Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,00
USD
5,3338
%0,27
EUR
6,0913
%0,31
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Bahadır ÇOBAN

Serbest Köşe / 2015-04-20 10:13:34

İSTİKRAR SÜRSÜN YANDAŞ BÜYÜSÜN

 

Faizleri indirmediği gerekçesiyle Merkez Bankası Başkanına Vatan haini göndermesi yapan, ülke ekonomisinin iyiye gitmediğini söyleyen TÜSİAD başkanına "Ağzından çıkanı kulağın duysun." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan nihayet Türkiye'nin yaşadığı ekonomik bunalıma "Kriz" diyebildi.  

Erdoğan başkanlık sistemi için halktan önce 400 vekil isteyip eriyen oyları gördükten sonra çıtayı 300'lere düşürmesi gibi ekonomi alanında da çizilen toz pembe Türkiye algısından reel değerlere doğru bir adım gerilemek zorunda kaldı. Zorunda kaldı çünkü artık insanlar tepeden inme güzellemelerle gerçekte yaşanan durum arasındaki uçurumu iliklerine kadar hissediyor. Esasında Türkiye ekonomisi uzun süredir tehlike çanları çalıyor ve ülkede adı konulmamış bir kriz yıllardır sessizce artış gösteriyor.

Büyüme oranlarında yüzde 5'in altındaki her rakam gerileme anlamı taşırken Türkiye 2014'ün üçüncü çeyreğinde sadece yüzde 2.9 büyüyebildi.  

Enflasyon yüzde 10'a yaklaşmış durumda ve bu durum geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşımızın üzerinde ağır bir yük olarak duruyor.

Erdoğan'ın faiz indirim ısrarına karşı Merkez Bankasının uzun süre direnmesi ekonomi kötüye giderken faizleri düşürmenin enflasyonu daha da tırmandıracağı gerçeğinden kaynaklanıyordu.

Merkez Bankasının faiz artırımından olumsuz yönde etkilenen sektörlerin başında ise iktidarı destekleyen sermaye gruplarının yoğun bulunduğu inşaat sektörü geliyordu. Yani faizlerin düşürülmesi halktan ziyade yandaş sermayenin cebine yansıyacak, millet bankalara borçlanıp konut satın aldıkça dolaşımda olan bu para ekonomide büyüme olarak gösterilecekti.

Borçlanma ve ithalat yönlü harcamalar ile ekonomi büyümüş gibi gösterilse de bu gerçek bir büyüme değil aksine geriye gitmedir. Gerçek anlamda büyüme üretim ve sanayileşme ile mümkündür.

AKP ise vatandaşı borçlandırarak ve ithalatı artırarak hiçbir şey üretmeden, sanayileşme adımları atmadan göstermelik büyüme rakamlarıyla günü kurtarma derdine düşmüştür.

Faizlerin indirilmesi ithalatı da artıracağı için Türkiye gibi düşük ihracat hacmine sahip ülkelerde cari açığın daha da artmasına sebep olacaktır.

Diğer yandan göstermelik büyüme rakamlarına ulaşabilmek için faizleri ısrarla indirilmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vatandaşımızın belini büken "Kredi Kartı Faizlerine" hiç değinmemesi dikkat çekici bir husustur. Oysa Kredi Kartı faizlerini belirleyen kurum da Merkez Bankası'dır.

Üstelik ödenemeyen kredi kartı borçları 2002 yılına göre 25 kat artış göstererek 222 milyon liradan 5.8 milyar liraya ulaşmıştır.

Türkiye'de şuanda kredi kartı borcunu ödeyemeyen 3 milyona yakın kişi yasal takip altındadır. 9 milyon insan da kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebilmektedir.

Kredi kartı borcunu ödemeyenlerin harcamalarının yüzde 60'ının gıda ve ısınma gibi zorunlu yaşamsal unsurlara yönelik yapılması halkımızın ekonomik olarak düşürüldüğü durumun içler acısı halini yansıtmaktadır.

Türkiye ekonomisi her geçen gün daha da geriye giderken vatandaşın alım gücü de aynı oranda gerilemektedir. 

AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından 2014 yılına kadar; ekmek yüzde 233, dana eti yüzde 300, beyaz peynir yüzde 464, mercimek yüzde 300, kuru doğan yüzde 316, pirinç yüzde 352, yoğurt yüzde 126 zamlanmıştır.

2002'de asgari ücretle 54 kg beyaz peynir alınırken, 2014'de bu miktar 46 kg'ye düşmüştür.

2002 yılında 380 kg ekmek alan bir memur emeklisi, 2014'te 352 kg ekmek alabilmektedir.

2002'de bir memurumuzun maaşı 47 kg dana etine eşitken, 2014'de bu rakam 36 kg'ye kadar gerilemiştir.

2002'de maaşıyla bin 256 kg kuru soğan alan memur emeklisi, 2014'de 929 kg'yi ancak alabilmiştir.

Çoğaltılması mümkün olan bu kıyaslamalar ülkeyi 13 yıldır yöneten AKP'nin ekonomiyi 2001 krizinden çıkmış halinden de geriye götürdüğünü göstermesi bakımından kâfidir.

Bununla birlikte doların aylardır önlenemeyen yükselişi TL'nin değerini giderek düşürdüğü için vatandaşın alım gücü de aynı oranda gerilemeye devam etmektedir.

Memleketin olumsuz ekonomik gidişatına karşı AKP tedbir alacağı yerde keyfiyete dayalı harcamalarla halkımızın sırtındaki kamburun büyümesine sebep olmuştur. Sadece yapım maliyeti 2 milyar Türk lirası olan ve aylık giderleriyle dudak uçuklatan Kaç'ak Saraya harcanan paralar, OECD raporuna göre her 4 çocuktan birinin açlık sınırında yaşadığı Türkiye için bir utanç tablosudur. 

Unutulmamalıdır ki Osmanlı'nın en ihtişamlı sarayları da çöküş döneminde yapılan saraylardır. Bu fuzuli harcamaların Osmanlı devletinin çöküş sürecini hızlandırmaktan başka bir getirisi olmamıştır.

Türkiye ekonomisi AKP'nin gerçeklikten uzak, halka değil yandaşa hitap eden uygulamalarıyla hızla irtifa kaybetmeye devam ederken "İstikrar sürsün Türkiye büyüsün" yalanlarının halkımız nezdinde inanılacak bir tarafı kalmamıştır. Hatta kendilerinin de bu yalana artık inanmadıkları yaptıkları açıklamalardan anlaşılmaktadır.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »