Ortadoğu Gazetesi

TÜRKİYE'NİN İSTİKRAR VAADİ

İsmail Özdemir / 2018-01-31 07:45:43

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin 15 Temmuz'dan başlayarak giderek daha olumsuz bir seviyeye doğru düştüğü malum.

Kuşku yok ki buradaki en önemli etken yalnızca ABD'nin, FETÖ elebaşısı ve üst düzey yöneticilerini koruyup kollayıcı tutum takınarak verilen her türlü adli kanıta rağmen Türkiye'ye teslim etmeye yanaşmaları değil, Washington'un PKK terör örgütüne bölgede toprak, nüfus, kaynak ve meşruiyet kazandırma girişimidir.

Suriye krizi başladığında Türkiye gibi muhalif grupların tespitinin ardından aynı grupların ÖSO çatısı altında eğitilip donatılması fikrini savunan ABD, üzerinden çok geçmeden bu projeye verdiği desteği kesip PKK/PYD terör örgütünü tercih ederek, Suriye politikasını iç savaşın bitirilmesinden sadece IŞİD'le mücadeleye çevirmiştir.

Nitekim IŞİD ve PKK/PYD terör örgütleri arasında bugünlerde daha fazla ortaya çıkan ortaklık da göstermiştir ki Suriye politikasının bundan sonraki döneminde asıl amaç PKK/PYD terör örgütünün kontrol ettiği sahalarda ve buna ilave olarak ilk aşamada Irak'tan da dahil edilecek bazı alanlarda bir terör devleti hayata geçirebilmek olmuştur.

Washington yönetimi açısından şuanda masa başında özellikle Suriye ve Irak konu başlıklarında bunun dışında bir hesap yoktur.

Bu yolla ABD, etkisi Irak, Suriye ve Lübnan hattı boyunca artan İran'ı durdurabileceğini, dahası İran'a yönelik fiili müdahale açısından önemli bir ön hat alanı yaratabileceğini ve kendisi için PKK terör örgütünün de bu hedef için gönüllü olacağını düşünüyor.

İlave olarak PKK terör örgütünün hamiliğini yalnızca kendisi yapmayarak, bunu İsrail ile Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkeler arasında kurulacak/kurulan yeni ittifaka eklemleyerek hem kendi yükünü hafifletmek, hem İran ve olası diğer (!) düşmanlar karşısında Ortadoğu'da sağlam bir blok oluşturabilmek, hem de dünyanın geri kalanında kendisi başkaca meydan okumalarla meşgul olurken diğer sahaları dengeleyebilecek bir ortam hedefliyor.

Ancak tek savunma hattı PKK olan bir ülkenin o terör örgütüne kazandırdığını düşündüğü alanlar birer birer elinden çıkarken giderek daha savunmasız, çaresiz ve aciz hale geldiğini görememesi doğrusu manidar.

Ya da gördüğü halde elinden birşey gelmemesi!

Örneğin Afrin'e yönelik daha önce Türkiye'nin müdahalede bulunacağı bilgisinin paylaşıldığı geçmiş dönemlerde mutlaka bir haber çıkar ve ABD'nin PKK/PYD terör örgütüne verdiği desteği yineleyen bir bilgi paylaşılırdı.

Böylelikle Afrin ya da bir başka alan için TSK'nın yapacağı olası müdahaleye karşı psikolojik bir önlem alınmaya çalışılır izlenimi verilirdi.

Ne var ki bu büyü artık bozuldu.

Resmi kanallardan 30 bin kişiden oluşan terörist grupla sözde ordu oluşturacağını ABD'nin ilan etmesinin hemen ardından Afrin ile başlayan Suriye PKK'sına aktif müdahale ve imha sürecinin giderek diğer alanlara yayılması artık bizim açımızdan bir "propaganda konusu değil, gerçekleşmesi kesin, zamanlaması gizli tutulan" kararlı bir sürecin başlatıldığının işareti olmuştur.

Menbiç, Ayn El Arap, Tel Abyad ya da bir başka saha olsun fark etmez.

Fırat'ın doğusu ve batısı kavramı birileri açısından "Suriye'nin bölündüğü sınırları" gösteriyor olabilir ama Türkiye açısından aynı bütünü ifade eder ve her iki kıyısında da hiçbir terör oluşumuna yer verilmeyeceğini, istikrarın korunması zorunluluğu anlamına gelir.

Aksi hale yarın başlatılmak istenilecek bir başka furya ile Dicle'nin doğusu ve batısı gibi coğrafi terimler tedavüle sokulmak istenilecektir ki, o vakit "Fırat'ın doğusu ile Dicle'nin batısı" olarak tasvir edilmeye çalışılan yeni bir sahanın hayata geçirilmesi amaçlanacaktır.

Hesap edilmeyen ise Türkiye'nin bahse konu olan tüm alanlarda birilerinin istikrarsızlık yaratmak üzere var güçleri çalışırken, yumruğunu masaya vurup istikrarı korumak üzere sahaya inmesidir.

Ortadoğu'da hali hazırda birden çok proje ya da hedef birbirleriyle çatışır ve savaşırken, Türkiye çoktandır bizzat kendisi yeni bir cephe açmış, umulmadık bir alanda, umulmadık şekilde tüm hesaplar bölgede istikrarsızlıklar üzerinden sonuç alma gayreti üzerine konulurken, bölge insanıyla birlikte istikrarı vaat eden ve bunu sağlayan güçlü bir giriş yapmıştır.

Fırat Kalkanı Harekatı düne kadar bu anlamda ortaya konulan en büyük örnekti. Ancak bundan sonrası açısından bu ilk ve güzel bir önek olarak tarihe geçerken, gelecekteki yeni ve koca  bir bütünün parçası olarak kabul görecektir.

Suriyeliler giderek daha istekli bir şekilde kendi topraklarını teröristlerden ve işgallerden temizlemek üzere Türkiye öcülüğünde mücadelelerini veriyorlar.

Sayıları 3 milyonu aşan bu kitle bugün sahada, yarın ise varılacak karar anında Türkiye ile kaderlerinin ve geleceklerinin beraber olduklarını ortaya koyacaklar.

Dahası Türkiye'nin hayat veren kucaklayıcı politikasının pozitif tesirini yaşayan diğer geniş kitlelerin de benzer bir tutum takınacakları açıktır.

Böylesi bir sonucun nasıl bir geleceği işaret ettiğini hala göremeyen var mı?

Yahut ne anlama geldiğini anlayamamış olan?




 



Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »