ORTADOĞU'DA YAŞANAN KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEYE ÇALIŞANLAR İsmail Özdemir

Ortadoğu Gazetesi

ORTADOĞU'DA YAŞANAN KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEYE ÇALIŞANLAR

İsmail Özdemir / 2017-06-12 10:11:07

Ortadoğu, Katar üzeriden başlatılan krizle beraber tabir yerindeyse toz duman hale gelirken, bu kriz ortamından faydalanmak isteyen çevreler de boş durmuyor.

Mezhep eksenli yaşanan restleşme Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ortaklaşa sergiledikleri tutumla, İran'ı karşısına alan ve dozu aradan geçen her saat biraz daha artan, ucu ülkeler arası çatışmaya kadar varabilecek vahim sonuçların doğabileceğini işaret ediyor.

Yıllardan bu yana Ortadoğu merkezli konuşulan ne kadar siyasi ve dini hesap var ise şimdiki dönemde hepsinin bir çırpıda gerçekleşebilmesi için bazı çevrelerin yoğun bir gayret sarf ettiklerini görüyoruz.

İşte böylesi bir dönem içerisinde üç kesimin öne çıkarak, yaşananları kendi lehine fırsata dönüştürmeye çalıştığına şahit oluyoruz.

Bunlardan ilki Katar'a karşı Suudi Arabistan öncülüğünde adeta savaş öncesi alınan diplomatik tavırları andıran politika izleyen ülkeleri destekleyen İsrail'dir.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Katar ve bazı Arap ülkeleri arasındaki krizin, kendilerine "Arap ülkeleriyle teröre karşı iş birliği yapmak için büyük fırsat sunduğunu" söyleyerek bir bakıma İsrail'in bu süreçten kazançlı çıkmayı yeğlediğini itiraf etmiş oluyor.

Peki ama nasıl?

Gelinen noktada herkes Katar üzerinden yaşanan sorunların asıl ucunun Ortadoğu'daki mezhepsel fay hatlarının oynatılmasına dayandığını, daha açık bir ifade ile asıl gayenin İran üzerine yürümek olduğunu biliyor.

İsrail şimdiki gelinen konumda kendi elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan "Arap NATO'su" adı altında oluşturulacak silahlı gücün İran'ı hedef alma ihtimalinden gayet tabi mutluluk duyuyor.

* * *

Böylelikle bir yandan İran, diğer taraftan İsrail'in komşusu olan diğer Arap ülkeleri birbirleriyle uğraşıp enerjilerini ve potansiyellerini birbirlerine karşı tüketirken, İsrail dikkatlerin kendi üzerinden başka yöne dağılacağını, rahatlayacağını ve hiçbir şey yapmadan kendi potansiyelini koruyarak gücünü artıracağını çok iyi biliyor.

Suriye krizinde rejim güçleri ile muhaliflerin birbirini kırmasını fırsat bilen İsrail'in rahatlıkla Golan Tepleri'ne yerleşmiş olması bu anlamda verilebilecek en güzel örnektir.

Kendi bayrağında iki mavi çizgiyle, Fırat ve Nil nehrinin tasvirine yer veren İsrail için bu iki nehir arasında kalan bölgenin anlamı da büyüktür!

Dolayısıyla böylesi bir durumda İsrail'in isteyeceği ana konu, Katar krizinin mümkün olduğunca derinleşmesi olacaktır. 

Elbette Tel Aviv bunu doğrudan yapmak istemeyecektir.

Zaten bunun için bugünlerde sıklıkla Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasındaki gizli ilişkilerin varlığı sıklıkla konuşulur oldu.

Aynı Birleşik Arap Emirlikleri'nin, Katar'la ilgili yaşanan krizde, ortalığı germeye hevesli bir tutum takınıyor olması da dikkatlerden kaçmıyor.

Diğer yandan Ortadoğu'da Katar örneği ile yaşanan krizi fırsata çevirme çabasıyla hareket eden ikinci kesim ise Irak'ın kuzeyinde bulunan Barzani yönetimidir.

Irak ve Suriye'de yaşanan iç savaş ve çözülmeyi fırsata çevirip son iki yılda hedeflediği alanın neredeyse tamamına ulaşan Barzani yönetimi, Ortadoğu ülkeleri kriz ve bir sonraki aşamasında vukuu bulabilecek savaş tehlikesiyle uğraşırken, bağımsızlık referandumu yapma kararı aldı.

Geride bıraktığımız günlerde kendi bünyesinde (İran destekli olduğu söylenen GORAN hariç) bulunan siyasi partilerle bir araya gelen Barzani, yıllardan bu yana uğraş verilen bağımsızlık referandumu için 25 Eylül tarihini belirlemiş durumda.

* * *

Üstelik Irak anayasasına göre henüz statüsü belli olmayan Kerkük'ün de bu referanduma dahil edilerek, oyun içinde oyunlarla türlü türlü oldu-bittilerin yaratılmaya çalışıldığını da görüyoruz.

Elbette Barzani gibi mevcudiyetini başka çevrelere borçlu olan bir isim açısından alınan bağımsızlık referandumu kararı tek başına kendisinin varmış olduğu bir netice değildir, olamaz da...

Bir önceki ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın geride bıraktığımız yıl Washington'da Barzani'nin yüzüne "Merak etme Kürdistan'ın kurulmasını görmeye senin de benim de ömrüm yetecek" minvalinde bir cümle kurmasının ne anlama geldiği şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Irak Merkezi Hükümeti'nin gücünün zayıfladığı, İran üzerine tehditlerin yoğunlaştığı bir süreçte bu iki kesimin desteğini alan Haşdi Şabi unsurlarının da kendisini daha az tehdit edebileceğin hesaplamış olmalı ki Barzani bağımsızlık koşulu için "en uygun zamanın" şimdiki dönem olduğuna inanıyor.

Fırsatçılık yapmaya koyulan üçüncü taraf olarak PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olan PYD öne çıkıyor.

Rakka operasyonu bahanesi ile ABD'den yoğun miktarda silah alan, tabir yerindeyse düzenli bir silahlı güç kurabilmek için aynı ABD'den aylardan bu yana eğitim desteği gören PYD, içerisinde bulunduğumuz dönemde Suriye'nin kuzeyindeki alanda kontrol ettiği sahayı siyasi olarak hayata geçirmenin arayışında.

Geride bıraktığımız süreçte birkaç kez Washington'da ağırlanan ve henüz dünya kamuoyu Rakka operasyonunu ABD'nin PKK/PYD ile yapacağını bilmezken bunu aylar öncesinden duyuran Suriye Demokratik Konseyi Eş Başkanı İlham Ahmed, Suudi Arabistan'ın Suriye'de istikrar açısından "önemli bir rol oynadığını" savunarak, Suudilerle işbirliği yapmaya hazır olduklarını belirtti.

Bu kadın teröristin de İsrail ve Barzani ile eşzamanlı olarak böylesi bir çıkış yapmış olmasının arka planında yatan derinlik büyüktür.

* * *

Zira konuşurken kendi aklıyla değil, okyanus ötesinden kulağına fısıldananlarla konuştuğunu söylemek gerekir.

Rakka'ya IŞİD'le anlaşarak girmeye çalışan PKK/PYD'lilerin bir yandan Suudi Arabistan'a mesaj gönderip, diğer yandan PYD eşbaşkanı Salih Müslim'in ağzından "uzun savaşa hazırlandıklarını" söylemeleri ise bir başka düşündürücü ve üzerinde durulması gereken konudur.

Bütün bunlar olurken Türkiye kendi milli güvenliğini tehdit eden risklerin boyutunun derinleşmesi, çoklaşması, eşzamanlı ve birbiriyle bağlantılı hale gelmesi tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Katar krizinde makul bir arabuluculuk zemini yakalamak isterken, kendi toprak bütünlüğümüzü tehdit eden, komşu ülkelerin toprak bütünlüklerinin bozulmasına yol açacak gelişmeler üst üste gelmiştir.

Şayet kararlı bir duruş sergilemezsek, yaşanan bunca sıkıntıya ilave olacak yeni sorunların karşımıza gelmesi de kaçınılmaz olacaktır.

İşte bu yüzden Türkiye'nin her türlü senaryoya, hatta özellikle en kötü olanlarına hazır halde bulunması, çıkarlarını ve haklarını korumaya sonuna kadar kararlı bir iradeyi her çevreye göstermesi milli bekamız açısından büyük önem taşıyor.

Ne var ki FETÖ soruşturmalarında "damatlar üzerinden" yürütülen vicdanları yaralayan kayırmacılık hali ve bir türlü FETÖ'nün siyasi ayağının üzerine gidilmeyişi Türkiye'ye iç boyutta büyük zaaflar yaşatıyor.

Dış boyutta ise Barzani'nin sözde bağımsızlık referandumuna karşı tavır koymak gerekirken bazı iktidar mensubu milletvekillerinin Barzani'ye destek mesajı vermeleri bir başka büyük zaaf alanı olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye bölgesel bazda çok yönlü tehdit ve tehlikelerle karşı karşıyayken, devlet-millet birlikteliğinin, aynı şekilde milletin devletine olan güveninin önemi, herkes için sahip oldukları her zenginliğinin üzerinde bulunuyor.

AKP iktidarının bu gerçeği göremeyecek bir sorumsuzluk sergilemeye ise kesinlikle hakkı bulunmuyor.

AKP'nin ülke olarak karşı karşıya kaldığımız ve ağırlığı yaz aylarında çok daha fazla artacağı şimdiden belli olan sorunların gerçekten çok büyük olduğunu anlayarak, iktidar sorumluluğunu milli vicdanın sesini dinleyerek yerine getirmesi gerektiğini kavraması gerekiyor.




 



Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »