Ortadoğu Gazetesi

Hüseyin Avni Bıçaklı

Serbest Köşe / 2015-03-20 10:09:12

GELENEKSEL TÜRK DIŞ POLİTİKASINDAN REVİZYONİST BİR AKP DIŞ POLİTİKASINA

 

AKP iktidarı ve eski Dışişleri Bakanı Başbakan Ahmet Davutoğlu Türkiye'nin geleneksel dış politikasına son 12 yılda önemli bazı değişiklikler ve sapmalar getirmiştir. Bu sapmalar sonuçları ülkemiz için vahim neticeler doğurabilecek niteliktedir. Türk dış politikasının "laik" niteliğinden, "içişlerine karışmama" ve "komşularla iyi komşuluk ve dostluk ilişkileri geliştirme" ilkelerinden sapılmıştır. AKP Hükümeti ve Davutoğlu dış politikada anti statükocu ve revizyonist çizgiye geçerek Atatürk'ün başlattığı "yurtta sulh dünyada sulh" temelli dış politika ilkesini terketmiştir. "Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur" ve "milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür ve bölünemez" ilkeleri büyük riske atılmıştır. 

 

Davutoğlu'nun teorik politikası ne kadar doğruysa pratikteki dış politika uygulaması da o kadar yanlış olmuştur. 

 

Bir devletin en önemli görevi egemenliğini ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Diğer hedefler bundan sonra gelir. Bu açıdan bakıldığında AKP dönemi dış politikası ve güvenlik siyasetine olumlu not vermek kolay ve mümkün değildir. 

 

AKP döneminde Türk dış politikasında Polyannacılığa varan aşırı iyimserlik büyük ölçüde hakim oldu. Halbuki,"dış politikada iyimserlik tehlikeli, sürekli iyimserlik ölümcüldür. Tarih kötümserlere daha az sürpriz yapar. İnsanların ve devletlerin bencilliği ve güvenilmezliği bir varsayım değil geçmişte sayısız kez kendini kanıtlamış bir gerçektir. 

 

Türk dış politikasının son 12 yılda nereden nereye geldiğine kısaca bir bakalım: 

 

Türkiye'nin Kuzey Batı komşuları olan Yunanistan ve Bulgaristan ile ilişkileri her zaman soğuk olmuştur. Bu ülkelerdeki Türk azınlığı konusu, her iki ülkeyle ilişkilerimizi her zaman gergin kılmıştır. Özellikle Türk Kurtuluş Savaşı'nda ülkemizi işgale yeltenen Yunanistan ile Türkiye'nin diplomatik ilişkileri, göstermelik yakınlaşmalar dışında hep kuşku dolu olmuştur. Bugün de durum böyledir. Ancak arada derin bir fark vardır. Geçmişte Yunanistan'ın her türlü olupbittileri karşısında Türk hükümetleri gerektiğinde sert tepkiler vermekten, yine gerektiğinde askeri tedbirlere yönelmekten çekinmemiştir (Kıbrıs Harekatı ve Kardak müdahalesi gibi). Ama ne var ki Davutoğlu dış politikasında bugün geçmişteki olup-bitti politikalarını aynen devam ettiren Yunanistan karşısında devekuşu misali adeta başını kuma gömmüştür. Ege adalarını anlaşmalara rağmen silahlandırmayı pervasızca sürdüren Yunanistan son dönemde Ege'deki statüsü belirsiz ada, adacık ve kayalıklara sessiz sedasız el koymaktadır.

 

Bulgaristan'la ilişkilerimiz artık AB çerçevesinde görüldüğünden bu ülkedeki Türk azınlığının devam eden bazı sorunlarına derin bir ilgisizlik hakimdir. Davutoğlu dış politikası bu ülkedeki soydaşlarımızı potansiyel bir seçmen/oy kaynağı olarak görmekte, azınlık içerisinde ikilik ve karışıklıklar yaratarak bölünme ve güç kaybına sebebiyet vermektedir. Davutoğlu politikası sonucunda bugün Bulgaristan'da yek vücut bir Türk azınlığından söz etmek mümkün değildir. 

 

Aynı durum ve sorun bugün Kıbrıs Türkleri bakımından da geçerlidir. Kurucu lider Rauf Denktaş'ı devre dışı bırakmak vahim bir yanlışlıktı. AKP iktidarının Kıbrıslı soydaşlarımızın iç meselelerine fütursuz müdahaleleri toplumu bölmüş, cesaret ve azmini kırmıştır. Kıbrıs politikamız Davutoğlu'yla birlikte stratejik derinliğin çukuruna düşmüş gibidir. Ambargo hala kaldırılamamıştır. KKTC'nin uluslararası alanda tanınması konusuna her nedense hiç girilmemiştir. Türkiye'nin büyükelçilik sayısını artırmakla övünen AKP iktidarı bırakınız KKTC Büyükelçilikleri açtırmasını KKTC'nin yurtdışındaki temsilcilik sayısını bile artıramamıştır. Açılmış olan mevcut KKTC temsilcilikleri AKP öncesi dönemlere aittir. 

 

Son dönemde önemli bir gelişme de Rusya'nın Suriye kıyısındaki askeri üssüne karşılık veya ilaveten Güney Kıbrıs'ta Rusya'nın bir askeri üs kurmasına yönelik pazarlıkların yapıldığına dair bilgilerdir. Bölgesel aktör ve küresel oyuncu Davutoğlu dış politikası bu pazarlığın neresindedir? İçinde olup Rusya'nın Kıbrıs'a yerleşmesi gibi hayati  çıkarlarımıza tamamen tehdit teşkil edecek bir gelişmeyi durdurmasını dileriz. 

 

Gelelim Gürcistan'a. Belki de sorumuzun olmadığı tek komşu ülke Gürcistan. NATO, AB ve ABD öyle istiyor çünkü. Tıpkı Bulgaristan, Yunanistan ve Kıbrıs örneklerinde olduğu gibi bu dönemde bu ülkelerle sorun yaşanması istenmiyor. Davutoğlu politikası da bu isteğin taşeronluğunu yapıyor. Buralardaki sorunlarımızı ve kendi kafasını kuma gömüyor. Davutoğlu'nun komşularla sıfır sorun dediği herhalde bu olsa gerek. Sıfır sorun mu, sırf sorun mu yoksa sorunsuz sıfır mı, artık sizler takdir edin. 

 

Halbuki Gürcistan bağlamında, Acara ve Ahıska Türkleri'nin sorunları tamamen çözülmedi, kalan sorunların da üzerine gidilmiyor. Gürcistan'ın ülkemizdeki gizli misyonerlik faaliyetlerine göz yumuluyor. 

 

Gelelim İran'a. Nükleer proğramından dolayı yaşadığı sorunu çözelim diye Davutoğlu dış politikası Batı ile İran arasında iddialı bir arabulucuğa soyundu. Beceremedi, İran Türkiye'yi Batı'nın ajanı ilan etti. 

 

Yeri gelmişken vurgulayalım ki dış politikada "arabuluculuk"  Davutoğlu'nun bir çeşit propaganda aracı haline getirilmeye çalışıldı ama onda da başarısız kalındı. İran tek örnek değil. İsrail ile Suriye arasında barış görüşmeleri başlatılması için arabulucuğa girişti, İsrail Türkiye'nin güvenilir bir arabulucu olmadığını ilan etti. Filistin'de Hamas ile El Fetih arasında arabuluculuğa soyundu Ramallah yönetimi artık Türkiye'ye mesafe koydu, Türkiye'nin Ortadoğu Barışı Dörtlüsü (Quarted)'ne alınması önerilerine karşı olduğunu açıkladı. Finlandiya Dışişleri Bakanını yanına alarak gösterişli ve görkemli nutuklarla 2011'de İstanbul'da bir Uluslararası Arabuluculuk Merkezi kurulması girişimini başlattı, somut bir gelişme ortaya çıkmadı, unutuldu. 

 

Uluslararası diplomaside arabuluculuk müessesesi çok ciddi anlam ve kavramlar ihtiva eder. Devletler arasında arabuluculuk her dışişleri bakanının harcı değildi. Kaçırılan veya rehin alınan işadamları, gazeteciler, askerler, istihbarat görevlilerinin serbest bırakılması için arabuluculuk farklıdır. Davutoğlu bu alanda belirli bazı örgütler nezdindeki ideolojik yakınlığı ve sahip olduğu ağırlık nedeniyle kısmen başarılı olmuştur. Hakkını yemeyelim. Ama Davutoğlu'nun bu arabuluculuğu o örgüt veya örgütlerle hasım devlet arasındaki sorunları çözmeye yetmemiştir. Devletler arasındaki bir sorunu bir dışişleri bakanının çözmeye arabuluculuk etmesi için o bakanın derin diplomasi bilgi ve tecrübesinin yanında güvenilir, objektif, sabırlı, duygusallıktan arınmış olma gibi meziyetlerinin de bulunması gerekirdi. Keza o bakanın ardında güçlü bir devlet görüntüsünün de olması gerekirdi. 

 

Şahsi meziyetlerindeki bu eksiklikler bir yana, Türkiye'yi bölgesel bir güç ve küresel oyuncu ve oyun kurucu yapma iddiasıyla yola çıkan Davutoğlu dış politika anlayışı bu hedefine maalesef ulaşamamıştır. ABD'nin AB ve İsrail destekli BOP veya GOP adıyla anılan Büyük/Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin taşeronluğunu üstlenen bir anlayışın Türkiye'yi bir bölgesel güç ve küresel oyuncu haline getirip getirmediği ortadadır.  

 

İran'da kalmıştık, devam edelim. NATO'ya mı yoksa ABD'ne mi ait olduğu hala açıklanamayan Malatya/Kürecik'te kurulan radar üssü ve Patriot füze bataryaları İran'ı son derece rahatsız ettti. Türkiye'ye tehditler savurdu. Adeta muhtemel bir savaş sebebi saydı. Rusya'yı arkasına aldı. 

 

Türkiye AKP'nin hedeflediğinin aksine Ortadoğu'da sevilen, sayılan ve imrenilen "Model" alınacak bir ülke olamamıştır. AKP Hükümeti iç politikada aldığı % 51'lik siyasi güçle kazandığı dinamizm ve motivasyonla geleneksel dış politika ilkelerimizden ödün vermeden dahi Ortadoğu'da model ülke olmayı başarabilirdi. Türkiye hem kendi güvenliğini ve çıkarlarını daha güçlü bir şekilde kovalayıp hem de Ortadoğu'da yaptığı diplomatik atakları - tamamen değilse bile büyük ölçüde- gerçekleştirebilirdi. AKP iktidarı iç politikadaki gücünü dış politikasına doğru yansıtamamıştır. Başarısızlık buradadır.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »