Ortadoğu Gazetesi

Bî Zahmet!..

Şükrü Alnıaçık / 2017-12-07 08:26:51

17-25 Aralık olayından sonra gazetecinin biri, ortaya çıkan "tape"lerin tamamını incelemiş, çoğunu baştan sona dinlemiş ve 18 Mart 2014'te "Yolsuzluk'ta Molla Faktörü" başlıklı bir yazı kaleme almıştı.

Reza Zerrab o günlerde arkasında Türk bayrağıyla A Haber'e çıkmaya hazırlanıyordu.

***

 

Gazeteci, Madde Madde Şunları Yazıyordu:

 "1- İran istihbaratı, Türkiye'de Erdoğan iktidarıyla yükselme ihtimali olan geleneksel Osmanlı Sünniliğinin önünü kesmek üzere ajanlarını Türkiye'ye salmış; bir yandan ambargoyu delerek Gaz satıp altın alırken bir yandan da "Sünni cephe"yi zayıflatmak istemiştir.

2- Türkiye'nin son 35 yılını Ülkücü bir perspektifle yaşamış ve takip etmiş olan herkes, "İran İslam Devriminin Türkiye'ye ihracı"nın önündeki en büyük iki engelin;

a) Laiklik, b) Mezhep farkı olduğunu çok iyi bilir.

3- Erdoğan iktidarının kalıcı bir İslami rejime dönüşmesi halinde Laiklik engeli ortadan kalkacaktı. Ancak geleneksel Osmanlı Sünniliği, yurda bağlı cemaatler ve tarihe bağlı tarikatlar, İran'dan gelecek Şii mollaları "avlusuna koymakta" zorlanacaktı.

4- Bu açıdan bakıldığında İran'a Ortadoğu'da rakip olacak, Sünnilerin ağabeyliğine soyunmuş İslamcı bir Türkiye, yüzünü batıya dönmüş Laik bir Türkiye'ye göre çok daha tehlikeli bir ülke olacaktı. (Bir rejimin İran için tehlikeli olması, bizim için makbul olduğu anlamına gelmez.)

5- "Hisli bir Sünni Vaiz"in Cemaatiyle "İhvan-ı  Müslimin"le flört edip, Arap Selefiliğine de sıcak bakan bir AKP'nin el ele vererek Laik Türkiye'yi dönüştürmeleri, İran'ı harekete geçirdi. Erdoğan'ın Doğu Akdeniz'de Şii Hizbullah yerine Sünni Hamas'ı Şii Esad'a karşı da Selefi el Kaide'yi desteklemesi, İran için Ortadoğu'da sonun başlangıcı olabilirdi.

6- Dünya çapında kolejleri olan ve ABD'yle de arasını düzgün tutmaya özen gösteren "merkantilist Sünniler" İslam Devriminin "ilk 444 günü"nden beri Amerika'yla savaşan Şii İran için global bir tehditti.

7- Böylece İran, Türkiye'de kalıcı bir İslami iktidar için işbirliği yapan bu yeni İslamcı aktörlere karşı bir cephe gerisi harekatına girişirken eline "tarihin gelmiş geçmiş en güçlü silahını" aldı!..

"Nefs…"

8- İran hesabına çalışan Reza Zerrab ve adamları, Türkiye'de "Yürütme"nin çürük halkalarını ele geçirirken bu silahı etkince kullandılar.

Bize göre 17 Aralık operasyonu, işte bu arka planda, yıllar önce başladı.

İran'ın yaptığı bu "istihbari satın alma" hamlesini ve cemaatin 12 yıl sonra "hırsız var" demesini "mezhep faktörü" dışında değerlendirmek, bu konuda yapılacak analizleri eksik bırakacaktır.

***

 

Çözülmüş Ajanın Davası!

Bu derin analiz yapıldığında Reza Zarrab bir kahraman gibi Türk Televizyonlarında boy göstermeye hazırlanıyordu.

Bugün ise CIA'ya mı yoksa SAVAMA'ya mı çalıştığı sorgulanıyor.

Hürriyet dün bir manşet atmış: "İyi Partiden Bomba İddia!.. Zerrab'ın İran SAVAMA olduğu devletin kayıtlarında var!.." Emekli vali söylemiş. Tamam da…

Biz o bombayı "kayıtsız" patlatalı 3,5 yıl oluyor!

Bugünlerde Reza Zarrab'ın İran ajanı olup olmadığını tartışmak kolaydır.

Zaten babahtan akşama kadar konuşulan da "çözülmüş ajanın davası"dır!..

Bunu o günlerde yazmak ise ufuk açmaktır.

Yukarıdaki gazeteciyi merak ettiyseniz söyleyeyim:

Yabancı değil, kendisi burada… Siz de şu anda onun köşesini okuyorsunuz!

***

 

"Tahzen" Bî zahmet!..

Ülkücü öngörü ve feraset örnekleri bununla sınırlı değil tabii ki...

Devlet Bey, 15 Temmuz'dan 1 ay önce yani günümüzden 1,5 yıl önce açık açık uyarmıştı:

"Dost nasihatı veriyorum: ABD'ye gitmeyin… Sık sık giderseniz karşınıza kimin çıkacağı belli olmaz, İranlı kaçakçı alayınızı ele verebilir!.." (14 Haziran 2016)

Hadi Zerrab'ı tutamadınız diyelim…

Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Amerika'ya gitmeseydi ABD şimdi iddianameyi kimin üzerine kuracaktı?..

Bazı bakanları, Arabesk şarkıcısı kandırır gibi kandıran bir "İran ajanı"nın mı?..

Zerrab kaçtığı halde ABD'de tek başına olsaydı, bu "kontrollü" itiraf sağanağı başlatılamazdı.

Zerrab'ın arkasına bayrak konulup da ekrana çıkarılmasaydı itirafları bu kadar etkili olmazdı.

Bugünlerde Bakan Çağlayan'ın sevenleri, sosyal medyada Tevbe suresindeki "Lâ Tahzen İnnallâhe Meâne" (Tasalanma, Allah bizimle beraberdir) ayetinden mülhem Mevlana şiirinden hareketle "La Tahzen" (üzülme) kampanyası düzenliyorlar.

Bence durum bunun tam tersi…

Eğer yüz kızartıcı suçların "gaza" sayıldığı gettolarda Canolarla iç içe yaşamıyorsanız…

Düğüne - bayrama, cumaya - cenazeye katılmayı düşünüyorsanız…

Müslüman mezarlığına dualarla gömülmek istiyorsanız…

Bi zahmet "tahzen" yani…

 




 


Diğer Makaleleri

- Bir Davanın Anatomisi / Tarih : 2017-12-12 08:42:10
- Alnımız da Açık; Ensemiz de... / Tarih : 2017-12-11 08:34:21
- Aslan(!) Yürekli Trump… / Tarih : 2017-12-09 08:28:33
- "Yüz Yıl" Mesajlı Kudüs Şoku! / Tarih : 2017-12-08 08:48:54
- İşimiz ve Gücümüz… / Tarih : 2017-12-06 09:14:00
- Gündemde Yine MHP Var… / Tarih : 2017-12-05 08:53:30
- Kavramlar, Elmalar ve Armutlar! / Tarih : 2017-12-04 07:46:53
- Uyum Çalışmaları / Tarih : 2017-12-02 08:38:44
- Parçalı Gündem! / Tarih : 2017-12-01 08:38:33
- Ülkücüler ve Atatürk Sevgisi / Tarih : 2017-11-30 08:17:54
- "Yürekler Kabarık…" / Tarih : 2017-11-29 08:51:38
- AKP'nin Milliyetçiliği Sahte midir? / Tarih : 2017-11-28 08:29:43
- Başbuğ Türkeş ve Elli Yıllık Pusu… / Tarih : 2017-11-27 08:29:23
- Hukuk Siyasetin Neyi Olur? / Tarih : 2017-11-25 08:40:04
- ABD Alternatifsiz Çalışmaz! / Tarih : 2017-11-24 08:28:04
- Derin Karmaşa ve Sakıncaları! / Tarih : 2017-11-23 08:18:18
- Dört Tarz-ı Siyaset -BirResm-i Rezalet! / Tarih : 2017-11-22 08:51:23
- 2019'a Doğru… Uyum Yazıları - II / Tarih : 2017-11-21 08:33:59
- "Uyum" Yazıları / Tarih : 2017-11-20 08:26:48
- Salı'yla Gelen… / Tarih : 2017-11-18 08:30:53

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »