Ortadoğu Gazetesi

BIST
96 455
%-1,03
USD
5,6440
%0,01
EUR
6,4993
%0,76
Altın
222,5084
%0,08

Uluslararası Siyasette Zorunluluklar Algılaması

İsmail Özdemir / 2017-05-08 09:40:58

Uluslararası siyasette her ülke kendi değer ve zorunluluklar ölçüsünde diğer ülkelerle olan münasebetini sürdürür.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde diplomasinin giderek kendi sahasını geliştirmesi ve büyütmesiyle gözlemlenen bu durum, iki kutuplu dünyanın kurulmasıyla beraber daha da belirgin hale gelmiştir.

ABD'nin dış politikadaki önde gelen isimlerinden olan Henry Kissenger, diğer ülkelerle ilişkilerde ABD'nin "değerler ve zorunluluklar" temelinde münasebetlerini sürdürdüğünü anlatır.

Bu çerçevede batının "görünen yüzünde" değerler konusu hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlarla kendisini göstermişken, doğu bloku ise "değerler" sınıfına daha çok işbirliği yürütülen ülkelerin "iç işlerine karışmama" ilkesiyle hareket eder görüntüsü vermiştir.

Ancak her iki kesimde bulunan ülkeler için "değerler" sınıfına giren meseleler sürekli dillerde dolanan veya göstermelik bir takım politik söylemlerle şekillenmiş olsa da aslında "çıkarlar" ölçüsünde kurulagelmiş bir düzenin parçası olmaktan öteye gidememiştir.

Örneğin batının "değerler" sınıfında dillendirdiği meseleler, yarım aşırı aşkın süredir Türkiye'nin, AB'ye üyelik yolunda önüne çıkarılan engeller olarak görülmüş ve daima AB'nin kendi "çıkarları" bahsinde ikili ilişkilerde Türkiye'ye karşı ikircikli bir tutum takınmasıyla kendisini göstermiştir.

Bir başka örnekse ABD'nin, Körfez ülkeleri olarak adlandırılan, petrol zengini ülkelerle yürüttüğü ikili ilişkilerinde göze çarpmıştır.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere zengin petrol yataklarına sahip olan ülkeler, ABD'nin petro-dolar sisteminde "zorunluluklar" paralelinde, çıkarlar ölçüsünde işbirliği yaptığı çevreler olarak öne çıkmış, bu ülkelerde "olmayan demokrasi" ABD'nin küresel siyasette sürekli vurguladığı "değerler" konusundan bir türlü nasibini almamıştır.

Şimdiki dönemdeyse açıkça "ikiyüzlü" siyasetin sonuna yaklaşıldığı ortadadır.

Zira küresel sistemin ekonomi ve güvenlik ayağı tepeden tırnağa büyük bir sarsıntı geçirirken artık neredeyse dünyanın her yerinde bulunan tüm ülkeler -ister gelişmiş, ister geri kalmış olsun- uluslararası ilişkilerinde çıkarlarını esas alan "zorunluluk" temelli bir anlayışı benimsemeye başlamıştır.

Aynı durumu, yalnızca uluslararası ilişkiler zemininde değil, ülkelerin kendi iç bünyesinde de gözlemleyebilmek mümkündür.

Tarihten beridir güvenlik kaygılarının arttığı, devlet için beka ve yaşamsal tehditlerin oluştuğu bir ortamda daha çok özgürlük taleplerinin karşılandığı konuların öncelik olduğundan bahsetmek gerçekliğe aykırıdır.

Elbette önemli olan her koşul ve şart altında hukuktan sapmamak, hukukun gerekliliklerini yerine getirmektir.

Söz gelimi "Olağan Üstü Hal" tabiri bugün yoğun bir terörizm tehdidi yaşayan sadece Türkiye açısından geçerli bir tanım olmayıp, dünyanın geri kalan kısmında da gözlemlenen, hatta batı sisteminin önemli bir parçası olan Fransa da dahi yaşanan bir durum olmaktadır.

Şimdiki zamanda terör tehdidinin arttığı, gizlenmeye çalışılsa da ekonomik savaşların etkisini hissettirdiği, askeri çatışma sahalarının yaygınlaştığı ve kitle imha silahlarının ülkeler arası anlaşmazlıklarda açık bir tehdit unsuru olarak kullanıldığı dönemde "zorunluluklar" bahsi her yönüyle "değerlerin" önüne geçmiştir.

Bunun dünyanın şimdiki ve bundan sonraki zamanı açısından tehdit olup olmadığı konusunda tartışma yürütmenin pek de fayda sağlar bir tarafının olup olmadığı açık değildir.

Zira tehditlerin arttığı bir ortamda tabi olarak her ülke dış politikasında çıkarlarını, değerlerinden öncelik haline getiren bir tavrı benimsemek mecburiyetindedir.

Aksi bir durumda kendi mevcudiyetini, izlemiş olduğu politikasından daha keskin bir tavra sahip ülkeler karşısında koruyabilmesi mümkün olamaz.

İşte bunun son örneği ABD'dir.

Geride bıraktığımız günlerde ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, ABD'nin yeni dönemdeki dış politika doktrinini ilan ederken, "artık değerler eksenli değil, çıkar eksenli bir politik ajanda izleneceğini" duyurmuştur.

Kuzey Kore gibi bir ülkeyle açıktan askeri restleşmelere giren ve çatışma ihtimali aradan geçen her gün daha da fazla artan ABD için, yaşanılan riskler belli ki şimdiye kadar diğer ülkeleri sözde demokrasi kavramıyla şekillendirmeye çalışma gayretinden daha açık bir pozisyon almaya mecbur bırakmışa benziyor.

ABD'nin, Trump yönetimiyle beraber içerisine girdiği bu durum, hiç değilse "ikiyüzlü" siyasetin benimsenmesinin geride bırakılacağının gösterilmesi anlamında önemlidir.

Ancak özellikle Ortadoğu coğrafyasında PKK/PYD gibi terör örgütlerini açıktan destekleme konusunda bu ülke benzer şekilde aynı dış politik doktrini mi uygulamaya koyulmuştur, işte burası Türkiye açısından önemlidir.

Bu yüzden ABD'ye, meselenin ortak çıkarlar bahsinde yaklaşılması gerektiği hatırlatarak, potansiyeli günden güne daha da artan ve bölgesinde lider bir konuma ulaşan Türkiye'nin dostluğunun kaybedilmesinin kendisine sadece Suriye'de değil, diğer pek çok sahada hatta dünyanın genelinde pahalıya patlayacağı her fırsatta hatırlatılmalıdır.




 



Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »