomi bakanından ve merkez bankası başkanından Cumhurbaşkanı sıfatıyla faiz-döviz dersi alması da ayrıca dikkate değerdir.

 

1946 devalüasyonu 4 yıl gibi kısa bir süre sonra Recep Peker Hükümeti'nin sonunu getirmiştir. 1958 devalüasyonunun getirdiği sonuç ise 2 yıl sonra Adnan Menderes Hükümeti'nin askeri yöntemle iktidardan uzaklaştırılması olmuştur. 1970 devalüasyonunun ardından bir yıldan daha kısa bir zaman sonrasında, 12 Mart 1971 Darbesi ile Süleyman Demirel başbakanlıktan uzaklaştırılmıştır. 1980 devalüasyonu ise yine Süleyman Demirel Hükümeti'nin 12 Eylül 1980 askeri müdahalesine kadar varan yıkılma sürecine yol açmıştır. 1994 devalüasyonu sonunda Tansu Çiller Hükümeti, 2001 devalüasyonu sonunda da Bülent Ecevit Hükümeti görevi bırakmak zorunda kalmıştır. 

 

Türkiye'nin ekonomi-politik tarihinde devalüasyon yapmak zorunda kalan hükümetlerin kısa süre sonra siyasi ömürlerini tamamladıkları bir vakıadır. Bu bağlamda, ülkemizde AKP Hükümeti'nce yaşatılan son fiili-örtülü devalüasyonda da tarih tekerrür edecek gibi görünmektedir. 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »