Ortadoğu Gazetesi

BAŞ EĞMEK KÜFRE ORTAK OLMAK DEMEKTİR

Mazhar Gündoğ / 2015-04-12 15:36:01

Adam, uzaklara salıverdiği dalgın bakışlarıyla, bir düşünce âleminin içinde fikir kantoları atmaya devam ediyordu.

Bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayan yağmur, adamın bakışlarıyla, uzaklıklar arasında ıslak bir perde haline geldi.

Asfalta düşen yağmur damlalarının etrafa saçılması, perilerin su dansını andırıyordu.

Adam düşünceliydi, dalgındı, yorgun ve bitkindi.

- Neden? Diye sordu kendi kendine…

- Acaba neden?

20 Yıl geriye çevirdi hafıza makarasını.

Son yirmi yılı bütün detaylarıyla yeniden ince elekten geçirdi.

İnanç, sabır, sadakat, ehil ve emin olunması konusunda, kendisiyle ilgili en küçük bir tereddüdü bile yoktu.

20 Yıl soluk bile almadan verilen mücadelenin sonunda yaşadığı bu durum her an bir bunalıma dönüşebilirdi.

Eşinden, çocuklarından, anne ve babasından, sevdiklerinden esirgediği büyük bir zaman dilimini seve seve ayırmıştı inançlarına…

Maddi, manevi, bütün varını da hiç kısıntı yapmadan feda etmişti değerleri uğruna.

- O halde neden? Diye yine sordu kendi kendine.

Bu soruyu sürekli tekrarlıyordu, "Neden?"

Bazen, kalbinin sıkıştığını hissediyor, nereye baktığını fark edemiyor, etrafındaki seslere sağır kalıyordu.

Kafasının zonklaması iyice artmaya başladı. Sanki yağmur damlaları beynine düşüyor ve orada zerrelerine

ayrılıyordu.

Parçalanan yağmur damlaları değil, beyniydi.

En çok inancının parçalanmasından korkuyordu.

En çok güveninin zayıflamasından, doğru bildiği bütün merteklerin birer birer eğilip, kırılmasından ürküyordu. Dam başına çökecek gibiydi.

Kendi kendine "Ben kendimi ve sevdiklerimi sadece zaman aralıklarına sıkıştırarak yaşadım" diye mırıldandı.

Çocukluğunda, Tepe mahallesiyle giriştikleri taş savaşlarını anımsayınca, dudaklarının ucunda ince bir tebessüm oluştu belli belirsiz.

Sonra üniversite yıllarındaki sağ- sol adı verilen o meşhur çatışmalar.

Bir gün önce başlı kıçlı aynı yatağı bölüştüğü dava arkadaşının, bir gün sonra şehit oluşunu, Türk Bayrağına sarılı mübarek ve gencecik cenazesinin Hatay'ın Kırıkhan ilçesindeki kabristana defnedilişini;

Kahramanmaraş mezarlığında çamların dibinde kanayan o üç gül'ün mısra olup seslenişini…

Travma geçiriyor gibi hissetti kendisini.

Başı iki elinin arasında, mengenede sıkıştırılan bir iş malzemesinden farksız gibiydi…

Zoraki doğruldu adam.

İnatla ve küçük adımlarla banyoya girdi, soğuk suyun ürpertici insafına bıraktı kendini.

Kaç asır öylece kaldığını düşündü.

Fıskiyeden başına, oradan vücuduna akan buz gibi su hiç de yağmur damlalarına benzemiyordu. Bırakın su damlacıklarının parçalanmasını, adeta adamın vücuduna yapışıp kalıyordu.

Abdestini aldı, sabah namazını kıldı ve duasını tamamladı.

Beyin takımı kendisini hızla toparladı. Sanki dişlilerin pası çözülmüş, devre sisteminin kesintileri birer birer ortadan kalkmıştı.

- Nasıl olur diye kendi kendine sorduğunda, fark etti ki, bu "Nasıl olur" sorusu başka bir soruydu.

- Nasıl olur da görülmemiş bunca hesaba, yarım kalmış bunca işe rağmen Azrail'e boyun eğerim diye düşündü.

Öyle ya, Türkiye'nin Azrailleri sabırsızlıkla can alacakları günü beklerken, büyük bir milletin ümüğünü sıkıp,

yeniden Ergenekonlara sıkıştırıp, yok etmeye kararlı olanlar bölüşüm sırasında sabırsızlanırken, ölüp, yok olmanın zamanımıydı.

Yağmur dinmişti. Artık asfalta düşüp parçalanan damlacıklardan geriye hiçbir şey kalmamıştı.

Biraz önce parçalanmakta olan beyin kendisini toplamış ve doğal sistematiğinde yeniden tıkır tıkır işlemeye başlamıştı.

Adam takım elbisesini, gömleğinin en şıkını, kravatının en güzelini seçti ve itina ile giyinmeye başladı.

Bu hesap görülmeden bu hayat bitmeyecekti.

Türk'e kefen biçenler, Türkiye'yi bölünme masasına yatıranlar, Türk milletine yokluğu, yoksulluğu, hukuksuzluğu reva görenler, küresel sermayenin yerli işbirliğine soyunanlar ve bunlarla işbirliği içinde olanlar, ya da farklı alanlarda, farklı rollerle Türkiye'yi yok etme projesine katkı koyanlar, katkı koyanlara yardım ve yataklık yapanlarla hesaplaşma tamamlanmadan Azrail'e teslim olmak yoktu. Baş eğmek küfre ortak olmak demekti.

 Adam, dış kapının eşiğinden sokağa adım atarken "- Ya Rab beni mahcup etme" dedi ve kalabalıkların arasında kayboldu.




 



Diğer Makaleleri

- KANTARIN TOPUZU / Tarih : 2018-07-15 09:54:18
- YENİ DÖNEM BAŞLARKEN / Tarih : 2018-07-08 10:22:28
- VEREN EL! / Tarih : 2018-07-01 10:18:08
- MİLLET AKLI / Tarih : 2018-06-10 10:32:15
- SAHADAKİ İZLENİMLER / Tarih : 2018-06-03 09:53:20
- SEÇMEN / Tarih : 2018-05-27 10:04:06
- KADER MAHKÛMLARI / Tarih : 2018-05-20 09:44:55
- YILAN DELİĞİNE SOKULAN ÇOMAK / Tarih : 2018-05-13 09:39:50
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:19
- İNCE AYAR / Tarih : 2018-05-06 10:30:16
- YIKMAK MI YAPMAK MI? / Tarih : 2018-04-29 09:51:09
- Nişan Tamam Nikâh Ne Zaman? / Tarih : 2018-04-24 09:49:28
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 10:00:01
- 24 HAZİRAN VE CUMHUR İTTİFAKI / Tarih : 2018-04-22 09:59:57
- KIYAMET SAVAŞLARI / Tarih : 2018-04-15 10:01:30
- EKONOMİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SALDIRI / Tarih : 2018-04-08 09:38:29
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-07 09:22:18
- MAKRON YA DA MİKRON(!) / Tarih : 2018-04-01 10:08:25
- FİTNEYE DİKKAT !!! / Tarih : 2018-03-25 10:14:33
- MİLLİ DURUŞ- ŞÜHEDAYA VEFA- MİLLETE BEKA / Tarih : 2018-03-18 08:58:48

Diğer Mazhar Gündoğ Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »