Ortadoğu Gazetesi

BIST
93,616
%0,34
USD
5,3323
%-0,22
EUR
6,0906
%0,42
Altın
209,3750
%0,38
SON DAKİKA

Anlatımda Yazım ve Noktalama

Dr. Hüseyin Yeniçeri / 2015-08-26 10:23:30

Yazarları anlatımda başarıya götüren noktalardan biri yazım kurallarına uygun yazmak, biri de yazılı anlatımın olmazsa olmazı olan noktalama işaretlerini kullanmasını bilmektir. Az okuyan bir toplum olmamız, yazılı anlatımda da kuralları önemsememe sonucunu doğuruyor. Yazmanın okumamayla ne ilgisi var diye sorabilirsiniz. O nedenle önce yazma ile okuma ilişkisi üzerinde duralım.

Etkili ve güzel bir yazı yazmanın üç kaynağı vardır: Gözlem, okuma ve düşünme. Bunlardan biri eksik olunca yazacağımız yazı tadını tuzunu yitirir. Eskilerin "müşahede" dediği gözlem; çevrenin, kişilerin, olayların dikkat çekici yönlerini belirleme işidir. Tanımak amacıyla nesneye, insana ve olaylara bakmaktır gözlem. Öğrenme, tanıma amacıyla bakınca ayrıntı önem kazanır. Yazar anlattıkları ile ilgili ayrıntıları yakaladığı ölçüde yazardır.

Okuma; insanlara hem yeni şeyler öğretir, hem de insanların bakış açısını genişletir. Ayrıca dilin sözcüklerini doğru yazılış biçimlerini de kişiye öğretir. Bir bakıma yazım kurallarını da okuma öğretir. Yine okuma ile sözcük dağarcığı genişler. Türkçede alıntı sözcüklerin çokluğu dağarcık genişlemesi açısından başka dillerden daha da önemlidir. Şunu ekleyelim: Okuma ile dilin anlatım aracı olarak bütün olanakları sezilebilir. Değişik cümle kurmaktan dile yeni anlatım alanı açmaya kadar birçok alanda okuma yarar sağlar.

Düşünme, bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve ardaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmektir. Bir yazının etkili olması biraz da yeni şeyler söylemesine bağlıdır. Yeni şeylerin kaynağı zihindir. O yüzden düşünmeyi zihniyle arayıp bulmak diye de açıklayabiliriz.

Gözlemlere dayansa da, okumalar gerçekleşse de, düşünme ürünü çıkarımlar taşısa da bir yazının kolay okunması ve anlaşılması sözcüklerin doğru ve kurallara uygun yazılmasına ve gerekli noktalama işaretlerinin konulmasına bağlıdır. Çünkü güzel buluşlar içeren bir yazının okuyucunun zihninde doğru yer etmesi yazım kurallarına uyulmasına ve noktalama kusursuzluğuna bağlıdır.

Sözcüklerin yanlış yazılması, anlam karışıklığına yol açtığı gibi okuyucuyu o yazıyı okumadan da uzaklaştırır. Okuyucu, yazarın ne demek istediğini anlayamaz. Bu durum okuyucuya bıkkınlık verir. Öte yandan okuyucuyu yanlışa alıştırmak gibi olumsuz bir durum da ortaya çıkar. Sözgelişi "hafriyat" yerine harfiyat" ,  "diyanet" yerine "dinayet", "kibrit" yerin "kirpit", "köprü" yerine "körpü", "yalnız" yerine "yanlız", "yanlış" yerine "yalnış" yazan bir yazar, okuyucunun kafasını allak bullak eder.

Türkçede yazılışı sorun yaratan çok az sözcük var: Bağlaç olan de, bağlaç olan ki, soru edatı mı, değil sözcüğü gibi. Bunların ilk üçü ekmiş gibi sözcüğe bitiştirilerek yazılıyor. Değil de "deyil" biçiminde yazılıyor. Böyle yazılışlar anlam karışıklığına yol açıyor. Yine ses olaylarına dikkat etmeden ekleri yazanlar var: Çocukdan, küçüklükde gibi. Ses olayı yüzünden yanlış yazanlar da var: Gelmiyen, anlamıyan gibi. 

Büyük harflerin kullanıldığı yerleri bilmeyen çok. Sözgelişi Dünya, Güneş, Ay sözcükleri nerede küçük, nerede büyük harfle yazılır ya da yapım eki almış millet ve yer adlarından sonra gelen çekim eklerinin ayrılmaması kuralını bilmeyen yazarlar var. Sözgelişi "Gümüşhaneliler" diye yazmak gerek. "Türkçenin, Türklüğün, Türkçülerin" biçiminde kesme işareti konulmadan yazmak gerek.

Noktalama işaretleri bir yazıda beden dilinin yerini tutan araçlardır. Öfkeli bir insan nasıl ki konuşurken yüzünü ekşitir, sesini yükseltirse yazıda bu durumu belirtmenin yolu ünlem işaretini kullanmaktır. Eğer konuşan dudak bükmüşse ünlem işaretini parantez içine koymak gerekir. Bir cümlede hem öfke, hem merak söz konusu ise sonuna soru işareti ve ünlem birlikte konulmalıdır. Böyle bir cümle eksiltili ise üç nokta da üçüncü işaret olarak yazının sonuna eklenmelidir. Bir örnek verelim: Sen de mi Brutus?!.

Yazarlıkta önemsiz gibi görünen yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine aldırış etmeyen yazarların kalıcı eser bırakmaları mümkün değildir.




 



Diğer Makaleleri

- MHP Mİ HAKLI, TUĞRUL TÜRKEŞ Mİ? / Tarih : 2015-08-29 09:40:20
- DİL / Tarih : 2015-08-01 09:27:26
- Bir İnce Sızı Oyunu / Tarih : 2015-05-03 10:33:19
- CÜMLE ÜZERİNE / Tarih : 2015-04-07 10:20:02
- ÜÇ KALEM BİR ROMAN / Tarih : 2015-04-01 10:30:08
- TÜRKLERLE NEDEN UĞRAŞIYORLAR? / Tarih : 2015-01-30 08:30:27
- I. DİL VE KÜLTÜRÜN TANIMI / Tarih : 2015-01-18 12:27:33
- YAZARLIK / Tarih : 2015-01-04 11:38:38
- YAZARKEN YAZI DİLİMİZİ KULLANALIM / Tarih : 2014-12-02 11:01:50
- Kuzen, Kanka Türkçede Gerekli mi? / Tarih : 2014-11-27 11:22:11
- VEFA ÜZERİNE / Tarih : 2014-11-11 14:18:23
- KONU ve YORUM / Tarih : 2014-11-10 11:15:45
- MİLLİYETÇİ AYDIN MI, ÇIKARCI AYDIN MI? / Tarih : 2014-09-28 11:24:09
- KURAN'I ANLAYARAK OKUMAK / Tarih : 2014-09-17 11:00:51
- TÜRKÇENİN DOĞURGANLIĞI / Tarih : 2014-09-14 11:25:58
- KADIN, DEMOKRASİ VE TÜRKÇE / Tarih : 2014-05-25 11:02:20
- TÜRK'ÜN KARAKTERİ VE TÜRKÇE -I- / Tarih : 2014-05-18 11:02:36
- SLOGAN ve DEYİM ÜZERİNE / Tarih : 2014-05-11 10:49:31
- Bilim, Sanat, Öğretim Dili Olarak Türkçe (*) / Tarih : 2014-03-11 09:34:59
- GÖKTÜRKLERDEN KALMA SİKKELER BULUNDU / Tarih : 2014-02-08 09:43:54

Diğer Dr. Hüseyin Yeniçeri Makaleleri : 1 2 3 4 5  İleri »