Yardımcı Doçent Sorununu Çözmede Öneriler M. Hanefi Bostan

Ortadoğu Gazetesi

Yardımcı Doçent Sorununu Çözmede Öneriler

M. Hanefi Bostan / Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan2018-01-18 08:26:38

YÖK'ün hazırladığı ve kamuoyuna ayrıntılarını açıklamadan soru-cevap şeklinde bilgi verdiği Yasa teklifinde Cumhurbaşkanımızın bahsettiği geçmiş mağduriyetleri bertaraf edecek bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu hali ile mağduriyetler daha da artacak ve derinleşecektir.

Cumhurbaşkanımızın gündeme getirdiği yardımcı doçentlerin sorunları, YÖK tarafından çözülmesi yerine arzu edilmeyen bir sonuca doğru evrilmiş bulunmaktadır. YÖK bürokrasisi 37 yıldan bu yana sorun olan bu konuyu çözmemiştir/çözmek istememiştir. Şimdi de bu bilim adamları tenzil-i rütbeye tabi tutularak, sistemde bir alt sınıf olarak yer alan öğretim görevliliğine indiriliyor. Aslında sorunun çözümü çok basit; fakat YÖK'e sahip olan zihniyet Sayın Cumhurbaşkanımızın son günlerde sıkça dile getirdiği "milli ve yerli" anlayıştan uzak duruyor. Üzülerek ifade edelim ki, yıllardır bilim adamları kendi dilinde değil, İngiliz ve Amerika'nın dili olan İngilizce ile yayın yaptırmaya zorlanıyor, teşvik ediliyor. 

 

Nitekim Türk dilinde ve yerli dergilerde yayın yapınca değerli bulunmuyor, aksine yabancı dilde ve yabancı dergilerde yayın yapıldığında akademik yükseltmelerde iki-üç misli daha fazla puan veriliyor. Bilim adamlarımız bilinçli olarak Türkçenin dışında başka dillerde yayına zorlanıyor ve adeta birinci derecede onlara hizmet ettiriliyor. İkincisi yabancı dilden sıkıntı çeken pek çok zeki bilim adamının önü kesiliyor. Şimdi de doçentliğe yükselmedeki asgari yabancı dil barajı 65'den 55'e çekilerek yabancı dil dayatmasına devam ediliyor. Şurası iyi bilinmelidir ki; bütün yardımcı doçentler doktora döneminde ve yardımcı doçentlik kadrosuna atanırken çok eskiler en az 50 ve sonrakiler en az 55 ve üzeri yabancı dil puanı almış kişilerdir. Tekrar tekrar yabancı dil dayatmasında bulunmak bilimsel çalışmaları engellemekten ve zaman israfına neden olmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

 

Bilindiği üzere Turgut Özal'ın Başbakan ve Profesör İhsan Doğramacı'nın YÖK Başkanı olduğu dönemde öğretim üyesi sorununu çözmek için doktorası bile olmayan akademi, enstitü ve yüksek okullarda görev yapan öğretim elemanları kanun yoluyla doçent ve profesör yapıldı. Kraldan fazla kralcı kesilerek yabancı dil barajını bahane ederek 37 bine yakın yardımcı doçentin önünü kesmenin bir anlamı yok. Herkes Devlet bursuyla yurtdışına çıkıp yüksek lisans ve doktora yapmadı. Yurt dışına çıkama imkânı bulamayanlar üniversitelerin bütün yükünü yüklenerek bir taraftan yüksek eğitimin sürdürülmesini sağladı ve bir taraftan da zor imkânlar içinde akademik çalışmalarını tamamladı. Üniversitelerin yükünü çeken fedakâr insanları cezalandırmak yüksek öğretime ve bilime bir şey kazandırmaz. Aksine çok şey kaybettirir. 

 

Nitekim bugün üniversitelerde eğitim ve öğretim yardımcı doçentler vasıtasıyla sürdürülüyor. En çok bilimsel yayını yapan, en çok proje yürüten ve en çok yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştiren, en fazla derse giren ve en çok laboratuar çalışması yapan onlardır. Onları küstürmek ve onları tenzil-i rütbeye tabi tutmak üniversiteleri kargaşaya sürüklemekten başka bir anlam taşımamaktadır. Akademiye FETO terör örgütü büyük bir darbe vurdu, siz de ikinci darbeyi vurmayın. 

 

Şu an görev başında bulunan ve üniversitelerin bel kemiğini oluşturan, bütün gayretlerine rağmen yabancı dil engelini aşamayan yardımcı doçentler,  yabancı dil cambazlıkları ve paralı yayınlar gibi etik olmayan koşullara hiçbir şekilde tenezzül etmemiş; FETO vb. terör grupları ile irtibata geçmeyip yükseltmelere sırtını dönmüş buna rağmen bilimsel şartları sağlayabilmiş insanları tenzil-i rütbeye tabi tutmak ne anlama geliyor? Yıllardır bilime ve yüksek öğretime hizmet eden bu cesur yüreklerin mağduriyetleri karşılanması gerekirken, adil olmayan bir yarışa itilmek istenmesi ve Dr. Öğretim Görevliliğine indirgenmeye çalışılması doğru değildir.

  

Doktora sonrası bir akademisyen artık yabancı dil barajları ve sınavları ile meşgul edilmemeli ve bu konu gündemimizden düşürülmelidir. Yabancı dil dayatması emperyalist düşüncenin ürünü olup, Türkçenin bilim dili dışına itilmesinin en büyük sebebidir.

 

Dünyanın sömürge ülkelerinde bile olmayan yabancı dil garabeti ülkemizin bilimsel ayıbıdır. Bir başka ülkenin dilini baraj olarak belirleyip bilim insanı yetiştirmeye çalışan başka bir ülke var mı? 

 

Sorunun çözümü olarak diyoruz ki; yayın kriterini ve tecrübe kriterini koyarak insanların önünü açın. Kelime oyunlarıyla ve kanunlarla yeni sorunlar oluşturmayın.

 

ÖNERİLERİMİZ

 

A-Mevcut Sistemi Düzeltmek İçin

1. Mevcut doçentlik sisteminde var olan:

a- Merkezi yabancı dil sınav zorunluluğu kaldırılmalıdır.

b- Sözlü sınav kaldırılmalıdır.

c- Jüri sistemi arızalıdır kaldırılmalıdır,

2- Doçentlik akademik unvan değil, profesörlük gibi kadro unvanı olarak değerlendirilmelidir (dünyada da böyledir) ve durum üniversitelere bırakılmalıdır. Yayın kriterlerini YÖK/ÜAK belirlemeli, kriter şartlarını yerine getirenlerin, tıpkı profesörlük gibi üniversitelerinde doçentlik atamaları yeni bir işleme gerek kalmaksızın gerçekleştirilmelidir.

 

Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) tarafından Doçentlik Yeterlik Belgesi'nin verilmesi ile birlikte ilana ve üniversite yönetimlerine gerek kalmaksızın doğrudan Doçentliğe atanmış kabul edilmeli. Aksi takdirde geçmişte de fazlasıyla yaşanan özlük sorunları ve mağduriyetler ortaya çıkacaktır. 

 

B- Şu Andaki Mevcut Öğretim Elemanlarının Sorunlarını Gidermek İçin

Üniversitelerde belirli bir yıl eğitim ve öğretim deneyimine sahip olanlara:

a- ÜAK'ın belirlediği Doçentlik yayın kriterlerini sağlayanlara doçentlik,

b- ÜAK'ın belirlediği Profesörlük yayın kriterlerini sağlayanlara ise üniversitelerinde, yeni bir işleme gerek kalmaksızın; profesörlük kadrosuna atanmaları sağlanmalıdır. 

Yardımcı doçentlerin beklentisi budur ve sorunun çözümünün başka bir yolu da bulunmamaktadır.




 


Diğer Makaleleri

- BM'nin KUDÜS Kararı Umut Vericidir / Tarih : 2017-12-23 08:37:44

Diğer M. Hanefi Bostan Makaleleri :