Ortadoğu Gazetesi

Değer miydi?

Şükrü Alnıaçık / 2018-01-08 08:51:13

Son iki yazımıza genellikle olumlu tepkiler alıyoruz. "Hocam devamı yok mu?" diyenler var.

Ben Kamu-Sen konusunu pehlivan tefrikasına çevirmek niyetinde değilim.

42 yıldır memleketi ve camiayı gözlemleyen, dostunu düşmanını bilen bir Ülkücü yazar olarak, amacım konunun hassasiyetine dikkat çekmektir.

Bu arada biraz maziyi, 70'leri anlattıksa bu da nereden geldiğimizi hatırlatmak içindir.

Köşemize sığdırmaya çalıştığımız olaylar, yurt çapında Ülkücülerin çektiği çilenin milyonda birinin, binde biridir.

Yani milyarda biridir!..

***

 

Ülkücüye Kendini Tanıma Fırsatı Vermediler!

Son yıllardaki bazı hal ve hareketlere bakınca özellikle bizim kuşak üzerinde yapılan dezenformasyonun etkili olduğuna şahit oldum.

80'lerde erken "dönen" ANAP'lı filan olan bazı Ülkücüler, kendini "kullanılmış mendil" sanıyordu.

"Soğuk savaş bitti bize gerek kalmadı" diye düşünüyordu.

Bir kısmı da "iyi iş çıkardık ama dinimiz eksik" zannıyla Menzile filan gidiyordu.

90'larda biraz daha yaşlandıkça yorulup savrulanlar, kendini "aşırı sağcı" olarak görüyordu.

"Sağ nasıl olsa devlet oldu, artık bize gerek kalmadı" diye düşünüyordu.

2000'lerde bunların bir kısmı AKP'li oldu. Yalan yok içlerinden cemaatlere de katılanlar oldu.

70'lerde Ülkücülere o kadar çok "ırkçı, faşist, kafatasçı, kurda tapan" filan denilmişti ki…

80'lerde Ülkücülere devlet nezdinde o kadar kötü muamele edilmiştik ki…

Ülkücü, kendisini sevdirmek için hep alttan alan insan psikolojisine girmişti.

Önce "hepiniz birer bayraksınız" diyen Başbuğ, sonra da Ülkücüleri iktidara taşımaya çalışan Bilge Lider, Ülkücüye hep tarihteki eşsiz yerini, emsalsiz değerini anlatmaya çalıştılar.

Ancak onlar yaptıkça, birileri bozuyordu.

Sonunda olmaması gereken oldu ve bazı Ülkücüler nicelikle niteliği birbirine karıştırdılar.

İktidar olamıyor, kalkınamıyor, yaşlanıyor ve ölüp gidiyorduk.

Oysa AKP'liler, cemaatçiler, liberal kentliler "birey"e saf tutmuş solcular, hatta bir yandan Kürtçüler, bölücüler…

Herkes bir dümen tutturmuş gidiyor, dünyalığını da götürüyordu.

AKP uzun iktidar bulmuş, cemaat çok para sahibi olmuş, komünistler kültür ve sanatta öne çıkmış, bölücülerin milletvekili sayısı bizi sollamıştı.

Düşünsenize bir kere… Menzilcilerin bile Madenleri, mermer ocakları vardı. 

Ama bunları düşünerek gömlek değiştiren, ortama uyan, globale takılan Ülkücülerin karıştırdığı bir şey vardı:

HDP'nin Yüzde 13'ü, bölücülüğü aklamıyordu.

AKP'nin 15 yıl iktidarda kalması, AKP'lileri tepeden tırnağa kandırılmış olmaktan alıkoymuyordu.

Cemaatin milyar dolarlara TUSKON'lara, TV kanallarına hükmetmesi, ihanete düşmesine engel olamıyordu.

Solun daha çok kitap basması, solun tavrını haklı ve makul kılmıyordu.

Çünkü nicelik başka, nitelik başka olgulardı.

Makul ve onurlu siyasette hiç kimse Ülkücülerin yanına yaklaşamazdı.

***

 

Yakıştı mı?..

Ülkücü, kendi kendine "neden komşunun oğlu değil de ben Ülkücü oldum?" diye hiç sormadı.

"Neden Adana'dan, Kayseri'den daha çok, Edirne'den İzmir'den daha az Ülkücü çıktı" diye sorgulamadı.

Zamanında Ülkü Ocakları kurucusu rahmetli Dündar Taşer demiş, hatta unvan bile vermiş…

"Kutsal değerler uğruna ölüme gidebilmek, dünyanın her yerinde şövalye ruhluluktur" dedik.

Cehalet ehlinin dili kürek gibi dışarı fırladı!..

Niye "Alp Eren veya Gazi Derviş" dememişiz diye klavyeleri paraladı!..

Onlar mistik ve ideolojik kavramlar… Bırakın da edebi kavramlarla, bize uzak olanların da anlayacağı dilden anlatalım da kavram fitnesini kurutalım dedik…

Olmadı!..

Sonunda işte bir kısım "Ülkücü" 50'sinden sonra…

Medyanın bir parça okşamasıyla…

Özgüveni dayakla hırpalanmış çocuklar gibi…

Oportünizmin sıbyan mahfilinde safa durdu!

Namlusuna barut beğendiremediğimiz koskoca adamlar…

Gitti; föne, fondötene fit oldu!

Oldu mu?

Yakıştı mı?..

***

 

Değer miydi?

Millet kesesinden yiyip içen, harcırahla vatan gezen, kırk tane makam koltuğu bir araya gelse…

Bir kuru Ocak sandalyesinin yerine geçer miydi?..

Kırk beş yıl yediği önünde yemediği arkasında bedava askerle kahramanlık yapan kırk generali içtimaya alsanız…

Cebinde 35 kuruşla şehadete eren bir Yusuf İmamoğlu eder miydi?

Ülkücünün kırk defa tanımı yapıldı.  Nihal Atsız'dan Dündar Taşer'e…

Seyyid Ahmet'ten Necip Fazıl'a…

Galip Erdem'den Bilge Lidere…

Destanları yazıldı.

Ama siz inanmadınız.

Çünkü hiçbir zaman Ülkücü olamadınız!..

Memleketin Ülkücüye en çok ihtiyaç duyduğu şu günlerde yoldan çıktınız!

Hiçbir yere gittiğiniz de yok aslında!..

Göreviniz "domuzdan kıl koparmak!..

Şapkanızı önünüze alıp, düşünün şimdi akşama kadar…

Bu vatan için hiçbir karşılık beklemeden…

Daha 18 yaşında… Dünyaya kafa tuttuktan sonra…

Böyle abuk sabuk konuşmalara katlanmak!..

Altı üstü "üç puan" için…

Değer miydi?..




 


Diğer Makaleleri

- Sahanın En Kötüleri! / Tarih : 2018-05-24 09:00:08
- Gerçek Düşmanlar: Eyyamcılar!.. / Tarih : 2018-05-23 09:19:03
- Biz Ülkücüyüz! / Tarih : 2018-05-22 09:38:15
- Palavradan Kırılmalar! / Tarih : 2018-05-21 09:38:17
- Statüko Kundakçıları / Tarih : 2018-05-18 09:31:58
- Kalın Örtülü Savaş! / Tarih : 2018-05-17 09:16:53
- "Cinler" Arası Diyalog! / Tarih : 2018-05-16 09:50:56
- Gizik Duran'ın Adaleti! / Tarih : 2018-05-15 10:24:10
- Nerede O Amerikan Karşıtı Aslanlar? / Tarih : 2018-05-14 09:43:09
- TEK KELİMELİK TEŞEKKÜR! / Tarih : 2018-05-12 09:25:13
- Derin Sol'un İntikamı! / Tarih : 2018-05-11 08:43:15
- Havadaki İhanet Kokusu! / Tarih : 2018-05-10 09:08:31
- Truva Kısrağı! / Tarih : 2018-05-09 09:34:26
- Kaygılı Sorulara Saygılı Cevaplar! / Tarih : 2018-05-08 09:18:47
- Gaflet İP'i… Yorgunlar Trapezi! / Tarih : 2018-05-07 09:42:07
- "Sayın Muharrem İnce… Gel Bakalım Buraya!" / Tarih : 2018-05-05 09:06:38
- "Daha Fazla Demokrasi" Tiyatrosu! / Tarih : 2018-05-04 09:15:19
- Sen HDP'ye Oy Vereceksen!.. / Tarih : 2018-05-03 09:38:00
- Bizim Sarsılmaz Kardeşliğimiz / Tarih : 2018-05-02 09:22:48
- CHP'nin Bol Tavşanlı Seçim Taktiği! / Tarih : 2018-05-01 09:03:03

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »