Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Bahadır ÇOBAN

Serbest Köşe / 2015-04-24 10:56:07

AKP TİPİ BAŞKANLIK

İktidar partisi 7 Haziran Seçimleri'nde 330 vekile ulaşabilirse, ki bu çok zor görünüyor, tahayyül ettiği Başkanlık sistemini halkoyuna sunabilecek. Ne gariptir ki 2002 seçimlerinde 365, 2007'de 341 milletvekiline sahip olan Adalet ve Kalkınma Partisi arzu etseydi o yıllarda Başkanlık sistemini halkoyuna sunabilirdi. Fakat o zamanlar iktidardan düşme korkusu olmayan AKP için sistem değişikliği konusu da haliyle gündemde değildi.

Şimdiyse menfaat birlikteliğine dayalı ve tutarlı ideolojisi olmayan her partinin yaşamaya maruz kaldığı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar.

Hukuksuzluklarını gizlemek için yaptıkları hukuksuzluklar hatıralarında canlandıkça yargılanma korkusu bütün uzuvları üzerinde hâkimiyetini ilan ediyor ve davranışları bu bozuk ruh haline göre şekilleniyor.

Bu sebeple başkanlık sistemi ile elde edecekleri tek adamlık rejimini kurtuluş kapısı olarak görüyorlar. 

13 yıldır parlamenter sistemin balını kaymağını yiyen AKP, iktidar koltuğu sallantıya girdiğinden beri başkanlık sisteminin gerekliliğinden dem vuruyor.

Refah Partisi il başkanı olduğu dönemde başkanlık sistemi için "Özenti ve ABD emperyalizminin tavsiyesi" diye tavır koyan Tayyip Erdoğan bugün bu sistemi hayata geçirebilmek için yollara düşüp kapı kapı gezerek 330 vekil istiyor.

Parlamenter sistemi  "Bu sistem yamalı bohça"  "Bu gömlek bize artık dar geliyor" "Parlamenter sistem krizlere sebep oluyor" gibi mesnetsiz iddialarla geçersizleştirmeye çalışıyorlar.  Halbuki parlamenter sistemlerde kriz olduğunu söyleyebilmek için iki esastan birinin gerçekleşmesi gerekiyor:  Hükümet kurulamaması veya kanun çıkarılamaması.

13 yıldır hükümet kurulamaması gibi bir sorunla karşılaşmayan ve istediği her yasayı rahatlıkla geçiren AKP'nin parlamenter sistem kriz çıkarıyor argümanını kullanması inandırıcı bir temele dayanmıyor.

"Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için Başkanlık şart." diyorlar. 

Başkanlık sistemi gelince milli gelirimiz Avrupa seviyesine yükselecekmiş.

Öyle bir anlatıyorlar ki başkanlık sistemine geçince topraktan teknoloji fışkıracak veya gökten dolar yağacak zannediyoruz. 

Oysa, iktidarın ağır topu ve giderayak verdiği demeçlerle AKP'liler için canlı bombaya dönüşen Bülent Arınç  "İsrafın önünü alsak sizden vergi almamıza gerek kalmaz. 13 yıllık iktidarımızda israf konusunda karnemiz kırıktır." diyerek sorunun parlamenter sistemde değil AKP'de olduğunu itiraf ediyor.

Yapılan fuzuli harcamalar, saray giderleri, örtülü ödenekten harcanan paralar, kamu binaları için ödenen fahiş kira bedeli gibi bir çok alanda yapılan israf öyle bir raddeye ulaşmış ki Bülent Arınç'a göre  bunların önlenmesi bile ülke ekonomisinin düze çıkmasına ciddi katkı sağlayacağa benziyor.

 

Peki, AKP seçim beyannamesinde "Uzunca bir süredir, savunduğumuz başkanlık sistemini, 2011 yılında kurulan TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na partimizin önerisi olarak da sunmuş bulunuyoruz."  sözleriyle bahsedilen başkanlık sistemi hangi esaslara dayanıyor?

 

AKP 'nin öngördüğü başkanlık sisteminde başkanlık seçimi ve yasama seçiminin aynı gün yapılması düşünülüyor.  Salt bu madde bile başkanlık sistemiyle gerçekleşeceğini vaat ettikleri kuvvetler ayrılığı ilkesini baştan çürütüyor.

 

Çünkü iki seçimin aynı gün yapılması meydan meydan dolaşıp halka seslenecek başkan adaylarının istediği milletvekillerini topluluklara tavsiye edebilmesi gibi şaibe arz eden durumlara kapı aralıyor.

 

AKP tipi başkanlıkta Anayasa mahkemesinin üyelerinin yarısını bizzat başkan atıyor. Diğer yarısının atamasına ise biraz önce bahsettiğim kuvvetler ayrılığına ters durumdan yararlanarak başkan tarafından belirlenen meclis karar veriyor.

 

Eğer adı herhangi bir hukuksuzluğa karışırsa başkana soruşturma açmak için milletvekili yeter sayısı 367 iken, başkanı yüce divana gönderebilmek için 413 milletvekili gerekiyor. 

 

Yani başkana soruşturma açma yetkisini verecek olan meclis başkanın dolaylı yoldan seçtiği meclis ve olur da başkan yüce divana giderse onu yargılayacak mahkemenin yarısı başkan tarafından seçilmiş üyelerden oluşuyor!

 

Görünen o ki AKP tipi başkanlık sisteminde olası bir hukuksuzluğa adı karışan başkanı yargılamak neredeyse imkânsızlaşıyor.

 

Başkanın yargı üzerindeki hegemonyası bununla da sınırlı değil. Danıştay ve HSYK'nın seçimi de yarı yarıya olmak suretiyle başkan ve meclis arasında paylaştırılıyor.

 

Diğer taraftan bu sistemde ABD başkanında bile bulunmayan Başkanlık Kararnamesi gibi geniş bir yetki mevcut. Ülkenin kaderini başkanın iki dudağı arasına bırakan bu yetki meclisin yasa çıkaramadığı durumlarda yönetim tıkanıklığının giderilebilmesi için başkana tanınan bir yetkiymiş.

 

Sırf bu yetkiye işlerlik kazandırabilmek için başkan yanlısı vekillerin kaş üstünde göz arama bahaneleriyle uzlaşmazlık çıkaracağını düşünürsek ülkenin başkanın dilediği gibi tasarrufta bulunacağı hususi şirketine dönüşeceğini görüyoruz.

 

Yine bu sistemde başkanın meclise karşı sorumluluğu bulunmuyor. Başkana sıkıyönetim ilan etme ve sıkıyönetim kararnamesi çıkarma yetkisi veriliyor.

 

Resmen kölelik anlaşması anlamına gelen bu sistem toplum üzerinde seçilmiş bir padişah yaratıyor. İnsanlar kölesi olacakları efendiyi hür iradeleriyle seçiyor ve denetimsiz, sorgusuz bir adamın keyfi yönetimi altına girmeyi baştan taahhüt etmiş oluyor. 

 

Başkan sülale boyu vurgun yapsa da kimse ona gık diyemiyor. Başkana karşı toplumda çatlak sesler mi yükseldi? Sıkıyönetim ilan etme yetkisi bulunan başkan şahsına yönelen tehditleri bertaraf etmek için insanların özgürlüklerini dilediği gibi engelleyebiliyor. 

 

İlaveten başkanlık sistemlerinin federatif yönetime yatkınlığı sebebiyle özerklik ve bağımsızlığa giden yolda biçilmiş kaftan olduğunu düşünürsek AKP tipi başkanlığın gelecekte vatanımızın birlik ve bütünlüğünü nasıl bir riske sokacağını kestirebiliriz.

 

AKP tipi başkanlık sistemi genel hatlarıyla böyle. AKP'ye oy verecek insanları bile yarın istemedikleri bir başkanın yönetimi altına girebileceklerini düşünerek tedirgin etmesi gereken bu sistem vaat ettiği tehlike ve risklerle mayın tarlasından farksız görünüyor.

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »