Ortadoğu Gazetesi

ZULMU ALKIŞLAYAMAYIZ

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU / 2015-07-06 10:24:05

Allah katında salih amellerin en önemlilerinden birisi de adalettir. Adalet, Cen‰bı Hakk'ıninsanlık alemine bahşettiği nimetlerin en büyüklerindendir. Sevgili Peygamberimiz (sav)  "Bir saat adalet, yetmiş sene nafile ibadetten hayırlıdır."  buyurmuşlardır. Adalet her şeyi layık olduğu yerine koymak demektir. Zulmün zıddıdır ve yüce dinimize göre adaletsizlik en büyük zulümdür.  

Bir millet sadece milli kimliğinden uzaklaşmakla değil aynı zamanda zulme seyirci kalmak ve zalimi alkışlamakla da tarih sahnesinden silinir gider. Milli Şairimiz M. Akif Ersoy "Zulü Alkışlayamam" adlı şiirinde şöyle diyor:

 Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; 

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. 

 

 Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? 

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! 

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, 

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! 

Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. 

 

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım

 Hadisi şeriflerde buyrulmuştur ki:   "Kim bir kişinin zalim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere zalim ile birlikte yürürse, İslam'dan dışarı çıkmış olur." (İbn Kesir, Hadislerle K. K. Tefsiri, c. 5, s. 2089) "Kim bir zalime yardım ederse, Allah Teala, o zalimi ona musallat eder." (Deylem”; İbn Aslakir, Tarih) "Bir kimse bilerek zalime yardım kastı ile onunla beraber yürürse, o kimse İslamiyet'ten çıkmıştır." (Ramuz el-Ehadis, c. 2, s. 445) "İnsanlar, bir zalimi görür, ona engel olmazlarsa, bundan dolayı hemen hepsi cezalanır." (Tirmiz”; Tuhfetu'l Ahvez” Şerhu Camiu't Tirmiz”, 8/423) 

a"Kays İbnu Eb” Hazım anlatıyor: " Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) Cenab-ı Hakk'a hamd ve senadan sonra buyurdu ki: "Ey insanlar! Sizler şu ayeti okuyor ve fakat yanlış anlıyorsunuz: " Ey iman edenler, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez " (Maide: 5/105). Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in: " İnsanlar, zalimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah'ın, hepsine ulaşacak umum” bir bela göndermesi yakındır " dediğini işittik." Keza ben, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın:  "İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde, seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah'ın hepsini saran umum” bir bela göndermesi yakındır"  dediğini işittim. (Ebu Davud, Sünen, Melahim, 31/17, (IV, 510), Tirmizi, Sünen, Fiten, 34/9 (IV, 469)

Hz. Musa (a.s.) Allah'ü Teala ile Tur Dağı'nda kelam ederken bir gün derki, "Yarabbi Ad  Kavmi'nde, Lut Kavmi'nde, Semut Kavmi'nde hiç mi iyi insan yoktu ki hepsini helak ettin." Başka bir gün yine Tur Dağı'na çıkacağı sırada uykusu gelir derin bir uykuya dalar. Uykusunda kendisini cennette yüce Mevla ile perdesiz konuşurken görmekte iken, bir karınca gelir ısırır. Musa (as)  uykusundan uyanır ve tatlı rüyası yarıda kalır. Buna çok sinirlenen Musa (as) bu öfkeyle kalkar ve yuvada bulunan bütün karıncaları helak eder. Tur Dağı'na ulaşıp Cenab-ı Hakk ile kelam ederken Yüce Mevla:

"Ya Musa seni ısıran bir tek karınca olmasına rağmen neden tüm karıncaları öldürdün" buyurur. Musa (a.s.) da:

 "Ya Rabbi! Diğer karıncalar iyi olsaydı o bir tek karıncanın yaptığı kötülüğe engel olurlardı" buyurur. O zaman Yüce Mevla da:

 "Ya Musa, işte Ad Kavmi'nde de, Lut Kavmi'nde de Semut Kavmi'nde de iyiler vardı ama kötülere engel olmadılar" buyurur. 

 

 ZALİMİ ASLA SEVEMEYİZ 

 Adalet toplumun huzuruna ve gelişmesine vesiledir. Yüce Allah, adaletle yaşayan devlet ve milletlere, hak dini üzere olmasalar bile, yardım eder, onları payidar eder.  Ünlü Selçuklu veziri Nizamülmülk El Siyasetname adlı eserinde devlet hayatında adaletin önemine dikkat çekerek şöyle der:

 "Bir melik (devlet başkaını) inkar ve küfürle ayakta kalır, fakar adaletsizlikle ayakta kalamaz" (El Siyasetname)

Yine El Hac Muzaffer Özak'ta aynı konuya parmak basarak şöyle der:

 "Bir millet, şaref-i İslam ile müşerref olmuş olsa dahi, eğer zulum ve haksızlık yollarına sapar, zalime yardımcı olur ve ahlaksızlığı alıkşlarsa, o millet mutlaka cezasını görür ve asla beka bulamaz. (yani yaşayamaz) Buna karşılık, kafir bile olsa hak ve adalatle milletini sevk ve idare ederse, payidar olur. Çünkü birincisi kavlen yani sözde Müslümandır. İkincisi ise fiilen yani icraatıyla müslümandır. Bunun içindir ki, kavlan müslüman olan yıkılır, fiilen müslüman olan beka bulur." (Envarul Kulub cilt 2, s. 274, Elhac Muzaffer Ozak)

Tarih, topsuzluk, tüfeksizlik ve parasızlık yüzünden değil; maneviyatsızlık, adaletsizlik, ahlaksızlıkları ve milli benliklerini yitirmeleri, başka milletleri taklit etmeleri ve insanlara zulüm etmeleri yüzünden yıkılmış ve yok olmuş nice millet ve devletlere şahittir. Bu konuda üzerinde yaşamış olduğumuz Türk toprağı olan Anadolu, Eti, Firig, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok devlet ve millete mezar olmuştur.

 

Yüce kitabımızda "Her milletin bir eceli vardır" (Araf/34.) ayetiyle milletlerinde ölümlü olduğuna dikkat çekilerek; "Bir kavm, özlerini değiştirip bozuncaya kadar Allah şüphesiz ki onun (halini) değiştirip bozmaz" (Rad/11) buyrulmaktadır. Başka ayetlerde ise "Biz (şımaran ve güçsüz halka) zulmeden nice şehri kırıp geçirdik ve onların ardından başka kavimler meydana getirdik." (21 Enbiya: 11.) "Biz, bir memleketi (zulüm, isyan ve taşkınlıklarından dolayı) helak etmek istediğimiz zaman, onun refahtan şımarmış (kendini yeterli görüp Allah'a ihtiyaç duymayan) elebaşılarına (tebliğcilerle ibadet ve itaati) emrederiz, onlar da fasıklığa saparlar/din” kuralları çiğnerler. Artık o (ülke)nin üzerine azap sözü hak olur. Derken biz de onu yerle bir ederiz." (İsra 17/16) . "Nuh'tan sonra nice asırlar(da insanlar)ı helak ettik." (İsra17/17) Buyrularak zulüm ve kaksızlıkları yüzünden helak olan toplumlara dikkat çekilmiştir.[bk. 22/45; 6/123; 11/116-117; 23/63-64; 34/33-35] 

Yüce kitabımıza göre zalimlere meyletmek bile ateşe girmek için yeterlidir. Cenabı Hakk bir ayetinde:

 "Zulmedenlere meyletmeyiniz; sonra ateş size de dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz." (Hud/113) buyurur.

 

Unutmayınınız ki zulüm ile ‰bad olanın sonu berbat olur.. 

Bahaaddin Ögel töre konusunda şöyle der: "Eski Türkler " Töre " sözünü " Törü " şeklinde söylerdi. Türklerin " Töre " deyiminin ifade ettiği anlamlar çok geniştir. Eski Türklere göre " Törü " daha çok " devletin kuruluş düzeni ve işleyişi " idi. " Törü " sözü Uygur çağında ise, artık doğrudan " kanun " anlamına kullanılmağa başlamıştı.... Aile ile kişilerin yaşantısında, " Töre " sözünün anlamları daha da değişiyordu. Töre, aile ile kişiler için bir " görenek " idi. Anadolu'da söylendiği gibi bir " yordam " da olabiliyordu. Töre aynı zamanda bir   yol  daha doğrusu " yaşama yolu " idi.Bu sebeple bir çok Orta Asyalı Türkler Töre'ye " Yol " da derlerdi.(B. Ögel 2:41)Yol ve yordam sözcükleri günümüzde de halen kullanılmaktadır.

 

Türk milletinin dünya görüşünün ve hayat felsefesinin gerçek anlamda  anlaşılması için töre'nin bilinmesi ve incelenmesi şarttır. Kut, töre, Kutadgu Bilig ve eski Türk dini üzerinde önemli çalışmalar yapan Said Başer bu konuda şunları söylemektedir:

Töre nasıl tesbit edilebilir? Kendimize bu suali sorduğumuz zaman verilecek cevap bellidir: Bütün kaynakların o gözle değerlendirilmesiyle ! Fakat bunun için de  elimizde  nisbilikten uzak, gerçek bir ölçü bulunmalıdır. Zira nelerin töreye gireceği, nelerin töre ile alakası olmadığını tayin edebilmeliyiz ki, kaynakları o ölçüler içerisinde Gerçek yerlerine oturtup, onlardan bir takım hükümler çıkarabilelim.

 

 Bizim Kutadgu Bilig üzerinde durmamız bu sebeptendir. Zira Kutadgu Bilig Türklerin İslamiyet'e yeni girdikleri zamanlarda yazılmıştı. (1069-1070) Orijinal Türk telakkilerinin kaybolmadığı, bozulmadığı bir coğrafyada- ve bilhassa Türk devlet anlayışını anlatmak bakımından- bu işe en ehil bir kalem tarafından telif edilmişti. Eseri Balasagunlu Yusuf Has Hacib Karahanlılar gibi asli Türk ölçüleriyle kurulmuş bir devlette, en mühim devlet vazifelerinden biri olan " Has Haciplik " makamındayken kaleme almıştı. İslami tesirler henüz dil, hayat tarzı ve devlet kuruluşuna temel olan kaidelere tam manasıyla nüfuz etmemişti. Ayrıca eser kadim bir Türk beldesinde, Kaşgar'da yazılmıştı. Eserdeki mevzular tamamen orijinal Türk nizamı dikkate alınarak ve Türk mantalitesiyle işlenmişti. Tabiatiyle artık Kutadgu Bilig şunu mu anlatır, bunu mu, tartışmasının aşıldığı kanaatindeyiz. Merhum hocam Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu'nun Kutadgu Bilig hakkında son zamanlara kadar ileri sürülen görüşlere verdiği cevapların doğruluğu anlaşılmıştır. O'na göre eser :

" Türklerin manevi tarafını, siyasi ve idari görüşünü ortaya koymakta... Türk devletinin siyasi- içtimai bünyesini tanımamızı sağlamaktadır.

 

Kutadgu Bilig'in metin ve bu günkü dilimize çevirisini neşreden Reşit Rahmeti Arat merhum, metin kısmının ön sözünde : "Yusuf bu eseriyle insan hayatının manasını tahlil ve onun cemiyet ve dolayısıyla devlet içindeki vazifesini tayin eden bir felsefe, bir hayat felsefesi sistemi oluşturmuştur"  demektedir. Gerçi Kutadgu Bilig'deki fikirler Yusuf Has Hacib'in şahsi düşünceleri olamazlar. Çünkü Yusuf Has Hacib, kitabını bütün milleti alakadar eden ve devrin hakanına töre hükümlerini ve eski Türk ananelerini hatırlatan bir üslupla yazmıştır. Bu eser, yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil, Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak, adalet, devlet kavramlarının açıklanmasıdır.

 

Eğer kitapta bir felsefe varsa -ki vardır- bu Türklerin milli hayat felsefesidir. R.R. Arat'a  göre Yusuf Has Hacib, "Geçmişteki ideal bir cemiyeti tasvir yoluyla kendi zamanını tenkit ediyor, ıslahı için yol gösteriyordu." (S.Başer KBKT:VI-VII)

Kutadgu Bilig'deki kahramanlardan Kündogdı adındaki hükümdar "töre" yi temsil etmektedir. Eserden anladığımıza göre, Kündogdı adını veren bir  "bilge" (‰lim)dir. (beyit 824) Töre güneş gibidir, dünyayı aydınlatır ve ısıtır. Kündogdı adındaki hakan da icraatlarıyla töre gibi olmalı dünyayı aydınlatmalı ve ısıtmalıdır. Bu durum Kutadgu Bilig'de şöyle anlatılmaktadır:

'84Güneşe bak, küçülmez, bütünlüğünü daima muhafaza eder; parlaklığı hep aynı şekilde kuvvetlidir. " (b. 825)

" Benim tabiatım da (yani törenin tabiatı) ona benzer, doğruluk - adalet ile doludur ve hiç bir vakit eksilmez. " ( b. 826 )

" İkincisi- güneş doğar ve bütün dünya aydınlanır; aydınlığını bütün halka eriştirir, kendinden bir şey eksilmez. " (b. 827)

" Benim de (yani törenin) hükmüm böyledir, ben ortadan kaybolmam; hareketim ve sözüm, bütün halk için aynıdır. " (b. 828)

" Üçüncüsü, bu güneş doğunca yere sıcaklık gelir; o zaman binlerce renkli çiçekler açılır. " (b. 829)

" Benim bu kanunum (törem) hangi memlekete erişirse, o memleket baştanbaşa  taşlık ve kayalık dahi olsa, hep düzene girer. " (b.830)

" Güneş doğar, temiz veya kirli demeden, her şeye aydınlık verir; kendisinden bir şey eksilmez. " (b. 831)

" Benim de (yani törenin) hareketim tıpkı böyledir; herkes benden nasibini alır. " (b. 832)

" Bir de güneşin burcu sabittir; bu sabit dediğim, temeli sağlam olduğu içindir. " (b. 833)

" Güneşin burcu arslandır ve bu burç yerinden kımıldamaz (yani töre sağlamdır, taviz vermez); kımıldamadığı için de evi bozulmaz. " (b. 834)

" Benim tavır ve hareketime bir bak, benim de parlaklığım (törenin parlaklığı, kıymeti) katiyyen değişmez. " (b. 835)

Kutadgu Bilig'de töre, hükümdar rolünde ve Kündogdı adıyla karşımıza çıkarken, " kut " vezir rolünde ve Aytoldı adıyla karşımıza çıkmaktadır. Daha önce Yüce Tanrı'nın töreye uygun hareket edenlere " kut " verip, onları hakanlık makamına getirdiğini belirtmiştik. Kutadgu Bilig'de bu durum şu şekilde açıklanır:

" Aytoldı dedi (yani kut dedi): Ey Devletli Hükümdar ülkelere hakim ol, iyi adın dünyaya yayılsın. " (b. 836)

" Ben de (yani Tanrının bağışladığı kut olarak) bu uzun yolu yürüyüp ve çok zahmet çekip, yorularak sana geldim. " (b. 837)

" Bu tabiat ve faziletlerinden dolayı (yani töreye uygun hareket etmenden dolayı), büyük bir arzu ile senin hizmetine geldim. " (b. 838) Yani töreye uygun hareket etmenden dolayı beni sana Yüce Tanrı gönderdi. Seni kutladı ve bağış verip hakanlık makamına oturttu denilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 



Diğer Makaleleri

- MUHSİN KİME DENİR? / Tarih : 2018-08-04 09:36:26
- 15 TEMMUZU ANLAMAK / Tarih : 2018-07-15 09:55:20
- İSLAM'DA KADIN VE AİLE / Tarih : 2018-07-14 10:11:31
- HER İŞE EÛZÜBESMELE İLE BAŞLAMAK / Tarih : 2018-07-12 09:37:29
- ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ MİLLET / Tarih : 2018-07-09 09:55:57
- MHP GENEL MERKEZİ'NDE BİR GÜN / Tarih : 2018-07-06 09:54:06
- MİLLETLER ALLAH'IN ÂYETLERİDİR / Tarih : 2018-07-04 09:39:15
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2018-06-30 09:34:51
- RAMAZAN AYI VE ORUÇ / Tarih : 2018-05-17 09:17:40
- YUNUS YÜREKLİ YAVUZ BİLEKLİ LİDER TÜRKEŞ / Tarih : 2018-04-04 09:39:53
- DOĞRU VE DÜRÜST OLMAYANIN DİNİ OLMAZ / Tarih : 2018-04-01 10:06:57
- İSLÂMİ KAYNAKLARDA HAK KAVRAMI / Tarih : 2018-03-25 10:12:43
- İSLAMDA İNSAN SEVGİSİ VE İNSAN HAKLARI / Tarih : 2018-03-11 08:34:25
- BEŞ ŞEYİN KIYMETİNİ BİL! / Tarih : 2018-03-08 08:01:17
- ALLAH ŞİRKTEN BAŞKA HER GÜNAHI BAĞIŞLAR / Tarih : 2018-02-19 07:40:31

Diğer Muharrem Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »