Ortadoğu Gazetesi

Hüseyin Avni Bıçaklı

Serbest Köşe / 2015-03-24 09:59:56

TÜRK AKIMI VE TANAP DOĞALGAZ TAŞIMA PROJELERİ:

HAZAR DENİZİ HAVZASININ GÜVENLİĞİ BAKIMINDAN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ RİSKLER VE ÖNERİLER

 

Geçen hafta (17 Mart 2015) Kars'ta Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan  Cumhurbaşkanları'nın katılımıyla  Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nin (TANAP) temeli atıldı.

 

Bu yazının konusu, ülkemizin şu dönemde temel enerji gündeminde bulunan iki önemli doğalgaz nakil projesi  (TANAP ve Türk Akımı Projeleri) 'nin Hazar Denizi Havzası ile hayati bağlantısına vurgu yaparak bu bölgenin Türkiye bakımından taşıdığı güvenlik risklerine dikkat çekmektir.

 

Bilindiği gibi TANAP, Hazar Denizi'ndeki Şah Deniz Gaz Sahası ve Hazar Denizi'nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğalgazın Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden güney ve orta Avrupa'ya taşınmasını hedefllemektedir. Bu anlamda TANAP Azeri doğalgazı vasıtasıyla Kafkasya'yı Orta ve Güney Avrupa ile buluşturmayı öngörmektedir. Doğalgazın, Türkiye sınırından itibaren Trans Adriyatik Boru Hattı Projesi (TAP) adıyla İtalya'ya ulaştırılması amaçlanmaktadır.

 

Ancak TANAP projesi şu günlerde oldukça kritik bir dönemden geçmektedir.  Projeyi etkileyebilecek bazı önemli gelişmeler mevcuttur: a)  ABD Temsilciler Meclisi'nin Ukrayna kriziyle ilgili ABD-Rusya arasında "Soğuk Savaş"ı tescil eden 758 sayılı kararı; b) ABD ve AB'nin Rusya'ya ekonomik, siyasi ve askeri yaptırım kararları aldığı bir süreç; c) ABD'nin Doğu Avrupa ve Kafkasya'yı Rusya'ya mı terk edeceği yolundaki yorum ve tereddütlerinin yarattığı gerginlikler; d) Avrasya İşbirliği Teşkilatı ile Rusya'nın yeniden eski Sovyet bloku ülkelerini eline geçirmesinden duyulan endişeler, gibi…

 

Rus GazpromBank'a, Vnesheconombank'a, petrol üreticisi Rosneft'e, doğal gaz tedarikçisi Novatek şirketlerine finansal destek sağlanmasının yasaklanması; Avrupa Parlamentosu'nun, Gazprom şirketinin Rus gazını Karadeniz üzerinden Avrupa'ya taşımayı hedefleyen Güney Akım projesine ilişkin çalışmalarını askıya alma kararı; ve, Japonya'nın Çernomorskneftegaz ve Neftgaz adlı şirketlerin varlıklarını dondurması böyle bir ortamın varlığını teyit eden önemli gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. 

 

Bu arada, a) Türkiye ile AB  arasında "Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu" sürecinin başlatılması; b) Türkiye'nin Azerbaycan ve Gürcistan'la birlikte, İngiliz enerji şirketi BP'un yüzde 12  ortaklığı ile TANAP ile Azeri doğalgazı küresel pazarların himayesine, işbirliği ve güvenlik ağına katılması; c) Rusya Devlet Başkanı Putin'in hem Ukrayna'daki doğalgaz dağıtım merkezinin hem de Güney Akım'ın iptal edilerek yerine Türkiye topraklarından geçerek Avrupa'ya ulaşacak yeni  bir hat inşa etmeyi teklif etmesi, bahsettiğim ortamdaki diğer önemli gelişmeler olmuştur. 

 

Türk Akımı Projesi olarak da tanımlanmaya başlanan bu projesiyle Rusya, doğalgazını (Ukrayna ile yaptığı anlaşmanın 2020'de sona ermesinin ardından) Avrupa'ya, Mavi Akım'a paralel bir şekilde Karadeniz'in altından geçirerek Türkiye'nin Trakya topraklarından (burada kurulacak bir doğalgaz dağıtım merkezi vasıtasıyla) Yunanistan sınırına ulaştırarak taşımayı öngörüyor. Yunanistan üzerinden de Makedonya- Sırbistan- Avusturya'ya nakli teklif ediyor. Bu öneri hem Türkiye hem de Avrupa Birliği'ne (ve bu bağlamda Yunanistan ve sözünü ettiğim diğer ülkelere) yapılmış durumda. 

 

TANAP Projesinde ise Rus doğalgazının Trans Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) üzerinden geçirilerek Yunanistan, İtalya ve (orta ve batı) Avrupa'ya ulaştırılması hesaplanmaktadır.

 

Hem yeni Türk Akımı Projesi (eski Güney Akım Projesi) hem de TANAP ve TAP Projelerinin ana doğalgaz kaynağını ise Hazar Havzası oluşturmaktadır. Rusya'nın, Avrupa'ya naklettiği ve nakletmeyi öngördüğü doğalgazın önemli bir bölümünü ise  bu ülkenin Azerbaycan ve Türkmenistan'dan uzun vadeli anlaşmalarla çok ucuza ithal ettiği-edeceği Azeri ve Türkmen gazları oluşturmaktadır. 

 

Bu cümleden olarak, böylesi kritik bir dönemde, Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve Kazakistan'ın bulunduğu Hazar Havzası'nın stratejik konumu ve önemi hem Batı hem de Rusya için yaşamsal bir önem kazanmaktadır. 

 

Nitekim, ABD, AB ve Rusya'nın Hazar Havzası ile ilgili stratejileri, "Enerji Güvenliği" başlığında  bölgenin "demokrasi, barış ve siyasi istikrarını" ilgilendirmektedir. Bu çerçevede, a) ABD'nin stratejisi, enerji güvenliği için Avrupa pazarlarına ulaşan enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, Avrupa ülkelerinin de enerji alımının büyük bir kısmında Rusya'ya bağlı olmamasını sağlamak… b) Avrupa Birliğinin stratejisi,  hem Rusya'dan ihraç edilen yakıtın yüzde 50'sini almak, hem de teknolojideki ilerlemesiyle 2035 yılında enerji açısından kendine yetecek ve dünyaya enerji ihraç eden bir ülke olacak ABD'nin arkasını kollamak… c) Rusya'nın stratejisi ise en büyük tehlikenin ekonomik zayıflıktan kaynaklandığı tespitiyle enerjiyi ekonominin temel politikası ve dış politikanın belirleyeni haline getirmek, olarak görünmektedir. 

 

Hazar havzasındaki ülkeler arasında ise Hazar Denizi kaynaklarının paylaşımı ve Hazar'ın hukuki statüsü konusunda bugüne kadar süren çözümü zor sorunlar mevcuttur. Hazar'ın hukuki statüsünün belirlenmesi için kıyıdaş ülkeler Azerbaycan, Rusya, İran, Kazakistan ve Türkmenistan, muhtelif çalışma grupları oluşturmuş bulunmaktadır. Hazar'ın dibinin ve su yüzeyinin paylaşılması konusunda henüz beş ülkenin halen tam mutabakatı sağlanmış değildir.

 

Rusya, Hazar Denizi'ni benzeri olmayan bir iç deniz olarak kabul etmekte ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin Hazar'a uygulanamayacağını esas almaktadır. Göl olarak kabul edilirse, ulusal sınırların belirlenmesinde ya Hazar'ın tamamen kıyıdaş ulusal sektörlere bölünmesi ya da ortak kullanımı gerekmektedir.

 

Hazar, deniz olarak kabul edildiği taktirde ise 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre her kıyıdaş devletin karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinin olması gereklidir. Üstelik Azerbaycan'ın ABD ve Avrupa şirketleriyle petrol anlaşmaları yapmış olması, Hazar'ın statüsünün belirlenmesinde uluslararası hukukun yanında siyasi ve ekonomik unsurların devreye girmesine ve her kıyıdaş devlet ve ilişkide olduğu devletin farklı hukuksal tezlerinin oluşmasına yol açmıştır. Buna da başta Türkmenistan olmak üzere Rusya ve İran açık tepki göstermektedir.

 

TANAP Projesine ortak olmasıyla birlikte bugün artık BP de bu büyük soruna taraf olmuş bulunmaktadır.

 

ABD ve AB, özellikle Rusya'nın koyduğu tepkiye karşılık, NATO'nun güçlü şekilde mücadele etmesi gerektiği yönünde hemfikirdir. Nitekim NATO Rusya'nın muhtemel saldırganlığına karşı koymak için askeri varlığını Doğu Avrupalı üye ülkelere yerleştirmektedir. NATO'nun doğuya doğru genişlemesiyle Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki bölgede ve Hazar Havzasında çatışma alanı​ oluşmuştur.

 

Bildiğimiz kadarıyla AKP idaresindeki Türkiye, Rusya'nın Türk Akımı Projesi teklifine henüz bir cevap vermemiştir. AKP Türkiye'si bu projeye destek olacaksa iki temel şart ileri sürmelidir: a) Trakya'ya ulaşacak Rus doğalgazını ithal etmiş bir ülke olmalı ve bu gazı Avrupa'ya  kendi fiyatıyla ihraç etmelidir. Diğer bir ifadeyle Türkiye kesinlikle bir "transit ülke" olmamalıdır; b) Rusya'nın, Türk Akımı için Trakya'ya göndereceği gazın kaynağı kesinlikle kendi milli toprakları olmalı, Azerbaycan ve Türkmenistan'dan ucuza ithal ettiği gaz bu projede kullanılmamalıdır.

 

TANAP Projesi kapsamında ise Türkiye, Hazar Denizi'nde öncelikle Azerbaycan ile Türkmenistan arasındaki deniz dibi, deniz altı ve deniz yüzeyi kaynaklı sorunların çözümü için çok etkin bir çaba harcamalıdır. 

 

Değilse, bugün Türkiye'nin gündemindeki temel iki enerji projesinin  bekası sürekli şekilde risk altında olacaktır. 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »