Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Bahadır ÇOBAN

Serbest Köşe / 2015-04-27 10:13:52

SÖZDE SOYKIRIMIN ÇEMBERİ DARALIYOR

 

Kristof Kolomb önderliğinde Amerika'yı keşfeden Avrupalılar yeni ayak bastıkları kıtada yaşam süren 8 milyon yerliyi tarihten sildi.

İngiltere sömürge amacıyla fethettiği Avustralya topraklarında sayıları 750 bin dolaylarında olan yerli halk Aborjinleri mütemadiyen yok ederek sayılarını 30 bine düşürdü.

İtalya işgal ettiği Libya'da yüz binlerce müslümanı toplama kamplarında ölüme terk etti.

Fransa 1.5 milyon Cezayirliyi vahşice katletti.

Rusya yüz binlerce Kırım Türk'ünü ve Çeçen'i sürgün ve isyan bastırma bahanesiyle kıyımdan geçirdi.

ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya'ya attığı atom bombası yarım milyon kişiyi canından etti, çevreye yayılan radyasyonun etkisiyle birkaç nesil sakat ve hastalıklı doğdu.

Bu katliam ve temizlik harekâtlarından hangisi bugün soykırım olarak adlandırılıyor?

Bakmayın, Almanlar Çingene kırımıyla yetinip Yahudilere ilişmeseydi bugünkü soykırımcı etiketi üzerlerine yapıştırılmayacaktı.

Avrupa ve Amerika'nın sicili katliamlarla, toptan temizlik harekâtlarıyla kabarıkken onlara vurulamayan soykırımcı yaftası haklı olduğumuz Ermeni davasında bize vuruluyor.

Çünkü dünya siyasetinde haklılık olgusunun var oluşu güçlülük prensibine dayanıyor. Ne kadar güçlüyseniz haklılığınızın kabul görürlüğü o denli artıyor.

Türkiye'deki algı ise bunun tam tersi.  Güçlülük olgusu gücün en ilkel tezahürü olan kaba şiddetle bir anılıyor.

Davos Zirvesi'nde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e göstermelik "one minute" ayarı veren Tayyip Erdoğan havaalanında Davos fatihi pankartlarıyla karşılanmıştı. İsrail'le yaratılan bu muvazaa 2009 yerel seçimlerine yönelik bir yatırımdı. Ama kimse Davos'ta bağırıp çağıranların İsrail ile silah anlaşması tazelemesini sormadı, sorgulamadı.

Ayakları yere basan bir dış politik vizyon kahvehane muhabbetlerine konu olan ilkel güç gösterisinden ziyade ekonomik gücün terbiye edici bir kırbaç olarak kullanıldığı yaptırımsal esasları kapsar.

1974 Kıbrıs Harekât'ından sonra ABD'nin silah ambargosuna maruz kaldığımızda misilleme olarak ülkedeki ABD üslerini denetim altına aldık ve yürürlükte olan savunma işbirliği anlaşmasını iptal ettik.

Ne var ki Türkiye o zamanlar kendi yağında kavrulabilen bir ülkeydi. Şimdi samanı bile dışarıdan ithal ediyor, kurbanlık hayvanları yurtdışından siparişle getiriyoruz. Sanayileşmesini tamamlayamadığı için tarım ve hayvancılık üzerine kurulu olan ekonomimiz AKP döneminde elde avuçta kalanı da yitirerek topyekûn dışa bağımlı hale geldi.

Türkiye gibi ekonomisi sıcak paraya dayalı ülkeler dış yatırımcıya muhtaçtır. Dış yatırımcının ülkenize gelebilmesi içinse ülkedeki olası risk faktörlerini ortadan kaldırıp güven ortamı oluşturmanız gerekir. AKP'nin yol açtığı toplumsal ve ekonomik krizler neticesinde ülkeye yatırımcı girişi de kesildi. 

 

Dış etkenlere kör düğümle bağlanan ekonomi Türkiye üzerinde hesabı bulunan küresel-emperyal çevrelerin olası dayatmalarına karşı elimizi zayıflatan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Giderek etrafımızı çevreleyen soykırım çemberine karşı dik durabilmek için kendine yeter bir ekonomiye sahip olmamız gerekirken Türkiye AKP tasallutu altında bu yeterlilikten her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor. 

Bu yüzden her 24 Nisan'da "ABD başkanı soykırım diyecek mi demeyecek mi" diye yazı tura atmak zorunda kalıyoruz.

Zamanı geldiğinde ABD başkanının da sözde soykırımı dillendirenler kervanına katılacağını şimdiden ilan edelim. Şuan soykırım lafzını teğet geçen açıklamalar yapıyorlarsa Büyük Ortadoğu Projesinde stratejik amele görevi ifa eden AKP'yi elden kaçırmamak içindir. AKP'nin gönüllü piyon olduğu bölgesel satrançta güçlü bir Kürdistan sahneye çıktığı zaman ABD yeni müttefikiyle yola devam edecek, Türkiye'yse kullanılmış mendil gibi bir kenara atılarak asırlık haçlı iddialarını kabule zorlanacak. 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




 



Diğer Makaleleri

- Selim Han YENİACUN / Tarih : 2018-07-09 09:53:25
- Muhammet KUTLU / Tarih : 2018-07-07 09:41:31
- Murat KAÇAK / Tarih : 2018-06-29 10:26:45
- Erkan AKÇAY / Tarih : 2018-06-23 09:26:32
- İdris İSPİRLİ / Tarih : 2018-05-16 09:49:50
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-09 09:30:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-04 09:13:14
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-05-01 09:01:58
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-04-25 09:33:20
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-04-10 09:22:48
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-29 09:03:17
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-22 08:20:20
- Dr. M. Hanefi BOSTAN / Tarih : 2018-03-20 08:57:37
- Cumhur BULUT / Tarih : 2018-03-14 08:16:50
- Ahmet ERDOĞAN / Tarih : 2018-03-06 07:45:23
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-03-02 07:55:06
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-13 07:47:18
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-09 08:10:33
- Cumhur Bulut / Tarih : 2018-02-09 08:08:35
- Ali YETGİN / Tarih : 2018-02-06 08:11:42

Diğer Serbest Köşe Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »